Hicr suresi · 85–91. ayetler

Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

    Diyanet İşleri

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

    Mehmet Okuyan

    Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi Biz, gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri başka değil, sadece mutlak hakikate atıf olsunlar için yarattık. Şu da bir gerçek ki, Son Saat kesinlikle gelecektir. Şu halde (onlara) hoşgörüyle karşılık ver:

    Muhammed Esed

    İmdi, (unutma ki,) Biz gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi, onları (içsel) bir gerçekliğe bağlı kılmadan yaratmadık; (Bu gerçeğin bütünüyle apaçık ortaya çıkacağı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun içindir ki, (insanların kusurlarını) güzel, katıksız bir olgunlukla karşıla!

    Ahmed Hulusi

    Biz, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri Hak olarak yarattık! Kesinlikle o Saat (ölüm) gelecektir. . . O halde, hoşgörü ve Hakkani görüş ile davran.

    Ali Bulaç

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak yarattık. Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Artık, onlardan, güzelce yüz çevir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanlarıbir amaç içinyarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!

    Edip Yüksel

    Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dünyanın sonunun 2280 yılında geleceğine dair Kuran'ın öngörüsü için bak 20:15; 72:27.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!

    Erhan Aktaş

    Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini Hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopuşu.

    Gültekin Onan

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.

    Hasan Basri Çantay

    Gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri biz hak (ve hikmete uygun) olmayarak (şer ve fesadın devam etmesi için) yaratmadık. Elbette o saat gelecekdir. Şimdilik sen aldırış etme, (onlara karşı) güzel (ve tatlı muaamelede) bulun.

    İbni Kesir

    Gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü, muhakkak gelecektir. O halde sen yumuşak ve iyi davran.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.

    Süleyman Ateş

    Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık dipnot 1 . O saat /tekrar dirilip kalkış saati mutlaka gelecektir dipnot 2 . Öyleyse sen de bunlara güzel, yeni bir sayfa aç dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Ahkaf 46/3, Teğabun 64/3).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü dipnot 1 ve güzel davran.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zuhruf 43/89

    Şaban Britch

    Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.

    Şaban Piriş

    Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Öyleyse (kavminden) güzel bir ayrılışla ayrıl.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.

  2. Hicr suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 86. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbin her çeşit yaratandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü senin Rabbin var ya: en yüce yaratıcı, her şeyi bilen işte O'dur!

    Muhammed Esed

    çünkü, senin Rabbindir, her şeyin özünü bilen ve her şeyin gerçek ve mutlak Yaratıcısı!

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Rabbin "HU"; Hallak'tır, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendin; O, Yaratandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Rabbin her şeyi yaratan ve her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Efendin elbette Yaratandır, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin elbette Yaratandır, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü senin Rabbin, herşeyi yaratan, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü rabbın o öyle hallak öyle alim

    Erhan Aktaş

    Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in Her Şeyi Yaratan'dır ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Çünkü rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki senin Rabbin (seni de, onları da) hakkıyle yaratanın, (senin de, onların da haalini ve her şey'i) kemaliyle bilenin kendisidir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki senin Rabbın, yaratan ve bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elbette Rabbin, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Yaratan, bilen ancak Rabbindir..

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaratan ve her şeyi bilen Rabbindir.

    Şaban Britch

    Elbette Rabbin, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Elbette, Rabbin, her şeyi yaratan ve bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kuşkusuz senin Rabbin, evet o, Hallak'tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.

  3. Hicr suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

    Mehmet Okuyan

    Biz sana tekrarlanan yedi (mesajı) ve yüce Kur'an'ı verdik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "Biz sana tekrarlanan yediyi (Fâtiha'yı) ve büyük Kur'an'ı verdik" veya buradaki [vâv] edatı "açıklama" anlamına alınarak "Biz, sana tekrarlanan yedi (ana mesajı) yani yüce Kur'an'ı verdik" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz sana, seb' mesani'yi, yani Yüce Kur'an'ı verdik.

    Muhammed Esed

    Ve gerçek şu ki, Biz sana sık sık tekrarlanan (ayetlerden oluşan) yedili (bir sure) bahşettik ve (böylece senin önüne) yüce Kur'an'ı (açıp serdik):

    Ahmed Hulusi

    Gerçek ki, biz sana, Seb-ü Mesani'yi (yedi zati sıfatınla hakikati değerlendirme kuvvesini) ve Kur'an-ı Aziym'i (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini) verdik.

    Ali Bulaç

    Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve Yüce Kur'an'ı verdik.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, sana, tekrarlanan yediliyi ve Yüce Kur'an'ı verdik. dipnot 196

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 196
      "Tekrarlanan yedili" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Tekrarlanan yedi ayet" veya "Çift anlamlılardan yedi tane" veya "Övenlerden yedi tane" veya "İkilerden yedi" biçiminde çevrilmiştir. Bu tanımlamanın, yedi ayetten oluşan Fatiha veya Maun surelerine yönelik olduğu veya Kur'an'ın, dünyadaki tüm dillere çevrileceğini bildirdiği veya çok tekrarlanacağını bildirdiği yorumları da yapılmıştır. Sayısal örgü araştırmacıları ise evrenlerin sonlandırılacağı tarihin, bu ayette bildirilmiş olduğunu öne sürerler. Oysa evrenlerin sonunun bilgisinin peygambere bile verilmediği, 31:34 ve 79:43 gibi ayetlerde bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.

    Edip Yüksel

    Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sure başlarında 14 (7x2) ayrı harf kombinezonları olup onların sayısal (ebced) değerlerinin toplamı Muhammed peygamberin izleyicilerine verilmiş olan 1709 kameri yılı verir. Hicri 1710 (miladi 2280) tarihinin dünyanın sonu olduğuna dair ilginç işaretler içerir Kuran. Kuşkusuz, Allah daha iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, sana namazlarda tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha'yı) ve Yüce Kur'an'ı verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için sana "seb'ul mesani"'yi ve Kur'anı azımi verdik

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yedi.
    2. metne dön, dipnot 2
      İkişerliler, ikililer. Seb'an mine'l mesani, "ikililerden veya ikişerlilerden yedi" demektir. Çevirilerde bu tabire, "Fatiha süresi" veya "yedi büyük/uzun sure" anlamı verilmektedir. Bu doğru değildir. Ayette zaten yüce Kur'an anılmaktadır. Bu tabirle, Muhammed Nebi'mize, Kur'an'la birlikte verilmiş, şahsı ile ilgili, kendisini başarıya götüren nimetler kast edilmiş olabilir. Bir sonraki ayetten de bu anlaşılmaktadır. Onlara verilenlerle Muhammed Nebi'mize verilenler karşılaştırılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yedi.
    2. metne dön, dipnot 2
      İkişerliler, ikililer. Seb'an mine'l mesani, "ikililerden veya ikişerlilerden yedi" demektir. Çevirilerde bu tabire, "Fatiha süresi" veya "yedi büyük/uzun sure" anlamı verilmektedir. Bu doğru değildir. Ayette zaten yüce Kur'an anılmaktadır. Bu tabirle, Nebimize, Kur'an'la birlikte verilmiş, şahsı ile ilgili, kendisini başarıya götüren nimetler kast edilmiş olabilir. Bir sonraki ayetten de bu anlaşılmaktadır. Onlara verilenlerle Nebimize verilenler karşılaştırılmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki sana seb'an dipnot 1 mine'l- mesani dipnot 2 ve yüce Kur'an'ı verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yedi.
    2. metne dön, dipnot 2
      İkişerliler, ikililer. Seb'an mine'l mesani, "ikililerden veya ikişerlilerden yedi" demektir. Çevirilerde bu tabire, "Fatiha süresi" veya "yedi büyük/uzun sure" anlamı verilmektedir. Bu doğru değildir. Ayette zaten yüce Kur'an anılmaktadır. Bu tabirle, Nebimize, Kur'an'la birlikte verilmiş, şahsı ile ilgili, kendisini başarıya götüren nimetler kast edilmiş olabilir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kuran'ı verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (ayet-i kerime) yi ve şu büyük Kur'anı verdik.

    İbni Kesir

    Doğrusu sana; Biz, tekrarlanan yediyi ve şu Kur'an'ı verdik.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fâtiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azîm'i verdik.

    Süleyman Ateş

    Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana o mesaniden dipnot 1 (ikişerli yapıda olan ayetlerden) yedisini, o muazzam ayet kümesini verdik dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mesani (مثَانِي), ikişerler demektir. Ayetler, muhkemler yani kısa ve özlü hükümler içerenler ve onların benzeri olup onları açıklayan müteşabihlerden oluşur. Aralarında ikili ilişki vardır (Zümer 39/23) İşte bu ilişkiyi belirten kelime mesani'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "o mesaniden yedisini, o muazzam ayet kümesini" ifadesi ile yedi ayetlik Fatiha suresi kast edilmiştir. Bununla ilgili olarak Nebimizden şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Elhamdulillahi rabbi'l-alemin (Fatiha) bana mesaniden verilmiş yedi ayettir, muazzam ayet kümesidir." (Buhari, Tefsir, 1; Nesai, İftitah, 26.) Bu sebeple namazın her rekatında Fatiha suresini okumak, Allah'ı, onun en yüce kur'an'ını/ayetler kümesini okuyarak anmak olduğundan çok önemlidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana o mesaniden dipnot 1 yedi taneyi ve yüce Kur'an'ı verdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (ٱلْمَثَانِى) el-mesani olarak ifade edilen bilenen mesani'dir.(Zümer 39/23)  "O mesani"  olarak türkçeye çevrilebilir.  Burada mesanilerden yedisine dikkat çekmiştir ki, onlar Fatiha (Fatiha 1/1-7) 'nın ayetleridir. Bu sebeple Fatiha, Kur'an'dan süzülmüş bir öz ve surelerin en yücesi olmuştur.

    Şaban Britch

    Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azim'i verdik.

    Şaban Piriş

    Sana, tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift manalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.

  4. Hicr suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Öyleyse) onlardan kimilerine verdiğimiz geçici lezzetlere iltifat etme! Üstelik onlar için üzülme de... Ancak mü'minlere kol kanat ger.

    Muhammed Esed

    (O halde, hakkı inkar eden) birtakım kimselere verdiğimiz dünyevi zenginliklerden yana gözünü çevirme. Ve (seni umursamıyorlar diye) onlar için üzülme; fakat müminlere kol kanat ger,

    Ahmed Hulusi

    Hakikati inkar edenlerden bir kısmına verdiğimiz geçici dünya nimet ve zevklerine sakın gözünü takma! Sana gereken değeri vermiyorlar diye üzülme. . . İman edenlere kol kanat ger!

    Ali Bulaç

    Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme; onlara da üzülme. Mü'minleri ise, kanatların altına al (onlara karşı alçak gönüllü ol).

    Ali Rıza Safa

    Onlardan bir bölümünü geçindirdiğimiz şeylere gözünü dikme ve onlar için kaygılanma; inananlar için de kanatlarını indir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya nimetine göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol!

    Edip Yüksel

    Onlardan bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan ötürü de üzülme. Gerçeği onaylayanlara kanatlarını indir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan (elçilerden) bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan (inkarcılardan) ötürü de üzülme. İnananlara kanatlarını indir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadını indir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sakın o kafirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir

    Erhan Aktaş

    Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, Mü'minlere kol kanat ger.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmıyorlar diye.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmıyorlar diye.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanmıyorlar diye.

    Gültekin Onan

    Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, inançlılar için de (şefkat) kanatlarını ger.

    Hasan Basri Çantay

    Sakın (o kafirlerden) bir takımlarını faidelendirdiğimiz şeylere (servete ve saireye) iki gözünü dikib uzatma. Onların karşısında tasalanma. Mü'minler için de (şefekat kanadını indir.

    İbni Kesir

    Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz geçimliğe gözlerini dikme ve onlara üzülme. İnananlara kanat ger.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve Müminlere (şefkat) kanadını indir.

    Süleyman Ateş

    Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.

    Şaban Britch

    Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya metasına sakın gözünü dikme! Onlara karşı hüzne kapılma, kanatlarını müminler için indir.

    Şaban Piriş

    Onlardan bir kısmını faydalandırdığımız şeylere sakın gözünü dikme! Onlar için üzülme, müminler için şefkat kanatlarını indir!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!

  5. Hicr suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 89. ayet. وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

    Mustafa İslamoğlu

    ve de ki: "Bakın ben, evet ben (ilahi vahyi) açıklayan uyarıcıyım!"

    Muhammed Esed

    ve de ki: "Haberiniz olsun, ben (Allah'ın vaad ettiği) açık sözlü uyarıcıyım!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kesinlikle ben, evet ben apaçık bir uyarıcıyım. "

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aslında, ben, apaçık bir uyarıcıyım!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel

    De ki: "Ben apaçık bir uyarıcıyım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Ben apaçık bir uyarıcıyım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "Benim o apaçık uyarıcı ben!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki haberiniz olsun; ben o neziri mübin ben

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."

    Hasan Basri Çantay

    Ve de ki: "Şübhesiz ben, (evet) ben (üstünüze inecek azab-ı ilahiyi) açıkça haber verenim".

    İbni Kesir

    De ki: Ben apaçık bir uyarıcıyım.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: ''Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.''

    Süleyman Ateş

    Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben her şeyi açıkça ortaya koyan bir uyarıcıyım."

    Şaban Britch

    Ve ben apaçık bir uyarıcıyım! de

    Şaban Piriş

    Ve ben apaçık bir uyarıcıyım! de

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"

  6. Hicr suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 90. ayet. كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.

    Mehmet Okuyan

    Nitekim biz yalan yere yemin edenlere (azabı) indirmişizdir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette mesaj, Hz. Salih'in kavmiyle ilişkilendirilmelidir. Nitekim Semûd kavmi Hz. Salih'e suikast düzenlemek için aralarında yemin etmişlerdi. Neml 27:49'da geçen [tekâsemû] fiiliyle bu ayette geçen [el-muktesimîne] kelimesi aynı kökten gelmekte ve "yemin etmek" şeklinde birbirine yakın anlamlarda kabul edilmektedir. Burada kastedilen anlam "bölüp parçalayanlar" ise mesaj bir sonraki ayetle ilişkili olmak üzere Kur'an hakkındaki bölünenleri hedef almaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Vahyi sana Biz indirdik), tıpkı (onu önceden) paramparça edenlere indirdiğimiz gibi.

    Muhammed Esed

    (Bir ilahi kelam bağışladık sana), tıpkı onu (sonradan) bölüp parçalayanlara indirdiğimiz gibi,

    Ahmed Hulusi

    İnzal ettiğimizi bölüp ayrıştıranlara (Tevrat ve İncil'i işlerine gelenler ve gelmeyenler olarak) olduğu gibi; sana da inzal ettik (hakikat BİLGİsini)!

    Ali Bulaç

    Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,

    Ali Özek ve heyeti

    Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu bölük pörçük edenlere) azabı indirmişizdir.

    Ali Rıza Safa

    İndirdiklerimizi bölüp parçalayanlar gibi.

    Bayraktar Bayraklı

    "Nitekim biz, bölücülere azabı indirmişizdir."

    Edip Yüksel

    Aynı şekilde o bölücülerle de...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tıpkı o taksim edenlere indirdiğimiz gibi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere

    Erhan Aktaş

    Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce kitaplarının bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmeyerek, onu parça parça edenlere.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce kitaplarının bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak, onu parça parça edenlere.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Muktesimlere dipnot 1 indirdiğimiz şey gibi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce kitaplarının bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak, onu parça parça edenlere.

    Gültekin Onan

    Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,

    Hasan Basri Çantay

    (90-91) Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'anı parçalayanlara da (öyle azab) indirmişdik.

    İbni Kesir

    Tıpkı o bölüşenlere indirdiğimiz gibi.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.

    Süleyman Ateş

    (Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nitekim (dinlerini) bölüp ayıranlara da (cezayı) indireceğiz.

    Şaban Britch

    Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.

    Şaban Piriş

    Bölücülere indirdiğimiz gibi...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.

  7. Hicr suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 91. ayet. ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ

    Diyanet İşleri

    Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    (91, 92, 93) Rabbine yemin olsun: Yaptıklarından dolayı mutlaka Kur'an'ı bölüp ayıranların hepsini sorguya çekeceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde Kur'an mesajıyla doğru bir şekilde iletişim kurmayıp onu çeşitli anlayışlara bölenler, böylece toplumu bölüp parçalayanların bu yaptıklarının hesabını verecekleri bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, (şimdi de) Kur'an'ı birbirinden kopuk sözler demeti olarak tasavvur ediyorlar.

    Muhammed Esed

    işte onlar, (şimdi) Kur'an'ı da tutarsız, insicamsız bir anlam (demeti) olarak göstermek istiyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Kuran'ı, işlerine geldiği gibi böldüler (çıkarları yönünden Kuran'ı değerlendirdiler)!

    Ali Bulaç

    Ki onlar Kur'anı parça parça kıldılar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.

    Ali Rıza Safa

    Onlar da Kur'an'ı parçalara ayırdılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.

    Edip Yüksel

    Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hadis ve Sünnet izleyicileri bu öngörüyü 2:106 ayetinin anlamı tahrif ederek gerçekleştirdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Kur'an'ı kısım kısım ayıranlara.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O, Kur'anı kısım kısım tefrık edenlere

    Erhan Aktaş

    Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan, sihir, kahinlik, eskilerin masalları, şiir olarak niteleyerek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan, sihir, kahinlik, eskilerin masalları, şiir olarak niteleyerek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar şimdi de Kur'an'ı parça parça yaptılar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalan, sihir, kahinlik, eskilerin masalları, şiir olarak niteleyerek.

    Gültekin Onan

    Ki onlar Kuranı parça parça kıldılar.

    Hasan Basri Çantay

    (90-91) Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'anı parçalayanlara da (öyle azab) indirmişdik.

    İbni Kesir

    Onlar ki; Kur'an'ı parçalara ayırmışlardı.

    Mehmet Alagaş

    (85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)

    Süleyman Ateş

    Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an'ı parça parça edenlere.

    Şaban Britch

    Onlar, Kur'ân'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)

    Şaban Piriş

    Onlar, Kur'an'ı parçalayan kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.