Secde suresi

Secde suresi, 14. ayet

Secde suresi, 14. ayet. فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

feẕûḳû bimâ nesîtüm liḳâe yevmiküm hâẕâ. innâ nesînâküm veẕûḳû `aẕâbe-lḫuldi bimâ küntüm ta`melûn.

Diyanet İşleri

(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Secde 11–17 · surenin 14. ayeti / 30

Konu Dirilişe itiraz, ölüm meleği ve suçluların boyun bükmesi Secde 10–14 3

  1. Secde 11

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

  2. Secde 12

    Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

  3. Secde 13

    Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.

  4. 14

    (Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."

  5. Secde 15

    Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

  6. Secde 16

    Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

  7. Secde 17

    Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. “O halde siz bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın” azabı. Yani zilletin her taraflarını kuşattığı ve yapamadıklarını telafi etmek için dünyaya geri döndürülmeyi isteyen o günahkârlara şöyle denilecektir: Artık geri dönüş zamanı geçmiştir. Geriye azaptan başka bir şey kalmamıştır. O nedenle bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanız sebebi ile bu can yakıcı azabı tadın!

Buradaki “unutma” terk etme anlamında unutmadır. Yani siz, bugünden yüz çevirdiğiniz ve kendisi için amelde bulunmayı terk ettiğiniz, adeta böyle bir güne doğru gelmiyormuş, onunla karşılaşmayacakmış gibi davrandığınız için... demektir.

“Artık Biz de sizi unuttuk.” Amelinizin benzeri bir ceza olarak Biz de sizi azap içinde terk ettik. Siz dünyada unuttuğunuz gibi şimdi de siz unutuldunuz. Küfür, Allah’ın emirlerinin dışına çıkmak (fâsıklık) ve masiyetler türünden “yapmakta olduklarınıza karşılık olarak tadın ebedi azabı!” Yani kesintisi olmayacak azabı tadın. Çünkü azabın belli bir vadesi ve son bulacağı bir vakti var ise bir dereceye kadar rahatlama ve azabın hafifleşmesi söz konusu olur. Cehennem azabı ise -Allah bizi ondan korusun- rahat ve dinlenmenin söz konusu olmayacağı bir azaptır. Oradaki azaplarının kesintiye uğraması söz konusu olmayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamet günü onlar kınanıp, azarlanılarak şöyle denilir: "Kıyamet günü Yüce Allah'a kavuşup sizi hesaba çekeceğinden dünya hayatında gaflette olmanız sebebiyle haydi tadın azabı. Şüphesiz ne kadar çok acı çekeceğinizi hiç umursamadan sizi azapta bıraktık. Dünya hayatında yaptıklarınız sebebiyle kesintiye uğramayan ebedî cehennem azabını tadın."

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذُوقُوا۟ fezuku o halde tadın kök: ذوق
  2. بِمَا bima karşılığını (cezasını)
  3. نَسِيتُمْ nesitum unutmanızın kök: نسي
  4. لِقَآءَ lika'e karşılaşmayı kök: لقي
  5. يَوْمِكُمْ yevmikum gününüzle kök: يوم
  6. هَـٰذَآ haza bu
  7. إِنَّا inna biz de
  8. نَسِينَـٰكُمْ ۖ nesinakum sizi unuttuk kök: نسي
  9. وَذُوقُوا۟ ve zuku ve tadın kök: ذوق
  10. عَذَابَ azabe azabı kök: عذب
  11. ٱلْخُلْدِ l-huldi ebedi kök: خلد
  12. بِمَا bima ötürü
  13. كُنتُمْ kuntum oluklarınızdan kök: كون
  14. تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: نسي (45 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: نسي (45 geçiş)

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…

  • Aynı kök: نسي (45 geçiş)

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

91 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O gün onlara şöyle diyeceğiz:) "Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını tadın! Doğrusu biz de sizi unuttuk; dipnot 1 yaptıklarınız nedeniyle ebedî azabı tadın!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:51; Tevbe 9:67; Tâhâ 20:126; Câsiye 45:34; Haşr 59:19.

Mustafa İslamoğlu

Haydi, bu buluşma gününü hatırlanmaya değer bulmadığınız için azabı tadın bakalım! Çünkü artık Biz de sizi hatırlanmaya değer bulmuyoruz. Haydi, yapmakta ısrar ettiklerinizden dolayı ebedi mahrumiyeti tadın!

Muhammed Esed

(Ve Allah, günahkarlara şöyle seslenecek:) "O halde, bu (Hesap) Günü'nün gelip çatacağını umursamamanın (cezasını) çekin bakalım şimdi! (Artık) Biz de sizi bıraktık: öyleyse, yapmış olduğunuz (her türlü kötülük)ten dolayı (bu) ebedi azabı tadın!"

Ahmed Hulusi

Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuzdan dolayı, tadın! Gerçek ki, biz de sizi unuttuk! Yaptıklarınızdan ötürü, sonsuz azabını tadın!

Ali Bulaç

Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.

Ali Özek ve heyeti

(O gün onlara şöyle diyeceğiz:) Bu güne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan ötürü ebedî azabı tadın!

Ali Rıza Safa

"Bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanıza karşılık, artık tadın! Aslında, Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık, tadın sürekli cezayı!"

Bayraktar Bayraklı

Suçlulara, "Bu gününüze kavuşacağınızı unuttuğunuzdan dolayı cezanızı çekin! Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan dolayı süreli azabı tadın!" denilecektir.

Edip Yüksel

Bugünkü karşılaşmanızı unutmanızın sonucunu tadın, biz de sizi unutacağız. Yaptıklarınızın bir sonucu olarak ebedi azabı tadın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bugünkü karşılaşmanızı önemsememenizin sonucunu tadın, biz de sizi önemsemeyiz. Yaptıklarınızın bir sonucu olarak ebedi azabı tadın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için (azabı) tadın, işte Biz de sizi unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebedi azabı!

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını, işte biz de sizi unuttuk ve tadın huld azabını yapıb durduğunuz işler yüzünden

Erhan Aktaş

Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz dipnot 1 için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. dipnot 2 Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.

Gültekin Onan

Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.

Hasan Basri Çantay

O halde şu gününüze kavuşmayı unutduğunuza mukaabil tadın (azabı)! Doğrusu (şimdi) biz de sizi unutduk! Yapmakda (ısraar) etdiğiniz (kötülükler) yüzünden tadın o ardı arası kesilmeyen azabı!

İbni Kesir

Öyleyse şu günümüze kavuşmayı unuttuğunuzdan ötürü tadın azabı. Doğrusu Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuz azabı tadın.

Mehmet Alagaş

(10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.

Rowwad Tercüme Merkezi

O halde siz bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın. Gerçekten biz de sizi unuttuk. .Şimdi yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın" deriz.

Süleyman Ateş

"Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın! (Şimdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara; "Bugünkü yüzleşmeyi umursamamanızın karşılığını görün; biz de sizi umarsamıyoruz. Yaptıklarınıza karşılık sizi hiç bir şekilde öldürmeyecek azabı tadın" deriz.

Şaban Britch

Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.

Şaban Piriş

Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bu gününüzü unutmuş olmanın karşılığını tadın. Kuşkusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuzluk azabını tadın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then shall they be told: "Now you taste the fatal consequence of neglecting the encounter with this Day, and in return We have also neglected you; now you taste the eternal torment that is laid upon the damned for committing yourselves to actions contrary to what was dictated to you by Allah's revelations".

Abdul Haleem

So since you ignored the meeting on this Day of yours, now We shall ignore you: taste the lasting suffering for all you have done.’

Abdullah Yusuf Ali

"Taste ye then - for ye forgot the Meeting of this Day of yours, and We too will forget you - taste ye the Penalty of Eternity for your (evil) deeds!"

Abul A'la Maududi

So taste the chastisement on account of your forgetting the encounter of this Day. dipnot 1 We, too, have forgotten you. Taste the eternal chastisement as a requital for your misdeeds."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "You became so absorbed in pleasure-seeking in the world that you totally forgot that you had to meet your Lord on this Day."

Aisha Bewley

So taste it. Because you forgot the meeting of this Day, We have forgotten you. Taste the punishment of eternal timelessness for what you did.’

Al-Hilali & Khan

Then taste you (the torment of the Fire) because of your forgetting the Meeting of this Day of yours. Surely We too will forget you: so taste you the abiding torment for what you used to do.

Ali Quli Qarai

So taste [the punishment] for your having forgotten the encounter of this day of yours. We [too] have forgotten you. Taste the everlasting punishment because of what you used to do.

Amatul Rahman Omar

So suffer (the punishment for your evil deeds). Since you had given up (the idea of) the meeting of this day of yours so We too have forsaken you (now). Suffer therefore the long-lasting punishment because of the misdeeds you used to do.

Arthur John Arberry

So now taste, for that you forgot the encounter of this your day! We indeed have forgotten you. Taste the chastisement of eternity for that you were doing!'

Bijan Moeinian

Now in response to your forgetting the existence of this Day, God will forget you on this Day. Taste the everlasting torture as a punishment of your wrongdoings.

E. Henry Palmer

'So taste ye, for that ye forgat the meeting of this day of yours,- verily, we have forgotten you! and taste ye the torment of eternity for that which ye have done!'

Edip-Layth

So taste the consequences of your ignoring/forgetting this day; for We have now ignored/forgotten you. Taste the eternal retribution in return for what you used to do.

George Sale

Taste therefore the torment prepared for you, because ye have forgotten the coming of this your day: We also have forgotten you; taste therefore a punishment of eternal duration, for that which ye have wrought.

Hamid S. Aziz

And if We had pleased We would certainly have given to every soul its guidance, but the word (which had gone forth about evil-doers) from Me was just this: "I will certainly fill hell with the jinn and men together. "

Mahmoud Ghali

So taste for that you forgot the meeting of this your Day! Surely We have forgotten you. And taste the torment of eternity for whatever you were doing."

Marmaduke Pickthall

So taste (the evil of your deeds). Forasmuch as ye forgot the meeting of this your day, lo! We forget you. Taste the doom of immortality because of what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

So now suffer. As you forgot the meeting of this your Day of Doom, so have We forgotten you. Now taste the everlasting punishment for your deeds.

Muhammad Asad

[And He will say unto the sinners:] "Taste, then, [the recompense] for your having been oblivious of the coming of this your Day [of Judgment] - for, verily, We are [now] oblivious of you: taste, then, [this] abiding suffering for all [the evil] that you were wont to do!"

Mustafa Khattab

So taste ˹the punishment˺ for neglecting the meeting of this Day of yours. We ˹too˺ will certainly neglect you. And taste the torment of eternity for what you used to do!

Progressive Muslims

So taste the consequences of your forgetting this Day; for We have now forgotten you. And taste the eternal retribution in return for what you used to do.

Rashad Khalifa

Taste the consequences of your forgetting this day; now we forget you. You have incurred eternal retribution in return for your own works.

Sahih International

So taste [punishment] because you forgot the meeting of this, your Day; indeed, We have [accordingly] forgotten you. And taste the punishment of eternity for what you used to do."

Sam Gerrans

“So taste! Because you forgot the meeting of this your day, We have forgotten you. And taste the punishment of eternity because of what you did!”

Shabbir Ahmed

It will be said, "Taste you then, for you remained oblivious of this Day of yours, and so, now We forget you - taste the lasting doom for what you used to do. "

Syed Vickar Ahamed

"Then you taste (the penalty) because you forgot the Meeting of yours on this Day, surely, We too will forget you— You taste the penalty of eternity for your (evil) actions!"

Taqi Usmani

So, have a taste, because you had forgotten the meeting of this day of yours. We have forgotten you; and taste the eternal punishment for what you used to do.

The Monotheist Group

So taste the consequences of your forgetting this Day; for We have now forgotten you. And taste the eternal retribution in return for what you used to do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩