Mümtehine suresi · 10–13. ayetler

Hicret eden mü'min kadınlar ve biat

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mümtehine suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mümtehine suresi, 10. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٍ فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَٰتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُوا۟ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا۟ بِعِصَمِ ٱلْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقُوا۟ ذَٰلِكُمْ حُكْمُ ٱللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kafirlere helal değillerdir. Kafirler de müslüman hanımlara helal olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikahlarına tutunmayın. (Zira bu nikahlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kafir kocalarından) isteyin. Kafirler de (İslam'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin (sorgulayın)! (Elbette) Allah onların imanlarını çok iyi bilendir. Siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri göndermeyin! (Çünkü) bunlar onlara helal değildir; onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) verdiklerini (mehirleri kocalarına geri) verin! mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size herhangi bir vebal yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın! dipnot 1 Verdiklerinizi (mehirlerinizi) isteyin; onlar da verdiklerini (mehirlerini) istesinler! İşte Allah'ın hükmü budur. O aranızda (böyle) hükmetmektedir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle küfrün yani eşlerden birisinin dinden çıkmasının nikâha engel olduğunun apaçık delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiği zaman -her ne kadar Allah onların inancını çok iyi biliyor idiyse de- siz (yine de) onları imtihana tabi tutun; sonuçta eğer onların mü'min olduğundan emin olursanız, artık onları kafirlere geri göndermeyin: ne o kadınlar (kafir) eşlerine helaldir, ne de eşleri o kadınlara helaldir. Onların verdiklerini de kendilerine iade edin! Ve siz bu kadınların mehirlerini verdiğiniz sürece, onlarla nikahlanmanızda bir beis yoktur. Beri yandan, inkarda eden ısrar kadınların nikahına yapışmayın; onlara verdiğinizi isteyin, aynı şekilde onlar da verdiklerini sizden isteyebilirler. İşte bunlar Allah'ın hükmüdür; aranızdaki hükmü O verir: zira Allah her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Mümin kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terk ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (olduğu halde) siz yine de onları sınayın; eğer mümin olduklarına tam emin olursanız, onları inkarcılara geri göndermeyin, (çünkü) onlar (artık) eski kocalarına helal (değiller) ve ötekiler de bunlara helal (değiller). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin. Ve (ey müminler,) siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkar (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin, aynı şekilde ötekiler, (hanımları size gelmiş olanlar da,) harcadıkları her şeyi(n iadesini) talep etme hakkına sahiptirler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, sizin aranızda (adaletle) hükmeder çünkü Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . İman eden kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları sorgulayın. Allah onların imanlarını iyi bilir! Eğer onları iman etmiş kadınlar görürseniz, onları hakikat bilgisini inkar edenlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar! Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehrlerini) verin. Onların (bu kadınların) mehrlerini kendilerine verdiğiniz vakit, onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir vebal yoktur. Hakikat bilgisini inkar eden kadınların nikahlarını tutmayın. . . Harcadıklarınızı geri isteyin; onlar da harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. . . Aranızda hükmediyor. Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! İnanan kadınlar göç ederek size geldiklerinde, onları Sınamaya tutun. Allah, onların inançlarını bilir. İnançlı olduklarına güvenirseniz, nankörlük edenlere geri göndermeyin. Onlar, diğerlerine helal değildir; diğerleri de onlara helal değildir. Onlar için harcadıklarını geri verin. Geçimlerini sağlarsanız, onlarla evlenmenizde suç yoktur. Allah'a nankörlük eden kadınlarla evlilik ilişkinizi sürdürmeyin. Onlar için harcadıklarınızı da geri isteyin; onlar da harcadıklarını geri istesinler. İşte bu, Allah'ın yargısıdır; aranızda yargı verir. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarının farkına varırsanız, onları kafirlere geri göndermeyiniz. Bunlar kafirlere helal değildir. Kafirler de bu hanımlara helal değildir. Hicret eden kadınlara, kafir kocalarının sarfettiklerini geri veriniz. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayınız ve sarfettiğinizi isteyiniz;onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. O, aranızda hükmeder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, gerçeği onaylayan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların onaylarını çok iyi bilir. Gerçeği onayladıklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkarcılara helaldir ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Savaş halinde olan bir toplumun bireylerinin hukukuna karşı gösterilen bu titizlikten ders almalı. Bu yasa, maddi kazanç amacıyla yapılacak ilticaları da kısmen engeller. Muhammed'in görevi ve amacı, cahil eleştirmenlerin ileri sürdüğü gibi, dünyevi üstünlük olsaydı, mülteci kadınların düşman saflarından servet kaçırmaları teşvik edilirdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, inanan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların inançlarını çok iyi bilir. İnançlı olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkarcılara helaldir, ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde kendilerini imtihan edin! İmanlarını Allah bilir. Eğer siz onların inanan kadınlar olduklarını öğrenirseniz, artık onları kafirlere iade etmeyin! İnanan kadınlar, kafirlere helal değildir, kafirler de mümin kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara (geri) verin! Kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde o inanan kadınlarla evlenmenizde de size bir günah yoktur. Kafir kadınların da ismetlerine yapışmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadığınızı isteyin; kafirler de harcadıklarını istesinler. Bunlar, size Allah'ın hükmüdür. Aranızda O hükmediyor. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Size mü'mine kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman kendilerini imtihan edin, iymanlarını Allah bilir, imtihan üzerine onları mü'mine bilirseniz artık kendilerini kafirlere geri çevirmeyin, mü'mineler kafirlere halal değil, kafirler de mü'minelere halal olmazlar. Maamafih sarfettikleri mehri o kafirlere verin, sizin o mü'mineleri nikah etmenizde de, kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde üzerinize bir günah yoktur, kafirlerin ise ısmetlerine yapışmayın ve sarfettiğinizi isteyin, kafirler de sarfettiklerini istesinler, bunlar, size Allahın hukmüdür, aranızda hukmediyor ve Allah alimdir, hakimdir.

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Sığınmak üzere size gelen Mü'min dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten iman edip etmediklerini çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten Mü'min olduklarını anlarsanız, onları Kafirlere geri göndermeyin. Onlar, Kafir erkeklere helal değildir. Kafir erkekler de onlara helal değildir. Kafirlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 2 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve Kafir kadınları dipnot 3 nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 4 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnandıklarını söyleyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mehir ve harcamalar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kafirlere katılan kadınları.
    4. metne dön, dipnot 4
      Mehir ve harcamaları.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Sığınmak üzere size gelen Mü'min dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten Mü'min olduklarını anlarsanız, onları Kafirlere dipnot 2 geri göndermeyin. Onlar, Kafir erkeklere helal değildir. Kafir erkekler de onlara helal değildir. Kafirlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 3 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve Kafir kadınları dipnot 4 nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 5 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnandıklarını söyleyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mehir ve harcamalar.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kafirlere katılan kadınları.
    5. metne dön, dipnot 5
      Mehir ve harcamalar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Sığınmak üzere size gelen inanan dipnot 1 kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten inandıklarını anlarsanız, onları gerçeği yalanlayan nankörlere geri göndermeyin. Onlar, gerçeği yalanlayan nankör erkeklere helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankör erkekler de onlara helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin bu kadınlara verdiklerini dipnot 2 iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikahlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve gerçeği yalanlayan nankör kadınları nikahınızda tutmayın. Ve ne infak dipnot 3 ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnandıklarını söyleyen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mehir ve harcamalar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mehir ve harcamalar.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, inançlı (kadın)lar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Tanrı, onların inançlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) inançlı (kadın)lar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mümin kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mümin kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Tanrı'nın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, (kendi ifadelerince) mü'min kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman onları imtihaan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilendir ya. Fakat siz de mü'min kadınlar olduklarına bilgi edinirseniz onları kafirlere döndürmeyin. Bunlar onlara halal değildir. Onlar da bunlara halal olmazlar. (Kafir zevcelerinin bu kadınlara) sarfetdikleri (mehri) onlara (kafirlere) verin. Sizin onları nikahla almanızda, mehirlerini verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yokdur. Kafir zevcelerinizi (nikahınız altında) tutmayın. Sarfetdiğiniz (mehir) i isteyin. (Kafirler de size hicret eden mü'min kadınlara) harcadıkları (mehri) istesinler. Bu, Allahın hükmüdür. Aranızda O hükmeder. Allah hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; inanan kadınlar hicret ederek size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Fakat siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz; artık onları kafirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helal değildir, onlar da bunlara helal olmazlar. Onların sarfettiklerini kendilerine geri verin. Mehirlerini verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde bir vebal yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Ve Allah; Alim' dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (10-11) Ey İman edenler, sizlere kadın müminler hicret ederek geldiklerinde, onları imtihan edin , Allah onların imanlarını biliyor, eğer siz de onların iman eden olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri götürmeyin , O kadınlar onlara helal değildirler, Onlar da o kadınlara helal değildirler , Onlara ne harcamışlarsa verin, onları ücretlerini vererek nikahlamanızda size herhangi bir günah yoktur , kafir kadınları nikahınızda tutmayın, harcadıklarınızı onlardan isteyin onlar da harcadıklarını istesinler , bu, Allah’ın sizin için hükmüdür / kararıdır , sizin hakkınızda hüküm veriyor , Allah bilendir, hâkimdir. Eğer zevceniz kafire geri kaçarsa, savaş ganimeti olarak aldıklarınızdan, eşi gidenin yaptığı harcamaların aynısını ona verin, kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kâfirlere iade etmeyin. O kadınlar onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar! Mü'min kadınlar göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri döndürmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir ne de onlar bunlara helal olurlar. Onların (bu kadınlara) harcadıkları (mehirleri)ni onlara verin. Ücretlerini kendilerine verdiğiniz takdirde bu(kadı)nlarla evlenmenizde sizin için bir günah yoktur. Kafir kadınların ismetlerini (nikah bağlarını) tutmayın (onları salıverin ve kafirlere katılan kadınlara) harcadığınız (mehri) isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarına) harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. Aranızda (böyle) hükmediyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Mümin kadınlar (kocalarını terk edip) hicret ederek size geldiklerinde onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız onları o kafirlere (kocalarına) geri göndermeyin. Artık bu kadınlar onlara helal değildir. Onlar da bu kadınlara helal olmazlar dipnot 1 . Kocalarının bunlara verdiklerini geri verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizin size bir günahı yoktur. (Sizden ayrılmak isteyen) kafir karılarınızın bileklerine yapışmayın/ onları zorla tutmayın; onlara verdiklerinizi geri isteyin dipnot 2 . Onlar da /Mekkeli erkekler de (kaçıp size gelen eşlerine) verdiklerini istesinler dipnot 3 . İşte bu, Allah'ın hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadeler, mümin olduklarını söyleyerek kafir eşlerinden ayrılmak için gelip müslümanlara sığınan kadınlarla ilgilidir. Burada eşlerin birbirine helal olmamasının sebebi, kocalarının kafir olmaları değil, bu kadınların onlarla evliliklerine son vermek istemeleridir. İddialarında haklı olduklarını anlamak için imanlarının sorgulanması gerekir. Burada yapılması istenen budur. Kadınların haklılıkları ortaya çıkınca boşanma gerçekleşmiş ve o kadınların kocalarının kendilerine verdiklerini geri verme sorumlulukları doğar. Bu ayet, kocalarının onlara verdikleriniı geri verme sorumluluğunu müslümanlara yüklemektedir. (Bakara 2/228-229, Nisa 4/19).
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada, eşinden ayrılan, kadın olduğu için ondan aldıklarını geri vermesi gerekir (Bakara 2/229, Nisa 4/19).
    3. metne dön, dipnot 3
      Eşlerinin kendilerine ne kadar mal verdiğini söyleyenler, Mekke'den kaçıp gelen kadınlardır. Kocaları onlara daha fazla mal verdiklerini iddia edebilirler. Bu ayet onlara, eşlerine verdikleri malı geri isteme hakkı vermektedir. İddialarını ispatlarlarsa onları alma hakları doğar. Bu ayetler, Mekkelilerin bu konuları bildiklerini ve uyguladıklarını da gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (Müminler)! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri çevirmeyin. Bu kadınlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların bunlara harcadıklarını geri verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Ayrılmak isteyen kafir kadınları engellemeyin; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kâfirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah’ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah'ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, alimdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kafirlere helaldir ne de o kafirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kafirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, bu kadınları nikahlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kafirlerin iffet ve nikahlarına yapışmayın. Kafirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

  2. Mümtehine suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mümtehine suresi, 11. ayet. وَإِن فَاتَكُمْ شَىْءٌ مِّنْ أَزْوَٰجِكُمْ إِلَى ٱلْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَـَٔاتُوا۟ ٱلَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَٰجُهُم مِّثْلَ مَآ أَنفَقُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer eşlerinizden biri kafirlere kaçar ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve inandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Eşlerinizin kâfirlere (kaçması sebebiyle) herhangi bir kaybınız olursa, siz de sonuca ulaşır (galip gelir)seniz, eşleri gitmiş olanlara harcadıkları kadarını (ganimetten) verin! dipnot 1 İnandığınız Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Yüce Allah müslümanların içlerinden herhangi birisinin hanımı kafirlere kaçıp giderse, daha sonra yaşanacak bir savaşta müslümanların galip gelmesi durumunda, alınacak ganimetten bu erkeklere daha önceki hanımlarına verdikleri mehir kadar bir bedelin ekstra olarak verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer kafirlere kaçan hanımlarınızdan dolayı herhangi bir mağduriyet yaşarsanız, misillemede bulunarak mahsuplaşın; şöyle ki, eşlerin mağdur ettiği kocalara, (karıları için) harcadıklarına denk olan miktarı (onlara gönderilecek meblağdan keserek) siz verin: Ama, iman ettiğiniz Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!

    Muhammed Esed

    Eğer hanımlarınızdan biri (sizi bırakıp) hakikati inkar edenlere giderse ve siz de buna üzülürseniz o zaman hanımları bırakıp giden (koca)lara (hanımlarına mehir olarak) harcadıklarına eşit bir şey verin ve inandığınız Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!

    Ahmed Hulusi

    Kadınlarınızdan biri ayrılıp kafirlere giderse, sonra da bir şekilde onların eşlerinden size kaçan olur ya da ganimet olarak size kalırlarsa, eşleri gitmiş olanlara mehrlerinin mislini veriniz. O Allah'tan korunun ki, siz O'na iman etmişlersiniz.

    Ali Bulaç

    Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Eşleriniz için sarfettiklerinizden bir şey (eğer onların dinden çıkmaları sebebiyle) kâfirlere gider, siz de onlara gâlip gelirseniz, ganimetten, eşleri giden erkeklere, sarfettikleri kadarını verin. İman ettiğiniz Allah'a karşı gelmekten de sakının.

    Ali Rıza Safa

    Eşleriniz yüzünden bir şey elinizden çıkıp nankörlük edenlere giderse, sonra da ödeme sırası size gelirse, eşleri gitmiş olanlara harcamış olduklarını verin. Ve inandığınız Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer birinizin eşi inkarcılara kaçar, ardından onlarla savaşıp ganimet elde ederseniz, eşleri kaçanlara, harcadıkları kadar veriniz. İnanmış olduğunuz Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınınız.

    Edip Yüksel

    Kafirlere katılan eşleriniz yoluyla bir şeyler yitirdikten sonra (ganimet veya size katılanlar yoluyla bir şeyler kazanıp) üstün gelirseniz, eşlerini yitirmiş olanlara, onların harcamış oldukları mehir kadar verin. Onayladığınız ALLAH'ı sayıp dinleyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kafirlere katılan eşleriniz yoluyla bir şeyler yitirdikten sonra (ganimet veya size katılanlar yoluyla bir şeyler kazanıp) üstün gelirseniz, eşlerini yitirmiş olanlara, onların harcamış oldukları mehir kadar verin. İnandığınız ALLAH'ı sayıp dinleyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer karılarınızdan biri kafirlere kaçar, siz de onlardan bunun acısını çıkarırsanız, karıları gitmiş olanlara harcadıkları kadarını ganimetten veriniz ve iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkunuz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer zevcelerinizden bir şey sizden küffara kaçar, siz de acısını alırsanız zevceleri gitmiş olanlara sarfettiklerinin mislini veriniz ve Allahdan korkunuz, eğer siz ona iyman etmiş mü'minlerseniz

    Erhan Aktaş

    Eğer eşlerinizden dipnot 1 dolayı, bir şeyiniz Kafirlere geçtiyse, sonra da ödeme sırası size geldiğinde dipnot 2 , o zaman eşleri gitmiş olanlara infak ettikleri kadar verin. Ve siz, kendisine iman ettiğiniz Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin tarafına geçen.
    2. metne dön, dipnot 2
      O Kafirlerle savaşıp ganimet elde ederseniz, eşleri gitmiş olanlara, eşlerine ödedikleri mehiri o ganimetten verin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer eşlerinizden dipnot 1 dolayı, bir şeyiniz Kafirlere geçtiyse, sonra da ödeme sırası size geldiğinde dipnot 2 , o zaman eşleri gitmiş olanlara infak ettikleri kadar verin. Ve siz, kendisine iman ettiğiniz Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin tarafına geçen.
    2. metne dön, dipnot 2
      O Kafirlerle savaşıp ganimet elde ederseniz, eşleri gitmiş olanlara, eşlerine ödedikleri mehiri o ganimetten verin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer eşlerinizden dipnot 1 dolayı, bir şeyiniz gerçeği yalanlayan nankörlere geçtiyse, sonra da ödeme sırası size geldiğinde dipnot 2 , o zaman eşleri gitmiş olanlara infak ettikleri kadar verin. Ve siz, kendisine iman ettiğiniz Allah'a karşı takva sahibi olun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği yalanlayan nankörlerin tarafına geçen.
    2. metne dön, dipnot 2
      O gerçeği yalanlayan nankörlerle savaşıp ganimet elde ederseniz, eşleri gitmiş olanlara, eşlerine ödedikleri mihri o ganimetten verin.

    Gültekin Onan

    Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine inançlı olduğunuz Tanrı'dan sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer zevcelerinizden bir şey sizden kafirlere kaçar da siz de muhaarebede ganimete kavuşursanız zevceleri gitmiş olan (müslüman) lara harcadıkları (mehir) kadar verin. O Allahdan korkun ki siz (hepiniz) Ona inananlarsınız.

    İbni Kesir

    Eğer eşlerinizden kafirlere bir şey geçecek olursa ve siz de galib durumda bulunursanız; eşleri gidenlere sarfettikleri kadarını verin. İnandığınız Allah'tan sakının.

    Mehmet Alagaş

    (10-11) Ey İman edenler, sizlere kadın müminler hicret ederek geldiklerinde, onları imtihan edin , Allah onların imanlarını biliyor, eğer siz de onların iman eden olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri götürmeyin , O kadınlar onlara helal değildirler, Onlar da o kadınlara helal değildirler , Onlara ne harcamışlarsa verin, onları ücretlerini vererek nikahlamanızda size herhangi bir günah yoktur , kafir kadınları nikahınızda tutmayın, harcadıklarınızı onlardan isteyin onlar da harcadıklarını istesinler , bu, Allah’ın sizin için hükmüdür / kararıdır , sizin hakkınızda hüküm veriyor , Allah bilendir, hâkimdir. Eğer zevceniz kafire geri kaçarsa, savaş ganimeti olarak aldıklarınızdan, eşi gidenin yaptığı harcamaların aynısını ona verin, kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eşlerinizden kâfirlere bir şey geçer de siz de onlara galip gelirseniz, eşleri gidenlere harcadıkları kadar verin. İman ettiğiniz Allah’tan korkun.

    Süleyman Ateş

    Eğer eşleriniz(e sarfettiğiniz mehirler)den herhangi bir şey kafirlere gider de, sonra (onlardan da size kaçan kadınlar çıkar ve bu kez mehir ödeme) sıra(sı) size gelirse eşleri giden (mü'minlere) harcadıklarının mislini verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

    Süleymaniye Vakfı

    Eşlerinizden biri kafirlere kaçar, sonra o kafirleri cezalandırırsanız /savaşta yenerseniz (alacağınız ganimetten) eşleri gitmiş olanların, onlara verdikleri kadarını verin. İnanıp güvendiğiniz Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eşlerinizden biri kafirlere kaçar, sonra o kafirleri yenerseniz eşleri kaçıp gitmiş olanlara (alacağınız ganimetten) harcadıkları kadar ödeme yapın. İnandığınız Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun.

    Şaban Britch

    Eşlerinizden kâfirlere bir şey geçer de siz de onlara galip gelirseniz, eşleri gidenlere harcadıkları kadar verin. İman ettiğiniz Allah’tan korkun!

    Şaban Piriş

    Eşlerinizden kafirlere bir şey geçer de siz de onlara galip gelirseniz, eşleri gidenlere harcadıkları kadar verin. İman ettiğiniz Allah'tan korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer, kafirler tarafına geçmiş eşleriniz yüzünden birşeyleriniz inkarcılara gider, sonra da onlardan size kaçan kadınlar yüzünden ödeme sırası size gelirse, eşleri gitmiş olan müminlere, harcadıkları miktarı verin. Kendisine inandığınız Allah'tan korkun.

  3. Mümtehine suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mümtehine suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِٱللَّهِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَٰنٍ يَفْتَرِينَهُۥ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِى مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُنَّ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işlerde sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek dipnot 1 üzere geldikleri zaman biatlarını kabul et! dipnot 2 Onlar için Allah'tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Biat] kelimesi "bağlılık yemini" yapmak üzere ellerin birbirinin üzerine konulması işlemidir (Bkz. Fetih 48:10).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet vahyin indirildiği dönemden beri İslam'da kadının seçme hakkına sahip kılındığının delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey peygamber! Ne zaman mü'min kadınlar sana gelir de Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, çalmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını katletmeyeceklerine, elleri ve ayakları arasında yalan düzüp koşarak iftira atmayacaklarına, (dinin) değerler sistemi konusunda sana isyan etmeyeceklerine dair biatlerini sunarlarsa, onların biatlerini kabul et ve Allah'tan onlar için mağfiret dile: Unutma ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Mümin kadınlar ne zaman sana gelip (bundan böyle) Allah'tan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayacaklarını, hırsızlık yapmayacaklarını, zina etmeyeceklerini, çocuklarını öldürmeyeceklerini, hiç yoktan yalan uydurarak iftira atmayacaklarını ve (bildireceğin) hiçbir hakikate karşı çıkmayacaklarını (taahhüt ederek) sana bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılık taahhütlerini kabul et ve Allah'tan onların (geçmiş) günahlarını affetmesini dile! Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey O Nebi! İman eden kadınlar; Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını katletmemeleri, elleri ve ayakları arasında bir (Bi-)buhtan uydurup getirmemeleri (yüklendikleri çocuklarının nesebini saptırmamaları) ve onlara emrettiklerinde sana isyan etmemeleri üzerine sana sözleşmeye geldiklerinde, onlarla sözleş ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste! Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! İnanan kadınlar sana gelerek, hiçbir şeyi Allah'a ortaklar koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında karalama yapmama. dipnot 509 ve yararlı işlerde sana karşı gelmemek koşuluyla bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılıklarını kabul et. Ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 509
      "Elleri ve ayakları arasında" söylemi, "Kendileri uydurarak" anlamına gelir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, sana gelip, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye asla iftira etmeyeceklerine ve iyi olan hiçbir işte sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde, onların biatını kabul et. Onlar için Allah'tan af dile. Şüphesiz Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, gerçeği onaylayan kadınlar sana geldiklerinde, ALLAH'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, bir iftira uydurup getirmemek ve doğru işlerde sana karşı gelmemek üzere yemin edip söz verirlerse onların sözünü kabul et ve onlar için ALLAH'tan bağışlanma dile. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, inanan kadınlar sana sığındıklarında, ALLAH'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, bir iftira uydurup getirmemek ve doğru işlerde sana karşı gelmemek üzere yemin edip söz verirlerse onların sözünü kabul et ve onlar için ALLAH'tan bağışlanma dile. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey peygamber, inanan kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri ve sana hiçbir iyi işte karşı gelmemeleri şartıyla sana biat etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile! Çünkü Allah çok bağışlayandır. merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o Peygamber! Mü'mineler sana şu şartlar üzerine biy'at etmeğe geldiklerinde: Allaha hiçbir şey şirk koşmıyacaklar ve hırsızlık yapmıyacaklar ve zina etmiyecekler ve evladlarını öldürmiyecekler ve elleriyle ayakları arasında bir bühtan uydurup getirmiyecekler ve sana hiç bir ma'rufta asıy olmıyacaklar, bu suretle onlara bey'at ver ve kendileri için istiğfar ediver, çünkü Allah gafurdur, rahimdir.

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! İman Eden kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina yapmamak, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup dipnot 1 getirmemek, maruf dipnot 2 olan konularda sana asilik yapmamak koşuluyla sana bi'at dipnot 3 ederlerse onların bi'atlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç yoktan yalan uydurup, iftirada bulunmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplumun; doğru, iyi ve yararlı gördüğü; vahye uygun olan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah yolunda birlikte olmak için bağlılığını bildirmek, birlikte hareket edeceğine, her koşul ve durumda yanında yer alacağına dair söz vermek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! İnanan kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina yapmamak, çocuklarını öldürmemek elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup dipnot 1 getirmemek maruf dipnot 2 olan konularda sana asilik yapmamak koşuluyla sana bi'at dipnot 3 ederlerse onların bi'atlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç yoktan yalan uydurup, iftirada bulunmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplumun; doğru, iyi ve yararlı gördüğü; vahye uygun olan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah yolunda birlikte olmak için bağlılığını bildirmek, birlikte hareket edeceğine, her koşul ve durumda yanında yer alacağına dair söz vermek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! İnanan kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup dipnot 1 getirmemek, maruf dipnot 2 olan konularda sana asilik yapmamak koşuluyla, sana bey'at dipnot 3 etmek üzere gelirlerse, onların bey'atlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç yoktan yalan uydurup, iftirada bulunmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplumun; doğru, iyi ve yararlı gördüğü; vahye uygun olan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağlılık sözü vermek.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber, inançlı (kadın)lar, Tanrı'ya hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), maruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Tanrı'dan mağrifet iste! Şüphesiz Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, mü'min kadınlar — Allaha hiçbir şey'i eş tutmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, evladlarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüb getirmemeleri, (emredeceğin) her hangi bir iyilik hususunda sana aasi olmamaları şartiyle — sana bey'atleşmiye geldikleri zaman bey'atlerini kabul et. Onlar için Allah'dan mağfiret isteyiver. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey Peygamber; inanmış kadınlar; Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasından bir iftira düzüp getirmemek, ma'rufu işlemekte sana karşı gelmemek üzere biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et. Ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (12) Ey bildirici / Ey Nebi, sana biat etmek üzere mümin kadınlar geldiğinde, Allah’a ortak koşmamak üzere, hırsızlık yapmamak üzere, zina etmemek üzere, evlatlarını öldürmemek üzere, (kürtaj) elleri ve ayakları arasında iftira uydurması getirmemek üzere, bilinen / tanınan / normal davranış konusunda sana isyan etmemek üzere biatlarını al. Onlar için Allah’tan bağışlanma dile, muhakkak ki Allah Bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp getirmemeleri, iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını al ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Ey peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bi'at ederlerse onların bi'atlerini ve onlar için Allah'tan mağfiret dile! Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Nebi! (Hicret eden) O mü'min kadınlar, sana biat etmek /bağlılık sözleşmesi yapmak için geldiklerinde, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri dipnot 1 , kolları ve bacakları arası ile (namuslarıyla) ilgili bir iftira uydurup getirmemeleri dipnot 2 ve ma'rufta dipnot 3 sana karşı gelmemeleri şartı ile onların biatlarını kabul et dipnot 4 ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile dipnot 5 . Çünkü Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu iftiranın kapsamına tecavüz veya zina suçlaması, biriyle ilişkisinden doğan çocuğu bir başkasına mal etme gibi birçok şey girer. Bunun bir örneği, Züleyha'nın Yusuf aleyhisselama attığı iftiradır (Yusuf 12/23-29).
    3. metne dön, dipnot 3
      Ma'ruf, aklın veya dinin doğru saydığı her şeydir. Zıddı 'münker'dir (Müfredat). Ma'ruf, Kur'an'da belirtilen ölçüler veya evrensel doğrular sayesinde öğrenilir. Muhammed aleyhisselam, Kur'an ayetlerini tebliğ ederken hata edemez (Hakka 69/44-47). Onun, Allah'ın elçisi olarak yaptığı tebliğlere kayıtsız şartsız uymak gerekir (Ahzab 33/36). Ama Nebi sıfatıyla verdiği emirler sorgulanabilir. Yanlış yaptığı bir durumda onu uyarmayıp yanlışına ortak olanlar, Nebi ile birlikte kınanmıştır (Enfal 8/67-68). Ama verdiği emir, bir ayet gereği değilse onu kabul etmemek ona isyan sayılmaz (Ahzab 33/37). Yine de ona saygı göstermek ve onun yanında sesi yükseltmemek gerekir (Hucurat 49/2).
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Mümin kadınlar sana bağlanmak (biat) için geldiklerinde, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, başkasından kazandıkları çocuğu yalan dolan ile kocalarına mal etmemeleri ve marufta dipnot 1 sana isyan etmemeleri şartı ile onların bağlılıklarını kabul et. Allah'tan onların durumlarının düzeltilmesini bağışlanmasını dile. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yöneticilerin sadece doğru kararlarına itaat yükümlüğü var, yanlış kararlarda itaat edilmez.

    Şaban Britch

    Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek, iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını al ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    -Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek ve iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını al ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  4. Mümtehine suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mümtehine suresi, 13. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا۟ مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْقُبُورِ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği (hiçbir) topluluğu dost edinmeyin! dipnot 1 Onlar, kâfirlerin mezarlar halkından (ölülerden) ümit kestikleri gibi elbette ahiretten ümit kesmişlerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mücâdele 58:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğrayan bir topluma gönülden dostluk beslemeyin! Onlar ahiretten, tıpkı kabir ehli arasına karışan kafirlerin ümit kestiği gibi ümit kesmişlerdir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın gazabına uğrayan toplum ile dost olmayın! Onlar(ı dost edinenlerin) öteki dünya ile ilgili hiçbir ümitleri kalmamıştır; tıpkı bu hakikat inkarcılarının, (şimdi) mezarlarında yatanları (tekrar görme) ümitlerini kaybetmiş bulunmaları gibi.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Dost edinmeyin Allah'ın gazap ettiği, sonsuz gelecek yaşama umudu olmayanları; tıpkı gerçeği reddedenlerin kabir halkından ümit kestikleri gibi!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden ( onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın öfkesine uğrayan bir toplumu dost edinmeyin. Nankörlük edenler, mezardaki yoldaşlarından umutlarını nasıl kestilerse, onlar da sonsuz yaşamdan umutlarını öyle kesmişlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyiniz! Zira onlar, kafirler kabirlerindekilerden ümit kestikleri gibi, ahiretten ümit kesmişlerdir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinmeyin. İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinmeyin. İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap etmiş olduğu ve kabirlerdeki kafirlerin ümidini kestiği gibi ahiretten ümidini kesmiş olan bir topluluğu dost tanımayın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Öyle bir kavmı dost tanımayın ki Allah kendilerine gazabetmiş, Ahıretten ümidi kesmişler, eshabı kuburdan olan kafirlerin me'yusiyyetleri gibi ye'se düşmüşlerdir.

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. Kafirlerin mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 1 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. dipnot 1 Kafirlerin mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 2 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur'an'da yer alan "veli", "evliya" gibi sözcükler genellikle "dost, dostlar" olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda "dostluğu" değil, siyasi bağlamda "velayeti" yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. dipnot 1 Gerçeği yalanlayan nankörlerin, mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 2 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur'an'da yer alan "veli", "evliya" gibi sözcükler genellikle "dost, dostlar" olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda "dostluğu" değil, siyasi bağlamda "velayeti" yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'nın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, üzerlerine Allahın gazab etdiği o kavm ile dost olmayın ki mezarların yaranından olan kafirler nasıl ümidlerini kesdilerse onlar da öylece ahiretden ümidlerini kesmişlerdir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavim ile dost olmayın. Kafirlerin kabirdekilerden ümidlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümidlerini kesmişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (13) Ey iman edenler, Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavimle dostluk kurmayın , onların ahiretten ümitleri kesiktir, tıpkı kabir halkı olmuş kafirlerin ümitlerini kesmeleri gibi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kâfirlerden ümitlerini kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazabettiği; kafirlerin mezarlık halkından umudu kestiği gibi ahiretten umudu kesmiş olan bir topluluk ile dostluk etmeyin!

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'ın gazabına uğrayan bir topluluğu dipnot 1 dost edinmeyin. Kabirlerde olan kafirlerin (ahiretten) umut kesmeleri gibi onlar da ahiretten umutlarını kesmişlerdir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirler, ahireti önemsemedikleri için ölüm sırasında işlerinin çok zor olacağını anlar ve dünyaya döndürülmelerini isterler. Bu istek kabul edilmeyince dünyadan olduğu gibi ahiretten de umutları kesilmiş olur (Mü'minun 23/99-100, Ankebut 29/23).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'ın öfkesini hak eden bir topluluğa yakınlık göstermeyin.Onlar, kabirlerde olan kafirlerin umut kesmeleri gibi dipnot 1 ahiretten ümitlerini keserler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kabirlerde olan kafirler gerek ölüm meleklerinin kendisine davranışlarından(Nisa 4/97, Nahl 16/28-29) ve gerekse birinci kat semanın kapılarının kendilerine açılmamasından (Araf 7/ 40) kendini bekleyen kötü sonu öğrenirler. Böylece yeniden diriltilecekleri güne kadar uyku halinde geçirecekleri kabir hayatı (Zümer 39/42, Yasin 36/51-52) onlar için kötü bir uykuya dönüşür. Allah Teala Firavun ve ailesinin kabir hayatı ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: Cehennem ateşi onlara, sabah akşam gösterilir. Kıyamet saati geldiğinde, "Firavun ailesini o azabın en ağırına sokun!" denir. (Mümin 40/46)

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kâfirlerden ümitlerini kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden ümitlerini kestikleri gibi, ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın! Çünkü bunlar ahiretten ümitlerini kesmişlerdir. Tıpkı, kabir halkından olan inkarcıların, ümitlerini kestikleri gibi...

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.