A'râf suresi

A'râf suresi, 176. ayet

A'râf suresi, 176. ayet. وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

velev şi'nâ lerafa`nâhü bihâ velâkinnehû aḫlede ile-l'arḍi vettebe`a hevâh. femeŝelühû kemeŝeli-lkelb. in taḥmil `aleyhi yelheŝ ev tetrukhü yelheŝ. ẕâlike meŝelü-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. faḳṣuṣi-lḳaṣaṣa le`allehüm yetefekkerûn.

Diyanet İşleri

Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 173–179 · surenin 176. ayeti / 206

Konu Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi A'râf 172–181 3

  1. A'râf 173

    Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?" dememeniz içindir.

  2. A'râf 174

    Hakka dönsünler diye işte ayetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz.

  3. A'râf 175

    Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

  4. 176

    Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

  5. A'râf 177

    Ayetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!

  6. A'râf 178

    Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.

  7. A'râf 179

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

176. Bunun sebebi ise şudur: Yüce Allah onu yardımından mahrum etmiş ve kendi haline bırakmıştır. İşte bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Eğer biz dileseydik onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik.” Onlarla amel etmeye muvaffak kılardık, o da dünya ve âhirette yükselir ve düşmanlarına karşı koruma altında olurdu. “Fakat o” Allah’ın yardımından mahrum kılınmayı gerektiren işleri yaptı. Çünkü “yere mıhlandı” yani aşağılık arzulara ve dünyevi maksatlara yöneldi “ve hevasına uydu” Mevlasına itaati ise terk etti.

“Artık onun misali” dünyaya aşırı derecedeki tutkunluğu ve kalbinin büsbütün ona meyletmesi bakımından “üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer.” Yani bu kişi her durumda dilini uzatıp solur. Böyle bir kimse sürekli olarak dünyaya tutkundur. Kalbini büsbütün ona vermiştir, dünyevî hiçbir şey onun açgözlülüğünü gidermeye yetmez.

“İşte” Allah kendilerine âyetleri gösterdiği halde itaat etmeyerek, yalanlayarak ve reddederek “âyetlerimizi yalanlayan kimselerin misali budur.” Çünkü bu kimselerin Allah nezdinde hiçbir değerleri yoktur. Bunlar Allah’tan gelen hidâyeti terk edip kendi hevalarına tâbi olmuşlardır. “Artık sen kıssayı anlat, belki iyice düşünürler.” Verilen bu misaller üzerinde, ibretli kıssalar ve âyetler hakkında eğer tefekkür edip düşünecek olurlarsa gerçeği bilirler, bilirlerse amel ederler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer onun bu ayetlerden faydalanmasını dileseydik onu yükseltirdik ve bu ayetlerle amel etmeye muvaffak kılardık. Böylece dünyada ve ahirette yükselirdi. Fakat o dünyasını ahiretine tercih ederek dünyanın şehvetlerine, nefsinin arzuladığı batıl olan şeylere kapılmıştı. Dünyaya olan aşırı hırsı tıpkı köpeğin durumuna benzer. Zira bütün hallerde dilini çıkartıp solur. Üstüne varsan da uzanmış halde bıraksan da solumaya devam eder. Zikredilen bu örnek, ayetlerimizi yalanlayarak sapıtan kavmin misalidir. Ey Resul! Onlara bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünüp ayetlerimizi yalanlamaktan ve sapıklıktan vazgeçerler.

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve şayet
  2. شِئْنَا şi'na dileseydik kök: شيا
  3. لَرَفَعْنَـٰهُ lerafea'nahu elbette onu yükseltirdik kök: رفع
  4. بِهَا biha onlarla (ayetlerle)
  5. وَلَـٰكِنَّهُۥٓ velakinnehu fakat o
  6. أَخْلَدَ ehlede saplandı kök: خلد
  7. إِلَى ila
  8. ٱلْأَرْضِ l-erdi yere kök: ارض
  9. وَٱتَّبَعَ vettebea ve peşine düştü kök: تبع
  10. هَوَىٰهُ ۚ hevahu hevesinin kök: هوي
  11. فَمَثَلُهُۥ femeseluhu onun durumu kök: مثل
  12. كَمَثَلِ kemeseli durumuna benzer kök: مثل
  13. ٱلْكَلْبِ l-kelbi şu köpeğin kök: كلب
  14. إِن in eğer
  15. تَحْمِلْ tehmil varsan kök: حمل
  16. عَلَيْهِ aleyhi üstüne
  17. يَلْهَثْ yelhes dilini sarkıtıp solur kök: لهث
  18. أَوْ ev veyahut
  19. تَتْرُكْهُ tetrukhu onu bıraksan kök: ترك
  20. يَلْهَث ۚ yelhes dilini sarkıtıp solur kök: لهث
  21. ذَّٰلِكَ zalike işte budur
  22. مَثَلُ meselu durumu kök: مثل
  23. ٱلْقَوْمِ l-kavmi toplumların kök: قوم
  24. ٱلَّذِينَ ellezine
  25. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayan kök: كذب
  26. بِـَٔايَـٰتِنَا ۚ biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  27. فَٱقْصُصِ feksusi anlat kök: قصص
  28. ٱلْقَصَصَ l-kasasa bu kıssayı kök: قصص
  29. لَعَلَّهُمْ leallehum belki
  30. يَتَفَكَّرُونَ yetefekkerune düşünürler kök: فكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sura üfürüleceği gün, bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür!

  • Aynı kök: كلب (6 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: كلب (6 geçiş)

    Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…

  • Aynı kök: كلب (6 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş)

    Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. dipnot 1 İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada amaçlanan, ilahî iradenin bu şekilde yarattığı köpekleri kötülemek veya aşağılamak değil, yaratılış amacına uygun davranmayanların uyarılara itibar etmeme durumlarını eleştirmektir. A‘râf 7:179 ve Furkân 25:44'te de durum aynıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bilgi için bkz. Hûd 11:120; Yûsuf 12:111; Tâhâ 20:99; Kâf 50:37; Hâkka 69:12; Nâzi‘ât 79:26.

Mustafa İslamoğlu

Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik, ne ki o dünyaya sarıldı ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp duran köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlamaya kalkanların durumu işte böyledir. Şu halde bu kıssaları aktar, belki üzerinde düşünürler.

Muhammed Esed

İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu (kışkırtılan) bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanmaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.

Ahmed Hulusi

Eğer dileseydik, onu bu işaretlerle yükseltirdik. . . Fakat o arza (bedenselliğe) yerleşti ve boş asılsız dürtülerine tabi oldu! Artık onun meseli şu köpeğin meseli gibidir: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, terketsen de dilini sarkıtıp solur. . . İşte işaretlerimizi yalanlayan topluluk, buna benzer! (Sen bu) kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.

Ali Bulaç

Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.

Ali Özek ve heyeti

Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.

Ali Rıza Safa

Eğer dileseydik, kesinlikle onu yüceltirdik. Fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi tutkularına kapıldı. İşte, onun durumu, üstüne varsan da dili dışarıda havlayan, kendi durumuna bıraksan da dili dışarıda havlayan köpeğin durumunun tıpkısıdır. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu, işte böyledir. Bu öyküyü anlat; böylece, belki düşünürler. dipnot 132

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 132
    "Dili dışarıda havlayan" olarak yazdığımız "Yelhes" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Dilini sarkıtıp hırlayan" veya "Havlayarak saldıran" veya "Dilini sarkıtarak soluyan" biçiminde çevrilmiştir. Bu ayetin benzeri, Tevrat,
    Yeşaya 56:10 — Eski Ahit, Yeşaya; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeşaya 56:10

    İsrailin bekçileri kördür, hepsi bilgisizdir. 2 Havlayamayan dilsiz köpekler gibidirler. 2 Uzanıp düş görürler, 2 Uykuyu pek severler!

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,11 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsrail'in bekçileri kördür; hepsi bilgisizdir. Havlayamayan dilsiz köpekler gibilerdir. Uzanıp düş görürler; uykuyu pek severler. Doymak bilmeyen azgın köpeklere benzerler. Aklı kıt çobanlar bunlar; kendi yollarına döndüler. Her biri, yalnızca kendi çıkarını düşünüyor."

Bayraktar Bayraklı

İnsanı ayetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki, düşünsünler.

Edip Yüksel

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin ardına takıldı. Onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarıda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. Bu olayı aktar, olur ki düşünürler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, toprağa yapışmakta direndi ve hevesinin ardına takıldı. Onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. Bu olayı aktar, olur ki düşünürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer dileseydik Biz onu ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere alçaklığa saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun hali, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan dilini sarkıtıp solur, bıraksan yine dilini sarkıtıp solur. İşte böyledir ayetlerimizi inkar eden o kimselerin durumu; kıssayı kendilerine bir naklet, belki biraz düşünürler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer dilese idik biz, onu o ayetlerle yükseltirdik ve lakin o, yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının ardına düştü, artık onun meseli o köpeğin meseline benzer: üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar solur; bu işte ayetlerimizi tekzib eden o kavmin meseli, kıssayı kendilerine bir nakl eyle, gerektir ki bir düşünürler

Erhan Aktaş

Dileseydik dipnot 1 onu bununla dipnot 2 yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına dipnot 3 uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğüt alırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun görseydik. Ona karar verme hakkı tanımayarak, onu özgür irade sahibi yapmazdık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetlerimizle.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tutku ve kuruntusuna.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dileseydik dipnot 1 onu bununla dipnot 2 yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına dipnot 3 uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun görseydik. Ona karar verme hakkı tanımayarak.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetlerimizle.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tutku ve kuruntusuna.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dileseydik dipnot 1 onu bununla dipnot 2 yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, tutku ve kuruntusuna uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki düşünürler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun görseydik. Karar vermeyi ona tanımasaydık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetlerimizle.

Gültekin Onan

Eğer biz dileseydik, onu bununla (ayetlerimizle) yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar ki düşünsünler (yetefekkerun).

Hasan Basri Çantay

Eğer dileseydik onu bu (ayetler) le yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevasına uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin haali gibidir ki üstüne varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. İşte ayetlerimizi yalan sayanlar güruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habibim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice düşünürler.

İbni Kesir

Dileseydik onu, bununla yükseltirdik. Fakat o; yere saplandı ve hevesine uydu. Artık onun hali; o köpeğin hali gibidir ki, üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali böyledir. Sen, kıssayı anlat. Belki düşünürler.

Mehmet Alagaş

(175-178) Sen, ayet verdiğimiz o kimsenin haberini seslendir / dillendir. Onlardan / ayetlerden sıyrıldı (yılanın dersinden ayrılması) Şeytan’a uydu ve azgınlardan oldu. Eğer biz dileseydik onlarla / ayetlerle onu yükseltirdik ve lakin o arza saplanıp kaldı, Keyfi şeylerin / havai şeylerin ardından gitti / tâbi oldu, Onun misali tıpkı köpek gibidir, Üzerine gitsen dili dışarda solur, terk etsen yine dili dışarda solur , işte bu ayetlerimizi yalanlayanların örneğidir , bu anlatıyı anlat ki böylelikle belki düşünürler. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali ne kötü dür, onlar kendilerine / nefislerine zulmediyorlar. Allah’ın kimi yönlendirmişse / kime rehberlik etmişse işte o kişi yola girmiştir, kimi de saptırıyorsa, işte onlar hasara uğrayanlardır / hüsrana uğrayanlardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp, kaldı, hevesine uydu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Kıssayı anlat, belki düşünürler.

Süleyman Ateş

Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.

Süleymaniye Vakfı

Tercihi biz yapsaydık onu ayetlerimizle yüceltirdik. Ama o, arzularına uyarak dünyalığa dipnot 1 kapılıp kaldı dipnot 2 . Onun durumu köpeğin durumu gibidir. Üzerine gitsen de dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur dipnot 3 . İşte ayetlerimiz karşısında yalana sarılan toplulukların örneği budur. Bu kıssayı tam olarak anlat, belki düşünürler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Köpekte ter bezi yoktur, dolayısıyla sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek için dilini çıkarıp solur. Bu şekilde fazla ısıyı dışarı verir. Dinden dönenin durumu da köpek gibidir. Nasıl ki köpek, üzerine varsan da kendi haline bıraksan da sürekli dilini çıkarır, durumunu değiştirmezse, dinden dönen kişi de kendi haline bıraksan da, üzerine gitsen de durumunu değiştirmez. Vicdanının verdiği huzursuzluktan kurtulmak için ayetler hakkında yalan söylemeden duramaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer zorlasaydık dipnot 1 , o ayetlerle onu yüceltirdik. Ama o, yere çakılıp kaldı ve arzularına uydu. O, susuz kalmış köpek gibidir; üzerine varsan dilini çıkarıp solur, bırakıp gitsen yine dilini çıkarıp solur. İşte ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o toplulukların örneği budur. Bu olayı anlat, belki düşünürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zorlayıcı düzen kursaydık

Şaban Britch

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp, kaldı, hevesine uydu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Kıssayı anlat; belki düşünürler.

Şaban Piriş

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki düşünürler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, yere saplandı, iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We willed We Would have opened his heart's ears and influenced him with the divine course of action, and thereby exalted his best faculties to the highest spiritual honours. But he chose to direct his intellect earthward, indulge in vanities and remain low. And there, he stood similitude exact of the dog which lolls his tongue whether you drive him away or you let him alone. This is exactly the similitude of those who deny Our revelations and signs betokening Omnipotence and Authority. Therefore, recourse O Muhammad to the narratives of such persons so that they may hopefully pause to think.

Abdul Haleem

if it had been Our will, We could have used these signs to raise him high, but instead he clung to the earth and followed his own desires- he was like a dog that pants with a lolling tongue whether you drive it away or leave it alone. Such is the image of those who reject Our signs. Tell them the story so that they may reflect.

Abdullah Yusuf Ali

If it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires. His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue, or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect.

Abul A'la Maududi

Now had We so willed We could indeed have exalted him through those signs, but he clung to earthly life and followed his carnal desires. Thus his parable is that of the dog who lolls out his tongue whether you attack him or leave him alone. dipnot 1 Such is the parable of those who reject Our signs as false. Narrate to them these parables that they may reflect.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Since the statement here embodies a very significant point, it needs to be carefully examined. The person mentioned in the verse as the representative of the evil type possessed knowledge of God's signs, and hence of the truth. This should have helped him to give up an attitude which he knew to be wrong, and to act in a manner which he knew to be right. Had he followed the truth and acted righteously God would have enabled him to rise to higher levels of humanity. He, however, overly occupied himself with the advantages, pleasures, and embellishments of the worldly life. Instead of resisting worldly temptations, he totally, succumbed to them so much so that he abandoned altogether his lofty spiritual ambitions and became indifferent to the possibilities of intellectual and moral growth. He even brazenly, violated all those limits which, according to his knowledge. should have been observed. Hence when he deliberately turned away from the truth merely because of his moral weakness, he was misled by Satan who is ever ready to beguile and mislead man. Satan continually led him from one act of depravity to another until he landed him in the company of those who are totally under Satan's control and who have lost all capacity for rational judgement. This is followed by a statement in which God likens the person in question to a dog. A dog's protruding tongue and the unceasing flow of saliva from his mouth symbolize unquenchable greed and avarice. The reason for likening the human character described above to a dog is because of his excessive worldliness. It is known that in several languages of the world it is common to call people overly devoted to worldliness as 'dogs of the world'. For what, after all, is the characteristic of a dog? It is nothing else but greed and avarice. Just look at the dog! As he moves around, he continuously sniffs the earth. Even if a rock is hurled at him he runs at it in the hope that it might be a piece of bone or bread. Before he discovers it to be a rock, he hastens to seize it in his mouth. Even a person's indifference does not deter a dog from waiting expectantly for food - panting for breath, his tongue spread out and drooping, and a whole world from one perspective alone - that of his belly! Even if he discovers a large carcass, he would not be content with his portion of it, but would try to make it exclusively his and would not let any other dog even come close. It seems that if any urge other than appetite tickles him, it is the sexual urge. This metaphor of the dog, highlights the fate of the worldly man who breaks loose from his faith and knowledge, who entrusts his reins to blind lust and who ends up as one wholly devoted to gratifying his own appetite.

Aisha Bewley

If We had wanted to, We would have raised him up by them. But he gravitated towards the earth and pursued his whims and base desires. His metaphor is that of a dog: if you chase it away, it lolls out its tongue and pants, and if you leave it alone, it lolls out its tongue and pants. That is the metaphor of those who deny Our Signs. So tell the story so that hopefully they will reflect.

Al-Hilali & Khan

And had We willed, We would surely have elevated him therewith but he clung to the earth and followed his own vain desire. So his parable is the parable of a dog: if you drive him away, he lolls his tongue out, or if you leave him alone, he (still) lolls his tongue out. Such is the parable of the people who reject Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). So relate the stories, perhaps they may reflect.

Ali Quli Qarai

Had We wished, We would have surely raised him by their means, but he clung to the earth and followed his [base] desires. So his parable is that of a dog: if you make for it, it lolls out its tongue, and if you let it alone, it lolls out its tongue. Such is the parable of the people who deny Our signs. So recount these narratives, so that they may reflect.

Amatul Rahman Omar

Had We so willed We would have exalted him (in ranks) thereby (- by means of these Our commandments), but he remained inclined to (the material things of) this world and followed his low desires. His case therefore is like that of a dog, if you bear down upon it, it lolls its tongue out or if you leave it alone, it still lolls out its tongue. Such is the case with the people who cry lies to Our commandments; (they do not give up their evil ways whether you warn them or not). So narrate to them the account (of the people of old) that they may reflect.

Arthur John Arberry

And had We willed, We would have raised him up thereby; but he inclined towards the earth and followed his lust. So the likeness of him is as the likeness of a dog; if thou attackest it it lolls its tongue out, or if thou leavest it, it lolls its tongue out. That is that people's likeness who cried lies to Our signs. So relate the story; haply they will reflect.

Bijan Moeinian

If I wanted, I could have [deprived him of his freedom of choice and have] elevated him by the means of those revelations. His choice was to stick to the world and follow his own lusts. Such person is like a dog whose tongue is always out as a sign of his continuous lust. His life story is similar to those people who chose to disregard My Revelations. Go on and relate these stories to them, perhaps they come to their senses.

E. Henry Palmer

Had we pleased we would have exalted him thereby, but lie crouched upon the earth and followed his lust, and his likeness was as the likeness of a dog, whom if thou shouldst attack he hangs out his tongue, or if thou should leave him, hangs out his tongue too. That is the likeness of the people who say our signs are lies. Tell them then these tales - haply they may reflect.

Edip-Layth

Had We willed, We could have elevated him by it, but he stuck to the earth and he followed his wishful thinking. His example is like the dog; if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our signs. Relate the stories, perhaps they will think.

George Sale

And if We pleased, We would have exalted him thereby; but he inclined to the earth and followed his evil desires. His case, therefore, is like the case of a thirsty dog; if thou drive him away, he hangs out his tongue and if thou leave him, he hangs out his tongue. Such is the case of the people who disbelieve in Our Signs. So relate to them this narrative that they may reflect.

Hamid S. Aziz

Had We pleased We would have exalted him thereby (with Our Signs), but he clung to the earth and followed his own lust, and his likeness was as the likeness of a dog, whom if you should attack he hangs out his tongue, or if you should leave him, hangs out his tongue too. Such is the likeness of the people who say our Signs (revelations) are lies. Tell them then these tales - per chance (or possibly) they may reflect.

Mahmoud Ghali

And if We had decided, We would indeed have raised him thereby, but he clung to the earth and closely followed his prejudice. So the likeness of him is like the likeness of a dog: in case you burden it, it lolls (its tongue out), or (in case) you leave it, it lolls (its tongue out). That is the likeness of the people who have cried lies to Our signs. So narrate (these) narratives that possibly they would meditate..

Marmaduke Pickthall

And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefor his likeness is as the likeness of a dog: if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.

Mohamed Ahmed - Samira

We wished to exalt him, but he loved baseness and followed his lust. His likeness is that of a dog who hangs out his tongue if you drive him away, and still hangs it out if you leave him alone. Such is the case of the people who deny Our signs. Narrate this history to them; they may haply reflect.

Muhammad Asad

Now had We so willed, We could indeed have exalted him by means of those [messages]: but he always clung to the earth and followed but his own desires. Thus, his parable is that of an [excited] dog: if thou approach him threateningly, he will pant with his tongue lolling; and. if thou leave him alone, he will pant with his tongue lolling. Such is the parable of those who are bent on giving the lie to Our messages. Tell [them], then, this story, so that they might take thought.

Mustafa Khattab

If We had willed, We would have elevated him with Our signs, but he clung to this life—following his evil desires. His example is that of a dog: if you chase it away, it pants, and if you leave it, it ˹still˺ pants. This is the example of the people who deny Our signs.[1] So narrate ˹to them˺ stories ˹of the past˺, so perhaps they will reflect.

Progressive Muslims

Had We wished, We could have elevated him by it, but he stuck to the Earth and he followed his desire. His example is like the dog, if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our revelations. Relate the stories, perhaps they will think.

Rashad Khalifa

Had we willed, we could have elevated him therewith, but he insisted on sticking to the ground, and pursued his own opinions. Thus, he is like the dog; whether you pet him or scold him, he pants. Such is the example of people who reject our proofs. Narrate these narrations, that they may reflect.

Sahih International

And if We had willed, we could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought.

Sam Gerrans

And had We willed, We would have raised him thereby; but he clung to the earth and followed his vain desire. So his likeness is as the likeness of a dog: if thou win him over, he pants; or if thou leave him, he pants. That is the likeness of the people who deny Our proofs; so relate thou to them the story, that they might reflect.

Shabbir Ahmed

He could have raised himself in honor according to Our Laws, but he clung to the earth and followed his own desire. Therefore his likeness is as the likeness of a dog. Whether you pet him or scold him, he pants. Such is the example of people who deny Our Revelations in practice. (The Revelation of Allah lightens your burdens, while man-made dogmas burden you (7:157)). So relate this narration that they may reflect.

Syed Vickar Ahamed

And if it had been Our Will, We should have raised him with Our Signs; But he was tempted (down) to the earth, and followed his own useless desires. So the similarity is that of a dog: If you attack him, he puts out his tongue (and pants), or if you leave him alone, he (still) hangs out his tongue (and pants). That is the similarity of those who reject Our Signs; So relate the stories; So that they may think.

Taqi Usmani

If We so willed, We would have elevated him thereby; but he clung to the earth and followed his desires. So, his example is like the example of a dog, if you attack him, he pants with his tongue protruding, and if you leave him alone he still pants with his tongue protruding. That is the example of those who rejected Our signs. So, relate the chronicles, so that they may ponder.

The Monotheist Group

And if We had wished, We could have raised him with it, but he stuck to the earth and he followed his desire. His example is like the dog, if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our revelations. So tell the stories, perhaps they will think.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 176. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 176. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 176. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩