Mü'min suresi

Mü'min suresi, 12. ayet

Mü'min suresi, 12. ayet. ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

ẕâliküm biennehû iẕâ dü`iye-llâhü vaḥdehû kefertüm. veiy yüşrak bihî tü'minû. felḥukmü lillâhi-l`aliyyi-lkebîr.

Diyanet İşleri

"Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 9–15 · surenin 12. ayeti / 85
  1. Mü'min 9

    "Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."

  2. Mü'min 10

    İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.

  3. Mü'min 11

    Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"

  4. 12

    "Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir."

  5. Mü'min 13

    O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O'na yönelen, düşünüp ibret alır.

  6. Mü'min 14

    O halde, kafirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.

  7. Mü'min 15

    O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. Kurtuluşun sebeplerini yerine getirmedikleri için azarlanacaklar ve kendilerine şöyle denilecektir: “Bu (azabın) sebebi şudur: Sadece Allah’a dua/ibadet edildiği vakit” yani O’nun tevhidine, amelin yalnızca O’na halis kılınmasına çağrıldığında ve O’na ortak koşmak yasaklandığında siz bunu “inkâr ediyordunuz.” Bundan dolayı kalpleriniz nefret doluyor ve alabildiğine buğzediyordunuz.

“O’na ortak koşulduğunda da bunu kabul ediyordunuz.” Yani sizin bu yere gelip yerleşmenizi, bu dinlenme(!) ve konaklama(!) yerine girmenize sebep olan şey, sizin imanı inkâr, küfre de iman etmenizdir. Sizler dünyada da âhirette de kötülük ve fesat olan şeylere razı oluyordunuz, dünya ve âhirette hayır ve salâh olan şeylerden tiksiniyordunuz. Bedbaht oluşun, zilletin, ilâhî gazaba maruz kalmanın sebeplerini tercih ediyor, kurtuluşun yollarını izlemiyor, zafere ulaşmanın sebeplerine iltifat etmiyordunuz: “Hidâyet yolunu görseler onu yol edinmezler, fakat azgınlığın yolunu görseler hemen onu yol edinirler.” (el-A’raf, 7/147)

“Artık hüküm, yalnızca çok yüce ve pek büyük olan Allah’a aittir.” el-Aliy (çok yüce); bütün yönleri ve mutlak anlamı ile yücelik sahibi demektir ki bu, hem zatî yüceliği (kainatın üstünde oluşunu), hem makam yüceliğini hem de kahr-u galebe yüceliğini kapsar. O’nun adaletinin kemâl derecesinde olması, her bir şeyi yerli yerine koyması ve takvâ sahipleri ile günahkârları birbirine eşit tutmaması da makamının yüceliğindendir.

el-Kebîr; pek büyük olan anlamındadır. Büyüklüğün, azametin, şan ve şerefin hem isimlerinde hem de sıfatlarında ve fiillerinde söz konusu olduğu, her türlü âfetten, kusur ve eksiklikten münezzeh olan zat demektir.

Hüküm, yalnız O’nun olduğuna ve O, sizin ebedi kalışınıza dair hüküm verdiğine göre artık O’nun hükmü ne başkası ile değiştirilir, ne de O’nda bir değişiklik yapılır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu azap ile azap edilmenizin sebebi yalnızca Yüce Allah'a ve hiçbir kimseyi O'na ortak koşmamaya çağrıldığınızda bunu inkâr edip, O'na ortaklar koşmanızdır. Ve Allah ile beraber başka bir ortağa ibadet edildiğinde buna iman etmenizdir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Zatında, kadrinde ve mağlup etmesinde yüce ve yüksek olan, her şeyden büyük olandır.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ذَٰلِكُم zalikum bu
  2. بِأَنَّهُۥٓ biennehu sebebiyledir
  3. إِذَا iza zaman
  4. دُعِىَ duiye çağrıldığınız kök: دعو
  5. ٱللَّهُ llahu Allah'a kök: اله
  6. وَحْدَهُۥ vehdehu tek olan kök: وحد
  7. كَفَرْتُمْ ۖ kefertum inkar etmeniz kök: كفر
  8. وَإِن vein ve eğer
  9. يُشْرَكْ yuşrak ortak koşulursa kök: شرك
  10. بِهِۦ bihi O'na
  11. تُؤْمِنُوا۟ ۚ tu'minu inanmanız kök: امن
  12. فَٱلْحُكْمُ felhukmu artık hüküm kök: حكم
  13. لِلَّهِ lillahi Allah'a aittir kök: اله
  14. ٱلْعَلِىِّ l-aliyyi yüce kök: علو
  15. ٱلْكَبِيرِ l-kebiri ve büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid · Ortak kavram: Şirk

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid · Ortak kavram: Şirk

    Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid · Ortak kavram: Şirk

    (Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Dua

    Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Dua

    Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

  • Ortak kavram: Şirk · Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Dua

    "Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini size de din…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…

  • Ortak kavram: Şirk · Ortak kavram: Kibir

    (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlara şöyle denecektir:) "Tek Allah'a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O'na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. dipnot 1 Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah'a aittir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: İsrâ 17:46; Zümer 39:45.

Mustafa İslamoğlu

(Onlara şöyle denilecek): "Durum işte böyle(sine vahim)dir: çünkü sadece Allah'a (kulluğa) çağrıldığınız her seferinde inkarı tercih ettiniz; O'na ortak koşulduğunda ise inanıverdiniz. Fakat şimdi hüküm yüceler yücesi, mutlak büyük olan Allah'a aittir."

Muhammed Esed

(Ve onlara şöyle denilecektir:) "Bu (başınıza geldi), çünkü Tek Allah'a her çağrıldığınızda bu hakikati inkar ettiniz; ama O'na ortak koşulunca (hemen) inandınız! Artık hüküm, Büyük ve Yüce Allah'ındır!"

Ahmed Hulusi

İçinde bulunduğunuz halin sebebi şudur: Allah, TEK'liğine davet ettiğinde (vehmettiğiniz - varsandığınız benliğinizden arınmayı teklif ettiğinde), küfür (inkar) ettiniz! Eğer (teklif edilen) O'na şirk anlayışı olsa, iman ederdiniz. . . Hüküm, Aliy, Kebiyr olan (açığa çıkan kuvvelerinin hükmediciliğini reddedemeyeceğiniz) Allah'ındır!

Ali Bulaç

"Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda inanıp onayladınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Allah'ındır."

Ali Özek ve heyeti

(Onlara denir ki:) İşte bunun sebebi şudur: Tek Allah'a ibadete çağrıldığı zaman inkâr edersiniz. O’na ortak koşulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır.

Ali Rıza Safa

"Allah'a, Tek ve Eşsiz olarak çağırıldığınızda nankörlük ettiğiniz ve ortaklar koşulduğunda buna inandığınız için böyle olmuştur. Artık, yargı, Yüce; Büyüklüğü Sınırsız Allah'a özgüdür!"

Bayraktar Bayraklı

Sizin bu cezanızın sebebi, tek olan Allah'a çağırıldığınızda inkar etmeniz, O'na şirk koşulduğunda inanmış olmanızdır. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır.

Edip Yüksel

Çünkü, YALNIZ ALLAH çağrıldığı zaman inkar ederdiniz. Ancak kendisine ortak koşulduğunda onaylardınız. Hüküm, Üstün ve Büyük olan ALLAH'a aittir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çünkü, YALNIZ ALLAH çağrıldığı zaman inkar ederdiniz. Ancak kendisine ortak koşulduğunda inanırdınız. Hüküm, Üstün ve Büyük olan ALLAH'a aittir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun sebebi şudur ki, "Siz tek Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz, O'na ortak koşulduğunda da inanıyordunuz, işte hüküm O ulu, O büyük Allah'ındır."

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu size şu yüzdendir ki bir olarak Allaha çağırıldığında küfrettiniz ona şirk koşulunca ise iyman ediyordunuz, işte huküm o ulu, o büyük Allahın

Erhan Aktaş

Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman küfretmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca iman ediyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman Küfr dipnot 1 etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

Gültekin Onan

"Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Tanrı'ya çağırıldığınız zaman küfrettiniz. O'na ortak koşulduğunda inandınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Tanrı'nındır."

Hasan Basri Çantay

Bunun sebebi şudur: Bir olarak Allaha düa edildiği zaman siz küfretdiniz. Eğer Ona eş katılırsa tasdıyk ediyordunuz. Artık hukum, O çok yüce, O çok büyük Allahındır.

İbni Kesir

Bunun sebebi şudur: Yalnız Allah'a dua edildiği zaman inkar ederdiniz de, O'na şirk koşulunca inanırdınız. Artık hüküm; Aliyy, Kebir Allah'ındır.

Mehmet Alagaş

(10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Bu (azap), bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman küfre sapmanız ve O'na şirk koşulduğunda da (şirke) iman etmeniz sebebiyledir. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır."

Süleyman Ateş

(Şöyle cevap verilir): Bu (duruma düşmeniz)in sebebi şudur: Tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir.

Süleymaniye Vakfı

(Onlara şöyle denecek:) "(Hayır!) Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Yalnız Allah'a çağrıldığında görmezlikten gelir, ona ortak koşulduğunda inanırdınız dipnot 1 . Bu karar, pek yüce ve büyük olan Allah'a aittir."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Bu çektiğiniz şuna karşılıktır;yalnız Allah'a çağrıldığında görmezlikten gelir, ona eş koşulunca inanırdınız. Bu yüce Allah'ın kararıdır." denir.

Şaban Britch

İşte bu (azap), dünyada iken yalnızca Allah’a (ibadete) çağrıldığında küfretmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, üstün ve büyük olan Allah’ındır.

Şaban Piriş

İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yüce ve büyük olan Allah'ındır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu halinizin sebebi şu: Allah'a, yalnız O'na çağrıldığınızda inkar etmiştiniz. O'na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah'ın...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They are told: "This is, in requital of the way you conducted yourselves in life; when Allah alone was invoked you rejected the idea as groundless fiction and you fixed your attention on the negative aspect of your belief, and when other objects of worship were added to Him portraying a corporate deity you accepted the idea, and the thought sweetly crept into your study of imagination. But judgment and judicial decision rest in His hands; He is the Unique Whose attributes belong to the highest regions of thought and reality; the Unique Who is eminently entitled to the designation: The Supreme.

Abdul Haleem

[They will be told], ‘This is all because when God alone was invoked you rejected this, yet when others were associated with Him you believed [in them].’ Judgement belongs to God the Most High, the Most Great.

Abdullah Yusuf Ali

(The answer will be:) "This is because, when Allah was invoked as the Only (object of worship), ye did reject Faith, but when partners were joined to Him, ye believed! the Command is with Allah, Most High, Most Great!"

Abul A'la Maududi

(They will be told): "(The cause of your present state is that) when Allah alone was invoked, you disbelieved; and when others instead of Him were invoked, you believed. Today all judgement lies with Allah, the Most High, the All-Great." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the Judgment now rests entirely with that God alone, Whose Godhead you did not acknowledge, and those others whom you persistently regarded as associates and partners in the powers of Godhead, have no share whatsoever in the judgment. (For a full understanding of this point, please see(verse 45 of Surah Az-Zumar and its E.N. 64). This sentence by itself gives the meaning that there would be no possibility of any way out for the disbelievers from the state of torment, for they did not only deny the Hereafter but they had aversion to their Creator and Sustainer, and they were not satisfied until they had associated others with Him.

Aisha Bewley

That is because when Allah alone is called upon you are kafir, but if others are associated with Him, you have iman. Judgement belongs to Allah, the All-High, the All-Great.

Al-Hilali & Khan

(It will be said): "This is because, when Allâh Alone was invoked (in worship) you disbelieved (denied), but when partners were joined to Him, you believed! So the judgement is only with Allâh, the Most High, the Most Great![1]"

Ali Quli Qarai

This [plight of yours] is because, when Allah was invoked alone, you would disbelieve, but if partners were ascribed to Him you would believe. So the judgment belongs to Allah, the All-exalted, the All-great.’

Amatul Rahman Omar

(They will be answered, ) `This is because when Allâh alone was called upon (as One worthy to be worshipped) you rejected, but when partners were associated with Him, you accepted. So (the fact is established beyond doubt that) this day sovereignty belongs only to Allâh, the Most Sublime, the Incomparably Great.

Arthur John Arberry

That is because, when God was called to alone, you disbelieved; but if others are associated with Him, then you believe. Judgment belongs to God, the All-high, the All-great.

Bijan Moeinian

[It will be said to them:] "Your fate is due to the fact that you refused to accept the One and Only One God as your Lord; instead you challenged Him with your gods [you asked for it and you got it]. The Judgment now rests with God, the Most High, the Most Great"

E. Henry Palmer

That is because when God alone was proclaimed ye did disbelieve; but when partners were joined to Him ye did believe; but judgment belongs to God, the high, the great!

Edip-Layth

This is because when God Alone was mentioned, you rejected, but when partners were associated with Him, you acknowledged. Therefore, the judgment is for God, the Most High, the Most Great.

George Sale

And it shall be answered them, this hath befallen you, for that when one God was preached unto you, ye believed not; but if a plurality of gods had been associated with Him, ye had believed: And judgment belongeth unto the high, the great God.

Hamid S. Aziz

(The reply is, ) "This is because when Allah alone was called upon, you disbelieved, and when associates were given to Him, you believed; but the Command belongs only to Allah, the Sublime, the Majestic.

Mahmoud Ghali

That is (due to the fact) that when Allah was invoked alone, you disbelieved, and in case (others) are associated with Him, you believe. So judgment belongs to Allah, The Ever-Exalted, The Ever-Great.

Marmaduke Pickthall

(It is said unto them): This is (your plight) because, when Allah only was invoked, ye disbelieved, but when some partner was ascribed to Him ye were believing. But the command belongeth only to Allah, the Sublime, the Majestic.

Mohamed Ahmed - Samira

This has come upon you because when God alone was invoked you disbelieved; but when partners were associated with Him, you believed. But judgement belongs to God, the all-high and supreme.

Muhammad Asad

[And they will be told:] "This [has befallen you] because, whenever the One God was invoked, you denied this truth; whereas, when divinity was ascribed to aught beside Him, you believed [in it]! But all judgment rests with God, the Exalted, the Great!"

Mustafa Khattab

˹They will be told,˺ "˹No!˺ This is because when Allah alone was invoked, you ˹staunchly˺ disbelieved. But when others were associated with Him ˹in worship˺, you ˹readily˺ believed. So ˹Today˺ judgment belongs to Allah ˹alone˺—the Most High, All-Great."

Progressive Muslims

This is because when God Alone was mentioned, you rejected, but when partners were associated with Him, you believed. Therefore, the judgment is for God, the Most High, the Most Great.

Rashad Khalifa

This is because when GOD ALONE was advocated, you disbelieved, but when others were mentioned beside Him, you believed. Therefore, GOD's judgment has been issued; He is the Most High, the Great.

Sahih International

[They will be told], "That is because, when Allah was called upon alone, you disbelieved; but if others were associated with Him, you believed. So the judgement is with Allah, the Most High, the Grand."

Sam Gerrans

“That is because, when God was called to alone, you denied; but if a partnership was ascribed to Him, you believed”; then judgment belongs to God, the Exalted, the Great.

Shabbir Ahmed

It will be said to them, "This is your plight because when Allah alone was invoked you denied the Message, and when others (such as your 'holy' men) were included besides Him, you believed. But the Command belongs only to Allah, the Sublime, the Majestic." (39:45).

Syed Vickar Ahamed

(The answer will be:) "This is because, when (you were told that) Allah was to be the Only (One for worship), you did reject Faith, and when partners were joined with Him, you believed (it)! The Command is with Allah, the Most High (Al-Ali’i), the Most Great (Al-Kabir)!"

Taqi Usmani

(The reply will be, "No.) This is because whenever Allah alone was invoked, you used to disbelieve, and if partners were associated with Him, you used to believe. Now the decision lies with Allah, the High, the Great."

The Monotheist Group

This is because when God alone was mentioned, you rejected, but when partners were set up with Him, you believed. Therefore, the judgment is for God, the Most High, the Great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩