Diyanet İşleri
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
Kalem suresi · 1–7. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kalem suresi, 1. ayet. نٓ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
Nûn. dipnot 1 Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin olsun.
Nun... Kaleme ve (onun) yazdıklarına yemin olsun!
Nun. Düşün kalemi ve (onunla) yazdıklarını!
Nun (Uluhiyet ilmi) ve Kalem'e (ilmi açığa çıkaran) ve satır satır yazdıklarına (ilmin gereğini tüm detaylarıyla Sünnetullah olarak yaratana) kasem ederim ki. . .
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına
N. Yemin olsun; Kaleme ve satır satır yazdıklarına!
Nun. Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki,
NuN(50), kaleme ve yazdıklarına ant olsun.
NuN, kaleme ve yazdıklarına andolsun.
Nun, Kaleme ve kalem ehlinin satıra dizdiklerine ve dizecekleri hakkı için,
Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
Hokka ile kaleme ve (erbab-ı kalemin) yazmakda oldukları şeylere andolsun ki,
Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Nûn. dipnot 1 Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.
Nun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun.
Nun dipnot 1 ! Kaleme ve (onunla) yazanların dipnot 2 satır satır yazdıklarına yemin olsun ki dipnot 3
NUN! Kaleme ve (insanların) onunla yazdıklarına çok dikkat edin!
Nûn, kaleme ve (onunla) yazdıklarına yemin olsun.
Nun, kaleme ve onunla yazılanlara yemin olsun.
Nun! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına
Kalem suresi, 2. ayet. مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
Rabbinin nimeti sayesinde sen asla cinlenmiş değilsin.
Rabbinin nimeti sayesinde, cin musallat olmuş biri, olman söz konusu değildir.
Sen bir deli değilsin, Rabbinin nimeti sayesinde!
Sen, Rabbinin nimeti olarak, bir cin (görünmeyen varlık türlerinden biri) hükmü altında olan değilsin!
Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin.
andolsun ki (Rasûlüm), sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun değilsin.
Efendinin nimeti sayesinde, sen delirmiş değilsin.
Rabbinin nimeti sayesinde sen bir deli değilsin.
Sen Efendinin nimetiyle delirmiş değilsin.
Sen Rabbinin nimetiyle delirmiş değilsin.
sen Rabbinin nimeti sayesinde, deli değilsin.
Sen rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin
Rabb'inin nimeti dipnot 1 ile sen mecnun dipnot 2 değilsin.
Rabb'inin nimeti dipnot 1 ile sen mecnun dipnot 2 değilsin.
Rabb'inin nimeti dipnot 1 ile sen mecnun dipnot 2 değilsin.
Sen, rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin.
(Habibim) sen, Rabbinin ni'meti sayesinde, bir mecnun değilsin.
Sen, nimeti sayesinde bir deli değilsin.
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Sen, Rabbinin nimeti sayesinde bir deli değilsin.
Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin.
Rabbinin nimeti sayesinde sen, cinlerin etkisinde değilsin dipnot 1 .
Rabbinin dipnot 1 nimeti sayesinde sen, cinlerin etkisinde değilsin.
Sen Rabbinin nimeti sayesinde cinlenmiş değilsin.
Sen Rabbinin nimeti sayesinde cinlenmiş değilsin.
Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,
Kalem suresi, 3. ayet. وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır.
Şüphesiz ki senin için başa kakılmayan (kesintisiz) bir ödül vardır.
Ve senin için kesintisiz bir ödül vardır;
Ve senin için kesintisiz bir ödül vardır;
Muhakkak ki senin için ardı kesilmeyen bir mükafat vardır.
Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.
Ve kuşkusuz, senin için kesintisiz bir ödül vardır.
Şüphesiz, senin için kesintisiz bir ödül vardır.
Senin için kesintisiz bir ödül vardır.
Senin için kesintisiz bir ödül vardır.
Ve muhakkak senin için tükenmez bir mükafat var.
Ve tükenmez bir ecir var muhakkak senin için
Senin için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.
Senin için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.
Senin için, kesintisiz bir ödül vardır.
Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
Senin için muhakkak ve muhakkak tükenmeyen bir mükafat vardır.
Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır.
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Senin için tükenmez bir ecir vardır.
Senin için kesintisiz bir mükafat vardır.
Senin için kesintisiz bir ödül var dipnot 1 .
Senin için tükenmek bilmeyen bir ödül var.
Senin için tükenmez bir ecir vardır.
Senin için sonsuz bir ecir vardır.
Senin için kesintisiz bir ödül var.
Kalem suresi, 4. ayet. وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
çünkü sen, muhteşem bir ahlaka sahipsin;
çünkü sen, üstün bir hayat tarzına sahipsin;
Muhakkak ki sen aziym bir ahlaklasın!
Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Ve kuşkusuz, sağlam bir sağtöreye eriştin. dipnot 528
Sen kesinlikle evrensel bir ahlak üzeresin.
Kuşkusuz sen üstün ahlaki standartlar üzeresin.
Kuşkusuz sen güçlü bir karaktere sahipsin.
Ve herhalde sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Ve her halde sen pek büyük bir ahlak üzerindesin
Sen, kesinlikle büyük bir ahlak üzerindesin.
Sen, kesinlikle büyük bir ahlak dipnot 1 üzerindesin.
Sen, kesinlikle çok büyük bir ahlak dipnot 1 üzerindesin.
Ve kuşkusuz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Hiç şüphesiz büyük bir ahlaak üzerindesin sen.
Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Şüphesiz sen, çok büyük bir ahlâk üzeresin.
Ve sen, büyük bir ahlak üzerindesin.
Şüphesiz sen üstün bir ahlak üzeresin dipnot 1 .
Çünkü sen üstün bir dine dipnot 1 bağlısın.
Sen, büyük bir ahlak üzeresin.
Sen, büyük bir ahlak üzeresin.
Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.
Kalem suresi, 5. ayet. فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
(5, 6) Hanginizin fitneye düştüğünü ileride sen de göreceksin, onlar da görecekler.
ve bir gün gelecek, sen de göreceksin onlar da görecekler;
ve (bir gün) sen de göreceksin, onlar, (şimdi seni küçümseyenler) de görecekler,
Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;
Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler.
Yakında sen de göreceksin, onlar da.
Artık, yakında göreceksin; onlar da görecekler.
- Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Sen de göreceksin, onlar da görecekler;
Sen de göreceksin, onlar da görecekler;
Yakında göreceksin ve görecekler,
Yakında göreceksin ve görecekler
Yakında göreceksin, onlar da görecekler!
Yakında göreceksin, onlar da görecekler!
Yakında göreceksin, onlar da görecekler!
Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler.
Yakında göreceksin, onlar da görecekler,
Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Sen de göreceksin, onlar da görecekler.
(Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler;
Yakında göreceksin, onlar da görecekler dipnot 1 ,
Yakında göreceksin, onlar da görecekler.
Sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Sen de göreceksin, onlar da görecekler..
Yakında göreceksin, onlar da görecekler,
Kalem suresi, 6. ayet. بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
(5, 6) Hanginizin fitneye düştüğünü ileride sen de göreceksin, onlar da görecekler.
hanginizin aklından zoru olduğunu.
hanginiz(in) akıldan yoksun olduğunu.
Hanginiz cinlere tutulmuştur!
Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup çıldırdığını.'
Hanginizde delilik olduğunu.
Hanginizin akıldan yoksun olduğunu.
- Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Hanginizin şaşkın olduğunu.
Hanginizin şaşkın olduğunu.
O fitne, o delilik hanginizdeymiş.
Hanginizde imiş o fitne, o cünun?
Kimmiş meftun dipnot 1 olan.
Kimmiş meftun dipnot 1 olan.
Kimmiş meftun dipnot 1 olan.
Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup çıldırdığını'.
Delilik hanginizde imiş?
Hanginizin aklından zoru olduğunu.
(1-6) Nun'a ve kaleme ve satır satır ne yazdıysa. (Kalem söz ile yazı arasında bir elçidir. Resul de hatip ile muhatap arasındaki elçidir). Rabbinin nimeti ile cinlenmiş /mecnun değilsin. Mutlaka sana tükenmez bir ücret/ecir vardır. Mutlaka sen azametli /azim bir yaratılış üzerinesin. İleride göreceksin , ki onlar da görecekler, hanginizdeymiş fitneli delilik / meftunluk.
Hanginizin delirmiş olduğunu.
Hanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu.
hanginizin cinlerin /şeytanın fitnesine kapılmış dipnot 1 olduğunu!
Şeytanın etkisine dipnot 1 giren kimmiş?
Hanginizin deli olduğunu…
Hanginizin deli olduğunu..
Hanginizmiş fitneye tutulan, deliren!
Kalem suresi, 7. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını iyi bilendir ve O kimlerin doğru yola ulaştırıldığını iyi bilendir. dipnot 1
Kuşku yok ki senin Rabbin, evet O, kimin kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; yine O, kimin hidayete erdiğini de çok iyi bilir.
Gerçek şu ki, yalnız senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını bilir ve yalnız O'dur, kimin doğru yolda olduğunu bilen.
Muhakkak ki Rabbin, yolundan kimin saptığını (varlıklarından) iyi bilir! O, hakikate erenleri de (varlıklarında) iyi bilir!
Elbette senin Rabbin, kimin kendi yolundan şaşırıp saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
Kuşkusuz, Efendin, Kendi yolundan kimin saptığını bilir. O, doğru yolda olanları da bilir.
Şüphesiz senin Rabbin, yolundan çıkanı daha iyi bilir. Doğru yolda olanı da en iyi O bilir.
Efendin, kimin yolundan sapmış olduğunu da en iyi bilir, doğru yolda olanları da en iyi bilir.
Rabbin, kimin yolundan sapmış olduğunu da en iyi bilir, doğru yolda olanları da en iyi bilir.
Şüphesiz Rabbindir, yolundan sapanı en iyi bilen, yine O'dur doğru yola erenleri en iyi bilen.
Şübhesiz rabbındır en bilen yolundan sapanı, yine odur en bilen hidayete irenleri.
Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
Elbette senin rabbin, kimin kendi yolundan şaşırıp saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.
Şübhesiz ki Rabbin, O, kendi yolundan sapan kişiyi çok iyi bilendir. O, hidayete ermiş olanları da pek iyi bilendir.
Muhakkak ki senin Rabbın; kendi yolundan sapanları çok iyi bilir. Ve O, hidayete erevleri de en iyi bilendir.
(7-16) Mutlaka Rabbin, yolundan kim sapıyor en iyi bilendir ve O y ola girenleri /hidayete erenleri de en iyi bilendir. Yalanlayanlara uyma /tâbi olma. Onlar, sana yumuşak davranmak için senin onlara yumuşak davranmanı arzu ettiler . (Onlara yumuşak davranmaman kibir değil) Sürekli yemin eden adiye / değersize uyma. Gıybetçi / çekiştirici /arabozucu, kusur peşinde koşana da uyma. Hayrı engelleyene, saldırgan kötüye de uyma. Zorbaya da uyma, bunun dışında sırf mal ve oğullar sahibi diye zina çocuğuna da tabi olma. Ona ayetlerimiz sözlü okununca / tilavet edilince bu evvelkilerden masallar dedi. İlerde hortumuna / burnuna nişan /damga vuracağız.
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir. Hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
Şüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur.
Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir dipnot 1 .
Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir.
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilen O'dur. Doğru yolda olanı da en iyi bilen O'dur.
Senin Rabbin, evet O'dur kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilen. Ve O'dur kimin doğruya ve güzele kılavuzlandığını en iyi bilen.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.