Mürselât suresi · 41–50. ayetler

Sakınanların hâli ve son uyarı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mürselât suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

    Mehmet Okuyan

    (41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki muttakiler (huzur veren) gölgeler altında ve (ebedi saadetin) kaynağında bulunacaklar;

    Muhammed Esed

    (Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, (serin) gölgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki müttekiler (korunmuşlar), gölgelerin ve kaynakların içindedirler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır;

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, gölgelerde ve pınar başlarındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz o gün, takva sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

    Edip Yüksel

    Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki takva sahipleri gölgeliklerde pınar başlarında

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki (korunan) müttakiler gölgelerde, kaynaklarda

    Erhan Aktaş

    Takva dipnot 1 sahipleri gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Takva sahipleri dipnot 1 gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Takva sahipleri dipnot 1 gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alan.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır.

    Hasan Basri Çantay

    (41-42) Hakıykat, takva saahibleri gölgeler, pınarlar ve canları ne isterse onlardan bir çok meyveler içindedirler.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki muttakiler, gölgeliklerde ve pınarlardadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.

    Süleyman Ateş

    Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini koruyanlar dipnot 1 gölgeliklere, pınar başlarına gidecekler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva sahibi olanlar, kendini koruyanlar, doğal yapıyı bozmayanlar, Allah'tan çekinerek korunanlar. Bkz. Bakara 2/2 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Allah’tan sakınanlar ise gölgeler içinde ve pınar başlarındadır.

    Şaban Piriş

    Allah'tan sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarındadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.

  2. Mürselât suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 42. ayet. وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

    Mehmet Okuyan

    (41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve canlarının istediği her şey, onları neşe ve zevke gark edecek;

    Muhammed Esed

    ve canlarının istediği her meyve(den tadacaklar);

    Ahmed Hulusi

    Canlarının çektiklerinden meyvelerle!

    Ali Bulaç

    Ve canlarının çekip arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).

    Ali Özek ve heyeti

    canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler (arasında olacaklardır.)

    Ali Rıza Safa

    Ve canlarının istediği meyveler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz o gün, takva sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

    Edip Yüksel

    Ve canlarının çektiği meyveler...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve canlarının çektiği meyvalar...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler

    Erhan Aktaş

    Ve canlarının çektiği meyveler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve canlarının çektiği meyveler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve canlarının çektiği meyveler.

    Gültekin Onan

    Ve canlarının çekip arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).

    Hasan Basri Çantay

    (41-42) Hakıykat, takva saahibleri gölgeler, pınarlar ve canları ne isterse onlardan bir çok meyveler içindedirler.

    İbni Kesir

    Ve canlarının istediğinden meyveler.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).

    Süleyman Ateş

    Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada canlarının istediği meyveler olur.

    Şaban Britch

    Arzu ettikleri meyveler…

    Şaban Piriş

    Arzu ettikleri meyveler..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.

  3. Mürselât suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 43. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    (onlara) "Yaptıklarınıza karşılık olarak yiyin, için, afiyet olsun!" (deriz).

    Muhammed Esed

    (ve onlara:) "(Hayatta iken) yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için!" denilecek.

    Ahmed Hulusi

    "Yaptığınız çalışmalardan dolayı afiyetle yeyin ve için!"

    Ali Bulaç

    Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kendilerine:) «İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfîyetle yiyin için» (denir).

    Ali Rıza Safa

    "Yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin ve için!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendilerine, "Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz, içiniz" denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaptığınız işlere karşılık yiyin, için; afiyet olsun!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeyin, için afiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil

    Erhan Aktaş

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için.

    Gültekin Onan

    Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle denilir): "İşlemiş olduğunuz (iyi) amel (ve hareketlere mukaabil afiyetle yeyin, için".

    İbni Kesir

    İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyin, için.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.

    Süleyman Ateş

    "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yaptıklarınıza karşılık, gönül rahatlığıyla yiyip için." (denir)

    Şaban Britch

    Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için!

    Şaban Piriş

    -Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."

  4. Mürselât suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 44. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlaşılıyor ki dünyada yapılanlar "sebep", mahşerdeki ödüller ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!"

    Muhammed Esed

    İyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz;

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız!

    Ali Bulaç

    Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendilerine, "Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz, içiniz" denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Biz güzellik yapanları böyle karşılarız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte biz muhsinleri böyle karşılarız

    Erhan Aktaş

    İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.

    Gültekin Onan

    Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhe yok ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız".

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Biz; ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Süleyman Ateş

    "Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Piriş

    Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!

  5. Mürselât suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 45. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki o gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    (ama) o Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, ahiretteki ödülü yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Cenneti) yalan sayanların o gün vay haline!

    İbni Kesir

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Yalanlayanların o gün vay haline!

    Şaban Piriş

    Yalanlayanların o gün vay haline!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

  6. Mürselât suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 46. ayet. كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

    Mehmet Okuyan

    (Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz."

    Mustafa İslamoğlu

    Siz de (dünyada) yiyip için ve geçici hazların sefasını sürün (ey yalanlayanlar)! Çünkü siz, günahı hayat tarzı haline getirdiniz.

    Muhammed Esed

    (Doyuncaya) kadar yiyip için ve biraz sefanızı sürün, siz ey günahkarlar!

    Ahmed Hulusi

    "Yeyin ve azıcık keyif sürün (dünyada). . . Muhakkak ki siz suçlularsınız!"

    Ali Bulaç

    (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar kimselersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey inkârcılar!) yiyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

    Ali Rıza Safa

    Yiyin ve biraz yararlanın bakalım. Kuşkusuz, suçlusunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kısa bir süre yiyin, zevkedin! Çünkü suçlularsınız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz

    Erhan Aktaş

    Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey Müşrikler ve Kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey müşrikler ve kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey müşrikler ve kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

    Gültekin Onan

    (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar kimselersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey kafirler, dünyada) yeyin, biraz faidelenin! Şübhesiz ki siz günahkarlarsınız.

    İbni Kesir

    Yeyin ve biraz eğlenin. Doğrusu sizler suçlularsınız.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.

    Süleyman Ateş

    "Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey yalancılar! Biraz daha yiyip için, keyfinize bakın. Sizler suçlusunuz."

    Şaban Britch

    Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

    Şaban Piriş

    -Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.

  7. Mürselât suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 47. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    (Ama) o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    - Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Ebedi nimeti) yalan sayanların vay o gün haaline!

    İbni Kesir

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Şaban Piriş

    Vay haline o gün yalanlayanların!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

  8. Mürselât suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 48. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "(Allah'a) boyun eğin!" dendiğinde boyun eğmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira onlara Allah'ın huzurunda saygıyla eğilin denildiğinde eğilmezler.

    Muhammed Esed

    Ve onlara "(Allah'ın huzurunda) baş eğin!" denildiğinde buna uymazlar:

    Ahmed Hulusi

    Onlara (müşriklere): "Boyun eğin" denildiğinde, rüku etmezler!

    Ali Bulaç

    Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, kendilerine: «Allah'ın huzurunda eğilin!» denildiği vakit eğilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü "Eğilin!" denildiğinde eğilmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    -Kendilerine "Allah'ın huzurunda eğiliniz" dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Onlara eğilin dendiğinde eğilmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara eğilin dendiğinde eğilmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Yerken, içerken de) onlara "Rüku edin!" denildiği zaman, rüku etmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yerler, içerler de rüku' edin denildiği zaman onlara, rüku' etmezler

    Erhan Aktaş

    Onlara, "Ruku dipnot 1 edin." denildiği zaman ruku etmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, "Ruku dipnot 1 edin." denildiği zaman ruku etmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları, puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah"; Allah'a ruku etti, derlerdi. Ayetteki rukuunun, namazdaki ruku ile bir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, "Ruku dipnot 1 edin." Denildiği zaman ruku etmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk koşmaksızın, yalnızca Allah'a boyun eğip, itaat edin, içtenlikle O'na teslim olun. (Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah"; Allah'a ruku etti, derlerdi. Ayetteki rukunun, namazdaki ruku ile bir ilgisi yoktur.

    Gültekin Onan

    Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara "(Allahın huzuurunda) eğilin" denildiği zaman eğilmezler.

    İbni Kesir

    Onlara; rüku edin, denildiği zaman, rüku'a varmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.

    Süleyman Ateş

    Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, "Allah'a boyun eğin!" denince boyun eğmiyorlar.

    Şaban Britch

    Onlara, “Rükû edin!” denildiği zaman, rükû etmezlerdi.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Boyun eğin denildiği zaman boyun eğmiyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, "ruku' edin!" dendiğinde ruku etmezler.

  9. Mürselât suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 49. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    O gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    -Kendilerine "Allah'ın huzurunda eğiliniz" dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Emr-ü nehyi) yalan sayanların o gün vay haaline!

    İbni Kesir

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Şaban Piriş

    Vay haline o gün yalanlayanların!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

  10. Mürselât suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 50. ayet. فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

    Mustafa İslamoğlu

    Haydi (buna inanmadılar), iyi de, bundan böyle hangi habere inanacaklar!

    Muhammed Esed

    Peki, bundan sonra, başka hangi habere inanacaklar?

    Ahmed Hulusi

    Artık Ondan (Kuran'ın verdiği bu büyük haberden) sonra hangi söze iman ederler?

    Ali Bulaç

    Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

    Ali Rıza Safa

    Bundan sonra, artık, hangi söze -hadise- inanacaklar?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, bundan başka hangi söze inanacaklar?

    Edip Yüksel

    Artık bundan sonra hangi hadisi (sözü) onaylıyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Artık bundan sonra hangi hadise (söze) inanırlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık bundan başka hangi hadise dipnot 1 inanacaklar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a inanmadıktan sonra hangi kitaba inanacaklar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bundan başka hangi söze inanacaklar? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a inanmadıktan sonra hangi kitaba inanacaklar?

    Gültekin Onan

    Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    Hasan Basri Çantay

    Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar onlar?

    İbni Kesir

    Bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

    Mehmet Alagaş

    (29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?

    Süleyman Ateş

    Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar artık hangi söze inanırlar!

    Şaban Britch

    Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze iman edecekler?

    Şaban Piriş

    Bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.