Diyanet İşleri
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 29. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dünyada gülenler, ahirette gülünenler Mutaffifîn 29–36 3
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
O içeceğin katkısı tesnimdir.
Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler.
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mü'minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.
29-31. Yüce Allah günahkârların cezasını, iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten ve ikisi arasındaki farkı dile getirdikten sonra günahkârların dünyada iken mü’minler ile alay ettiklerini, onları küçümsediklerini, onlara güldüklerini, yanlarından geçtikleri vakit onları hakir gördüklerini, birbirlerine kaş göz işaretleri yaparak onları alaya aldıklarını haber vermektedir. Bununla birlikte onlar pek rahattılar. Korkuyu akıllarından bile geçirmiyorlardı. Aksine sabah veya akşam “Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif” sevinç ve neşe “içinde dönerlerdi.”
Bu ise aldanışın en ileri şeklidir. Çünkü onlar, en büyük kötülükleri işlemekle birlikte dünyada kendilerini güven içinde görüyorlardı. Sanki bahtiyar ve mutlu kimselerden olduklarına dair kendilerine Allah’tan yazılı bir belge ve bir eman gelmiş gibi davranıyorlardı.
32. Üstelik onlar, kendilerinin hidâyet üzere olduklarına, mü’minlerin ise sapık olduklarına hükmetmişlerdi. Bu hükmü de Allah’a iftira ederek, herhangi bir bilgiye dayalı olmaksızın ve O’nun hakkında olmadık iddialarda bulunma cesaretini göstererek veriyorlardı.
33. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.” Onlar, mü’minler üzerinde amellerini tespit etmekle yükümlü birer bekçi olarak gönderilmemişlerdi ki , ne diye onları sapık olup olmadıklarıyla bu kadar ilgileniyorlar?!
Aslında onların bu tutumları, sadece işi yokuşa sürmek, inat etmek ve oynayıp eğlenceye dalmaktan ibaretti. Bu yapıp söylediklerinin herhangi bir delili, dayanağı yoktu. Bundan dolayı bunların âhiretteki cezaları da dünyada yaptıkları amelleri türünden olacaktır. Şöyle ki;
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İçinde bulundukları küfür suçunu işlemiş olanlar, iman edenlerle alay ederek onlara gülüyorlardı.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi. dipnot 1
Ne var ki günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi;
Bakın, kendilerini günaha kaptıranlar, imana erenlere gülerler
Muhakkak ki o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Aslında, suçlu olanlar, inananlara gülüyorlardı.
Suçlular, dünyada inananlara gülerlerdi.
Suçlular, iman edenlere gülerlerdi.
Suçlular, inananlara gülerlerdi.
Evet, o günah işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.
Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı
Suçlular, dünyada İman Edenlere gülüyorlardı.
Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.
Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler' kimi inananlara gülüp geçerlerdi.
Hakıykat, günah işleyen (o kafir) ler iman edenlerden kimine gülerlerdi.
Doğrusu suç işlemiş olanlar; mü'minlere, gülerlerdi.
(29-36) Suç işleyenler / cürüm işleyenler, İman edenlere gülüyorlardı , yanlarından geçerlerken kaş göz ederlerdi , yakın çevrelerine döndükleri zamanda keyifli hale dönüşürlerdi, onları / iman edenleri gördüklerinde ise işte sapıklar şunlar derlerdi. İman edenler onlara bekçi / muhafız olarak gönderilmemişlerdi , bugün de iman edenler koltuklarından izleyerek kafirlere gülüyorlar, kafirler, yaptıklarından dolayı ödüllenmişler mi?
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
Suça batanlar, inanıp güvenmiş olanlara gülüp dururlardı; dipnot 1
Suça dalan o kimseler, bu müminlere gülerlerdi.
Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.
Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.
Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.
Those who criminally denied Allah used to laugh at those who faithfully believed.
The wicked used to laugh at the believers––
Those in sin used to laugh at those who believed,
Behold, the wicked were wont to laugh at the believers:
Those who did evil used to laugh at those who had iman.
Verily, (during the worldly life) those who committed crimes used to laugh at those who believed.
Indeed the guilty used to laugh at the faithful,
Those who had severed their ties (with God) used to laugh at those who believed,
Behold, the sinners were laughing at the believers,
They will remember the day that the sinners used to laugh at them.
Verily, those who sin do laugh at those who believe;
Those who were criminals used to laugh at those who had acknowledged.
They who act wickedly laugh the true believers to scorn;
Surely they who are guilty used to laugh at those who believe.
Surely the ones who are (guilty of) crimes used to laugh at the ones who believed,
Lo! the guilty used to laugh at those who believed,
The sinners indeed laughed at believers
BEHOLD, those who have abandoned themselves to sin are wont to laugh at such as have attained to faith
Indeed, the wicked used to laugh at the believers,
Those who were criminals used to laugh at those who had believed.
The wicked used to laugh at those who believed.
Indeed, those who committed crimes used to laugh at those who believed.
Those who were lawbreakers laughed at those who heeded warning,
Behold, those who thrived on others' toil used to laugh at those who had attained belief.
Those in sin used to laugh at those who believed,
Indeed those who were guilty used to laugh at those who believed,
Those who were criminals used to laugh at those who had believed.