Rûm suresi · 41–45. ayetler

Karada ve denizde bozulma; geri çevrilmeyen gün

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Rûm suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 41. ayet. ظَهَرَ ٱلْفَسَادُ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِى ٱلنَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ ٱلَّذِى عَمِلُوا۟ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.

    Mehmet Okuyan

    İnsanların elleriyle kazandıkları (yaptıkları) yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. dipnot 1 Böylece (yanlış yoldan) dönsünler diye (Allah onların) yaptıklarının bir kısmını onlara tattırır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette doğadaki bozulmaların sebebinin insanların yaptığı olumsuzluklar olduğu bildirilmektedir. Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. Neticede (Allah), yaptıklarının (kötü sonuçlarından) bir kısmını kendilerine tattıracaktır; umulur ki (yol yakınken) dönerler.

    Muhammed Esed

    (Allah'ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu) insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma başladı: Bu şekilde (Allah), belki (doğru yola) geri dönerler diye yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır.

    Ahmed Hulusi

    (Allah'ın) onlara, insanların elleriyle yaptıklarının getirisinin bazısının (sonucunu) tattırması için karada ve denizde bozulma açığa çıktı! Belki geri dönerler.

    Ali Bulaç

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.

    Ali Rıza Safa

    İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden, karada ve denizde bozulma başladı. Yaptıklarının bir bölümünü onlara tattıracaktır; belki dönerler diye. dipnot 340

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 340
      İşte, bir bilgi ayeti: Kur'an'da bin dört yüz yıl önce öğretilen çevre bilinci, günümüz insanı için çok yeni bir olgudur. İnsan ve sanayi atıkları nedeniyle oluşan çevre kirliliği, yeryüzünde yaşayan tüm varlıklar için yaşamsal sorunlar oluşturmaktadır. Çevre olgusunun dünyanın gündeminde artık öncelikle yer almasına karşın, türlü çıkarlar sağlamak amacıyla, atıkların doğaya atılması, ormanların yok edilmesi, denizlerin doldurulması, akarsuların kurutulması gibi eylemlerin sürdürülmesi, çevre bilincinin yine de anlaşılamadığını göstermektedir. Ayette bildirilen, "Yaptıklarının bir bölümünü onlara tattıracaktır." uyarısı gerçekleşmiş; çevre dengesi bozulduğu için, iklimler ve doğa olaylarının yanında yeryüzündeki tüm varlıkların nitelikleri ve nicelikleri de olumsuz yönde değişmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanların bizzat kendilerinin işledikleri yüzünden, karada ve denizde çürüme ve bozulma başladı. Allah, belki geri dönerler diye yaptıklarının bazı sonuçlarını onlara tattıracaktır.

    Edip Yüksel

    Halkın elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde felaketler yaygınlaştı. Böylece, (kötülükten) dönerler diye yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkın elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde felaketler yaygınlaştı. Böylece, (kötülükten) dönerler diye yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat meydana geldi (ki Allah) yaptıklarının bazısını kendilerine tattırsın ki vazgeçsinler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsanların ellerinin kesbi ile karada ve denizde fesad meydan aldı, yaptıklarının ba'zısını kendilerine tattırmak için ki rücu' etsinler

    Erhan Aktaş

    İnsanların kendi yaptıklarından dolayı karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Belki akıllarını başlarına alırlar diye yaptıklarının bir kısmı onlara tattırıldı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanların kendi yaptıklarından dolayı karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Belki akıllarını başlarına alırlar diye yaptıklarının bir kısmı onlara tattırıldı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanların kendi yaptıklarından dolayı karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Belki akıllarını başlarına alırlar diye yaptıklarının bir kısmı onlara tattırıldı.

    Gültekin Onan

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Tanrı) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı (ihtiyarlarıyle yapdıkları) şeyler yüzünden karada, denizde fesad belirdi ki (Allah) yapdıklarının bir kısmını onlara tatdırsın. Olur ki rücu' ederler onlar.

    İbni Kesir

    İnsanların elleriyle işlediklerinden dolayı karada ve denizde Fesad belirdi. Ki yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın. Belki dönerler.

    Mehmet Alagaş

    (41-43) Allah sizi yarattı ve sonra rızıklandırdı sonra sizi öldürüyor sonra sizi diriltiyor. Ortak koştuklarınızdan bunları yapabilecek olan var mı? O üstündür ve ortak koştuklarınızdan yücedir. Onlara yaptıklarının bir kısmını tattırmak için insanların elleriyle kazandıkları nedeniyle denizde ve karada bozgun göründü / fesat zuhur etti , B öylelikle belki dönerler. De ki, arzda gezinin ve sizden öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakın, onların çoğunluğu müşrik idi. Sen yüzünü Allah’tan reddine imkân olma yan (muhakkak icra edilecek) o gün gelmezden önce ayakta duran / kayyım dine çevir, O gün herkes bölük bölük dağılırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanların ellerinin kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesat çıktı. Umulur ki dönerler diye, (Allah) yaptıklarının bazılarını böylece onlara tattırmaktadır.

    Süleyman Ateş

    İnsanların elleriyle kazandıkları (günahları) yüzünden, karada ve denizde fesat çıktı. Belki dönerler diye, (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını taddırıyor.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanların kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünden karada ve denizde bozulmalar ortaya çıktı. Bu (bozulma) yapıp ettiklerinin bir kısmının cezasını onlara tattırmak içindir; belki (yanlışlarından) vazgeçerler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların, kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünden karada ve denizde bozulmalar olur. Bu, ettiklerinin bir kısmını bulsunlar diyedir; bakarsın vazgeçerler.

    Şaban Britch

    İnsanların kendi elleriyle kazandıkları yüzünden karada ve denizde fesat çıkmıştır. Bu, belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmının azabını tattırmak içindir.

    Şaban Piriş

    İnsanların kendi elleriyle kazandıkları yüzünden karada ve denizde karışıklık çıkmıştır. Bu, belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmının azabını tattırmak içindir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanların ellerinin kazanmış oldukları yüzünden denizde ve karada bozgun çıktı. Allah onlara, yaptıklarının bir kısmını tattırıyor ki geri dönebilsinler.

  2. Rûm suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 42. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلُ كَانَ أَكْثَرُهُم مُّشْرِكِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın." Onların çoğu Allah'a ortak koşan kimselerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Dolaşın yeryüzünü! Bu sayede daha önce yaşamış (günahkarların) akıbetı nasılmış görün! Zaten onların çoğu, Allah'tan başkasına ilahi vasıflar yakıştırmışlardı."

    Muhammed Esed

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın ve (sizden) önce yaşamış olan (günahkar)ların sonlarının ne olduğunu görün: onların çoğu Allah'tan başka varlıklara veya güçlere ilahi sıfatlar yakıştırmışlardı."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Arzda gezip dolaşın da (sizden) öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğunluğu şirk koşanlardı!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, daha öncekilerin âkıbetleri nice oldu, görün. Onların çoğu müşrik idi.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğu ortaklar koşanlardı!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Yeryüzünde dolaşınız da öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna ibretle bakınız. Onların çoğu ortak koşuyordu."

    Edip Yüksel

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın." Çokları ortak koşanlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın.' Çokları ortak koşanlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Yeryüzünde bir gezin de bakın, bundan öncekilerin akibeti nasıl olmuş? Onların çoğu (Allah'a) ortak koşarlardı."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Arzda bir gezin de bakın, bundan evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onların ekserisi müşrik idiler

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Onların çoğu Müşriklerdendi."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Onların çoğu müşriklerdendi."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Onların çoğu müşriklerdendi.

    Gültekin Onan

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Arzda gezib dolaşın da daha evvel (geçen) lerin aakıbeti nice oldu, görün. Onların çoğu müşriklerdi.

    İbni Kesir

    De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da daha önce geçenlerin akıbetinin nasıl olduğunu görün. Onların çoğu müşrik idiler.

    Mehmet Alagaş

    (41-43) Allah sizi yarattı ve sonra rızıklandırdı sonra sizi öldürüyor sonra sizi diriltiyor. Ortak koştuklarınızdan bunları yapabilecek olan var mı? O üstündür ve ortak koştuklarınızdan yücedir. Onlara yaptıklarının bir kısmını tattırmak için insanların elleriyle kazandıkları nedeniyle denizde ve karada bozgun göründü / fesat zuhur etti , B öylelikle belki dönerler. De ki, arzda gezinin ve sizden öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakın, onların çoğunluğu müşrik idi. Sen yüzünü Allah’tan reddine imkân olma yan (muhakkak icra edilecek) o gün gelmezden önce ayakta duran / kayyım dine çevir, O gün herkes bölük bölük dağılırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerin sonları nasıl olmuş bir bakın!" Onların çoğu müşriklerdi.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Yeryüzünde gezin, öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın." Onların da çoğu ortak koşanlardan idi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonu nasıl olmuş; bir görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi.

    Şaban Britch

    De ki: Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin akibeti nasıl olmuş, bir bakın! Onların çoğu müşrik idi.

    Şaban Piriş

    De ki: -Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin akibeti nasıl olmuş, bir bakın! Onların çoğu müşrik idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğu şirke sapan insanlardı."

  3. Rûm suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 43. ayet. فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ ٱلْقَيِّمِ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah katından, dönüşü olmayan bir gün dipnot 1 (kıyamet günü) gelmeden önce yüzünü o doğru dine çevir! O gün, (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Lâ meradde lehû minellâhi] ifadesi "Allah'tan başka hiç kimsenin bu günün önüne geçememesi" demektir ve kıyamet-ahiret sürecinin de yargılanmanın da kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Rûm 30:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Haydi, Allah tarafından (takdir edilmiş) geri çevrilmesi imkansız gün gelmezden önce yüzünü doğru ve asıl dine çevir! İşte o gün herkes hak ettiği yere yerleşir.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, Allah katından, önüne geçilemez bir Gün, (bir Hesap Günü) gelmeden yüzünü kararlı bir şekilde bu sahih dine çevir. O gün herkesin yeri belli olacak.

    Ahmed Hulusi

    Allah'tan, geri çevrilmesi mümkün olmayan süreç (ölüm) gelmeden önce, vechini (şuurunu), Din-i Kayyim'e doğrult (İslam'a - her şeyin Allah'a mutlak teslim olduğu gerçeğine) ki, o süreçte (insanlar) bölük bölük ayrılırlar.

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen, Allah'tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça bölünecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah katından, dönüşü olmayan bir gün (kıyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Artık, geri çevrilmesi olanaksız olan gün Allah'tan gelmeden önce, yüzünü, dinin kaynağı ve dayanağına çevir. O gün, bölükler biçiminde ayrılacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah tarafından gelecek ve hiçbir kimsenin geri çeviremeyeceği o gün gelmeden önce yönünü bu dosdoğru dine çevir. O gün insanlar, yaptıklarına göre gruplara ayrılırlar.

    Edip Yüksel

    Öyleyse, ALLAH'tan, geri çevrilmesi olanaksız bir gün gelmeden önce kendini dosdoğru olan dine ada. O gün şoke olurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse, ALLAH'tan, geri çevrilmesi olanaksız bir gün gelmeden önce kendini dosdoğru olan dine ada. O gün şoke olurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Böyle) söyle de yüzünü Allah'tan geri çevirilmesine hiçbir çare olmayan bir gün gelmeden önce o doğru ve değişmez dine tut; o gün (gelince insanlar birbirlerinden) ayrılırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De de yüzünü o doğru ve sabit dine tut, Allahdan reddine hiç çare olmıyan bir gün gelmezden evvel ki o gün hep ayırd olurlar

    Erhan Aktaş

    Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine dipnot 1 çevir, ona sıkı sıkıya bağlan. O Gün onlar bölük bölük ayrılırlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din kavram olarak, Kur'an'da, inanç sistemi, yaşam biçimi, toplumsal düzen, yasa, hesap, karşılık, ceza vb. anlamlarda kullanılmaktadır. Dinin esas anlamlarından birisi itibariyle, yaşamı düzenleyen ilke ve kuralların referans alındığı "değerler" demektir. Kur'an'a göre, "yaşamı" düzenlemede vahyin değerlerini referans almayan her düşünce ve inanç Cahiliye'dir. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini ve sistemlerini hangi değerleri referans alarak belirliyorlarsa, onların dini referans aldıkları değerlerdir (Bkz 3:73; 6:70; 7:51; 12:76; 40:26; 109:6). Kur'an, nasıl ki Mekkeli müşriklerin Cahiliye değerlerini referans alan düzenlerini, sistemlerini "din" olarak tanımlıyorsa; günümüzün Kur'an'ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de "birer dinidirler." Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah, Kur'an'i değerleri referans almak koşulu ile yaşadığımız hayatı düzenlemeyi insana bırakmıştır: Nasıl bir yönetim biçimi, nasıl bir ekonomik sistem, nasıl bir hukuk sistemi, nasıl bir yaşam biçimi vb. olması gerektiği konusunda yetki de görev de sorumluluk da insana aittir. Kur'an'ı referans almak koşulu ile günün koşul ve ihtiyaçlarına göre istenilen düzeni/sistemi/yönetimi kurmak insana bırakılmış bir husustur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes hak ettiği yere göre birbirinden ayrılacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine çevir, ona sıkı sıkıya bağlan. İzin Günü dipnot 1 onlar bölük bölük ayrılırlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes hak ettiği yere göre birbirinden ayrılacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine çevir, ona sıkı sıkıya bağlan. İzin Günü onlar bölük bölük ayrılırlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes hak ettiği yere göre bir birinden ayrılacak.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen, Tanrı'dan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça bölünecekler.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın reddine asla imkan bulunmayan o günü gelmezden evvel, ki o gün (bütün insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır, yüzünü haydi o dosdoğru dine çevir.

    İbni Kesir

    Reddine asla imkan bulunmayan, Allah'ın o günü gelmezden önce, yüzünü dosdoğru dine çevir. Ki o gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (41-43) Allah sizi yarattı ve sonra rızıklandırdı sonra sizi öldürüyor sonra sizi diriltiyor. Ortak koştuklarınızdan bunları yapabilecek olan var mı? O üstündür ve ortak koştuklarınızdan yücedir. Onlara yaptıklarının bir kısmını tattırmak için insanların elleriyle kazandıkları nedeniyle denizde ve karada bozgun göründü / fesat zuhur etti , B öylelikle belki dönerler. De ki, arzda gezinin ve sizden öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakın, onların çoğunluğu müşrik idi. Sen yüzünü Allah’tan reddine imkân olma yan (muhakkak icra edilecek) o gün gelmezden önce ayakta duran / kayyım dine çevir, O gün herkes bölük bölük dağılırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah tarafından (gelecek ve) geri çevirilmesi mümkün olmayan bir gün gelmeden yüzünü o dosdoğru dine çevir. O gün onlar bölük bölük ayrılacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Allah'tan, geri çevirilmesi mümkün olmayan gün gelmezden önce, yüzünü dosdoğru dine yönelt. O gün (insanlar) bölük bölük ayrılırlar (bir bölük cennete, öbür bölük ateşe gider).

    Süleymaniye Vakfı

    Dönüşü olmayan bir gün Allah tarafından gelmeden önce, yüzünü bu dosdoğru dine çevir dipnot 1 . O gün (insanlar) birbirlerinden ayrılırlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, ayrışmanın birinci aşamasıdır (Abese 80/34-37). İkinci aşamada herkes kendi imamının etrafında toplanır (İsra 17/71) ve sonuçta insanlar bölük bölük olurlar (Rum 30/14).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen yüzünü bu sağlam dine çevir. Tekrarını Allah'ın kabul etmeyeceği bir gün gelmeden bunu yap. O gün insanlar bölük bölük olurlar.

    Şaban Britch

    Öyleyse Allah tarafından, o geri dönüşü mümkün olmayan gün gelmeden önce, sen yüzünü dosdoğru dine (İslam'a) dön. O gün insanlar (Cennet ve Cehennem halkı olarak) gruplara ayrılacaklardır.

    Şaban Piriş

    Kimsenin geri çeviremeyeceği, Allah'ın o günü gelmeden önce yüzünü dine döndür. O gün insanlar bölük bölük olurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah tarafından ertelenmesi söz konusu olmayan bir günden önce, yüzünü güçlü ve eskimez dine döndür. O gün herkes bölük bölük ayrılacaktır.

  4. Rûm suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 44. ayet. مَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ وَمَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا فَلِأَنفُسِهِمْ يَمْهَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de salih amel işlerse, ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar.

    Mehmet Okuyan

    Kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhine olur. dipnot 1 İyi işler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlıyor olurlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:7; Neml 27:40; Lokmân 31:12; Fâtır 35:39; Zümer 39:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Küfreden kişi küfrünün sorumluluğunu sırtlanır; imanıyla uyumlu ıslah edici eylemlerde bulunan ise kendi yararına iyi bir hazırlık yapmış olur;

    Muhammed Esed

    hakikati inkar eden, inkarı(nın sorumluluğu)na katlanacak, doğru ve adil işler yapanlar ise kendileri için iyi bir hazırlık yapmış olacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Kim küfür (inkar) eder ise, onun inkarı kendi zararınadır. . . Kim de imanın gereğini uygularsa, kendi nefsi için hazırlamış olur (yaptıklarının karşılığını).

    Ali Bulaç

    Kim inkar ederse, artık onun inkarı kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur. Salih ameller işleyenlere gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlamış olurlar.

    Ali Rıza Safa

    Kim nankörlük ederse, ettiği nankörlük kendi yitimine yöneliktir. Kim de erdemli edimler yaparsa, kendisi için hazırlık yapar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de yararlı işler yaparsa kendileri için hazırlık yapmış olurlar.

    Edip Yüksel

    Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de erdemli davranırlarsa kişiliklerini güçlendirmiş ve geliştirmiş olurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de erdemli davranırlarsa kişiliklerini güçlendirmiş ve geliştirmiş olurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir; kim de iyi amel işlerse sadece kendileri için döşemiş olurlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim küfrederse küfrü kendi aleyhinedir, her kim de salah ile çalışırsa sırf kendileri için döşemiş olurlar

    Erhan Aktaş

    Kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kim salihatı yaparsa dipnot 1 , onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 28:67. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim küfrederse dipnot 1 , küfrü kendi aleyhinedir. Kim salihatı dipnot 2 yaparsa, onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, gerçeğin üzerini örten, inançsız, inanmayan, güvenmeyen, kabul etmeyen, nankör kimse. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kim salihatı dipnot 1 yaparsa, onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Kim küfrederse, artık onun küfrü kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kim küfrederse küfrü kendi aleyhinedir. Kim de iyi bir amel (ve hareket) de bulunursa (cennetdeki konaklarını) kendileri için hazırlamış olurlar.

    İbni Kesir

    Kim, küfrederse; küfrü kendi aleyhinedir. Kim de salih amel işlerse; kendisi için rahat bir yer hazırlamış olur.

    Mehmet Alagaş

    (44-46) Kim küfrederse küfrü kendi aleyhinedir , kim ıslah edici amel işlerse kendi nefisleri için oturacak yer / mahat hazırlar, bu da fazlından , iman edenlere ve salih ameller işleyenlere verdiği karşılıktır , O kesinlikle kafirleri sevmez. O ’nun ayetlerinden biri, müjdeci / muştu olarak rüzgârı sizlere rahmetini tattırmak için göndermesidir , emri ile gemiyi fazlından aramanız için hareket ettirmesidir / cereyan ettirmesidir, böylelikle belki onlar teşekkür ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim küfre saparsa, artık onun küfrü kendi aleyhinedir; kim de salih bir amelde bulunursa, ancak kendileri için (Cennet'te yer) hazırlarlar.

    Süleyman Ateş

    Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. İyi bir iş yapanlar da (cennette) kendileri için yer hazırlamaktadırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim kendini gerçeklere kapatırsa kendi aleyhinedir. Kim de iyi iş yaparsa onlar da kendi yerlerini hazırlarlar.

    Şaban Britch

    Kim küfrederse, kâfirliği kendisinedir. Salih amel işleyenler ise, kendilerine (Cennet'i) hazırlamış olurlar.

    Şaban Piriş

    Kim inkar ederse, kafirliği kendisinedir. İyi ve dürüst hareket edenler ise, kendilerine iyi bir yer hazırlamış olurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim küfre saparsa inkarı kendisi aleyhinedir. Barışa ve hayra yönelik bir iş yapanlarsa, kendi benlikleri için yer hazırlarlar.

  5. Rûm suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Rûm suresi, 45. ayet. لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu hazırlığı Allah'ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkar edenleri sevmez.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz ki O, kâfirleri sevmez.

    Mustafa İslamoğlu

    sonuçta (Allah), iman edenleri ve o imanla uyumlu ıslah edici eylemlerde bulunanları kendi lütfuyla ödüllendirmiş olur: Kuşku yok ki Allah inkar edenleri asla sevmez.

    Muhammed Esed

    O, inanıp doğru işler yapanları kendi lütfuyla ödüllendirecektir. Şüphesiz Allah, hakikati kabule yanaşmayanları sevmez.

    Ahmed Hulusi

    (Allah,) iman edip imanın gereğini uygulayanlara kendi fazlından karşılık versin diye. . . Muhakkak ki O, hakikat bilgisini inkar edenleri sevmez!

    Ali Bulaç

    (Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Zira Allah, iman edip salih ameller işleyenlere kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, Kendi lütfundan ödüllendirecektir. Kuşkusuz, O, nankörlük edenleri sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü Allah, inanıp yararlı iş yapanları kendi lütfundan ödüllendirir. O, kafirleri asla sevmez.

    Edip Yüksel

    Çünkü O, iman edenleri ve erdemli davrananları lütfundan ödüllendirecektir. O, inkarcıları sevmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü O, inananları ve erdemli davrananları lütfundan ödüllendirecektir. O, inkarcıları sevmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü iman edip de iyi iyi işler yapanlara lütfundan mükafat verecektir. Çünkü O, kafirleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü iyman edip de salih salih işler yapanlara fazlından mükafat verecek, çünkü o kafirleri sevmez

    Erhan Aktaş

    İman Eden ve salihatı yapanlara lütfundan karşılık verir. O, Kafirleri sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnanan ve salihatı yapanlara lütfundan karşılık verir. O, Kafirleri sevmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnanan ve salihatı yapanlara lütfundan karşılık verir. O, gerçeği yalanlayan nankörleri sevmez.

    Gültekin Onan

    (Bu, Tanrı'nın) Kendi fazlından inanıp salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun hikmeti de iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) de bulunanları (Allahın) fazl (ı ilahisi) nden mükafatlandırmasıdır. Çünkü O, kafirleri hakıykaten sevmez.

    İbni Kesir

    Ki, iman edip salih ameller işleyenleri Allah'ın fazlından mükafatlandırılması içindir bu. Muhakkak ki O; kafirleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (44-46) Kim küfrederse küfrü kendi aleyhinedir , kim ıslah edici amel işlerse kendi nefisleri için oturacak yer / mahat hazırlar, bu da fazlından , iman edenlere ve salih ameller işleyenlere verdiği karşılıktır , O kesinlikle kafirleri sevmez. O ’nun ayetlerinden biri, müjdeci / muştu olarak rüzgârı sizlere rahmetini tattırmak için göndermesidir , emri ile gemiyi fazlından aramanız için hareket ettirmesidir / cereyan ettirmesidir, böylelikle belki onlar teşekkür ederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, (Allah'ın) iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükâfatlandırması içindir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.

    Süleyman Ateş

    Ta ki Allah, inanıp iyi işler yapanları lutfundan mükafatlandırsın. Doğrusu O, kafirleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, iyi işler yapanları kendi ikramı ile ödüllendirmesi içindir. Allah, görmezlikten gelenleri sevmez.

    Şaban Britch

    (Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.

    Şaban Piriş

    Bu, iman edip, doğru hareket edenleri lütfundan ödüllendirmek içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, öz lütfundan ödüllendirecektir. O, nankörlükleri sevmez.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.