Diyanet İşleri
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 26. ayet. لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
lilleẕîne aḥsenü-lḥusnâ veziyâdeh. velâ yerheḳu vucûhehüm ḳateruv velâ ẕilleh. ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Denizdeki kurtuluş, dünya hayatı meseli ve ortaklar Yûnus 21–33 3
Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.
Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah'a ortak koşanlara, "Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin" diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: "Siz bize ibadet etmiyordunuz."
"Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
26. Yüce Allah Dârusselâm’a davet edince sanki insanların canları Dârusselâm’a kavuşturacak ve oraya girmeyi sağlayacak amellerin ne olduğunu öğrenmeye arzu duymuş gibi olacağından Yüce Allah devamla bu amelleri şöyle haber vermektedir: “İhsanda bulunanlara en güzeli ve daha fazlası vardır.” Yaratıcıya ibadetlerini, kulluklarının O’nun tarafından görüldüğünü, O’nun gözetimi altında olduklarını bilerek en güzel şekli ile yaparak ihsan derecesinde ibadet eden ve Allah’ın kullarına da güç yetirebildikleri kadarı ile malî ve bedenî iyiliklerde bulunarak, iyiliği emredip kötülükten alıkoymaya çalışarak, bilgisizlere öğreterek, yüz çevirenlere öğüt vererek vb. çeşitli iyilik ve ihsan yolları ile güçlerinin yettiği kadar sözlü ve fiili iyiliklerde bulunan kimseler… işte bunlar, ihsanda bulunan kimselerdir. Onlar için “en güzeli” yani güzelliği kemâl derecesinde olan cennet vardır. Bir de “daha fazlası vardır” ki bu da Kerim olan Allah’ın yüzüne bakmak, sözünü işitmek, O’nun rızasına nail olup O’na yakın olmanın muazzam sevince gark olmaktır. Böylelikle onlar, temennilerde ve dileklerde bulunanların isteyebilecekleri en üstün şeyi elde etmiş olurlar.
Daha sonra Yüce Allah hoşlanılmayan ve arzu edilmeyen şeylerin onlardan uzak olduğunu söz konusu ederek: “Yüzlerini de ne toz kaplar, ne de zillet.” buyurmaktadır. Yani hiçbir şekilde hoşlanmayacakları bir şey gelip onları bulmayacaktır. Çünkü hoşlanılmayan bir şey insanın başına geldi mi bu, onun yüzünden belli olur. Yüzü değişir ve kederlenir. Bunların durumu ise Yüce Allah’ın haklarında buyurduğu gibi şöyledir: “O nimetlerin güzelliğini onların yüzlerinden anlarsın.” (el-Mutaffifin, 83/24)
“Onlar cennetliklerdir” oradan ayrılmayacaklardır. Aksine “Orada ebedi kalacakalrdır.” Başka bir yere gitmezler, yok olmazlar ve hallerinde de herhangi bir değişiklik olmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ın kendilerine farz kıldığı taatleri en güzel şekilde yerine getirip yasakladığı şeyleri terk eden kimselere güzel bir karşılık vardır. İşte bu karşılık cennettir. Bu karşılıktan daha fazlası da onlar içindir ki, bu Allah'ın kerim olan yüzüne bakmaktır. Onların yüzlerine toz ve zillet bulaşmaz. Onları alçaklık/zül ve rezillik kuşatmaz. İşte bunlar, ihsan (iyilik) sıfatı ile sıfatlanmış olan cennet ahalisidir ve onlar orada ebedî kalıcıdırlar.
Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kök: قتر (5 geçiş) · Aynı kök: رهق (10 geçiş)
Onları bir siyahlık bürür.
Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
"Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi…
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)
(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna…
Aynı kök: قتر (5 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine herhangi bir toz (leke) ve aşağılanma bulaşmaz. dipnot 1 İşte onlar cennet halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.
İyi ve yararlı davranmakta sebat gösterenlere (karşılık olarak) ondan daha iyisi ve (kat kat) fazlası var. Dahası (o gün) onların ne yüzleri kara çıkar, ne de onursuzluktan başları eğilir: işte bunlar Cennet'in sakinleridir; orada yerleşip kalmak üzre girerler.
İyi ve yararlı işler yapmakta sebatlı olanları (karşılık olarak) daha iyisi ve ondan da fazlası beklemektedir. (Kıyamet Günü'nde) onların yüzlerini ne bir kararma, ne de bir aşağılanma gölgelemeyecektir: İşte bunlardır cennetlikler; orada ebedi kalacak olanlar.
İhsan ehline, daha güzeli ve fazlası vardır. . . Onların vechlerini (yüzlerini - şuurlarını) ne kara toz zerresi (bencillik), ne de (hakikatlerinden ayrı düşmenin getirisi olan) zillet kaplar. . . Onlar sonsuza dek cennet ehlidirler!
Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.
Güzel davrananlara daha güzel karşılık (cennet), bir de fazlası (Allah'ın yüzünü seyretme nimeti ve kat kat ecir) vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır, ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
Güzel davrananlara, daha güzeli ve ondan da çoğu vardır. Onların yüzünü, ne bir kararma ne de bir aşağılanma kaplamaz. Cennetin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de daha fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara leke bulaşır ne de bir zillet. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar, orada süreli kalacaklardır.
Güzel davrananlara daha fazlası vardır. Yüzlerini ne bir yoksunluk ne de bir aşağılanma duygusu kaplar. Onlar bahçe halkıdır. Orada ebedî kalıcıdırlar.
Güzel davrananlara daha fazlası vardır. Yüzlerini ne bir yoksunluk ne de bir aşağılanma duygusu kaplar. Onlar cennet halkıdır. Orada ebedi kalıcıdırlar.
İyi işler yapanlara daha güzeli; bir de fazlası var; yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de aşağılık. Onlar cennet ehli, hep orada ebedi kalacaklardır.
Hasenat yapanlara husna bir de ziyade var, ve yüzlerine ne bir kara bulaşır ne zillet, onlar eshabı Cennet hep orada muhalleddirler
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir illet. İşte onlar cennetin halkıdırlar orada süresiz kalacaklardır.
İyi iş, güzel amel yapanlara ("ihsan" mertebesine erenlere) daha güzel iyilik, bir de ziyade vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (karalık) bulaşır, ne de bir horluk kaplar. Onlar cennetin yaranıdırlar ki kendileri onun için ebedi kalıcıdırlar.
Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası var. Onların yüzleri ne kararır ne de zilletten kızarır. Onlar cennetin yaranıdırlar. Orada temelli kalacaklardır.
(24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.
İyi amellerde bulunanlara, güzellik (Cennet) ve fazlası (Allah -Azze ve Celle-'nin yüzüne bakmak) vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar Cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler.
Güzel davrananlara daha güzel karşılık ve fazlası var. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de horluk. İşte onlar cennet halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.
Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası vardır dipnot 1 . Yüzlerinde bir kara leke ve aşağılanmışlık izi olmaz. İşte bunlar cennet ahalisidir, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır dipnot 2 .
Güzel davrananlara da daha güzeli ve fazlası vardır. Yüzleri ne kararacak ne de kızaracaktır. İşte bunlar cennet ahalisidir; onlar orada ölümsüzdürler.
İyi amellerde bulunanlara, güzellik (cennet) ve fazlası (Allah azze ve celle'nin yüzüne bakmak) vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler.
İyi davrananlara, daha iyisi ve bir fazlası vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar cennet dostlarıdır, onlar orada ebedidirler.
Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası da var. Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de... Cennetin dostlarıdır onlar; sürekli kalıcıdırlar orada.
A world in the August presence where He shall requite those who vested their deeds with wisdom and piety with more than they expect; more than what is commensurate with their pious deeds. Never shall their faces be overlaid with unbroken and oppressing, mournful and painful gloom nor with humiliation and shame; these are the inmates of Paradise wherein they wit have passed through nature to Eternity.
Those who did well will have the best reward and more besides. Neither darkness nor shame will cover their faces: these are the companions in Paradise, and there they will remain.
To those who do right is a goodly (reward)- Yea, more (than in measure)! No darkness nor shame shall cover their faces! they are companions of the garden; they will abide therein (for aye)!
For those who do good there is good reward and more besides; dipnot 1 neither gloom nor humiliation shall cover their faces. They are the people of the Garden and in it they shall abide.
Those who do good will have the best and more! Neither dust nor debasement will darken their faces. They are the Companions of the Garden, remaining in it timelessly, for ever.
For those who have done good is the best (reward, i.e. Paradise) and even more (i.e. having the honour of glancing at the Countenance of Allâh جل جلاله). Neither darkness nor dust nor any humiliating disgrace shall cover their faces. They are the dwellers of Paradise, they will abide therein forever.
Those who are virtuous shall receive the best reward and an enhancement. Neither dust nor abasement shall overcast their faces. They shall be the inhabitants of paradise, and they shall remain in it [forever].
There shall be the fairest reward and (yet) a good deal more (of blessings) for those who do good to others. Neither gloom (of sorrow) nor (traces of) ignominy shall overspread their faces. It is these who are the (rightful) owners of the Paradise, there they shall abide for ever.
the good-doers the reward most fair and a surplus; neither dust nor abasement shall overspread their faces. Those are the inhabitants of Paradise, therein dwelling forever.
Those who have done many good deeds (and earned their Lord’s guidance to the straight path) their rewards will be multiplied [and they will receive much more than they deserve. ] Their faces will not reflect any sadness nor disgrace (on the Day of Judgment.) They will live forever in the Paradise.
To those who do what is good, goodness and increase! nor shall blackness or abasement cover their faces! these are the fellows of Paradise, they shall dwell therein for aye.
For those who promote reforms will be good and more, and their faces will not be darkened or humiliated. These are the people of paradise, in it they will abide.
They who do right shall receive a most excellent reward, and a superabundant addition; neither blackness nor shame shall cover their faces. These shall be the inhabitants of paradise; they shall continue therein for ever.
Allah calls unto the abode of peace, and guides whom He will into the Straight Way (i. e. True Religion or The Surrender, Islam).
To the ones who are fair-doers is the fairest reward and an increase; (i. e., a surplus) (and) neither gloom (Literally: grudging circumstances) nor humiliation will oppress their faces; those are the companions (i.e., inhabitants) of the Garden; they are therein eternally (abiding).
For those who do good is the best (reward) and more (thereto). Neither dust nor ignominy cometh near their faces. Such are rightful owners of the Garden; they will abide therein.
For those who do good there is goodness and more, and no blot or disgrace will cover their faces. They are people of Paradise, where they will abide for ever.
For those who persevere in doing good there is the ultimate good in store, and more [than that]. No darkness and no ignominy will overshadow their faces [on Resurrection Day]: it is they who are destined for paradise, therein to abide.
Those who do good will have the finest reward[1] and ˹even˺ more.[2] Neither gloom nor disgrace will cover their faces. It is they who will be the residents of Paradise. They will be there forever.
To those who do good work will be good and more, and their faces will not be darkened or humiliated. These are the people of Paradise, in it they will abide.
For the righteous, the reward will be multiplied manifold. Their faces will never experience any deprivation or shame. These are the dwellers of Paradise; they abide therein forever.
For them who have done good is the best [reward] and extra. No darkness will cover their faces, nor humiliation. Those are companions of Paradise; they will abide therein eternally
For those who do good is the best and more; and there will cover their faces neither dust nor disgrace. Those are the companions of the Garden; therein they abide eternally.
Those who benefit humanity get rewarded manifold. No dust of sadness and no trace of humiliation will overshadow their faces. Such are the rightful dwellers of the Garden; they will abide therein.
To those who do right is a good (reward)— Yes, more (than that), no darkness, no dust, nor shame shall be over their faces! They are the companions of the Garden; In there they will live (for ever)!
For those who do good there is the best, and something more. Neither gloom shall cover their faces, nor disgrace. Those are the people of Paradise. Therein they shall live forever.
For those who do good will be good and more, and their faces will not be darkened or humiliated. These are the people of the Paradise, in it they will abide.