Diyanet İşleri
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
Mürselât suresi
Mürselât suresi, 44. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların hâli ve son uyarı Mürselât 41–50 3
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.
Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.
"Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
O gün vay yalanlayanların haline!
Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.
O gün vay yalanlayanların haline!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 41–45. ayetler için yazılmıştır.
41. Yüce Allah, yalanlayanların cezasını söz konusu ettikten sonra iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz takvâ sahipleri” yani yalanlamaktan sakınan, söz, fiil ve davranışlarında tasdik vasfına sahip olan kimseler -ki ancak farzları eda etmek ve haramları terk etmek sureti ile bu hale ulaşabilirler- çiçekler açmış, göz kamaştırıcı türlü ağaçların çokluğundan dolayı “gölge altlarında” Selsebîl’den, Rahîk’den ve diğer pınarlardan oluşan türlü “pınar başlarındadır.”
42. “Canlarının çektiği” en iyi ve en lezzetli türden “meyveler arasındadırlar.”
43. Onlara: “Yaptıklarınız sebebiyle” canların çektiği yiyeceklerden ve lezzetli içeceklerden “afiyetle” boğazınızda kalmaksızın, rahatsız edici hiçbir sebep de bulunmaksızın “yiyin için” denilir. Tam anlamı ile afiyetin gerçekleşmesi ise yenilen ve içilen şeylerin her türlü olumsuzluktan ve kusurdan uzak kalması ile bir de bunların ardının arkasının kesilmeyeceğine ve sonlarının gelmeyeceğine kesin inanmaları ile mükmündür.
Bu mükâfatlar size “yaptıklarınız sebebiyle” verilmektedir. Yani sizi ebedi ve kalıcı nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran, sizin işlediğiniz amellerdir.
44-45. Allah’a ihsan ile ibadet eden, Allah’ın kullarına da ihsanda/iyilikte bulunan herkesin durumu böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. O gün yalanlayanların vay haline!” Bu bedbahtlıklarından paylarına düşen, sadece bu nimetleri elden kaçırmak bile olsaydı, keder ve mahrumiyet olarak onlara bu tek başına yeterdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhakkak biz, sizi ödüllendirdiğimiz bu mükâfatın aynısıyla, amellerinde ihsan sahibi olan kimseleri de ödüllendireceğiz.
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı,…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
Ortak kavram: İhsan
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Ortak kavram: İhsan
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Ortak kavram: İhsan
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz. dipnot 1
Elbet Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!"
İyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz;
Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız!
Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.
- Kendilerine, "Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz, içiniz" denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte Biz güzellik yapanları böyle karşılarız!
İşte biz muhsinleri böyle karşılarız
İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.
İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.
İyi olanları işte böyle ödüllendiririz.
Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.
"Şübhe yok ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız".
Şüphesiz ki Biz; ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.
(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
"Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
For thus do We reward those whose deeds are imprinted with wisdom and piety and the benevolence they spend.
this is how We reward those who do good.’
Thus do We certainly reward the Doers of Good.
Thus do We reward those that do good.
This is the way We reward good-doers. ’
Verily, thus We reward the Muhsinûn (good-doers. See V.2:112).
Thus indeed do We reward the virtuous.
Truly that is how We reward the doers of good.
Even so do We recompense the good-doers.
This is the way that I (God) reward my righteous servants.
Verily, thus do we reward those who do well.
It is such that We reward the good doers.
for thus do We reward the righteous doers.
Surely thus do We reward the doers of good.
Thus surely We recompense the fair-doers.
Thus do We reward the good.
That is how We reward the good.
Thus, behold, do We reward the doers of good;
Surely this is how We reward the good-doers.
It is such that We reward the good doers.
We thus reward the virtuous.
Indeed, We thus reward the doers of good.
Thus reward We the doers of good.
Behold, thus do We reward the doers of good to others.
Verily, We certainly reward the doers of good deeds (Mushinûn), in this way.
This is how We reward those who do good deeds.
It is such that We reward the good doers.