Diyanet İşleri
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Naziât suresi · 6–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Naziât suresi, 6. ayet. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.
(Bunların her biri şahit olsun ki) o gün şiddetli bir sarsıcı herşeyi saracak;
(O halde, düşün) şiddetli bir sarsıntının (dünyayı) sarstığı Gün(ü),
O süreçte Racife (vefat sarsıntısı; zelzele) sarsar.
O sarsıntının sarsacağı gün,
Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,
Zorlu bir sarsıntının sarstığı gün.
- O gün, deprem sarsar, onu ikinci bir sarsıntı izler.
O gün o sarsıntı sarsar.
O gün o sarsıntı sarsar.
o gün sarsıntı sarsacak.
O gün ki sarsar racife
O Gün sarsan sarsacak.
O gün sarsan sarsacak.
O gün sarsan sarsacak.
O sarsıntının sarsacağı gün,
O gün sarsan sarsacak,
O gün; bir sarsıntı sarsar,
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
O gün o gürültü sarsar.
bir gün şiddetli bir sarsıntı sarsacak,
Bir gün şiddetli sarsıntı herkesi sarsacak;
O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
O gün sarsılacak olan sarsılır.
Ki o gün şiddetle sarsacak olan sarsacaktır.
Naziât suresi, 7. ayet. تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
(Ardından onu) artçısı takip edecek.
daha büyük sarsıntılar birbirini kovalayacak;
daha büyük (sarsıntı)ların ardından geleceği (Günü)!
Onu Radife (ba's; yeni ruh bedenle yaşama başlayış) izler.
Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,
Ardınca gelen onu izleyecek.
- O gün, deprem sarsar, onu ikinci bir sarsıntı izler.
Ardından bir diğeri izler.
Ardından bir diğeri izler.
Onu ikincisi izleyecek.
Onu velyeder o radife
Arkasından gelen onu izleyecek.
Arkasından gelen onu izleyecek.
Arkasından gelen onu izleyecek.
Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
onun ensesine binecek olan da ardından gelecek.
Ve peşinden bie başkası gelir.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Bir diğeri de onu izler.
Ardından başka bir gürültü gelir.
onun arkasından bir sarsıntı daha olacaktır dipnot 1 .
Bunu diğeri izleyecektir.
Bir diğeri onu izler.
Bir diğeri onu izler.
Onu, ardısıra gelen izleyecektir.
Naziât suresi, 8. ayet. قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
Kalpler (korkudan) titreyecek.
(ve) kalpler çırpılmış (gibi) titreyecek;
O Gün (insanların) kalpleri titreyerek çarpacak
O süreçte (bazı) bilinçler şok olur!
O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak.
işte o gün yürekler kaygıdan oynar,
O gün, yürekler titreyerek çarpacak.
- Bazı yürekler o gün çarpar; gözleri korkudan aşağı kayar.
O gün yürekler titrer.
O gün yürekler titrer.
O gün yürekler oynar kaygıdan.
Yürekler o gün oynar kaygıdan
O Gün kalpler endişe ile çarpar.
İzin Günü kalpler endişe ile çarpar.
İzin Günü kalpler endişe ile çarpar.
O gün kalpler (dehşet içinde) hoplayacak.
O gün kalbler (korku ile) titreyecek,
O gün kalbler titrer,
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
O gün bazı yürekler çarpar.
İşte o gün, kimi kalpler şiddetle çarpacak dipnot 1 ,
O gün, kimi yürekler yerinden oynayacak,
O gün kalpler korkudan çarpar.
O gün çarpan kalpler vardır.
Bazı kalpler o gün kaygıdan titreyecektir.
Naziât suresi, 9. ayet. أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ
Onların gözleri (korku ile) inecektir.
Gözleri (korkudan) aşağı kayacak.
onların gözleri yıkılmışlığı, bitmişliği temsil edecek.
(ve) gözleri yere bakacak...
Onların görüşleri şaşkın, eziktir!
Gözler zillet içinde düşecek.
gözler yorgun düşer.
Gözler yere bakacak.
- Bazı yürekler o gün çarpar; gözleri korkudan aşağı kayar.
Gözleri ise alçalır.
Gözleri ise alçalır.
Gözler kalkmaz saygıdan.
Gözleri kalkmaz saygıdan
Bakışları korku içindedir.
Bakışları korku içindedir.
Bakışları korku içindedir.
Gözler zillet içinde düşecek.
(saahiblerinin) gözleri zilletle eğilecekdir.
Gözler yere döner.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Gözleri zilletle bakacaktır.
Gözleri (korkudan) aşağı kayar.
bakışları öne eğik olacaktır dipnot 1 .
Gözleri yere inmiş olacaktır.
Gözleri korku ile yere eğilmiştir.
Gözleri korku ile yere eğilmiştir.
Onların gözleri yerlere eğilecektir.
Naziât suresi, 10. ayet. يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisin geriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"
(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz" dipnot 1 derler.
(Hala) diyorlar ki: "Ne yani, şimdi biz yeniden eski halimize mi döneceğiz?
(Ama hala) bazıları: "Ne yani!" diyorlar, "Biz gerçekten eski halimize mi döndürüleceğiz,
Hala diyorlar: "Gerçekten biz ilk halimize (toprak olduktan sonra hayata) geri döndürülür müyüz; ba's var mı?"
Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
«Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, derler.
Diyorlar ki: "Gerçekten, eski durumumuza mı döndürüleceğiz?"
- Onlar şöyle diyorlar: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz? Çürümüş kemikler haline geldikten sonra mı? Öyleyse bu hüsran dolu bir dönüştür."
Derler ki, "Daha önceki halimize mi döndürüldük?"
Derler ki, 'Daha önceki halimize mi döndürüldük?'
Diyorlar ki: "Biz gerçekten eski halimize döndürülecek miyiz?
Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecek miyiz o hufrede
"Biz, tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?" diyorlar;
"Biz, tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?" diyorlar;
"Biz, tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?" diyorlar;
Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
Onlar derler ki: "Biz mi saahiden eski haale döndürülmüş olacağız"?
Biz, eski halimize mi döndürüleceğiz? derler.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”
Diyorlar ki: "Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?"
Şimdi diyorlar ki: "Biz gerçekten ilk halimize mi döndürüleceğiz dipnot 1 !
Derler ki: "Kabir çukurunda iken tekrar hayata mı döndürüleceğiz?
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?" derler.
-Çukurdan geri mi çıkacağız? derler.
"Biz gerçekten bu çukurda eski halimize döndürülecek miyiz?" diyorlar.
Naziât suresi, 11. ayet. أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً
"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"
(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz" dipnot 1 derler.
Tamamen çürüyüp bir külçe kemik haline gelsek de mi?"
çürüyen kemik (yığını) olsak bile?"
"Çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuzda mı?"
"Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?"
(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?»
"Çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuzda mı?"
- Onlar şöyle diyorlar: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz? Çürümüş kemikler haline geldikten sonra mı? Öyleyse bu hüsran dolu bir dönüştür."
"Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha!?"
'Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha!?'
Ya, ufalanmış kemikler olduktan sonra ha?"
Ya ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?
Çürümüş, dağılmış kemikler olmuşken?
Çürümüş, dağılmış kemikler olmuşken?
Çürümüş, dağılmış kemikler olmuşken?
"Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?"
"Biz çürüyüb dağılmış kemikler olduğumuz vakit mı?"
Ufalanmış kemikler olduğumuz vakit mi?
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
“Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”
"Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Hem de delik deşik kemikler haline gelmişken, öyle mi dipnot 1 ?"
Çürümüş kemikler haline geldikten sonra; öyle mi?"
Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman mı?
-Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman..
"Un ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!"
Naziât suresi, 12. ayet. قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ
"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.
"O zaman, o zararlı bir dönüş olur!" derler.
(Ve) ekliyorlar: "O zaman desene bu ikinci bir hüsran olacak!"
(Ve) ilave ediyorlar: "Öyleyse bu, zararlı bir dönüş olur!"
"İşte bu, o takdirde (yaşamın devam etmesi) hüsranlı bir geri dönüştür" dediler.
Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu."
«O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur» dediler.
Dediler ki: "Öyleyse yitime uğratan bir dönüş olur!"
- Onlar şöyle diyorlar: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz? Çürümüş kemikler haline geldikten sonra mı? Öyleyse bu hüsran dolu bir dönüştür."
"Öyleyse bu zararına bir dönüştür" derler.
'Öyleyse bu zararına bir dönüştür,' derler.
Dediler ki: "Öyleyse o zararlı bir dönüş!"
O dediler: o halde husranlı bir dönüş
"Öyleyse, bu hüsranlı bir dönüştür." dediler.
"Öyleyse, bu hüsranlı bir dönüştür." dediler.
"Öyleyse, bu hüsranlı bir dönüştür." dediler.
Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu."
Dediler: "Öyle ise bu (yeni hayata dönüş) ziyanlı bir dönüşdür".
O takdirde bu, zararlı bir dönüştür, derler.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
“Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.
"Öyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür!" dediler.
Bir de "O zaman bu, kişiyi hüsrana sokan bir dönüş olur dipnot 1 !" dediler.
Derler ki, "Öyleyse, bu dönüş bir hüsran olur!"
Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.
-Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.
"Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular.
Naziât suresi, 13. ayet. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ
Halbuki o, bir haykırıştan (sur'un üfürülmesinden) ibarettir.
(Oysa) bu dönüş, tek bir ses(e bakar).
Sözün özü: o (kalk emri), sert ve kesin bir komuttan ibarettir.
(Ama) o zaman, (Son Saat), bir tek çığlık (gibi ansızın onların üzerine) kopacak,
Oysa o tek bir komuttur!
Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
Nitekim yalnızca benzersiz bir çığlıktır.
- Bu dönüş sadece bir seslenmeye bakar. Birden bire kendilerini mahşerde buluverirler.
O bir tek dürtüşten ibarettir.
O bir tek dürtüşten ibarettir.
Fakat o zorlu bir kumandadır,
Fakat o zorlu bir kumandadır
Oysaki o, tek bir haykırıştır!
Oysaki o, tek bir haykırıştır!
Oysaki o, tek bir haykırıştır!
Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Fakat o, ancak bir tek haykırışdır.
Doğrusu o, bir tek çığlıktır.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
O (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır.
Halbuki diriltme işi, tek bir komuta bakar dipnot 1 .
Aslında o, bir tek emre dipnot 1 bakar.
O, ancak tek bir çığlıktır.
O, ancak tek bir çığlıktır.
Oysa ki o, sert bir komut sesinden ibarettir.
Naziât suresi, 14. ayet. فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.
İşte o zaman onlar, faltaşı gibi açılmış gözlerle mahşer meydanında beliriverecek.
işte o zaman (hakikati) anlayacaklar!
Bir de bakarsın ki onlar geniş alandadırlar!
Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Artık, uyanmışlardır.
- Bu dönüş sadece bir seslenmeye bakar. Birden bire kendilerini mahşerde buluverirler.
Onlar uyanıvermişlerdir.
Onlar uyanıvermişlerdir.
bir de bakarsın uyanmışlar, hepsi meydanda.
Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır
Bir de bakmışsın meydandalar. dipnot 1
Bir de bakmışsın meydandalar. dipnot 1
Bir de bakmışsın meydandalar. dipnot 1
Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Ki o zaman onlar (görürsün ki) hemen (diri olarak) toprağın yüzündedirler.
Ki o zaman, hepsi toprağın yüzüne dökülecektir.
(1-15) Boğarak işe karışanlara, hızlıca çekip alanlara (mevt ve vefat) Yüzercesine akıp gidenlere, yarışta geçenlere (hayrı kapanlara) İşleri çekip çevirenlere, O gün sarsıntı ile sarsılır, ardından tekrarı takip eder. (Tekrar sarsılır) kalpleri o gün paniktedir, bakışları korku doludur , çukurdayken / mezardayken tekrar döndürülecekmiş miyiz? Biz ufalanmış kemik olduğumuz zamanda mı? derler ve derler ki işte bu, bir kez daha hasar / hüsran, O iş, o da tek bir haykırmaymış, onlar için bu bir uyanmak / çukurdan yer üstüne çıkmakmış
Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar.
Onlar birdenbire kendilerini düz bir alanda bulurlar dipnot 1 .
Sonra hepsi birden yeryüzüne çıkar.
İşte o zaman onlar, hemen (kendilerini mahşerde) buluverirler.
İşte o zaman onlar, hemen uyanacaktır.
Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.