Sebe' suresi

Sebe' suresi, 31. ayet

Sebe' suresi, 31. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ بِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَلَا بِٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ ٱلْقَوْلَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لَوْلَآ أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ

veḳâle-lleẕîne keferû len nü'mine bihâẕe-lḳur'âni velâ billeẕî beyne yedeyh. velev terâ iẕi-żżâlimûne mevḳûfûne `inde rabbihim. yerci`u ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin-lḳavle. yeḳûlü-lleẕîne-stuḍ`ifû lilleẕîne-stekberû levlâ entüm lekünnâ mü'minîn.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 28–34 · surenin 31. ayeti / 54

Konu Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi Sebe' 31–38 3

  1. Sebe' 28

    Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  2. Sebe' 29

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek" diyorlar.

  3. Sebe' 30

    De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

  4. 31

    İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.

  5. Sebe' 32

    Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.

  6. Sebe' 33

    Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

  7. Sebe' 34

    Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. Allah azabı çabucak isteyenlere vaadolunan günü bildirip bu süre gelince mutlaka gerçekleşeceğini söz konusu ettikten sonra, burada da onların o günde ne durumda olacaklarını söz konusu etmektedir: Rablerinin huzurunda durdurulup önderlerin de tabilerin de küfür ve sapıklıkta bir araya getirildiklerini görseydin, çok büyük bir iş, çok dehşetli bir hal görmüş olurdun! Onların birbirlerine nasıl laf yetiştirdiklerini, birinin sözü alıp öbürüne nasıl cevap verdiğini görürdün.

“Güçsüz (tâbiler) büyüklük taslayan (önderlere): “Eğer siz olmasaydınız biz elbette mümin olurduk!” Ancak sizler bizimle iman arasına girdiniz, iman etmemize engel oldunuz. Küfür ve inkârı bize güzel gösterdiniz. Biz de size tâbi olduk. Bunu söylemekten maksatları ise azabın kendilerine değil de yalnızca önderlere verilmesini istemeleridir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman etmeyerek kâfir olanlar şöyle dediler: "Biz, Muhammed'in kendisine indirildiğini iddia ettiği bu Kur'an'a ve önceki semavi kitaplara asla iman etmeyiz." Ey Resul! Sen o zalimleri, kıyamet günü Rablerinin huzurunda hesap için tutulup alıkonuldukları ve birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Onlardan her biri sorumluluğu ve kınamayı başkasının üzerine atar. Dünyada, büyükleri ve yüceleri tarafından zayıf düşürülmüş olanlar ise şöyle derler: "Eğer sizler, bizleri saptırmamış olsaydınız, bizler Allah'a ve resulüne iman ederdik."

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale dediler ki kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  4. لَن len
  5. نُّؤْمِنَ nu'mine biz inanmayız kök: امن
  6. بِهَـٰذَا bihaza bu
  7. ٱلْقُرْءَانِ l-kurani Kur'an'a kök: قرا
  8. وَلَا ve la ne de
  9. بِٱلَّذِى billezi' şeye
  10. بَيْنَ beyne ellerinde olan kök: بين
  11. يَدَيْهِ ۗ yedeyhi ellerinde olan kök: يدي
  12. وَلَوْ velev şayet
  13. تَرَىٰٓ tera sen bir görsen kök: راي
  14. إِذِ izi olduğunda
  15. ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalimleri kök: ظلم
  16. مَوْقُوفُونَ mevkufune tutuklanmış kök: وقف
  17. عِندَ inde huzurunda kök: عند
  18. رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin kök: ربب
  19. يَرْجِعُ yerciu atarlarken kök: رجع
  20. بَعْضُهُمْ bea'duhum bir kısmı kök: بعض
  21. إِلَىٰ ila
  22. بَعْضٍ bea'din diğerine kök: بعض
  23. ٱلْقَوْلَ l-kavle söz kök: قول
  24. يَقُولُ yekulu diyorlar kök: قول
  25. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  26. ٱسْتُضْعِفُوا۟ stud'ifu zayıf düşürülen(ler) kök: ضعف
  27. لِلَّذِينَ lillezine kimselere
  28. ٱسْتَكْبَرُوا۟ stekberu büyüklük taslayan(lara) kök: كبر
  29. لَوْلَآ levla olmasaydınız
  30. أَنتُمْ entum siz
  31. لَكُنَّا lekunna elbette biz olurduk kök: كون
  32. مُؤْمِنِينَ mu'minine inanan insanlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü)…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini…

  • Aynı kök: وقف (4 geçiş)

    Ateşin karşısında durdurulup da, "Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve mü'minlerden olsak" dedikleri vakit…

  • Aynı kök: وقف (4 geçiş)

    Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet,…

  • Aynı kök: وقف (4 geçiş)

    (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Kibir

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar şöyle demişlerdi: "Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen (kitaplara) inanmayacağız." dipnot 1 Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! dipnot 2 Zayıf bırakılanlar kibirlenenlere "Siz olmasaydınız elbette biz inananlar olurduk!" diyeceklerdir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah mahşerdeki sorgulama esnasında veya sonrasında haklarında kesin hüküm verdiği inkârcıların birbirlerini suçlayacaklarını haber vermektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:38-39; Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:21-22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe' 34:41; Fâtır 35:14; Sâffât 37:27; Ahkâf 46:6; Kalem 68:30.

Mustafa İslamoğlu

İnkarda ısrar edenler dediler ki: "Bizler ne bu Kur'an'a inanırız, ne de geçmiş vahiylerden bugüne kalanlara."

Muhammed Esed

(Ama) hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Biz ne bu Kuran'a inanırız, ne de önceki vahiylerden bugüne kalanlara!" dediler. Sen (Hesap Günü) Rablerinin huzurunda suçu birbirlerinin üzerine atıp durdukları zaman bu zalimleri(n halini) bir görseydin! (Yeryüzünde) güçsüz olanlar küstahça böbürlenenlere: "Siz olmasaydınız kesinlikle inanmışlardan olurduk!" diyeceklerdir.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "Bu Kuran'a da, bundan önce bize bildirilmiş olana da asla iman etmeyeceğiz". . . Zalimleri, Rablerinin indinde zorunlu dururlarken (değerlendiremedikleri hakikatlerindeki gerçeği fark etmiş haldeyken), bir görsen! Bir kısmı diğerini suçlarken. . . Tabi olan zayıflar, büyüklük taslayan önderlerine: "Eğer siz olmasaydınız, elbette iman edenlerden olurduk" derler.

Ali Bulaç

İnkar edenler dedi ki: "Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanırız, ne ondan önceki (indirile)ne." Sen o zulmedenleri, Rableri huzurunda tutuklanmış olarak görsen; sözü (suçlamaları) birbirlerine karşı evirip çevirir (birbirlerine yöneltirler). Za'fa uğratılan (müstaz'af)lar, büyüklük taslayanlara derler ki: "Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler mü'min (kimse)ler olurduk."

Ali Özek ve heyeti

Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur’an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: «Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk» derler.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Hem bu Kur'an'a hem de Ondan öncekilere inanmayız!" Bu haksızlık yapanları, tutuklanmış olarak, Efendilerinin karşısında birbirleriyle atışıp durduklarında bir görsen? Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara, şöyle derler: "Siz olmasaydınız, kesinlikle inananlar arasında olurduk!"

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara asla inanmayacağız" dediler. Sen o zalimleri, Rabblerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf durumda olanlar, büyüklük taslayanlara: "Sizler olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk" diyecekler.

Edip Yüksel

İnkarcılar, "Biz ne bu Kuran'ı ne de ondan öncekileri onaylamayız" dediler. Zalimleri, Efendi'leri huzurunda duruşma sırasında birbiriyle atışırken bir görseydin! (Öğrenim, araştırma, ekonomik, politik v.b. yönlerden) güçsüzleştirilenler, büyüklük taslamış olanlara, "Siz olmasaydınız biz gerçeği onaylayan kişiler olurduk" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcılar, 'Biz ne bu Kuran'a ne de ondan öncekilere inanmayız,' dediler. Zalimleri, Rab'leri huzurunda duruşma sırasında birbiriyle atışırken bir görseydin! (Öğrenim, araştırma, ekonomik, politik v.b. yönlerden) güçsüzleştirilenler, büyüklük taslamış olanlara, 'Siz olmasaydınız biz inanan kişiler olurduk,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber, o küfredenler: "Biz ne bu Kur'an'a inanırız, ne de önündekine!" dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman birbirlerine laf atarken bir görsen! Bir taraftan zebun edilenler (zayıf düşürülenler), o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız kesinlikle biz mü'min olurduk!" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber o küfredenler: "biz ne bu Kur'ana inanırız, ne de önündekine" dediler, fakat görsen o zalimler yakalanıp rablarının huzuruna durduruldukları zaman ba'zısı ba'zısına söz atarken, ki taraftan zebun edilenler, o büyüklük taslıyanlara şöyle diyorlardır: siz olmasa idiniz her halde biz mü'min olurduk

Erhan Aktaş

Kafirler, "Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız." dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, "Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, "Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız." dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, "Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlar olurduk." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, "Biz ne bu Kur'an'a, ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız." dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, "Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlar olurduk." derler.

Gültekin Onan

Küfredenler dedi ki: "Biz kesin olarak ne bu Kuran'a inanırız, ne ondan önceki (indirile)ne." Sen o zulmedenleri rableri huzurunda tutuklanmış olarak görsen. Sözü (suçlamaları) birbirlerine karşı evirip çevirir (birbirlerine yöneltirler). Zaafa uğratılan (müstazaf)lar, büyüklük taslayanlara derler ki: "Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler inançlılar olurduk."

Hasan Basri Çantay

O küfredenler. "Biz ne bu Kur'ana, ne de ondan öncekilere asla inanmayız" dedi (ler). O zaalimler Rablerinin divanında mevkuf dururlarken, sözü (kabahati) birbirine evirib çevirir (lerken, içlerinden) zaif sayılanlar o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız muhakkak ki biz mü'minler (den) olmuşduk" derler (ken) sen bir görmelisin!

İbni Kesir

Küfretmiş olanlar dediler ki: Biz kesin olarak ne bu Kur'an'a ne de ondan öncekilere inanırız. Bir görseydin, hani zalimler Rabblarının huzurunda dikilmişler, bir kısmı bir kısmına söz atıyordu. Güçsüz sayılanlar büyüklük taslayanlara diyorlardı ki: Siz olmasaydınız biz, muhakkak inananlar olurduk.

Mehmet Alagaş

(22-33) Deki; Allah dışında iddia ettiklerinize çağrıda / duada bulunun, göklerde ve yerde küçük bir parçacık miktarında / zerre miskal dahi bir şeye malik değildirler. (Elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı ) O ikisinde (gökler ve yer) herhangi bir ortakl ıkları yoktur, O’nun, onlardan (Allah’a ortak koştu klarınızdan) herhangi bir destekçisi / arka çıkanı da yoktur. Onun (Allah’ın) yanında, izin verdiği kimse hariç aracılığın / şefaatin bir faydası yoktur , kalplerde ki telaşe / panik giderildiği vakit dediler ki Rabbiniz ne dedi? Dediler ki gerçeği söyledi, O yücedir büyüktür. De ki sizi semalardan ve arzdan kim rızıklandırıyor? De ki Allah! Belki biz ya da belki siz yol üzereyiz / hidayet üzereyiz yahut apaçık bir biçimde yoldan sapmışız. De ki; suçlarımızdan / cürümlerimizden siz sorgulanmayacaksınız, sizin yaptıklarınızdan da bize bir şey sorulmayacak. De ki; Rabbimiz hepimizi bir araya getirecek sonra da aramızı da gerçek olarak açacak. O açandır / fettahtır, bilendir / alimdir. De ki; hakikat olarak kabul ettiğiniz ve O’na (Allah’a) ortak koştuklarınızı gösterin bana! Asla! Bilakis O Allah saygıdeğerdir, yargıçtır / hâkimdir / gerekçeli hüküm kararları verir. Seni biz ancak insanların tümü için müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Ve diyorlar ki eğer sözüne bağlıysan ne zaman bu vaat edilen? Deki o gün sizin tespit edilen son gününüzdür / miadınızdır , o saat ne ötelenir / tehir edilir ne de / erkene alınır. Kafirler dediler ki, biz bu Kur’an’a ve önümüze getirdiklerine inanmayız. Eğer zalimlerin Rableri yanındaki duruşlarını bir görebilsen? Bazısı bazısına dönüp laf atar, zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara diyecekler ki siz olmasaydınız bizler iman edecektik, büyüklenenler de zayıf bırakılanlara dedi ki sizleri yola girme vakti geldiğinde yola girmekten biz mi çevirdik? Bilakis siz suçlularsınız, zayıf bırakılanlar / mustazaflar da büyüklenenlere dedi ki o vakit sabah akşam tuzak planlardınız ve bize de Allah’ı inkârı , Ona denk başkalarını edinmemizi emrediyordunuz. Azabı gördüklerin de pişmanlığa yakalandılar, yok sayanların / kafirlerin boyunlarına halkalar / tasmalar yaptık, onlar ancak yaptıklarının karşılıklarını almıyorlar mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfir olanlar dediler ki: “Biz bu Kur’ân’a da, bundan önce gelen kitaplara da iman etmeyiz.” Sen o zalimleri Rableri huzurunda durdurulmuş, sözü birbirlerine döndürürlerken bir görsen. Güçsüz bırakılan tabiler, büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız, biz elbette iman edenler olurduk” derler.

Süleyman Ateş

İnkar edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'an'a, ne de bundan öncekilere inanırız." Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen: Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk." diyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler şöyle dediler: "Bu Kur'an'a da bundan öncekilere de asla inanmayacağız dipnot 1 ! "Yanlışlara dalan bu kişileri, Rablerinin huzurunda durdurulduklarında biri diğerini itham ederken bir görsen! Ezilenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz kesinkes mümin olurduk." derler dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelenler(kafirler dipnot 1 ) şöyle derler: "Bu Kuran'a da bundan önceki kitaplara da güvenecek değiliz". Yanlışlar içindeki bu kişileri, Sahiblerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen! Etkisizleştirilmişler büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız biz kesin mümin olurduk".

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    kendini gerçeklere kapatanlar

Şaban Britch

Kâfirler: Biz, bu Kur’an’a da ondan öncekilere de asla iman etmeyiz, derler. Oysa o zalimler, Rablerinin huzurunda tutuldukları zaman ve birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız, elbette biz mümin olurduk, derler.

Şaban Piriş

İnkar edenler: -Biz, bu Kur'an'a da ondan öncekilere de asla inanmayız, derler oysa o zalimler, Rab'lerinin huzurunda durdukları zaman bir görsen, suçu nasıl birbirlerine atıyorlar. Sömürülenler, büyüklük taslamış olanlara: -Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle mü'min olurduk derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanlar dedi ki: "Biz, bu Kur'an'a da bundan öncekine de asla inanmayacağız!" Ah, bir görsen o zalimleri Rableri huzurunda, tutuklanmış halde! Bir kısmı da bir kısmına söz atar durur. Basit görülüp horlananları, büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız, vallahi biz inanacaktık!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Pitifully, the infidels declare: "We will not acknowledge this Quran nor the preceding Scriptures". If you Muhammad could envisage the wrongful of actions when they stand before Allah for Judgement expressing reproaches against each other, You will hear those who were viewed with contempt saying to those whose pride consistently got the better of their prudence: "Had it not been for you we would have conformed to Allah's system of daily and worship",

Abdul Haleem

The disbelievers say, ‘We will believe neither this Qur an nor the Scriptures that came before it.’ If only you could see [Prophet] how the wrongdoers will be made to stand before their Lord, hurling reproaches at one another. Those who were oppressed will say to the oppressors, ‘If it were not for you, we would have been believers.’

Abdullah Yusuf Ali

The Unbelievers say: "We shall neither believe in this scripture nor in (any) that (came) before it." Couldst thou but see when the wrong-doers will be made to stand before their Lord, throwing back the word (of blame) on one another! Those who had been despised will say to the arrogant ones: "Had it not been for you, we should certainly have been believers!"

Abul A'la Maududi

The unbelievers say: "We shall never believe in this Qur'an, nor in any Scripture before it." dipnot 1 If you could only see the wrong-doers arrayed before their Lord, each bandying charges against the other. Those who were suppressed will say to those who waxed arrogant: “Had it not been for you, we would have been believers.” dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The allusion is to the pagans of Arabia, who did not believe in any divine Book.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the common people who are following their leaders, chiefs, saints and rulers blindly, and are not prepared to listen to any word of advice from a well-wisher against them. When the same people will sec the actual reality and will also remember how their religious leaders used to misrepresent things, and when they will realize what doom they are going to meet on account of following their leaders, they will turn on them, and say, "O wretched people, you led us astray: you are responsible for all our afflictions. Had you not misguided us, we would have listened to the Messengers of Allah and believed in what they said.

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘We will never have iman in this Qur’an, nor in what came before it. ’ If only you could see when the wrongdoers, standing in the presence of their Lord, cast accusations back and forth at one another! Those deemed weak will say to those deemed great, ‘Were it not for you, we would have been muminun!’

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieve say: "We believe not in this Qur’ân nor in that which was before it." But if you could see when the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) will be made to stand before their Lord, how they will cast the (blaming) word one to another! Those who were deemed weak will say to those who were arrogant: "Had it not been for you, we should certainly have been believers!"

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘We will never believe in this Qur’ān, nor in what was [revealed] before it. ’ But if you were to see when the wrongdoers are made to stop before their Lord casting the blame on one another. Those who were abased will say to those who were arrogant, ‘Had it not been for you, we would surely have been faithful.’

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve say, `We will never believe in this Qur'ân nor in (the Books) that preceded it. ' Could you but see their condition when the wrongdoers will be made to stand before their Lord, they will be bandying words (and so throwing back the blame) on one another. Those who had been suppressed and made weak will say to those who considered themselves superior, `Had it not been for you we would surely have been believers.'

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'We will not believe in this Koran, nor in that before it. ' Ah, if thou couldst see when the evildoers are stationed before their Lord, bandying argument the one against the other! Those that were abased will say to those that waxed proud, 'Had it not been for you, we would have been believers.

Bijan Moeinian

The disbelievers say: "We will never believe in Qur’an or any previous scriptures. " I wish you could see these people standing in front of God in the Day of Judgment. The weak ones [who idolized the ones whom they worshipped] will say: “If it was not in account of you, we would have been true believers.”

E. Henry Palmer

And those who misbelieve say, 'We will never believe in this Qur'an or in what is before it;' but couldst thou see when the unjust are set before their Lord, they shall rebut each other in speech. Those who were thought weak shall say to those who were big with pride, 'Had it not been for you we should have been believers.'

Edip-Layth

Those who rejected have said, "We will not acknowledge this Quran, nor in what is already with him." If you could but see these transgressors when they stand before their Lord, how they will accuse one another back and forth. Those who were weak will say to those who were mighty: "If it were not for you, we would have been those who acknowledge!"

George Sale

The unbelievers say, we will by no means believe in this Koran, nor in that which hath been revealed before it. But if thou couldest see when the unjust doers shall be set before their Lord! They will iterate discourse with one another: Those who were esteemed weak shall say unto those who behaved themselves arrogantly, had it not been for you, verily we had been true believers.

Hamid S. Aziz

Say, "You have the appointment of a Day which you cannot hold back for an hour, nor can you bring it forward. "

Mahmoud Ghali

And (the ones) who have disbelieved have said, "We will never believe in this Qur'an, nor in that before it. " (Literally: between its two hands) And if you could see as the unjust ones are being made to stand in the Reckoning of their Lord, bandying argument the one against the other! (Literally: some of them returning the saying to some "others") (The ones) who were deemed weak will say to the ones who waxed proud, "Had it not been for you, we would indeed have been believers."

Marmaduke Pickthall

And those who disbelieve say: We believe not in this Qur'an nor in that which was before it; but oh, if thou couldst see, when the wrong-doers are brought up before their Lord, how they cast the blame one to another; how those who were despised (in the earth) say unto those who were proud: But for you, we should have been believers.

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers say: "We do not believe in this Qur'an, nor in what was (sent) before it. " If only you could see the sinners when they are made to stand before their Lord, blaming one another! Those who were weak will say to those who were arrogant: "But for you we would have certainly been believers."

Muhammad Asad

And [yet, ] those who are bent on denying the truth do say, "We shall never believe in this Qur’an, and neither in whatever there still remains of earlier revelations!" But if thou couldst only see [how it will be on Judgment Day,] when these evildoers shall be made to stand before their Sustainer, hurling reproaches back and forth at one another! Those [of them] who had been weak [on earth] will say unto those who had gloried in their arrogance: “Had it not been for you, we would certainly have been believers!”

Mustafa Khattab

The disbelievers vow, "We will never believe in this Quran, nor in those ˹Scriptures˺ before it." If only you could see when the wrongdoers will be detained before their Lord, throwing blame at each other! The lowly ˹followers˺ will say to the arrogant ˹leaders˺, “Had it not been for you, we would certainly have been believers.”

Progressive Muslims

And those who rejected have said: "We will not believe in this Quran, nor in what is already with him. " And if you could but see these transgressors when they stand before their Lord, how they will accuse one another back and forth. Those who were weak will say to those who were mighty: "If it were not for you, we would have been believers!"

Rashad Khalifa

Those who disbelieve have said, "We will not believe in this Quran, nor in the previous scriptures." If you could only envision these transgressors when they stand before their Lord! They will argue with one another back and forth. The followers will tell their leaders, "If it were not for you, we would have been believers."

Sahih International

And those who disbelieve say, "We will never believe in this Qur'an nor in that before it. " But if you could see when the wrongdoers are made to stand before their Lord, refuting each other's words... Those who were oppressed will say to those who were arrogant, "If not for you, we would have been believers."

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “We will never believe in this Qur’an, nor in what was before it.” But if thou couldst see when the wrongdoers are brought before their Lord, refuting each other’s word[...]. Those who were despised will say to those who had waxed proud: “Were it not for you, we would have been believers!”

Shabbir Ahmed

And the rejecters say, "We will not believe in this Qur'an, nor in the previous Scriptures. " If you could only see these transgressors when they are made to stand before their Lord, how they blame one another. The followers will tell their proud leaders, "If it were not for you, we would have been believers."

Syed Vickar Ahamed

And those who disbelieve say: "We shall neither believe in this Quran nor in (any) that (came) before it. " But if you could only see when the wrongdoer will be made to stand before their Lord, shifting the word (blaming) one another! Those who had been disliked will say to the proud and arrogant ones: "If it was not for you, we should certainly have been believers!"

Taqi Usmani

Those who disbelieve say, "We will never believe in this Qur’ān, nor in that which was before it." But if only you could see when the wrongdoers will be made to stand before their Lord, repulsing words (of blame) to one another! Those who were held as weak will say to the overbearing, “Had you not been there, we would have been believers.”

The Monotheist Group

And those who rejected have said: "We will not believe in this Qur'an, nor in what is already with him." And if you could but see these transgressors when they stand before their Lord, how they will accuse one another back and forth. Those who were weak will say to those who were mighty: "If it were not for you, we would have been believers!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩