A'râf suresi

A'râf suresi, 182. ayet

A'râf suresi, 182. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ senestedricühüm min ḥayŝü lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 179–185 · surenin 182. ayeti / 206

Konu Verilen mühlet ve kıyametin vakti A'râf 182–188 3

  1. A'râf 179

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

  2. A'râf 180

    En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

  3. A'râf 181

    Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.

  4. 182

    Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

  5. A'râf 183

    Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.

  6. A'râf 184

    Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

  7. A'râf 185

    Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

182. Yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu hidâyetin doğruluğuna delil olan Allah’ın âyetlerini yalanlayarak onları reddeden ve kabul etmeyen kimseleri “Biz hiç bilmeyecekleri bir yerden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.” Bu da onlara bol bol rızık verilmesi suretiyle olur. (Onlar buna aldanıp isyanlarına devam ederler de azap onlara ansızın geliverir.)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ayetlerimizi yalanlayıp onlara iman etmediler, hatta inkâr ettiler. Biz ise, onlara rızkın kapılarını açacağız ama bu onlara ikram olarak değil; bilakis onların üzerinde oldukları sapıklıklara devam etmeleri için bunu yapacağız. Sonra bizim azabımız aniden başlarına gelecektir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine kimseleri
  2. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayanları kök: كذب
  3. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  4. سَنَسْتَدْرِجُهُم senestedricuhum yavaş yavaş helake yaklaştıracağız kök: درج
  5. مِّنْ min
  6. حَيْثُ haysu yerden kök: حيث
  7. لَا la hiç
  8. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmeyecekleri kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: درج (20 geçiş) · Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri şekilde yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.

Mustafa İslamoğlu

Ayetlerimizi yalan sayan kimselere gelince: onları bir süreç içerisinde yavaş yavaş eriteceğiz de farkına dahi varmayacaklar.

Muhammed Esed

Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan adım adım alçaltacağız:

Ahmed Hulusi

(Hakikate) işaretlerimizi yalanlayanları, hiç bilmedikleri taraftan aşama aşama (mekr yollu) helake götürürüz.

Ali Bulaç

Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmiyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.

Ali Özek ve heyeti

Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke götüreceğiz.

Ali Rıza Safa

Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri bir yerden, adım adım alçaltacağız.

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri yerden adım adım helake yaklaştırırız.

Edip Yüksel

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar farkına varmadan onları yavaş yavaş sonlarına yaklaştıracağız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar farketmeden onları yavaş yavaş sonlarına yaklaştıracağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimizi yalanlamakta olanları ise, bilemeyecekleri yönlerden yavaş yavaş yuvarlayacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimizi tekzib etmekte olanlar ise biz onları bilemiyecekleri cihetten istidrac ile yuvarlıyacağız

Erhan Aktaş

Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

Gültekin Onan

Ayetlerimizi yalanlayanları ise onların bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Hasan Basri Çantay

Ayetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavaş yavaş) helake yaklaşdırırız.

İbni Kesir

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helake yaklaştırırız.

Mehmet Alagaş

(181-183) Sizden bir topluluk yarattık, hakikat ile yön lendiriyorlar ve onunla / gerçekle denkleştiriyorlar / adaleti sağlıyorlar. (Adalet, gerçeğe muhtaçtır). Ayetlerimizi yalanlayanları bilmedikleri taraftan onları derece derece / tedrici olarak azaba / helâke ilerleteceğiz / yaklaştıracağız, onlara ilave süre / mühlet veririm, benim kurduğum tuzak planım çetindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (helâka) yaklaştıracağız.

Süleyman Ateş

Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları, beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.

Şaban Britch

Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (azaba) yaklaştıracağız.

Şaban Piriş

Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (sonuçlarına) yaklaştıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those who denied Our revelations and signs betokening Omnipotence and Authority, shall cast themselves headlong to Hell. We shall give them plenty of rope to allow them free scope, so that unawares to themselves, they shall commit themselves to evil.

Abdul Haleem

But We lead on those who reject Our messages, step by step, without them realizing it:

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject Our signs, We shall gradually visit with punishment, in ways they perceive not;

Abul A'la Maududi

As for those who reject Our signs as false, We shall lead them, step by step, to their ruin without their even perceiving it.

Aisha Bewley

But as for those who deny Our Signs, We will lead them, step by step, into destruction from where they do not know.

Al-Hilali & Khan

Those who reject Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), We shall gradually seize them with punishment in ways they perceive not.

Ali Quli Qarai

As for those who deny Our signs, We will draw them imperceptibly [into ruin], whence they do not know.

Amatul Rahman Omar

And (as for) those who cry lies to Our Messages We shall lead them (to destruction) step by step, in a manner unknown to them.

Arthur John Arberry

And those who cry lies to Our signs We will draw them on little by little whence they know not;

Bijan Moeinian

As for those who disregard My Revelations, I will gradually lead them to ruin in such a way that they do not feel it at all.

E. Henry Palmer

but they who say our signs are lies, we will bring them down by degrees from whence they know not.

Edip-Layth

As for those who deny Our signs, We will gradually lead them from where they do not know.

George Sale

And those who reject Our Signs, We will draw them towards destruction step by step in a manner which they do not know.

Hamid S. Aziz

But they who deny Our revelations We will bring them down by degrees from whence they know not.

Mahmoud Ghali

And the ones who have cried lies to Our signs, We will soon gradually draw them (to punishment) from where they do not know. .

Marmaduke Pickthall

And those who deny Our revelations - step by step We lead them on from whence they know not.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall punish those who deny Our revelations slowly in a way that they will not know.

Muhammad Asad

But as for those who are bent on giving the lie to Our messages-We shall bring them low, step by step, without their perceiving how it came about:

Mustafa Khattab

As for those who deny Our signs, We will gradually draw them to destruction in ways they cannot comprehend.

Progressive Muslims

As for those who deny Our revelations, We will entice them from where they do not know.

Rashad Khalifa

As for those who reject our revelations, we lead them on without them ever realizing it.

Sahih International

But those who deny Our signs - We will progressively lead them [to destruction] from where they do not know.

Sam Gerrans

And those who deny Our proofs: We will deal with them by degrees whence they know not.

Shabbir Ahmed

And those who deny Our Revelations, Our Law of Requital leads them in stages to the miserable destination they have no idea of.

Syed Vickar Ahamed

For those who reject Our Signs, We shall slowly come down with punishment, in ways that they are not (even) aware;

Taqi Usmani

As for those who reject Our signs, We will lead them gradually (towards their punishment) in a way that they do not know.

The Monotheist Group

As for those who deny Our revelations, We will entice them from where they do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 182. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 182. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 182. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩