Mürselât suresi

Mürselât suresi, 46. ayet

Mürselât suresi, 46. ayet. كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Diyanet İşleri

Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mürselât 43–49 · surenin 46. ayeti / 50

Konu Sakınanların hâli ve son uyarı Mürselât 41–50 3

  1. Mürselât 43

    "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

  2. Mürselât 44

    Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

  3. Mürselât 45

    O gün vay yalanlayanların haline!

  4. 46

    Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

  5. Mürselât 47

    O gün vay yalanlayanların haline!

  6. Mürselât 48

    Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.

  7. Mürselât 49

    O gün vay yalanlayanların haline!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 46–50. ayetler için yazılmıştır.

46-47. Bu buyruk, inkarcılara yönelik bir tehdittir. Onlar dünyada yiyip içseler, lezzet verici şeylerden istifade etseler dahi, Allah’a yakınlaştırıcı şeylerden gaflete düştüklerinden dolayı günahkârdırlar. Ve günahkârların hak ettiklerini hak ederler. O bakımdan onların lezzetleri kesilir, ondan mahrum kalırlar, geriye sadece veballeri ve günah yükleri kalır.

48-49. Onların günahkârlıklarının bir parçası da kendilerine en şerefli ibadet olan namaz kılmaları emredildiği ve onlara: “Rükû’ edin” denildiği vakit bunu kabul etmeyişleridir. Bunun ötesinde bir günahkârlık olur mu? Bundan daha ileri derece bir yalanlama düşünülebilir mi?

“Yalanlayanların o gün vay haline?” Çünkü ilâhî tevfike mazhar oluşun kapıları önlerine kapanır ve her türlü hayırdan mahrum kalırlar.

50. Onlar, doğruluğun ve kayıtsız şartsız olarak kesin bilginin en üst mertebesinde bulunan bu Kur’ân-ı Kerîm’i yalanladıktan sonra artık “hangi söze inanacaklar ki?” Adı gibi olan ve delillendirilmesi bir tarafa delile benzer bir dayanağı dahi bulunmayan bâtıla mı yoksa Allah’a ortak koşan, çok yalancı, kuru iftiracıların sözlerine mi?

Apaydınlık nurun ötesinde koyu karanlıkların dışında ne vardır? Lehine pek çok delil ve kesin belgenin bulunduğu doğruluğun ötesinde, apaçık iftiranın ve ancak kendisine uygun olanlara yakışan apaçık yalanın dışında ne bulunabilir? Yazıklar olsun onlara! Ne kötü ameller işlediler. Yazık onlara! Ne kadar hüsrandadırlar! Ne kadar bedbahttırlar!

Yüce Allah’tan bizleri affetmesini ve esenliğe kavuşturmasını dileriz. Şüphesiz O, pek cömerttir, çok lütufkârdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yalanlayanlara da şöyle denir: “Sizler de yiyin ve az bir süre dünya hayatının lezzetlerinden faydalanın bakalım. Kuşkusuz siz, Allah’a karşı olan inkârınız ve resullerini yalanlamanız sebebiyle günahkâr kimselersiniz.''

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كُلُوا۟ kulu yiyin kök: اكل
  2. وَتَمَتَّعُوا۟ ve temetteu ve sefa sürün kök: متع
  3. قَلِيلًا kalilen azıcık kök: قلل
  4. إِنَّكُم innekum siz
  5. مُّجْرِمُونَ mucrimune suçlularsınız kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz."

Mustafa İslamoğlu

Siz de (dünyada) yiyip için ve geçici hazların sefasını sürün (ey yalanlayanlar)! Çünkü siz, günahı hayat tarzı haline getirdiniz.

Muhammed Esed

(Doyuncaya) kadar yiyip için ve biraz sefanızı sürün, siz ey günahkarlar!

Ahmed Hulusi

"Yeyin ve azıcık keyif sürün (dünyada). . . Muhakkak ki siz suçlularsınız!"

Ali Bulaç

(Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar kimselersiniz.

Ali Özek ve heyeti

(Ey inkârcılar!) yiyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

Ali Rıza Safa

Yiyin ve biraz yararlanın bakalım. Kuşkusuz, suçlusunuz.

Bayraktar Bayraklı

- Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!

Edip Yüksel

Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kısa bir süre yiyin, zevkedin! Çünkü suçlularsınız!

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz

Erhan Aktaş

Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ey Müşrikler ve Kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ey müşrikler ve kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yiyin ve yararlanın biraz. Siz suçlularsınız. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ey müşrikler ve kafirler, dünya nimetlerinden yararlanın bakalım!

Gültekin Onan

(Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar kimselersiniz.

Hasan Basri Çantay

(Ey kafirler, dünyada) yeyin, biraz faidelenin! Şübhesiz ki siz günahkarlarsınız.

İbni Kesir

Yeyin ve biraz eğlenin. Doğrusu sizler suçlularsınız.

Mehmet Alagaş

(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.

Süleyman Ateş

"Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Ey yalancılar! Biraz daha yiyip için, keyfinize bakın. Sizler suçlusunuz."

Şaban Britch

Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

Şaban Piriş

-Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

Yaşar Nuri Öztürk

Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You infidels may eat and enjoy yourselves here, but the span is short and then your iniquities shall be laid to your charge.

Abdul Haleem

[You may] eat and enjoy yourselves for a short while, evildoers that you are.

Abdullah Yusuf Ali

(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.

Aisha Bewley

‘Eat and enjoy yourselves for a little while. You are evildoers.’

Al-Hilali & Khan

(O you disbelievers)! Eat and enjoy yourselves (in this worldly life) for a little while. Verily, you are the Mujrimûn (polytheists, disbelievers, sinners, criminals).

Ali Quli Qarai

‘Eat and enjoy a little! You are indeed guilty. ’

Amatul Rahman Omar

(Disbelievers!) eat and enjoy yourselves for a little while (in the world). Surely, you are the guilty (ones).

Arthur John Arberry

'Eat and take your joy a little; you are sinners!'

Bijan Moeinian

O’ disbelievers enjoy eating and drinking for a few days of your life.

E. Henry Palmer

'Eat and enjoy yourselves for a little; verily, ye are sinners!'

Edip-Layth

"Eat and enjoy for a little while, for you are criminals."

George Sale

Eat, O unbelievers, and enjoy the pleasures of this life, for a little while: Verily ye are wicked men.

Hamid S. Aziz

Eat and enjoy yourselves for a little; surely you are guilty.

Mahmoud Ghali

"Eat and enjoy (your life) a little: surely you are criminals".

Marmaduke Pickthall

Eat and take your ease (on earth) a little. Lo! ye are guilty.

Mohamed Ahmed - Samira

Eat and enjoy for a while: You are certainly sinners.

Muhammad Asad

EAT [your fill] and enjoy your life for a little while, O you who are lost in sin!

Mustafa Khattab

"Eat and enjoy yourselves for a little while, ˹for˺ you are truly wicked."

Progressive Muslims

"Eat and enjoy for a little while, for you are criminals. "

Rashad Khalifa

Eat and enjoy temporarily; you are guilty.

Sahih International

[O disbelievers], eat and enjoy yourselves a little; indeed, you are criminals.

Sam Gerrans

Eat and enjoy yourselves a little — you are lawbreakers.

Shabbir Ahmed

Behold, you guilty ones! Enjoy and take your ease for a little while.

Syed Vickar Ahamed

(O you rejecters of the Truth, ) you eat and enjoy yourselves (but) a little while, verily, you are the criminals (Mujrimûn, and sinners).

Taqi Usmani

"(O disbelievers,) eat and drink for a while! You are guilty ones."

The Monotheist Group

"Eat and enjoy for a little while, for you are criminals."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩