Diyanet İşleri
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
A'râf suresi
A'râf suresi, 98. ayet. أَوَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ
eveemine ehlü-lḳurâ ey ye'tiyehüm be'sünâ ḍuḥav vehüm yel`abûn.
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak A'râf 94–102 3
Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.
Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.
Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
98. “Yahut o ülkelerin halkı, azabımızın kendilerine kuşluk vakti oynarlarken gelmeyeceğinden yana emin mi oldular?” Yani bu konuda onlara güven veren nedir? Onlar azabı hak etmelerine sebep olan işleri yaptıkları, sadece bir bölümü bile helak edilmeyi gerektiren pek çok büyük günah işledikleri halde azaptan yana emin olmalarını sağlayan nedir?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ya da o ülkelerin halkı azabımızın günün ilk vaktinde (kuşluk vakti) onlar dünya işleriyle meşgul iken başlarına gelmesinden güvende mi oldular?
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: لعب (20 geçiş)
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Veya o şehirlerin halkı, eğlenirlerken kuşluk vakti kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!
Ya da, (sözkonusu) ülkelerin insanları azabımızın gündüz gözüyle onlar (hayat) oyununu oynarken ansızıp gelip çatmayacağından emin olabilirler miydi?
Yahut artık hangi toplumun insanları, azabımızın, güpegündüz onlar (dünyayla) oyalanıp dururken başlarına kopmayacağından emin olabilirler?
Yoksa o bölgelerin halkları, kuşluk vakti oynaşıp eğlenirlerken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden eminler mi?
Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
Ya da o ülkelerin halkı kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Yoksa o kentlerin halkının, kuşluk zamanı onlar oyalanırken, cezamızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var?
Ya da o ülke halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Yine o köy, kasaba halkı, kuşluk vakti oynayıp eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelivermeyeceğinden emin miydiler?
Yine o köy kasaba ahalisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azabımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ya da o beldelerin halkı, gündüz vakti dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ya da o ülkeler ehli, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler?
Yoksa o memleketlerin ehalisi, kendileri güpegündüz oynarlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından mı (korkmayıb) emin oldu (lar)?
Yoksa kasabaların halkı; kendileri, güpegündüz oynarlarken azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular?
(94-102) Resul gönderdiğimiz her memlekette ehlini / mensuplarını zorlu sıkıntılar ve zararlar ile aldık, böylelikle belki yalvarırlar / yakarırlar. Sonra da kötülüğün yerine güzelliği getirdik, Bir zaman geldi şımardılar ve dediler ki babalarımıza da böylesi zararlar da dokundu ve kolaylıklar da dokundu (zaman içerisinde böyle şeyler olur) biz de onları ansızın, bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında yakalayıverdik. Şayet iman ederlerse ve sakınırlarsa, biz de onlara göklerden ve yerden bolluk / bereket açarız ve lakin onlar yalanladılar ve böylece bizde onları, kazandıklarından dolayı yakaladık. Memleketlerin halkları, onlara gece vakti uyurlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Memleketlerin halkları, onlara gündüzleyin oyalanırlarken / oynarlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Allah’ın kurduğu tuzak planından / mekrinden emin mi oldular ? Allah’ın kurduğu tuzak planından, hasara uğramış kavimler hariç, kim emin olabilir ki ? Halkından sonra arza , varis olan kimseler , hâlâ hidayete eremediler mi? Eğer ki biz isteseydik , onlara günahlarından dolayı musibet uğratırdık / yaralardık , kalplerini tab ederiz / mühürleriz de onlar işitmezler. İşte ş u memleketler ki başlarına gelenleri sana anlatıyoruz / kıssa ediyoruz , gerçekten onlara Resulleri açık delillerle geldiler, daha önceden yalanlamış olmaları nedeniyle iman etmediler, böylece Allah, kafi rlerin kal plerini mühürlüyor / tab ediyor. Onların çoğunu / ekserisini sözleşmeleri üzre bulamadık, onların çoğunu yoldan çıkmışlar olarak bulduk.
Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelivermesinden güvende mi oldular?
Ya da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler?
Ya da o kentlerin ahalisi, gündüzün dipnot 1 eğlenirken baskınımıza karşı güvende miydiler?
Yoksa böyle kentlerin ahalisinin, gündüzün dipnot 1 oyalanırken baskınımıza uğramayacaklarına güvenleri mi var?
Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelivermesinden emin mi oldular?
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
Yoksa o kentler halkının, bir kuşluk vakti oynayıp eğlenirken azabımızın yakalarına yapışmayacağına ilişkin bir garantileri mi vardı?
Or are the town's folk certain in their minds they are secure against Our wrath which may speak thunder and be displayed in action in broad day light while conducting themselves in an unprofitable or an evil way!
Do the people of these towns feel secure that Our punishment will not come upon them by day, while they are at play?
Or else did they feel secure against its coming in broad daylight while they played about (care-free)?
Or, do the people of those towns feel secure that Our punishment will not come to them by daylight while they are at play?
Or do the people of the cities feel secure against Our violent force coming down on them in the day while they are playing games?
Or, did the people of the towns then feel secure against the coming of Our punishment in the forenoon while they were playing?
Do the people of the towns feel secure from Our punishment overtaking them at midday while they are playing around?
And do the people of these townships feel secure against the coming of Our punishment upon them in the early part of the forenoon while they are engaged in futile and frivolous (worldly) pursuits?
Do the people of the cities feel secure Our might shall not come upon them in daylight while they are playing?
How can they be sure that My punishment will not be sent upon them during the day while they are engaged in their daily activities?
were the people of these cities secure that our violence would not come on them in the morning whilst they played?
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing?
And are the people of these towns secure from the coming of Our punishment upon them in the early part of the forenoon while they play?
Were the people of these cities secure that Our Wrath would not come on them in the morning whilst they played carefree?
Or do the population of the towns feel secure that Our violence will not come up to them in the forenoon while they are playing?
Or are the people of the townships then secure from the coming of Our wrath upon them in the daytime while they play?
Or, are the people of the towns so unafraid that (even when) Our retribution comes upon them in the hours of the morning they remain engrossed in sport and play?
Why, can the people of any community ever feel secure that Our punishment will not come upon them in broad daylight, while they are engaged in (worldly] play?
Or did they feel secure that Our punishment would not come upon them by day while they were at play?
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing
Did the people of today's communities guarantee that our retribution will not come to them in the daytime while they play?
Or did the people of the cities feel secure from Our punishment coming to them in the morning while they were at play?
Or did the people of the cities feel secure from Our might coming upon them at midday while they played?
Or do the people of townships feel secure from the coming of Our Requital upon them in the daytime while they play?
Or else did they feel safe against the coming of Our Punishment, in open (broad) daylight while they played about?
Or do the people of the towns feel themselves immune from Our punishment that may befall them in broad daylight while they are at play?
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing?