Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
A'râf suresi
A'râf suresi, 177. ayet. سَآءَ مَثَلًا ٱلْقَوْمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ
sâe meŝelen-lḳavmü-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ veenfüsehüm kânû yażlimûn.
Ayetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi A'râf 172–181 3
Hakka dönsünler diye işte ayetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz.
Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.
Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.
Ayetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
177. “Âyetlerimizi yalanlayan” Allah’ın âyetlerini yalanlamak ve türlü masiyetler işlemekle de “yalnızca kendilerine zulmetmekte olanların durumu ne kötüdür!” Bunların hali ve misali oldukça kötü ve çirkindir.
Allah’ın kendisine âyetlerini verdiği belirtilen bu kişi ile belli bir kimsenin kastedilmiş olma ihtimali vardır. Böyle olması durumunda bu kişi, Yüce Allah’ın sözünü ettiği işleri yapmış, Yüce Allah da kullarını uyarmak kastı ile böyle bir kıssa nakletmiştir. Bununla kastın, belli bir kişi olmaması muhtemeldir. Buna göre ayet, Yüce Allah’ın kendisine âyetlerini verdiği sonra da bunlardan sıyrılıp çıkan herkesi kapsayacak şekilde umumidir.
Bu âyet-i kerimelerde öğrenilen ilim gereğince amel etmek teşvik edilmekte, bunun Allah’ın böyle bir kimseyi yüceltmesi ve şeytandan koruması demek olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan ilim gereğince amel etmemekten sakındırılmakta, böyle bir tutumun aşağıların aşağısına inmeye ve şeytanın musallat olmasına yol açacağı da açıklanmaktadır. Yine bu buyruklarla hevaya uyup arzulara meyletmenin, ilâhi yardımdan mahrum kalmaya sebep olacağı da anlatılmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ayetlerimizi ve burhanlarımızı yalanlayan ve onları tasdik etmeyen bir kavmin durumu ne kötüdür. Onlar kendi nefislerini helak edici davranışlara sürükleyerek zulmetmiş olurlar.
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık etmiş olanların hâli ne kadar da kötüdür!
Ne berbattır ayetlerimizi yalanlayan bir toplumun hali; üstelik onlar (böyle yapmakla) kendilerine zulmetmiş oluyorlar.
Ayetlerimizi yalanlamaya kalkan toplumun hali ne kötüdür: çünkü işledikleri haksızlıklar (sadece) kendilerini yıkıma götürür.
(Esma'nın çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayan ve (böylece) nefslerine zulmetmiş olan topluluğun durumu ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği ne kötüdür.
Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendilerine yazık eden, ne kötü bir toplum örneği.
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendine zulmedegelen güruhun durumu ne kötü misaldir!
Ayetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendi kendilerine haksızlık eden topluluğun örnekliği ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendi kendilerine haksızlık eden topluluğun örnekliği ne kötüdür!
Ne kötü misaldir ayetlerimizi yalanlayan ve sırf kendilerine zulmeden o kavmin durumu!
Ne çirkin meseli var ayetlerimizi tekzib eden o kavmin ki sırf kendilerine zulm ediyorlardı
Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine zulmeden halkın durumu ne kötüdür.
Âyetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık eden halkın durumu ne kötüdür.
Âyetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık eden halkın durumu ne kötüdür.
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefslerine zulmedenlerin örneği / örnekliği ne kötüdür.
Ayetlerimizi yalanlayarak sırf kendilerine zulm etmekde olanlar güruhunun haali ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayarak kendilerine zulmeden kavmin misali ne kötüdür.
(175-178) Sen, ayet verdiğimiz o kimsenin haberini seslendir / dillendir. Onlardan / ayetlerden sıyrıldı (yılanın dersinden ayrılması) Şeytan’a uydu ve azgınlardan oldu. Eğer biz dileseydik onlarla / ayetlerle onu yükseltirdik ve lakin o arza saplanıp kaldı, Keyfi şeylerin / havai şeylerin ardından gitti / tâbi oldu, Onun misali tıpkı köpek gibidir, Üzerine gitsen dili dışarda solur, terk etsen yine dili dışarda solur , işte bu ayetlerimizi yalanlayanların örneğidir , bu anlatıyı anlat ki böylelikle belki düşünürler. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali ne kötü dür, onlar kendilerine / nefislerine zulmediyorlar. Allah’ın kimi yönlendirmişse / kime rehberlik etmişse işte o kişi yola girmiştir, kimi de saptırıyorsa, işte onlar hasara uğrayanlardır / hüsrana uğrayanlardır.
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendi nefislerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden topluluğun durumu ne kötüdür!
Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan topluluk ne kötü bir örnektir! Onlar yanlışı kendilerine yapıyorlar.
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve yanlışı kendilerine yapıp duran toplulukların hali ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendi nefislerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendine zulmeden kavmin örneği ne kötü!
Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun vücut verdiği örnek ne kötüdür! Onlar öz benliklerine zulmediyorlardı.
Evil indeed is the similitude of those who denied Our signs and refused to recognize Our revelations and were unreasonable and unjust to themselves.
How foul is the image of those who reject Our signs! It is themselves they wrong:
Evil as an example are people who reject Our signs and wrong their own souls.
Evil is the example of the people who reject Our signs as false and perpetrate wrong against their own selves.
How evil is the metaphor of those who deny Our Signs. It is themselves that they have badly wronged.
Evil is the parable of the people who rejected Our Ayât (proofs, evidence, verses and signs, etc.), and used to wrong their ownselves.
Evil is the parable of the people who deny Our signs and wrong themselves.
Sad is the case of the people who cry lies to Our commandments and it is their own selves that they have wronged.
An evil likeness is the likeness of the people who cried lies to Our signs, and themselves were wronging.
How sad is the story of those who chose to disregard My revelations and, consequently, do injustice to their own souls.
Evil is the likeness of a people who say our signs are lies; themselves it is they wrong!
Miserable is the example of the people who denied Our signs, and it was themselves that they had wronged.
Evil is the case of the people who treat Our Signs as lies. And it was their ownselves that they wronged.
Evil is the likeness of a people who deny Our revelations (or Signs) and wrong their own souls.
An odious likeness (is the likeness) of the people who have cried lies to Our signs, and to themselves they were doing injustice. .
Evil as an example are the folk who denied Our revelations, and were wont to wrong themselves.
Evil is the case of those who deny Our signs and wrong themselves.
Evil is the example of people who are bent on giving the lie to Our messages: for it is against their own selves that they are sinning!
What an evil example of those who denied Our signs! They ˹only˺ wronged their own souls.
Miserable is the example of the people who denied Our revelations, and it was their souls that they had wronged.
Bad indeed is the example of people who reject our proofs; it is only their own souls that they wrong.
How evil an example [is that of] the people who denied Our signs and used to wrong themselves.
Evil as an example are the people who deny Our proofs, and they wrong their souls.
Indeed, pitiable is the example of those who reject Our Verses, since they hurt their own "Self".
Evil is the example of people who reject Our Signs and (they) used to wrong themselves.
Evil is the example of those who have rejected Our signs and have been doing wrong to themselves.
Miserable is the example of the people who denied Our revelations, and it was their souls that they had wronged.