Hicr suresi

Hicr suresi, 88. ayet

Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

lâ temüddenne `ayneyke ilâ mâ metta`nâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen `aleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmü'minîn.

Diyanet İşleri

Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 85–91 · surenin 88. ayeti / 99

Konu Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet Hicr 85–91 3

  1. Hicr 85

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

  2. Hicr 86

    Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.

  3. Hicr 87

    Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

  4. 88

    Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

  5. Hicr 89

    De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım."

  6. Hicr 90

    Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.

  7. Hicr 91

    Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

88. “Sakın onlardan bazı grupları faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme!” Yani bu lüks içerisinde bulunanların faydalandığı ve cahillerin de aldandığı o dünya zevklerine düşünceni meşgul edecek şekilde beğeni ile bakma! Allah’ın sana vermiş olduğu tekrarlanan yedi ve Kur’an-ı Azim ile bunlara muhtaç olmadığını bil, onlarla yetin. “Onlar için üzülme.” Çünkü onlardan hayır umulmaz, bir fayda gelmesi de beklenmez. Onlar yerine mü’minler senin için en güzel karşılık ve en üstün bir bedeldir. “Müminlere de kanadını ger!” Onlara yumuşak davran, onlara karşı huyun güzel olsun, onlara sevgi, ikram ve muhabbetle davran.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirlerin bazı sınıflarına verdiğimiz geçici dünya malına göz dikme, seni yalanlamalarına üzülme ve Müminlere karşı da mütevazı ol.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. تَمُدَّنَّ temuddenne dikme kök: مدد
  3. عَيْنَيْكَ ayneyke gözlerini kök: عين
  4. إِلَىٰ ila
  5. مَا ma
  6. مَتَّعْنَا mettea'na verdiğimiz dünyalığa kök: متع
  7. بِهِۦٓ bihi onunla
  8. أَزْوَٰجًۭا ezvacen bazı çiftlere kök: زوج
  9. مِّنْهُمْ minhum onlardan
  10. وَلَا ve la ve
  11. تَحْزَنْ tehzen üzülme kök: حزن
  12. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  13. وَٱخْفِضْ vehfid ve indir kök: خفض
  14. جَنَاحَكَ cenahake kanadını kök: جنح
  15. لِلْمُؤْمِنِينَ lilmu'minine mü'minlere kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خفض (4 geçiş) · Ortak kavram: Tevazu · Aynı kök: جنح (34 geçiş)

    Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.

  • Aynı kök: مدد (32 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha…

  • Aynı kök: خفض (4 geçiş) · Aynı kök: جنح (34 geçiş)

    Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: خفض (4 geçiş)

    (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini)…

  • Aynı kök: مدد (32 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze…

  • Aynı kök: مدد (32 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Öyleyse) onlardan kimilerine verdiğimiz geçici lezzetlere iltifat etme! Üstelik onlar için üzülme de... Ancak mü'minlere kol kanat ger.

Muhammed Esed

(O halde, hakkı inkar eden) birtakım kimselere verdiğimiz dünyevi zenginliklerden yana gözünü çevirme. Ve (seni umursamıyorlar diye) onlar için üzülme; fakat müminlere kol kanat ger,

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar edenlerden bir kısmına verdiğimiz geçici dünya nimet ve zevklerine sakın gözünü takma! Sana gereken değeri vermiyorlar diye üzülme. . . İman edenlere kol kanat ger!

Ali Bulaç

Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger.

Ali Özek ve heyeti

Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme; onlara da üzülme. Mü'minleri ise, kanatların altına al (onlara karşı alçak gönüllü ol).

Ali Rıza Safa

Onlardan bir bölümünü geçindirdiğimiz şeylere gözünü dikme ve onlar için kaygılanma; inananlar için de kanatlarını indir.

Bayraktar Bayraklı

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya nimetine göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol!

Edip Yüksel

Onlardan bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan ötürü de üzülme. Gerçeği onaylayanlara kanatlarını indir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlardan (elçilerden) bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan (inkarcılardan) ötürü de üzülme. İnananlara kanatlarını indir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadını indir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın o kafirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir

Erhan Aktaş

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, Mü'minlere kol kanat ger.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmıyorlar diye.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmıyorlar diye.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. dipnot 1 Sen, mü'minlere kol kanat ger.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmıyorlar diye.

Gültekin Onan

Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, inançlılar için de (şefkat) kanatlarını ger.

Hasan Basri Çantay

Sakın (o kafirlerden) bir takımlarını faidelendirdiğimiz şeylere (servete ve saireye) iki gözünü dikib uzatma. Onların karşısında tasalanma. Mü'minler için de (şefekat kanadını indir.

İbni Kesir

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz geçimliğe gözlerini dikme ve onlara üzülme. İnananlara kanat ger.

Mehmet Alagaş

(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve Müminlere (şefkat) kanadını indir.

Süleyman Ateş

Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.

Şaban Britch

Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya metasına sakın gözünü dikme! Onlara karşı hüzne kapılma, kanatlarını müminler için indir.

Şaban Piriş

Onlardan bir kısmını faydalandırdığımız şeylere sakın gözünü dikme! Onlar için üzülme, müminler için şefkat kanatlarını indir!

Yaşar Nuri Öztürk

Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not direct your sight wistfully O Muhammad at the advantages We gave to some of the unbelievers among the various sects nor grieve at heart for their disobedience to Allah, and be soft in temper and disposition to those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and take them under your wing.

Abdul Haleem

Do not look longingly at the good things We have given some to enjoy. Do not grieve over the [disbelievers], but lower your wings over the believers

Abdullah Yusuf Ali

Strain not thine eyes. (Wistfully) at what We have bestowed on certain classes of them, nor grieve over them: but lower thy wing (in gentleness) to the believers.

Abul A'la Maududi

Do not even cast your eyes towards the worldly goods We have granted to different kinds of people, nor grieve over the state they are in, dipnot 1 but turn your loving attention to the believers instead,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, do not grieve that they consider you as their enemy, though you are their sincere well wisher; that they regard their vices as their virtues; that they are not only themselves following but leading their followers on that way which inevitably leads to destruction. Nay, they are doing their best to oppose the reformative efforts of the one who is showing them the way of peace.

Aisha Bewley

Do not direct your eyes longingly to what We have given certain of them to enjoy. Do not feel sad concerning them. And take the muminun under your wing.

Al-Hilali & Khan

Look not with your eyes ambitiously at what We have bestowed on certain classes of them (the disbelievers), nor grieve over them. And lower your wings for the believers (be courteous to the fellow-believers).

Ali Quli Qarai

Do not extend your glance toward what We have provided to certain groups of them, and do not grieve for them, and lower your wing to the faithful,

Amatul Rahman Omar

Extend not your eyes desirously towards the fleeting enjoyments We have bestowed on some classes (of people) among them, nor grieve over (this destruction of) them and be kind and gentle to the believers,

Arthur John Arberry

Stretch not thine eyes to that We have given pairs of them to enjoy; and do not sorrow for them, and lower thy wing unto the believers,

Bijan Moeinian

Do not wonder why they (disbelievers) are blessed with the worldly wealth nor become sad for their (deplorable mental) condition. Just pay your attention to the believers.

E. Henry Palmer

Let not thine eyes strain after what we have allowed a few pairs of them to enjoy, nor grieve for them; but lower thy wing to the believers,

Edip-Layth

So do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, do not grieve for them, and lower your wing for those who acknowledge.

George Sale

Cast not thine eyes on the good things which We have bestowed on several of the unbelievers, so as to covet the same; neither be thou grieved on their account. Behave thyself with meekness towards the true believers;

Hamid S. Aziz

Let not your eyes strain after what We have allowed certain classes among them to enjoy, nor grieve for them; but lower your wing (in tenderness) to the believers,

Mahmoud Ghali

Do not definitely extend forth your eyes to what We have given pairs of them to enjoy; and be not grieved for them, and lower your wing to the believers.

Marmaduke Pickthall

Strain not thine eyes toward that which We cause some wedded pairs among them to enjoin, and be not grieved on their account, and lower thy wing (in tenderness) for the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

So covet not things We have bestowed on a portion of them to enjoy, and do not grieve for them, and protect those who believe;

Muhammad Asad

[so] turn, not thine eyes [longingly] towards the worldly benefits which We have granted unto some of those [that deny the truth]. And neither grieve over those [who refuse to heed thee], but spread the wings of thy tenderness over the believers,

Mustafa Khattab

Do not let your eyes crave the ˹fleeting˺ pleasures We have provided for some of the disbelievers, nor grieve for them. And be gracious to the believers.

Progressive Muslims

So do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, and do not grieve for them, and lower your wing for the believers.

Rashad Khalifa

Do not be jealous of what we bestowed upon the other (messengers), and do not be saddened (by the disbelievers), and lower your wing for the believers.

Sahih International

Do not extend your eyes toward that by which We have given enjoyment to [certain] categories of the disbelievers, and do not grieve over them. And lower your wing to the believers

Sam Gerrans

Extend thou not thine eyes towards what enjoyment We have granted categories of them, and grieve thou not over them (but lower thou thy wing to the believers,

Shabbir Ahmed

So do not even look at the worldly possessions that We have given to different people (among the deniers) and grieve not that their luxuries keep them from seeing the Truth. But lower your wing of kindness to the believers. (15:94).

Syed Vickar Ahamed

Do not (longingly) look with your eyes at what We have gifted some of their groups, and do not feel sad for them: But lower your arm (in respect and kindness) to the believers.

Taqi Usmani

Never stretch your eyes towards what We have given to groups of them to enjoy, and do not grieve for them, and be kind to believers in humbleness,

The Monotheist Group

Do not linger with your eyes on what We have bestowed upon some couples from them, and do not grieve for them, and lower your wing for the believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 88. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 88. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 88. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩