A'râf suresi

A'râf suresi, 100. ayet

A'râf suresi, 100. ayet. أَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ أَهْلِهَآ أَن لَّوْ نَشَآءُ أَصَبْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَنَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

evelem yehdi lilleẕîne yeriŝûne-l'arḍa mim ba`di ehlihâ el lev neşâü eṣabnâhüm biẕünûbihim. venaṭbe`u `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yesme`ûn.

Diyanet İşleri

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 97–103 · surenin 100. ayeti / 206

Konu Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak A'râf 94–102 3

  1. A'râf 97

    Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

  2. A'râf 98

    Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

  3. A'râf 99

    Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.

  4. 100

    Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

  5. A'râf 101

    İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.

  6. A'râf 102

    Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.

  7. A'râf 103

    Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

100. Yüce Allah geçmiş ümmetlerin helak edilmesinden sonra geriye kalan ümmetlerin dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzüne (önceki) sahiplerinden sonra varis olanlara şu (gerçek) hâlâ belli olmadı mı: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere duçar ederdik...” Yani şu kendilerinden önceki ümmetlerin günahları sebebi ile helak edilmesinden sonra yeryüzüne mirasçı olan ve sonra da o helak edilen ümmetlerin ameli gibi amelde bulunan diğer ümmetlere şu husus açık seçik bir şekilde belli olmadı mı: Eğer Yüce Allah dilemiş olsaydı günahları sebebi ile onları da cezaya çarptırırdı. Çünkü Allah’ın hem öncekiler hem sonrakiler hakkındaki sünneti/kanunu budur.

“(O zaman) kalplerini mühürleriz de artık işitmez oluverirler.” Yani eğer Yüce Allah, onları uyarıp dikkatlerini çekmesine rağmen uyanmayacak, öğüt vermesine rağmen öğüt almayacak, âyetlerle ve ibret alınacak hususlarla hidâyete iletmesine rağmen hidâyet bulmayacak olurlarsa şüphesiz Yüce Allah onları cezalandırır ve kalplerini mühürler de artık günah kirleri kalplerini kuşatır. Nihâyet kalplerine mühür basılır da artık o kalplere hak diye bir şey girmez, hayır namına bir şey ulaşmaz. Kendilerine fayda sağlayacak hiçbir şeyi de işitmezler. Onlar ancak kendileri hakkında aleyhlerine delil olabilecek şeyleri işitmekle kalırlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Günahları sebebiyle kendilerinden önce helak olanların yerine yeryüzüne varis olanlar için bu gerçek belli olup ta onların başına gelenlerden ibret almadılar mı? Bilakis öncekilerin yapmış oldukları şeyleri kendileri de yaptılar. Yüce Allah şayet dileseydi yeryüzünde bir kural olarak günahları sebebiyle onların başına bir azap gönderirdi. Kalplerini mühürler, ardından hiçbir öğüt tutmaz ve hiçbir hatırlatma da fayda vermez hale gelirdi. Onlar bunu hâlâ anlamadılar mı?

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَوَلَمْ evelem
  2. يَهْدِ yehdi yola getirmedi mi? kök: هدي
  3. لِلَّذِينَ lillezine kimseleri
  4. يَرِثُونَ yerisune varis olanları kök: ورث
  5. ٱلْأَرْضَ l-erde şu toprağa kök: ارض
  6. مِنۢ min
  7. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  8. أَهْلِهَآ ehliha sahiplerinden kök: اهل
  9. أَن en
  10. لَّوْ lev eğer
  11. نَشَآءُ neşa'u biz dilesek kök: شيا
  12. أَصَبْنَـٰهُم esabnahum kendilerini de cezalandırırız kök: صوب
  13. بِذُنُوبِهِمْ ۚ bizunubihim günahlarıyle kök: ذنب
  14. وَنَطْبَعُ ve netbeu ve mühürleriz kök: طبع
  15. عَلَىٰ ala üzerini
  16. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalblerinin kök: قلب
  17. فَهُمْ fehum artık onlar
  18. لَا la
  19. يَسْمَعُونَ yesmeune hiç işitmezler kök: سمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz…

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha…

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz dipnot 1 de (gerçekleri) duyamazlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah hiç kimsenin kalbini haksız yere mühürlemez. İnançla ilgili bütün mühürlenmelerin nedeni inkâr, küfür ve haddi aşmadır.

Mustafa İslamoğlu

Artık önce gelip geçmiş (uygarlıkların) ardından yeryüzünün (medeniyet) mirasına konanlar için şu gerçek ortaya çıkmış olmuyor mu: Eğer istersek, günahları yüzünden onları da hedefe koyabiliriz; üstelik kalplerine mühür basarız da, onlar artık (gerçeği) işitmez olurlar.

Muhammed Esed

Öyleyse, önceki kuşakların izinden yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hala ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları (da) pekala çarpabilirdik; hem de (hakikati) işitmesinler diye kalplerine mühür basarak!

Ahmed Hulusi

Helak olan toplumun mirasçısı olan halk (hala) şu gerçeği fark etmedi mi: Eğer dilesek onların suçları yüzünden onlara musibetler isabet ettirir, kalplerini mühürleriz (bilinçlerini kilitleriz) de artık onlar algılayamazlar!

Ali Bulaç

(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

Ali Özek ve heyeti

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.

Ali Rıza Safa

Önceki yöneticilerinden sonra, yeryüzünün son yöneticisi olanlara, doğru yolu göstermedi mi? Eğer dilersek, suçları yüzünden onları cezalandırırız ve yüreklerine damga vururuz; artık duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler/anlamazlar.

Edip Yüksel

Önceki nesillerin yerine yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı ki, eğer dilesek onları da günahlarıyla cezalandırarak kalplerini mühürleriz de işitemezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Önceki nesillerin yerine yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı ki, eğer dilesek onları da günahlarıyla cezalandırarak kalplerini mühürleriz de işitemezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eski sahiplerinden sonra bu toprağa varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer dilemiş olsaydık onların da günahlarını başlarına çarpardık! Kalplerinin üzerini mühürleriz de onlar gerçeği işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hala irşad etmedimi o, eski sahiblerinden sonra bu arza varis olan kimseleri, şu hakıkat ki eğer dilemiş olsak onların da günahlarını başlarına çarpardık? Fakat kalblerinin üzerini tabı' eder mühürleriz de onlar hakkı işitmezler

Erhan Aktaş

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı belalara uğratırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Gültekin Onan

(Bütün bunlar) Ehlinden sonra yeryüzünde mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

Hasan Basri Çantay

(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yüzüne varis olanlara haala şu (hakıykat) belli olmadı mı ki eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musıybetlere uğratırdık. Biz onların kalbleri üzerine mühür basarız. Binaen'aleyh (hakıykatı) işitmezler.

İbni Kesir

Sahiplerinden sonra, yeryüzüne varis olanlara besbelli değilmidir ki; eğer Biz, dileseydik onları da günahlarından dolayı cezalandırırdık. Ve onların kalbleri üzerine mühür basarız da bir şey duymazlar.

Mehmet Alagaş

(94-102) Resul gönderdiğimiz her memlekette ehlini / mensuplarını zorlu sıkıntılar ve zararlar ile aldık, böylelikle belki yalvarırlar / yakarırlar. Sonra da kötülüğün yerine güzelliği getirdik, Bir zaman geldi şımardılar ve dediler ki babalarımıza da böylesi zararlar da dokundu ve kolaylıklar da dokundu (zaman içerisinde böyle şeyler olur) biz de onları ansızın, bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında yakalayıverdik. Şayet iman ederlerse ve sakınırlarsa, biz de onlara göklerden ve yerden bolluk / bereket açarız ve lakin onlar yalanladılar ve böylece bizde onları, kazandıklarından dolayı yakaladık. Memleketlerin halkları, onlara gece vakti uyurlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Memleketlerin halkları, onlara gündüzleyin oyalanırlarken / oynarlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Allah’ın kurduğu tuzak planından / mekrinden emin mi oldular ? Allah’ın kurduğu tuzak planından, hasara uğramış kavimler hariç, kim emin olabilir ki ? Halkından sonra arza , varis olan kimseler , hâlâ hidayete eremediler mi? Eğer ki biz isteseydik , onlara günahlarından dolayı musibet uğratırdık / yaralardık , kalplerini tab ederiz / mühürleriz de onlar işitmezler. İşte ş u memleketler ki başlarına gelenleri sana anlatıyoruz / kıssa ediyoruz , gerçekten onlara Resulleri açık delillerle geldiler, daha önceden yalanlamış olmaları nedeniyle iman etmediler, böylece Allah, kafi rlerin kal plerini mühürlüyor / tab ediyor. Onların çoğunu / ekserisini sözleşmeleri üzre bulamadık, onların çoğunu yoldan çıkmışlar olarak bulduk.

Rowwad Tercüme Merkezi

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara, hâlâ (şu gerçek) belli olmadı mı? Dilemiş olsaydık onları da, günahları yüzünden felakete uğratır ve kalpleri üzerine mühür basardık; böylece işitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi.

Süleyman Ateş

(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Eski sahiplerinden sonra o yere mirasçı olanları şu da mı yola getirmez? Gerekli görürsek günahları yüzünden onları da sıkıntıya sokarız. Kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururuz da artık bir şey dinlemez olurlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi.

Şaban Britch

Oranın önceki halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer dilersek onları günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da işitmezler.

Şaban Piriş

Oranın halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer istersek günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da işitmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Tüm bu olanlar, eski sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şunu göstermedi mi: Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırz, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Can those people who have inherited the earth not perceive the signal instances of punishment which befell their predecessors and served as a deterrent! Do they not realize that We control their fate and that if We willed, We could requite them as and when We please for their iniquities and imprint their hearts with dullness of comprehension that they counsel deaf, unwilling to hear admonition!

Abdul Haleem

Is it not clear to those who inherit the land from former generations that We can punish them too for their sins if We will? And seal up their hearts so that they cannot hear?

Abdullah Yusuf Ali

To those who inherit the earth in succession to its (previous) possessors, is it not a guiding, (lesson) that, if We so willed, We could punish them (too) for their sins, and seal up their hearts so that they could not hear?

Abul A'la Maududi

Has it not, then, become plain to those who have inherited the earth in the wake of the former generations that, had We so willed, We could have afflicted them for their sins, dipnot 1 (they, however, are heedless to basic facts and so) We seal their hearts so that they hear nothing. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Every nation which rises in place of one that falls, can perceive the misdeeds which brought about the preceding nation's fall. Were such a people to make use of their reason, to appreciate the false ideas and misdeeds which led to the undoing of those who once strutted abroad in vainglory, they would have realized that the Supreme Being Who had once punished them for their misdeeds and deprived them of power and glory had not ceased to exist. Nor has that Supreme Being been deprived of the power to inflict a punishment on the people of the present times, a power with which He smote the nations of the past. Nor has God become bereft of the capacity to dislodge the wicked nations of today in the manner He did in the past.
  2. metne dön, dipnot 2
    Those people who derive no lesson from history, who thoughtlessly pass over the ruins of the past, remaining engrossed in heedlessness, are deprived by God of the capacity to think correctly and to pay due attention to the counsel of well-wishers. Such is the God-made law of nature that if someone closes his eyes, not even a single ray of sun-light will reach his sight. Similarly, if someone is bent upon closing his ears none can make him hear even a word.

Aisha Bewley

Is it not clear to those who have inherited the earth after these people that, if We wanted to, We could strike them for their wrong actions, sealing up their hearts so that they cannot hear?

Al-Hilali & Khan

Is it not clear to those who inherit the earth in succession from its (previous) possessors, that had We willed, We would have punished them for their sins. And We seal up their hearts so that they hear not?

Ali Quli Qarai

Does it not dawn upon those who inherited the earth after its [former] inhabitants that if We wish We will punish them for their sins, and set a seal on their hearts so they would not hear?

Amatul Rahman Omar

Does it not serve as guidance to those who have inherited the earth from its (previous) occupants that, if We will, We can afflict them (with some punishment) for their sins and put a seal upon their hearts, so that they will not be able to listen (to some guiding advice).

Arthur John Arberry

Is it not a guidance to those who inherit the earth after those who inhabited it that, did We will, We would smite them because of their sins, sealing their hearts so they do not hear?

Bijan Moeinian

Does it ever occur to those who inherit the land [from the previous generations who earned the Lord's punishment] that, if I will, I can punish them too for their sins? I seal their heart [for their carelessness] so that they do not hear [and become insensitive to the truth and earn a higher degree of punishment for the continuation of their sinful acts. ]

E. Henry Palmer

Is it not shown to those who inherit the earth after its (former) people, that, did we please, we would smite them in their sins, and would set a stamp upon their hearts, and then they should not hear?

Edip-Layth

Is it not clear for those who inherited the land after them, that if We wished, We could have punished them immediately for their sins and We could have stamped on their hearts, so they would not hear.

George Sale

Does it not lead those, who have inherited the earth in succession to its former inhabitants, to realize that if We please, We can smite them also for their sins and seal up their hearts, so that they would not listen to words of guidance.

Hamid S. Aziz

Is it not a guidance (lesson) shown to those who inherit the earth after its (former) people, that, did We please, We would smite them in their sins, and would set a stamp upon their heart that they should not hear?

Mahmoud Ghali

And is it not a guidance (Literally: Does it not guide them) to the ones who inherit the earth after its population that, if We (so) decide, We will afflict them for their guilty deeds, and We stamp upon their hearts so they do not hear?

Marmaduke Pickthall

Is it not an indication to those who inherit the land after its people (who thus reaped the consequence of evil-doing) that, if We will, We can smite them for their sins and print upon their hearts so that they hear not?

Mohamed Ahmed - Samira

Do not the people who inherited the earth from the (earlier) inhabitants perceive that We could afflict them too for their sins if We pleased, and put seals on their hearts that they may not hear (the voice of truth)?

Muhammad Asad

Has it, then, not become obvious unto those who have inherited the earth in the wake of former generations that, if We so willed, We could smite them [too] by means of their sins, sealing their hearts so that they cannot hear [the truth]?

Mustafa Khattab

Is it not clear to those who take over the land after ˹the destruction of˺ its former residents that—if We will—We can punish them ˹too˺ for their sins and seal their hearts so they will not hear ˹the truth˺?

Progressive Muslims

Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins And We stamp on their hearts, so they do not hear.

Rashad Khalifa

Does it ever occur to those who inherit the earth after previous generations that, if we will, we can punish them for their sins, and seal their hearts, causing them to turn deaf?

Sahih International

Has it not become clear to those who inherited the earth after its [previous] people that if We willed, We could afflict them for their sins? But We seal over their hearts so they do not hear.

Sam Gerrans

Is it not guidance to those who inherit the land after its people that, if We willed, We would strike them for their transgressions, and seal their hearts so they hear not?

Shabbir Ahmed

Is it not a lesson for those who inherit the earth from previous generations that they could suffer similar consequences? Trailing behind in the community of nations is a tribulation in itself. And Our Law can cause their intellectual and perceptual faculties to be sealed and blunted for their failings.

Syed Vickar Ahamed

To those (people) who take over the earth after its (previous) owners, is it not a guiding (lesson) that, if We so wanted, We could (also) punish them for their sins, and close their hearts so that they could not hear?

Taqi Usmani

Have all these events still not taught a lesson to those who inherit the land after its (former) inhabitants, that if We so willed, We could afflict them for their sins? But We seal their hearts, so that they do not listen.

The Monotheist Group

Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins? And We stamp on their hearts, so they do not hear.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 100. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 100. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 100. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩