Naziât suresi

Naziât suresi, 46. ayet

Naziât suresi, 46. ayet. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

keennehüm yevme yeravnehâ lem yelbeŝû illâ `aşiyyeten ev ḍuḥâhâ.

Diyanet İşleri

Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Naziât 43–46 · surenin 46. ayeti / 46

Konu Kıyametin vakti Naziât 42–46 3

  1. Naziât 43

    Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

  2. Naziât 44

    Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.

  3. Naziât 45

    Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

  4. 46

    Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 45–46. ayetler için yazılmıştır.

45-46. “Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.” Senin korkutup uyarmaların, ancak Kıyamet’in geleceğinden korkan ve Allah’ın huzuruna çıkmaktan endişe duyan kimselere fayda sağlar. İşte bunlar için önemli olan, Kıyamet için hazırlanmak ve o gün için gereken amelleri yapmaktır.

Ona iman etmeyenlere gelince onlara aldırış edilmez ve onların işi yokuşa sürmelerine önem verilmez. Çünkü onların bu şekilde işi yokuşa sürmelerinin amacı, onu yalanlamaktır ve inattır. Böyle bir duruma varan bir kimsenin de bu gibi sorularına cevap vermek abestir. Bu durumda ancak “ahkemu’l-hakimîn (Hüküm verenlerin en güzeli, en sağlam, en hikmetli hüküm veren Yüce Allah)” bundan tenzih edilir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamete şahit oldukları o gün, sanki dünya hayatlarında sadece bir günün arifesi veyahut sabahının ilk vakitleri kadar kalmış gibidirler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَأَنَّهُمْ keennehum onlar sanki gibidir
  2. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  3. يَرَوْنَهَا yeravneha onu gördükleri kök: راي
  4. لَمْ lem
  5. يَلْبَثُوٓا۟ yelbesu (dünyada) kalmamışlar kök: لبث
  6. إِلَّا illa başka
  7. عَشِيَّةً aşiyyeten bir akşamdan kök: عشو
  8. أَوْ ev veya
  9. ضُحَىٰهَا duhaha onun kuşluk vaktinden kök: ضحو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضحو (7 geçiş)

    Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

  • Aynı kök: ضحو (7 geçiş)

    Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.

  • Aynı kök: ضحو (7 geçiş)

    "Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş)

    Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş)

    Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş)

    (Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Kafirler) bu hakikati bizzat gördükleri gün, onlara sanki (bu dünyada) bir akşam veya bir kuşluktan fazla kalmamışlar gibi gelecek.

Muhammed Esed

Onu anladıkları Gün (onlara, bu dünyada) bir akşamdan ya da kuşluğuyla (birlikte sona eren bir gece)den fazla kalmamışlar (gibi gelecek)!

Ahmed Hulusi

Onu gördükleri süreçte, sanki onlar (dünyada) hiç kalmamışlardır! Ancak bir Aşiyye (Güneş'in ufukta batma süresi) yahut onun battıktan sonraki kalan aydınlık süresi kadar dünyada yaşamış olduklarını sanırlar.

Ali Bulaç

Onu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.

Ali Özek ve heyeti

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.

Ali Rıza Safa

Onu gördükleri gün, bir akşam veya bir kuşluk zamanından başka kalmamış gibi olacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

- Sana,kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.

Edip Yüksel

Onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kalmışlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kalmışlardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, onu (kıyameti) görecekleri gün, sanki bir akşam veya bir kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler

Gültekin Onan

Onu gördükleri gün sanki, bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.

Hasan Basri Çantay

Onlar bunu görecekleri gün sanki (günün) bir akşamından, yahud bir kuşluğundan başka durmamışlardır.

İbni Kesir

Ve onlar onu gördükleri gün; sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti kalmış gibi olurlar.

Mehmet Alagaş

(34-46) Güç yetirilemez büyük felaket (Tamme; su ile dolup taşmak tusunami gibi) / kıyamet günü geldiğinde o gün, insan neye çalıştığını hatırlar, gören kişiler için cehennem açığa çıkarılır , taşkınlık edenler için, dünya hayatının izinde olanlara / peşinden gidenler için, m uhakkak ki cehennem varılacak yerdir / barınaktır , kim Rabbinin makamından korkar ise , nefsini tutkularından boşaltmışsa , muhakkak ki cennet varılacak yerdir / barınaktır . Sana ne zaman duracak / demir atacak diye saatten soruyorlar? Senin ona d air hatırlayabileceğin ne var ki? Onun / saatin nihayete ereceği zaman / sonlanacağı zaman Rabbine aittir. Muhakkak ki sen tedirgin olan kimseler için bir uyarıcısın (Sadece o kadar) O gün onlar kıyameti gördüklerinde, bir akşam vakti yahut bir duha vakti kadar kalmamış olacaklar (Kıyamet gününe inananların o gün ne kadardı sorusuna verecekleri cevap bir kuşluk kadar bir akşam vakti kadar kaldık)

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.

Süleyman Ateş

Onlar onu gördükleri zaman sanki (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar onu gördükleri gün, bu dünyada sadece bir akşam üzeri ya da kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Duha (ضُحَى) kelimesine bitişik olan ha (ها) zamiri müennes olduğu için "akşam üzeri" anlamına gelen aşiyye (عَشِيَّةً) kelimesini gösterir ve "aşiyye'nin duhası" yani "aşiyyenin simetriği olan duha" demek olur. Bu vakitler Kur'an'da, "gündüzün kısa bir süresi" olarak da nitelenmişlerdir (Yunus 10/45, Ahkaf 46/35). Bu sebeple (ضُحَى) duha'daki zamirin aşiyye'yi göstermesi, aşiyye kadar kısa bir süreyi ifade eder. "Kuşluk vakti"nin başlangıcında ve "akşam üzeri"nin bitişinde Güneş'in ufka açı olarak yakınlığı aynıdır. Ayrıca, kuşluk vakti ve akşam üzerinin süreleri de birbirine denktir. Bu nedenlerle bu iki kavram birbirinin simetriğidir. İsra 17/52, Taha 20/103-104, Mü'minun 23/112-114, Rum 30/55, Şems 91/1 ve Duha 93/1'in dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanlar onu gördükleri gün, bu dünyada bir akşam ya da bir gündüz vakti dipnot 1 kadar kalmış gibi olurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buraya şöyle meal verilir:"dünyada bir akşamüstü ya da kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar." Bizim farklı meali vermemizin asıl sebebi şu iki ayettir: Allah: "Yeryüzünde yıl sayısı olarak ne kadar kaldınız?" diye soracak; onlar da: "Bir gün ya da günün bir kısmı kadar kaldık..." diyeceklerdir. (Müminun 23/113) Duha,güneşin yükseldiği ve sıcaklığın etkisini göstermeye başladığı kuşluk vakti olarak tanımlanır ama İlgili ayetler üzerinde dikkat düşünülünce bu tanımın eksik olduğu görülür. (Bkz: Şems suresinin dipnotu) Duhaha=ضُحَاهَا'daki ‘ha = onun' zamiri, 29. ayette olduğu gibi sema'yı gösterir. Göğün duhası gündüzdür. (Lisan'ul-arab ضحا md.) Aşiyye = عَشِيَّةً de güneşin tepe noktasından kayması ile batması arasındaki vakit sayılır. Ayetlere uygun olan, müfredat'taki "güneşin tepe noktasından batıya kayması ile başlayıp sabaha kadar süren vakit olmasıdır. Bir yerde "bir akşam kaldım" diyen kişi, genellikle bunu kasteder. "Gündüz vakti kaldım" diyen de güneş batmadan ayrıldığını söylemiş olur. Bu da Müminun Suresinin 113. ayetine tam uyar.

Şaban Britch

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.

Şaban Piriş

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu gördükleri gün onlar, dünyada sanki bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamışa dönerler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

On the day they eye-witness the Event, it appears to them in retrospect as if it were only an afternoon or a forenoon that they actually spent.

Abdul Haleem

On the Day they see it, it will seem they lingered [in this life] an evening [at most,] or its morning.

Abdullah Yusuf Ali

The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn!

Abul A'la Maududi

On the Day they see it, they will feel as though they had stayed (in the grave) no more than one evening or one morning. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This theme has occurred at several places in the Quran and been explained in the following notes. For it, see (E.N. 53 of Surah Younus); (E.N. 56 of Surah Bani Israil);(E.N. 80 of Surah TaHa); (E.N. 101 of Surah Al-Mominoon);(E.Ns 81, 82 of Surah Ar-Room); E.N. 48 of Surah

Aisha Bewley

On the Day they see it, it will be as if they had only lingered for the evening or the morning of a single day.

Al-Hilali & Khan

The Day they see it, (it will be) as if they had not tarried (in this world) except an afternoon or a morning.

Ali Quli Qarai

The day they see it, it shall be as if they had not stayed [in the world] except for an evening or forenoon.

Amatul Rahman Omar

The day they witness it (-the Hour, they will feel) as if they had stayed (in the world and the grave) for an afternoon or a (short) forenoon thereof.

Arthur John Arberry

It shall be as if; on the day they see it, they have but tarried for an evening, or its forenoon.

Bijan Moeinian

When the dooms day take place, man will think that it was only a few hours ago that he was enjoying his daily life on earth.

E. Henry Palmer

On the day they see it, it will be as though they had only tarried an evening or the noon thereof.

Edip-Layth

For the day they see it, it will be as if they had remained an evening or half a day.

George Sale

The day whereon they shall see the same, it shall seem to them as though they had not tarried in the world longer than an evening, or a morning thereof.

Hamid S. Aziz

On the day that they behold it, it will be as though they had not tarried but an evening or the morning.

Mahmoud Ghali

It will be as if, on the Day they see it, they have not lingered except for a nightfall or its forenoon.

Marmaduke Pickthall

On the day when they behold it, it will be as if they had but tarried for an evening or the morn thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

The day they see it, it will seem they had stayed in the world but only an evening or its turning into dawn.

Muhammad Asad

On the Day when they behold it, [it will seem to them] as if they had tarried [in this world] no longer than one evening or [one night, ending with] its morn!

Mustafa Khattab

On the Day they see it, it will be as if they had stayed ˹in the world˺ no more than one evening or its morning.

Progressive Muslims

For the Day they see it, it will be as if they had remained one evening or half a day.

Rashad Khalifa

The day they see it, they will feel as if they lasted one evening or half a day.

Sahih International

It will be, on the Day they see it, as though they had not remained [in the world] except for an afternoon or a morning thereof.

Sam Gerrans

It will be, the day they see it, as though they had not tarried save a day’s end or a morning thereof.

Shabbir Ahmed

On the Day when they see it, it will be as if they had lived no longer than an evening or its morning.

Syed Vickar Ahamed

The Day when they see it, (it will be) as if they had waited for it a single evening, or the following morning!

Taqi Usmani

The day they will see it, it will seem to them as if they did not live (in the world) but only for one afternoon or for the morning thereof.

The Monotheist Group

For the Day they see it, it will be as if they had remained an evening or half a day.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩