Mürselât suresi

Mürselât suresi, 41. ayet

Mürselât suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.

Diyanet İşleri

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mürselât 38–44 · surenin 41. ayeti / 50

Konu Sakınanların hâli ve son uyarı Mürselât 41–50 3

  1. Mürselât 38

    Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

  2. Mürselât 39

    Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!

  3. Mürselât 40

    O gün vay yalanlayanların haline!

  4. 41

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

  5. Mürselât 42

    Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

  6. Mürselât 43

    "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

  7. Mürselât 44

    Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 41–45. ayetler için yazılmıştır.

41. Yüce Allah, yalanlayanların cezasını söz konusu ettikten sonra iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz takvâ sahipleri” yani yalanlamaktan sakınan, söz, fiil ve davranışlarında tasdik vasfına sahip olan kimseler -ki ancak farzları eda etmek ve haramları terk etmek sureti ile bu hale ulaşabilirler- çiçekler açmış, göz kamaştırıcı türlü ağaçların çokluğundan dolayı “gölge altlarında” Selsebîl’den, Rahîk’den ve diğer pınarlardan oluşan türlü “pınar başlarındadır.”

42. “Canlarının çektiği” en iyi ve en lezzetli türden “meyveler arasındadırlar.”

43. Onlara: “Yaptıklarınız sebebiyle” canların çektiği yiyeceklerden ve lezzetli içeceklerden “afiyetle” boğazınızda kalmaksızın, rahatsız edici hiçbir sebep de bulunmaksızın “yiyin için” denilir. Tam anlamı ile afiyetin gerçekleşmesi ise yenilen ve içilen şeylerin her türlü olumsuzluktan ve kusurdan uzak kalması ile bir de bunların ardının arkasının kesilmeyeceğine ve sonlarının gelmeyeceğine kesin inanmaları ile mükmündür.

Bu mükâfatlar size “yaptıklarınız sebebiyle” verilmektedir. Yani sizi ebedi ve kalıcı nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran, sizin işlediğiniz amellerdir.

44-45. Allah’a ihsan ile ibadet eden, Allah’ın kullarına da ihsanda/iyilikte bulunan herkesin durumu böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. O gün yalanlayanların vay haline!” Bu bedbahtlıklarından paylarına düşen, sadece bu nimetleri elden kaçırmak bile olsaydı, keder ve mahrumiyet olarak onlara bu tek başına yeterdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınmak suretiyle Rablerinden korkan kimseler cennet ağaçlarının yapraklarının geniş gölgeliklerinde ve akan tatlı su pınarlarında olacaklardır.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلْمُتَّقِينَ l-muttekine muttakiler ise kök: وقي
  3. فِى fi altındadır
  4. ظِلَـٰلٍۢ zilalin gölgeler kök: ظلل
  5. وَعُيُونٍۢ ve uyunin ve çeşme başındadırlar kök: عين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Şüphe yok ki muttakiler (huzur veren) gölgeler altında ve (ebedi saadetin) kaynağında bulunacaklar;

Muhammed Esed

(Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, (serin) gölgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar,

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki müttekiler (korunmuşlar), gölgelerin ve kaynakların içindedirler.

Ali Bulaç

Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır;

Ali Özek ve heyeti

Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, gölgelerde ve pınar başlarındadır.

Bayraktar Bayraklı

- Şüphesiz o gün, takva sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

Edip Yüksel

Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz ki takva sahipleri gölgeliklerde pınar başlarında

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki (korunan) müttakiler gölgelerde, kaynaklarda

Erhan Aktaş

Takva dipnot 1 sahipleri gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Takva sahipleri dipnot 1 gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Takva sahipleri dipnot 1 gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alan.

Gültekin Onan

Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır.

Hasan Basri Çantay

(41-42) Hakıykat, takva saahibleri gölgeler, pınarlar ve canları ne isterse onlardan bir çok meyveler içindedirler.

İbni Kesir

Muhakkak ki muttakiler, gölgeliklerde ve pınarlardadırlar.

Mehmet Alagaş

(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.

Süleyman Ateş

Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendini koruyanlar dipnot 1 gölgeliklere, pınar başlarına gidecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takva sahibi olanlar, kendini koruyanlar, doğal yapıyı bozmayanlar, Allah'tan çekinerek korunanlar. Bkz. Bakara 2/2 ve dipnotu

Şaban Britch

Allah’tan sakınanlar ise gölgeler içinde ve pınar başlarındadır.

Şaban Piriş

Allah'tan sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarındadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But the righteous who keep Allah in mind with bosoms filled with reverential awe are amidst cool shades and spectacular springs,

Abdul Haleem

But those who took heed of God will enjoy cool shade, springs,

Abdullah Yusuf Ali

As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).

Abul A'la Maududi

Behold, today the God-fearing dipnot 1 will be amidst shades and springs,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    As this world has been used here in contrast to the deniers; the righteous here implies the people who refrained from denying the Hereafter and accepted it and passed their life in the world with the belief that in the Hereafter they would have to render an account of their word and deed and their conduct and character.

Aisha Bewley

The people with taqwa will be amid shade and fountains

Al-Hilali & Khan

Verily, the Muttaqûn (the pious. See V.2:2) shall be amidst shades and springs.

Ali Quli Qarai

Indeed the Godwary will be amid shades and springs,

Amatul Rahman Omar

(As for) those who guarded against evil and were dutiful (to God and mankind) they shall, indeed, on that day live in the midst of comforts and (in places with) springs,

Arthur John Arberry

Truly the godfearing shall dwell amid shades and fountains,

Bijan Moeinian

The righteous ones, on the other hand, will enjoy pleasant shades and springs.

E. Henry Palmer

Verily, the pious are amid shades and springs

Edip-Layth

The righteous are among shades and springs.

George Sale

But the pious shall dwell amidst shades and fountains,

Hamid S. Aziz

Surely those who guard against evil shall be amid shades and fountains,

Mahmoud Ghali

Surely the pious will be in shades and springs,

Marmaduke Pickthall

Lo! those who kept their duty are amid shade and fountains,

Mohamed Ahmed - Samira

Those who take heed for themselves and fear God, will be amidst shade and springs of water,

Muhammad Asad

[AS AGAINST this, ] behold, the God-conscious shall dwell amidst [cooling] shades and springs,

Mustafa Khattab

Indeed, the righteous will be amid ˹cool˺ shade and springs

Progressive Muslims

The righteous are among shades and springs.

Rashad Khalifa

The righteous will enjoy shade and springs.

Sahih International

Indeed, the righteous will be among shades and springs

Sam Gerrans

Those of prudent fear will be among shades and springs,

Shabbir Ahmed

Behold, those who walk aright, are amid shades and springs.

Syed Vickar Ahamed

Verily, as to the righteous (people) they shall be in (cool) shades and springs (of water).

Taqi Usmani

Of course, the God-fearing will be amid shades and streams,

The Monotheist Group

The righteous are among shades and springs.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 41. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 41. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 41. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩