Diyanet İşleri
Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
A'râf suresi
A'râf suresi, 170. ayet. وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلْكِتَٰبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُصْلِحِينَ
velleẕîne yümessikûne bilkitâbi veeḳâmu-ṣṣalâh. innâ lâ nüḍî`u ecra-lmuṣliḥîn.
Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.
Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.
Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.
Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?" dememeniz içindir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
170. “Kitab’a sımsıkı sarılanlar” yani ilim ve amel yönünden ona sıkı sıkıya yapışanlar, ilimlerin en şereflisi olan, o Kitab’daki hüküm ve haberleri bilenler, göz aydınlığı, kalp sevinci, ruh neşvesi ve dünya ile âhiretin salahına kaynaklık eden emirler gereğince de amel edenler... Zahiri/dışı ve batını/içi itibariyle namazı dosdoğru kılmak, sıkı sıkıya sarılınması gereken emirler arasında olduğundan dolayı Allah, fazileti, şerefi ve imanın ölçüsü olması nedeniyle özellikle namazı zikretmektedir. Namazın dosdoğru kılınması, diğer ibadetlerin de gereği gibi yapılmasını sağlar. İşte böylelerinin bütün işleri ıslah olduğundan dolayı Yüce Allah: “Şüphesiz Biz ıslah edenlerin mükâfatını zayi etmeyiz” söz, davranış ve niyetlerinde hem kendileri hem de başkaları için ıslaha çalışanların mükâfatını boşa çıkarmayız, buyurmaktadır.
Bu âyet-i kerime ve benzerleri, Yüce Allah’ın peygamberleri fesat ile değil salah ile zararlı şeylerle değil faydalı şeylerle gönderdiğinin, yine bu peygamberlerin, her iki yurdu yani dünya ve âhireti de ıslah etmek maksadıyla gönderildiğinin delilidir. Bir kimse ıslaha ne kadar yakın ise onların izinden gitmeye de o kadar yakındır.
Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kitaba sımsıkı sarılıp içindekilerle amel edenlere ve namazlarını dosdoğru vakitlerinde kılanlara, şartlarına, farzlarına, vaciplerine ve sünnetlerine dikkat edenlere Allah yapmış oldukları bu amellerinin sevabını verecektir. Allah salih amel işleyenlerin ecrini zayi etmez.
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba…
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler,…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…
Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kitaba sımsıkı sarılıp namazı kılanlar(a gelince), dipnot 1 şüphesiz ki biz kendilerini düzeltenlerin ödülünü ziyan etmeyeceğiz.
Ama kitaba sımsıkı sarılan ve Allah'a kulluğun hakkını verenler var ya: onlar iyi bilsinler ki Biz, kendilerini ve başkalarını düzeltmek için çaba gösterenlerin emeklerini zayi etmeyeceğiz.
Ve kitaba o sımsıkı sarılanlarla namazı dosdoğru ve devamlı yerine getirenler(i elbette ödüllendireceğiz); dürüst ve erdemli olmayı benimseyen ve bunu öğütleyen kimselerin hakkını elbette ziyan etmeyeceğiz!
Hakikat bilgisine (Kitap) sımsıkı sarılanlar ve salatı ikame edenler (-e gelince); doğrusu biz ıslah olan ve ıslah edenleri mükafatsız bırakmayız.
Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz.
Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.
Kitap'a sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlara gelince; kuşkusuz, iyilik için çalışanları ödülsüz bırakmayız.
Kitaba sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle barışsever iyilerin ödülünü zayi etmeyiz.
Kitaba sarılanlar ve salatı yerine getirenlere gelince, iyiliğe çalışanları ödülsüz bırakmayız.
Kitaba sarılanlar ve namaz kılanlara gelince, iyiliğe çalışanları ödülsüz bırakmayız.
Kitab'a sarılan ve namazı kılan o ıslahatçı kimselerin mükafatını Biz hiçbir zaman zayi etmeyiz!
Kitaba sarılanlar ve namazı ikame etmekte bulunanlar ise o muhsinlerin ecrini biz hiç bir zaman zayi' etmeyiz
Kitap'a sımsıkı sarılıp, salatı ikame edenlere dipnot 1 gelince; kuşkusuz Biz salih olanların emeklerini zayi etmeyiz.
Kitap'a sımsıkı sarılıp, salatı ikame edenlere dipnot 1 gelince; kuşkusuz Biz salih olanların emeklerini zayi etmeyiz.
Kitap'a sımsıkı sarılıp, salatı ikame edenlere dipnot 1 gelince; kuşkusuz Biz salih dipnot 2 olanların emeklerini zayi etmeyiz.
Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, kuşkusuz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz.
Bir de (ahiret yurdu) kitaba sımsıkı sarılanlar ve namaz; dosdoğru kılanlar (için mahz-ı hayırdır). Şübhesiz ki biz iyiliğe çalışanların mükafatını zayi' etmeyiz.
Onlar ki; kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı dosdoğru kılarlar. Elbette Biz, ıslah edenlerin mükafatını zayi' etmeyiz.
(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.
Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz ıslah edenlerin mükâfatını boşa çıkarmayız.
O(koruna)nlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette biz, iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.
Kitaba sıkı sarılıp namazı özenle ve sürekli kılanlara gelince; biz düzeni sağlamaya çalışanların ödülünü zayi etmeyiz dipnot 1 .
Kitaba sıkı sarılıp namazı tam kılanlara gelince; biz iyiliğe çalışanların ödülünü ziyan etmeyiz.
Kitaba bağlı olanlar ve namaz kılanlara gelince biz, (kendileri ve başkaları için) ıslah edenlerin mükâfatını zayi etmeyiz.
Kitaba bağlı olanlar ve namaz kılanlara gelince biz, doğruların mükafatını zayi etmeyiz.
Kitap'a sarılanlar ve namazı kılanlara gelince, biz, barışsever iyilerin ödülünü zayi etmeyiz.
Nonetheless, those who adhere to AL-Tawrah and abide by it and observe their act of worship shall be recipients of Allah's mercy and blessings; We do not withhold nor withdraw the grateful return due to those whose deeds are imprinted with wisdom and piety.
But as for those who hold fast to the Scripture and keep up the prayer, We do not deny righteous people their rewards.
As to those who hold fast by the Book and establish regular prayer,- never shall We suffer the reward of the righteous to perish.
Those who hold fast to the Book and establish Prayer - We shall not allow the reward of such righteous men to go to waste.
As for those who hold fast to the Book and establish salat, We will not let the wage of the righteous go to waste.
And as to those who hold fast to the Book (i.e. act on its teachings) and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât ), certainly We shall never waste the reward of those who do righteous deeds.
As for those who hold fast to the Book and maintain the prayer —indeed We do not waste the reward of those who bring about reform.
And (as to) those who hold fast to the Scripture and establish worship, (let them bear in mind that) We will not at all allow the reward of those who set things right to be lost.
And those who hold fast to the Book, and perform the prayer -- surely We leave not to waste the wage of those who set aright.
As for those who make the Scripture the center of their life and worship the Lord on regular basis, I will not let go waste the reward of such righteous people.
But those who hold fast by the Book and are steadfast in prayer - verily, we will not waste the hire of those who do right.
As for those who adhere to the book, and they hold the contact prayer; We will not waste the reward of the reformers.
And as for those who hold fast by the Book and observe Prayer, surely, We suffer not the reward of the righteous to perish.
But those who hold fast by the Book and are steadfast in prayer - verily, We will not waste the wages of those who do right.
And the ones who hold fast to the Book and keep up the prayer, surely We do not waste the reward of the righteous doer.
And as for those who make (men) keep the Scripture, and establish worship - lo! We squander not the wages of reformers.
As for those who adhere to the Book and are firm in devotion, We shall certainly not let the wages of those who are upright to go waste.
For [We shall requite] all those who hold fast to the divine writ and are constant in prayer: verily, We shall not fail to requite those who enjoin the doing of what is right!
As for those who firmly abide by the Scripture and establish prayer—surely We never discount the reward of those acting righteously.
As for those who adhere to the Scripture, and they hold the contact-method; We will not waste the reward of the righteous.
Those who uphold the scripture, and observe the Contact Prayers (Salat), we never fail to recompense the pious.
But those who hold fast to the Book and establish prayer - indeed, We will not allow to be lost the reward of the reformers.
And those who hold fast the Writ, and uphold the duty — We cause not to be lost the reward of those who do right.
Those who hold fast to the Book of Allah, and strive to establish the Divine System, should know that We never squander the reward of the righteous.
And to those who hold fast to the Book and establish regular Prayer— Certainly, We shall never let the reward of the righteous to perish.
Those who hold fast to the Book and establish Salāh, We shall never let the reward of (such) righteous people to go to waste.
As for those who hold fast to the Book, and they hold the contact prayer; We will not waste the reward of the righteous.