Diyanet İşleri
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Hicr suresi
Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet Hicr 85–91 3
Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.
Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
85. Yani biz, Allah düşmanlarının zannettiği gibi gökleri ve yeri boşuna yaratmadık. Aksine her ikisini de “ancak hak (bir amaç) ile yarattık.” Bu hakkın bir gereği olarak, her ikisinde de onları yaratanın kemâline, kudretine, rahmetinin ve hikmetinin genişliğine, her şeyi kuşatan bilgisine, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek gerektiğine delil olacak şeyler yaptık. “Şüphe yok ki kıyamet gelecektir.” Bunda hiçbir şüphe yoktur. Çünkü göklerin ve yerin hiç yokken yaratılması elbette insanları ikinci bir defa yaratmaktan daha büyük br iştir. “O halde sen onlara aldırmayıp güzel bir şekilde yüz çevir!” bu, eziyetin söz konusu olmadığı bir yüz çevirmedir. Kötülük yapanlara sen iyilikle, günah işleyene de afla karşılık ver. Tâ ki böylece Rabbinden pek büyük ecir ve mükâfata nail olasın. Şüphesiz ki gelecek olan şey, yakın demektir.
Burada sözünü ettiğim anlamdan daha güzel bir anlamı da farketmekteyim ki o da şudur: Burada emredilen, aldırış etmeyip güzelce, yani kinden, sözlü ve fiili eziyetten uzak bir şekilde yüz çevirmek, affetmektir. Yoksa güzel olmayan, yani yerli yerinde yapılmayan bir yüz çeviriş ve affediş değildir. Zira cezalandırmanın gerektiği bir yerde af söz konusu olmamalıdır. Mesela cezadan başka hiçbir şeyin faydalı olmayacağı haksız ve zalimlerin cezalandırılması bu kabildendir. İşte burada kastedilen de bu anlamdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz; gökleri, yeri ve onların arasında olan her şeyi hikmetsizce boşu boşuna yaratmadık. Biz bütün bunları yalnızca hak ile yarattık. Kuşkusuz kıyamet kaçınılmaz olarak gelmektedir. -Ey Peygamber!- Seni yalanlayanlardan yüz çevir ve onları güzel bir şekilde bağışla.
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!
İmdi Biz, gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri başka değil, sadece mutlak hakikate atıf olsunlar için yarattık. Şu da bir gerçek ki, Son Saat kesinlikle gelecektir. Şu halde (onlara) hoşgörüyle karşılık ver:
İmdi, (unutma ki,) Biz gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi, onları (içsel) bir gerçekliğe bağlı kılmadan yaratmadık; (Bu gerçeğin bütünüyle apaçık ortaya çıkacağı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun içindir ki, (insanların kusurlarını) güzel, katıksız bir olgunlukla karşıla!
Biz, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri Hak olarak yarattık! Kesinlikle o Saat (ölüm) gelecektir. . . O halde, hoşgörü ve Hakkani görüş ile davran.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak yarattık. Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Artık, onlardan, güzelce yüz çevir.
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanlarıbir amaç içinyarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!
Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. dipnot 1
Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran.
Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.
Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini Hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri biz hak (ve hikmete uygun) olmayarak (şer ve fesadın devam etmesi için) yaratmadık. Elbette o saat gelecekdir. Şimdilik sen aldırış etme, (onlara karşı) güzel (ve tatlı muaamelede) bulun.
Gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü, muhakkak gelecektir. O halde sen yumuşak ve iyi davran.
(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.
Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık dipnot 1 . O saat /tekrar dirilip kalkış saati mutlaka gelecektir dipnot 2 . Öyleyse sen de bunlara güzel, yeni bir sayfa aç dipnot 3 .
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü dipnot 1 ve güzel davran.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Öyleyse (kavminden) güzel bir ayrılışla ayrıl.
Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.
Nor did We create the heavens and the earth and all that lies between them but in accordance with reason and truth and for just ends. And the Final predetermined Hour is inevitably coming, therefore, forgive O Muhammad your opponent's human instability with gracious intent.
We did not create the heavens and the earth and everything between them without a true purpose: the Hour will certainly come, so [Prophet] bear with them graciously.
We created not the heavens, the earth, and all between them, but for just ends. And the Hour is surely coming (when this will be manifest). So overlook (any human faults) with gracious forgiveness.
We have not created the heavens and the earth and all that is in between them except with Truth. dipnot 1 Surely the Hour will come. So, (O Muhammad), do graciously overlook them (despite their misdeeds).
We did not create the heavens and earth and everything between them, except with truth. The Hour is certainly coming, so turn away graciously.
And We created not the heavens and the earth and all that is between them except with truth, and the Hour is surely coming, so overlook (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) their faults with gracious forgiveness. [This was before the ordainment of Jihâd - holy fighting in Allâh’s cause].
We did not create the heavens and the earth and whatever is between them except with reason, and indeed the Hour is bound to come. So forbear with a graceful forbearance.
And We have not created the heavens and the earth and all that is between the two but to suit the requirements of truth and wisdom. And the (threatened) Hour (of punishment) is sure to come. So turn away from them with goodly grace.
We created not the heavens and the earth, and all that is between them, save in truth. Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.
I have created the heavens, the earth, and whatever is between not for fun. Know that the end of the world will come. Therefore, graciously forgive their ignorance (and continue spreading the word.)
We did not create the heavens and the earth and all that is between them both, save in truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do thou pardon with a fair pardon.
We did not create the heavens and the earth and what is in between except with the truth. The moment is coming, so overlook their faults gracefully.
We have not created the heavens and the earth, and whatever is contained between them, otherwise than in justice: And the hour of judgment shall surely come. Wherefore, O Mohammed, forgive thy people with a gracious forgiveness.
We created not the heavens and the earth and all that is between them both, save with truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do you forgive with a gracious forgiveness.
And in no way did We create the heavens and the earth and whatever is between them except with the Truth; and surely the Hour is indeed coming up, so pardon, with becoming pardoning.
We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and lo! the Hour is surely coming. So forgive, (O Muhammad), with a gracious forgiveness.
We have not created but with reason the heavens and the earth and all that lies within them. The Hour (of the great change) is certain to come. So turn away (from them) with a grace.
AND [remember:] We have not created the heavens and the earth and all that is between them without [an inner] truth; but, behold, the Hour [when this will become clear to all] is indeed yet to come. Hence, forgive [men's failings] with fair forbearance:
We have not created the heavens and the earth and everything in between except for a purpose. And the Hour is certain to come, so forgive graciously.
And We have not created the heavens and the Earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.
We did not create the heavens and the earth, and everything between them, except for a specific purpose. The end of the world will come, so treat them with benign neglect.
And We have not created the heavens and earth and that between them except in truth. And indeed, the Hour is coming; so forgive with gracious forgiveness.
And We created not the heavens and the earth and what is between them but in truth. And the Hour is coming; so forbear thou with comely forbearance.
Remember, We have not created the heavens and the earth and all that is between them, without Purpose. (Nations that do not fit themselves in the Divine Plan get wiped out. So shall happen to your people, (O Prophet), if they do not mend their ways). Behold, the Hour is surely coming (when you shall be victorious). So overlook their faults, and forgive them graciously. (73:10).
And We did not create the heavens and the earth, and all between them, except for just ends and the (final) Hour is surely coming. So, overlook (their faults) with kind forgiveness.
We did not create the heavens and the earth and all that is in between them without a truthful purpose. The Hour is sure to come. Therefore, overlook (their evil behavior) in a gracious manner.
AndWe have not created the heavens and the earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.