Diyanet İşleri
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 117. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ
veâteynâhüme-lkitâbe-lmüstebîn.
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hârûn Sâffât 114–122 3
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Onları doğru yola ilettik.
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 114–122. ayetler için yazılmıştır.
114-116. Yüce Allah, iki kulu ve rasûlü olan İmran’ın oğulları Mûsâ ve Hârûn’a nübüvvet, risalet ve Yüce Allah’ın yoluna davet lütfunu bağışlamış olduğunu, onları da kavimlerini de düşmanları Firavun’dan kurtardığını, Firavun’a karşı kendilerine yardım ettiğini ve sonunda onu, onların gözleri önünde suda boğduğunu zikretmektedir.
117. Yüce Allah onlara ayrıca açık ve yol gösterici olan Kitabı indirmiştir ki bu da içinde pek çok hükümlerin, öğütlerin ve her şeye dair tafsilatın bulunduğu Tevrat’tır.
118. Yüce Allah ikisini de dosdoğru yola iletmişti. Çünkü onlara Yüce Allah’a ulaştıran dosdoğru şeriat ve hükümler ihtiva eden bir din vermişti. Bu dini izlemelerine yardımcı olma lütfunda da bulunmuştu.
119-122. “Sonra gelenler arasında o ikisine” güzel bir övgü “bıraktık. Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun.” Yani sonrakiler arasında onların güzel bir şekilde anılmalarını, selâm ile yad edilmelerini sağladık. Durumun öncekiler arasında böyle olması ise öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz Musa ve kardeşi Harun'a Allah katından her şeyi apaçık gösteren ve içinde herhangi bir karışıklık olmayan kitabı, Tevrat'ı verdik.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İkisine de apaçık anlaşılan Kitabı vermiştik.
Onlara (hakkı batıldan seçip ayıran kitabı vermiş
Onlara (doğru ile eğriyi) ayırd eden ilahi kelamı verdik,
İkisine (Musa ve Harun'a) bilinen bilgiyi verdik.
Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.
Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.
İkisine de açıklayan Kitap'ı verdik.
Onlara apaçık kitabı verdik.
Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.
Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.
Hem kendilerine o belli Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Hem kendilerine o belli kitabı verdik
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.
Onlara (her hakıykatı) apaçık gösteren o kitabı verdik.
Her ikisine de apaçık anlaşılan kitab vermiştik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
O ikisine apaçık olan kitabı verdik.
Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.
O ikisine, her şeyi açıklayan Kitab'ı verdik dipnot 1 .
Onlara her şeyi açıklayan Kitap'ı da vermiştik.
O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.
O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.
Onlara, açık seçik bilgi sunun Kitap'ı verdik.
And We entrusted them with the Book AL-Tawrah (the Torah) of enlightenment and illumination, The Book distinctly expressing all that was meant leaving nothing merely implied.
We gave them the Scripture that makes things clear;
And We gave them the Book which helps to make things clear;
We granted them a Clear Book,
We gave them the clarifying Book
And We gave them the clear Scripture;
We gave them the illuminating scripture
And We gave them both the Manifesting Book.
and We gave them the Manifesting Book,
I revealed to them the scriptures.
and we gave them both the perspicuous Book;
We gave both the clear book.
And We gave them the perspicuous book of the law,
And We gave them both the Book that clarifies.
And We brought them both the Evidential Book;
And We gave them the clear Scripture
We gave them the explicit Book,
And We gave them the divine writ that made [right and wrong] distinct,
We gave them the clear Scripture,
And We gave both the clear Scripture.
We gave both of them the profound scripture.
And We gave them the explicit Scripture,
And We gave them the Clarifying Writ,
And We gave both of them the Scripture that helped to distinguish the right from wrong. ('Kitabal Mustabeen' = the Book that helped to distinguish = The Torah. 'Kitabil Mubin' = The Book that distinguishes = The Qur'an).
And We gave them the Book and Clear Scripture (Torah, which helps to make things clear);
and We gave them the clear book,
And We gave both the clear Book.