Sâffât suresi

Sâffât suresi, 115. ayet

Sâffât suresi, 115. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 112–118 · surenin 115. ayeti / 182

Konu Mûsâ ve Hârûn Sâffât 114–122 3

  1. Sâffât 112

    Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

  2. Sâffât 113

    Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

  3. Sâffât 114

    Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.

  4. 115

    Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

  5. Sâffât 116

    Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

  6. Sâffât 117

    Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

  7. Sâffât 118

    Onları doğru yola ilettik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 114–122. ayetler için yazılmıştır.

114-116. Yüce Allah, iki kulu ve rasûlü olan İmran’ın oğulları Mûsâ ve Hârûn’a nübüvvet, risalet ve Yüce Allah’ın yoluna davet lütfunu bağışlamış olduğunu, onları da kavimlerini de düşmanları Firavun’dan kurtardığını, Firavun’a karşı kendilerine yardım ettiğini ve sonunda onu, onların gözleri önünde suda boğduğunu zikretmektedir.

117. Yüce Allah onlara ayrıca açık ve yol gösterici olan Kitabı indirmiştir ki bu da içinde pek çok hükümlerin, öğütlerin ve her şeye dair tafsilatın bulunduğu Tevrat’tır.

118. Yüce Allah ikisini de dosdoğru yola iletmişti. Çünkü onlara Yüce Allah’a ulaştıran dosdoğru şeriat ve hükümler ihtiva eden bir din vermişti. Bu dini izlemelerine yardımcı olma lütfunda da bulunmuştu.

119-122. “Sonra gelenler arasında o ikisine” güzel bir övgü “bıraktık. Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun.” Yani sonrakiler arasında onların güzel bir şekilde anılmalarını, selâm ile yad edilmelerini sağladık. Durumun öncekiler arasında böyle olması ise öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Her ikisini ve kavimleri olan İsrailoğulları'nı Firavun'un onları köle edinmesinden ve denizde boğulmalarından kurtardık.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَنَجَّيْنَـٰهُمَا ve necceynahuma ve onları kurtardık kök: نجو
  2. وَقَوْمَهُمَا ve kavmehuma ve kavimlerini kök: قوم
  3. مِنَ mine -dan
  4. ٱلْكَرْبِ l-kerbi sıkıntı- kök: كرب
  5. ٱلْعَظِيمِ l-azimi büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كرب (4 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

  • Aynı kök: كرب (4 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    (Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan)…

  • Aynı kök: كرب (4 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onları ve toplumlarını o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

Mustafa İslamoğlu

o ikisini ve onların kavmini büyük bir musibetten kurtarmıştık;

Muhammed Esed

onları ve kavimlerini büyük bir (kölelik) felaket(in)den kurtardık,

Ahmed Hulusi

O ikisini ve onların kavimlerini aziym tasadan kurtardık.

Ali Bulaç

Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.

Ali Özek ve heyeti

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

Ali Rıza Safa

Hem ikisini hem de toplumlarını büyük bir üzüntüden kurtardık.

Bayraktar Bayraklı

O ikisini ve kavimlerini, o büyük felaketten kurtardık.

Edip Yüksel

İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

Erhan Aktaş

O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

Gültekin Onan

Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.

Hasan Basri Çantay

Hem onlar, hem kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

İbni Kesir

O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.

Süleyman Ateş

Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları ve halklarını da büyük bir üzüntüden kurtarmıştık.

Şaban Britch

O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

Şaban Piriş

O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları ve toplumlarını büyük sıkıntıdan kurtardık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We saved them and delivered them together with their people from the distressful event which was really exhaustive to the mind.

Abdul Haleem

We saved them and their people from great distress;

Abdullah Yusuf Ali

And We delivered them and their people from (their) Great Calamity;

Abul A'la Maududi

and We delivered both of them and their people from the great calamity. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "A great distress": the distress in which they were involved at the hands of Pharaoh and his people.

Aisha Bewley

We rescued them and their people from their terrible plight.

Al-Hilali & Khan

And We saved them and their people from the great distress,

Ali Quli Qarai

and delivered them and their people from the great agony,

Amatul Rahman Omar

We delivered them both and their people from the great distress.

Arthur John Arberry

and We delivered them and their people from the great distress.

Bijan Moeinian

I delivered them and their people from a great distress (Pharaoh’s slavery. )

E. Henry Palmer

We saved them and their people from mighty trouble,

Edip-Layth

We saved them and their people from the great disaster.

George Sale

And We delivered them and their people from a great distress.

Hamid S. Aziz

And We delivered them both and their people from the mighty distress.

Mahmoud Ghali

And We safely delivered them both and their people from the tremendous agony.

Marmaduke Pickthall

And saved them and their people from the great distress,

Mohamed Ahmed - Samira

And saved them and their people from great distress,

Muhammad Asad

and We saved them and their people from the awesome calamity [of bondage],

Mustafa Khattab

and delivered them and their people from the great distress.

Progressive Muslims

And We saved them and their people from the great disaster.

Rashad Khalifa

We delivered them and their people from the great disaster.

Sahih International

And We saved them and their people from the great affliction,

Sam Gerrans

And delivered them and their people from the great distress,

Shabbir Ahmed

And We saved them and their people from the awesome distress (of bondage).

Syed Vickar Ahamed

And We saved them and their people from (their) great misfortune;

Taqi Usmani

and We delivered them and their people from the great agony,

The Monotheist Group

And We saved them and their people from the great disaster.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 115. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 115. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 115. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩