Diyanet İşleri
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 24. ayet. تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
ta`rifü fî vucûhihim naḍrate-nne`îm.
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İlliyyûn ve iyiler Mutaffifîn 18–28 3
Ona, Allah'a yakın olanlar şahit olur.
Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
O içeceğin katkısı tesnimdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 22–28. ayetler için yazılmıştır.
22. Yüce Allah, onların Kitaplarını söz konusu ettikten sonra onların pek büyük nimetler içerisinde bulunduklarını da şöyle zikretmektedir: “Şüphe yok ki o iyi ve itaatkarlar, nimetler içindedirler.” Nimetler, hem kalbin, hem ruhun, hem de bedenin her türlü nimetini anlatan kapsamlı bir ifadedir.
23. Gâyet güzel döşemelerle süslü “tahtlar üzerinden” hem Allah’ın kendileri için hazırlamış olduğu nimetlere hem de kerim olan Rablerinin yüzüne “bakarlar.”
24. Ey onlara bakan kişi! Sen “(içinde bulundukları) nimetlerin güzelliğini yüzlerinden anlarsın.” Yani o nimetlerin yüzlerine verdiği parlaklığı ve aydınlığı yüzlerinde görürsün. Çünkü ardı arkasına gelen lezzetler, zevkler ve sevindirici hususlar, kişinin yüzüne bir aydınlık, bir güzellik ve bir parlaklık kazandırır.
25-26. “Onlara mühürlü, halis bir şaraptan içirilecek.” Bu, içeceklerin en lezzetlisi ve en güzelidir. Bu şarabın “mührü, misktir.” Bununla kastedilen şu olabilir: Bu şaraba lezzetini azaltacak yahut tadını bozacak herhangi bir şeyin karışmasına karşı o, mühürlenmiştir. Bu mühürleme de misk ile yapılmıştır.
Şu mana da kastedilmiş olabilir: Onların şarabı içtikleri kabın dibinde kalan tortu çok hoş kokulu ve değerli misktir. Normalde dünyadaki adete göre kabın dibindeki tortular dökülür. İşte cennetteki şarabın tortusu ise böyle güzel olacaktır.
"O halde yarışanlar bunlar için” güzelliğini ve miktarını Allah’tan başka kimsenin bilmediği bu ebedi nimetler için “yarışsınlar.” Buna ulaştırıcı amelleri yapmakta ellerini çabuk tutsunlar. Bu konuda birbirleri ile yarışsınlar. İşte en değerli şeylerin uğrunda feda edileceği, ona kavuşmak için yiğitlerin birbirleriyle yarışa koyulmalarını en fazla hak eden güzellik budur.
27-28. “Onun” bu şarabın “karışımı da Tesnîm’dendir. O da mukarreb (Allah'a yakın) kulların kendisinden içecekleri bir pınardır.” Bu şaraptan sadece onlar içerler ve bu, kayıtsız ve şartsız olarak cennet içeceklerinin en üstünüdür. O bakımdan bu pınar, insanlar arasında en yüksek konumdakiler olan mukarreblere has ve yalnız onlara ait olacaktır. Amel defterleri sağlarından verilenlere ise bunun dışındaki diğer lezzetli içeceklerden hazırlanmış karışımlar/kokteyller verilecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onları gördüğün zaman yüzlerinde güzellik ve zarafet olarak nimetlerin eserini görürsün.
Aynı kök: نضر (3 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
O gün birtakım yüzler aydındır.
Aynı kök: نضر (3 geçiş)
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Nimetin parıltısını yüzlerinde sezersin (görürsün).
yüzlerinde sonsuz mutluluğun tarifsiz parıltısını göreceksin.
ve yüzlerinde kutsanmışlığın parıltısını göreceksin.
Yüzlerinde, o nimetlerin parıltısını tanırsın.
Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Onların yüzünde, nimetlerin parıltısını görürsün.
Onların yüzlerinde nimetin mutluluğunu hissedersin.
Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.
Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.
Yüzlerinde nimet ve mutluluğun parıltısını tanırsın.
Yüzlerinde naimin revnakını tanırsın
Nimetlerin sevincini yüzlerinden anlarsın.
Nimetlerin sevincini yüzlerinden anlarsın.
Ni'metlerin sevincini yüzlerinden anlarsın.
Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Öyle ki sen o ni'metin (herdem taze) güzelliğini yüzlerinde (görünce) tanırsın.
Sen, o nimetin güzelliğini yüzlerinden tanırsın.
(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.
Onların yüzlerinde nimetlerin sevincini görürsün.
Yüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Nimetlerin verdiği sevinci yüzlerinden anlarsın. dipnot 1
Nimetin verdiği mutluluğu yüzlerinden anlarsın.
Onları, yüzlerindeki nimet parıltısından tanırsın.
Onları, yüzlerindeki nimet parıltısından tanırsın.
Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.
You recognize in their expressive features the radiance of delight and their delightful story.
You will recognize on their faces the radiance of bliss.
Thou wilt recognise in their faces the beaming brightness of Bliss.
You shall see upon their faces the glow of bliss.
You will recognise in their faces the radiance of delight.
You will recognise in their faces the brightness of delight.
You will perceive in their faces the freshness of bliss
You shall find freshness and bloom of bliss in their faces.
thou knowest in their faces the radiancy of bliss
You can see from their faces how delighted they are.
thou mayest recognise in their faces the brightness of pleasure;
You know in their faces the look of Paradise.
thou shalt see in their faces the brightness of joy.
You will see in their faces the brightness of bliss.
You recognize in their faces the bloom of Bliss.
Thou wilt know in their faces the radiance of delight.
On their faces you will see the glow of beatitude.
upon their faces thou wilt see the brightness of bliss.
You will recognize on their faces the glow of delight.
You know in their faces the look of Paradise.
You recognize in their faces the joy of bliss.
You will recognize in their faces the radiance of pleasure.
Thou wilt recognise in their faces the radiance of bliss.
You will see their faces glitter with Delight.
You will recognize in their faces the beaming brightness of joy.
You will recognize the glamour of bliss on their faces.
Youwill recognize in their faces the look of bliss.