Diyanet İşleri
De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 16. ayet. قُل لَّوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوْتُهُۥ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَدْرَىٰكُم بِهِۦ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِّن قَبْلِهِۦٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
ḳul lev şâe-llâhü mâ televtühû `aleyküm velâ edrâküm bih. feḳad lebiŝtü fîküm `umüram min ḳablih. efelâ ta`ḳilûn.
De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.
Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."
De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"
Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".
İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Yani ben, bu Kur’ân’ı size okumadan ve sizin de onu bilmenizden önce “aranızda” uzunca “bir ömür geçirdim.” Ama böyle bir şey hatırıma gelmedi ve böyle bir şeyi düşünmedim de. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Aranızda geçirdiğim bu ömrüm boyunca size böyle bir şey okumadığımı ve bunu yapmak istediğime dair delil olabilecek herhangi bir şeyin de benden sadır olmadığını görmüyor, aklınıza getirmiyor musunuz? Bu durumda nasıl olur da bunca yıl sonra böyle bir şeyi uydurabilirim? Aranızda uzunca bir ömür geçirdim. Bu süre içinde benim gerçek durumumu, benim kimseden ders almamış, kimseden bir şey öğrenmemiş, okuma-yazma bilmeyen bir ümmi olduğumu biliyorsunuz. İşte size fesahat erbabını âciz bırakan, ilim adamlarını çaresizliğe düşüren muazzam bir Kitap getirdim. Şimdi, bu Kitabı kendiliğimden uydurmuş olmama imkân var mı? Bu durum bu Kitabın hikmeti sonsuz, her türlü hamde layık olan Yüce Allah tarafından indirilmiş olduğuna kesin bir delil değil midir? Eğer sizler aklınızı kullanacak ve düşünecek olursanız benim durumumu ve bu Kitab’ın vaziyetini tetkik edecek olursanız, en ufak bir tereddüde yer olmayacak kesin bir kanaat ile bu Kitab’ın doğruluğuna, gerçeğin ta kendisi olduğuna, onun ötesinde sapıklıktan başka bir şey bulunmadığına kesin karar verirdiniz. Fakat sizler yalanlamaktan ve inat etmekten başka bir yol izlemeyi kabul etmediniz. Öyleyse sizler gerçek zalimlersiniz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- De ki: Eğer Allah, Kur'an'ı size okumamamı dilemiş olsaydı onu size okuyamaz ve bildirmezdim. Eğer Allah dileseydi Kur'an'ı size benim dilim ile bildirmezdi. Ben, okumaz ve yazmaz bir halde sizin aranızda uzun bir zaman -kırk sene- kaldım. Ben bu işi istemedim ve araştırmadım. Sizler, benim size getirdiklerimin benim yaptığım bir şey olmadığını ve bunların Allah katından olduğunu akıl etmiyor musunuz?
Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?
Aynı kök: عمر (24 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi…
Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)
(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik…
Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…
Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Allah dileseydi onu size tilavet edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?"
De ki: "Eğer Allah öyle dileseydi, ben onu size okumazdım; zaten O da onu size göndermezdi. Hem doğrusu şu ki; ondan önce yıllarımı sizin aranızda geçirmişim: bu kadarını olsun düşünemiyor musunuz?"
De ki: "Allah (başka türlüsünü) dileseydi, size bu (ilahi kelamı) okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu (vahiy bana gelmezden) önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi Onu size okumazdım; Onu size bildirmemiş olurdu!. . Ondan önce sizin içinizde gerçekten bir ömür kaldım. . . Aklınızı kullanıp bunu anlamayacak mısınız?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?
De ki: "Allah dileseydi, Onu size okumazdım ve Onu size bildirmezdi. Ondan önce bir ömür boyunca aranızda yaşadım. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?"
De ki: "ALLAH dileseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?"
De ki: 'ALLAH dilemeseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?'
De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir şekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce bir ömür boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza baş vurmaz mısınız?"
De ki: eğer Allah dilese idi ben onu size okumazdım, hiç bir suretle de size onu bildirmezdi bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan evvel bir ömür durdum, artık bir kerre aklınıza müracat etmezmisiniz?
De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
De ki: "Eğer Tanrı dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akletmeyecek misiniz?"
De ki: "Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'anı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. (Allah) onu (benim lisanımla) size bildirmezdi de. Ben ondan (o Kur'andan) evvel (bu güne kadar) içinizde bir ömür durmuşum (yaşamışım) dır. Siz haala aklınızı kullanmaz mısınız"?
De ki: Allah dileseydi; ben, onu size okumazdım. Ve size hiç bildirmezdim. Daha önce yıllarca aranızda bulundum. Hiç düşünmüyor musunuz?
(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?
De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"
De ki: "Allah, farklı tercihte bulunsaydı dipnot 1 onu size okumazdım, o da size onu bildirmezdi dipnot 2 . Bunun (Kur'an'ın) öncesinde aranızda bir ömür geçirdim. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?"
De ki "Allah farklı tercihte bulunsaydı dipnot 1 onu size okumazdım. O, onu size bildirmezdi de. Bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Aklınızı kullanmaz mısınız?"
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O’nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?
De ki: -Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O'nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç düşünmüyor musunuz?
De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"
Say to them "Had- Allah willed He would not have sent down a Book and I would not have had to recite it to you nor instruct you in practical divinity nor furnish you with authoritative directions as to action. I have lived in your midst for years before it was revealed to me; can you not Reflect! "
Say, ‘If God had so willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I lived a whole lifetime among you before it came to me. How can you not use your reason?’
Say: "If Allah had so willed, I should not have rehearsed it to you, nor would He have made it known to you. A whole life-time before this have I tarried amongst you: will ye not then understand?"
Tell them: 'Had Allah so willed, I would not have recited the Qur'an to you, nor would Allah have informed you of it. I have spent a lifetime among you before this. Do you, then, not use your reason? dipnot 1
Say: ‘Had Allah so wished, I would not have recited it to you nor would He have made it known to you. I lived among you for many years before it came. Will you not use your intellect?’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "If Allâh had so willed, I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. Verily, I have stayed amongst you a life time before this. Have you then no sense?"
Say, ‘Had Allah [so] wished, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I have dwelled among you for a lifetime before it. Do you not apply reason?’
Say, `Had Allâh (so) willed (that He should replace the teachings of the Qur'ân with some other teachings), I should not have recited this (Qur'ân) to you, nor would He have made it known to you. I had indeed lived among you a (whole) lifetime before this (claim to Prophethood. Was not my truthfulness undisputed?). Will you not then refrain (from opposing me)?'
Say: 'Had God willed I would not have recited it to you, neither would He have taught you it; I abode among you a lifetime before it -- will you not understand?'
Say: "If it was not the will of God, I would not have recited any part of this Book to you. You would not even have known about the existence of such a Book. I have lived among you for the longest time [and you know my character and believe in me as a truthful person.] Why do you not use your common-sense?"
Say, 'Had God pleased, I should not have recited it to you, nor taught you therewith. I have tarried a lifetime amongst you before it;- have ye not then any sense?'
Say, "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you a lifetime before this; do you not reason?"
Say, if God had so pleased, I had not read it unto you, neither had I taught you the same. I have already dwelt among you to the age of forty years, before I received it. Do ye not therefore understand?
But when Our evident Signs (revelations) are recited to them, those who expect not the meeting with Us say, "Bring a Lecture (Quran) other than this; or change it. " Say, "It is not for me to, change it of my own accord; I do not follow aught but what I am inspired with. Verily, I fear, if I rebel against my Lord, the retribution of an awful Day!"
Say, "If Allah had (so) decided, in no way would I have recited it (i. e. the Qur'an) to you, neither would He have made you realize (what) it is. So I have already lingered among you an age even before it. Do you not consider?".
Say: If Allah had so willed I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. I dwelt among you a whole lifetime before it (came to me). Have ye then no sense?
Say: "Had God pleased I would never have recited it to you, nor would He have given you comprehension of it. (Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation). Even then you do not understand."
Say: "Had God willed it [otherwise], I would not have conveyed this [divine writ] unto you, nor would He have brought it to your knowledge. Indeed. a whole lifetime have I dwelt among you ere this [revelation came unto me]: will you not, then, use your reason?"
Say, "Had Allah willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you. I had lived my whole life among you before this ˹revelation˺. Do you not understand?"
Say: "Had God wished, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing amongst you for nearly a lifetime before this; do you not understand"
Say, "Had GOD willed, I would not have recited it to you, nor would you have known anything about it. I have lived among you a whole life before this (and you have known me as a sane, truthful person). Do you not understand?"
Say, "If Allah had willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I had remained among you a lifetime before it. Then will you not reason?"
Say thou: “Had God willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you; for I had tarried among you a lifetime before it.” Will you then not use reason!
Say, "If Allah wanted otherwise, I would have not recited and conveyed this to you, nor would have made you aware of it. Indeed, a whole lifetime have I dwelt among you before this. (You have always called me
Say: "If Allah had so willed, I should not have delivered it to you, nor would He have made it known to you. Surely, a whole life-time before now, I have been with you: Then will you not understand?
Say, "Had Allah so willed, I would have not recited it to you, nor would He have let you know it. Then, I have lived among you for years before it. Have you, then, no sense?"
Say: "If God had willed, I would not have recited it to you, nor would you have known about it. I have been residing among you for nearly a lifetime before this; do you not comprehend?"