A'râf suresi

A'râf suresi, 42. ayet

A'râf suresi, 42. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ. ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Diyanet İşleri

İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 39–45 · surenin 42. ayeti / 206
  1. A'râf 39

    Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

  2. A'râf 40

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

  3. A'râf 41

    Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

  4. 42

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

  5. A'râf 43

    Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir.

  6. A'râf 44

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.

  7. A'râf 45

    Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. Yüce Allah zalim ve isyankârların cezalarını söz konusu ettikten sonra itaatkarların mükâfaatlarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: Kalpleri ile “iman edip” azaları ile “salih ameller işleyenlere” böylelikle iman ile ameli, zahirî ameller ile batınî amelleri birlikte yerine getiren, farzları işleyip haramları da terk edenlere “gelince…” Burada “salih ameller işleyenler” buyruğu, farz ve müstehab bütün salih amelleri kuşatan umumi bir lafız olduğundan ve bunların bazılarına kulun güç yetirmeme ihtimali bulunduğundan dolayı Yüce Allah: “ki biz kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz” buyurmaktadır. Yani biz herkesi ancak gücünün yettiği ve kendisini aciz bırakmayacak miktarla mükellef tutarız. O halde her bir kimsenin güç yetirebildiği kadarı ile Allah’tan korkması gerekir. Birilerinin güç yetirebildiği birtakım görevlerden eğer başkaları aciz kalacak olursa aciz olanlardan o görevler düşer. Nitekim Yüce Allah başka yerde şöyle buyurmaktadır:

“Allah hiçbir kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemez” (el-Bakara, 2/186); “Allah hiçbir kimseye verdiği (imkandan) başkasını yüklemez.” (et-Talak, 65/7); “Dinde sizin aleyhinize bir zorluk kılmamıştır.” (el-Hac, 22/78); “Elinizden geldiğince Allah’tan korkun.” (et-Tağabun, 64/16) O nedenle acizlik halinde farziyet söz konusu olmadığı gibi zaruretle birlikte de haramlık söz konusu değildir.

“Onlar” yani iman sahibi olmak ve salih amel işlemek niteliğine sahip olanlar “cennetliklerdir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.” Oradan başka bir yere gitmezler ve yerlerini değiştirmek de istemezler. Çünkü orada çeşit çeşit lezzetlerden ve arzuladıkları şeylerden öylelerini görecekler ki onlardan daha iyisi yoktur. İstenebilecek şeylerin en nihai derecesi onlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Rablerine iman ederek güçleri yettiğince salih amel işleyenler ise, –Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinin üzerinde sorumluluk yüklemez- onlar cennet ahalisidir. Orada ebediyen kalmak üzere oraya girerler.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  2. ءَامَنُوا۟ amenu inanan kök: امن
  3. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlar kök: عمل
  4. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  5. لَا la
  6. نُكَلِّفُ nukellifu yüklemeyiz kök: كلف
  7. نَفْسًا nefsen hiç kimseye kök: نفس
  8. إِلَّا illa başkasını
  9. وُسْعَهَآ vus'aha gücünün yettiğinden kök: وسع
  10. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  11. أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır kök: صحب
  12. ٱلْجَنَّةِ ۖ l-cenneti cennet kök: جنن
  13. هُمْ hum onlar
  14. فِيهَا fiha orada
  15. خَـٰلِدُونَ halidune ebedi kalacaklardır kök: خلد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)

    Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…

  • Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır.…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman edip iyi işler yapanlara gelince -ki kimseye gücünün üzerinde bir görev yüklemeyiz-, dipnot 1 işte onlar da cennet halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; Mâide 5:48; En‘âm 6:152, 165; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.

Mustafa İslamoğlu

Fakat kim imana erer ve imanıyla uyumlu işler yaparsa -(ki) Biz hiç kimseye taşıyacağından fazlasını yüklemeyiz- işte, içinde ebedi kalmak üzere cennete girecek olan da bunlardır.

Muhammed Esed

Ama imana erişen, doğru ve yararlı işler yapan kimseler -(ki) şüphesiz, Biz kimseye taşıyabileceği yükten fazlasını yüklemeyiz- işte, ebediyyen kalmak üzere cennete girecek olan bunlardır;

Ahmed Hulusi

İman edip imanının gereği fiiller ortaya koyanlara gelince. . . Ki biz, hiçbir nefsi, kapasitesinin üstündeki ile mükellef kılmayız; işte onlar cennet ehlidirler. . . Onlar orada ebedi kalıcılardır.

Ali Bulaç

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.

Ali Özek ve heyeti

İman edenler ve salih amellerde bulunanlara gelince -ki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- bunlar da Cennet ehlidir ve orada ebedîdirler.

Ali Rıza Safa

İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; hiç kimseye gücünün yeteceğinden aşırısını yüklemeyiz. Cennetin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

Hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yapmasını önermediğimiz halde inanıp iyi işler yapanlar cennetliktirler, onlar orada süreli kalacaklardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayıp erdemli bir hayat sürenlere gelince, biz hiç kimseye kapasitesinin üstünde sorumluluk yüklemeyiz; onlar bahçe halkıdır. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanıp erdemli bir hayat sürenlere gelince, biz hiç kimseye kapasitesinin üstünde sorumluluk yüklemeyiz; onlar cennet halkıdır. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip iyi işler yapan kimseler ise, -Biz kişiye gücünün üstünde birşey yüklemeyiz.- cennetin sakinleridirler ve orada sonsuza dek kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edib iyi iyi işler yapan kimseler -ki bir nefse ancak vüs'ünü teklif ederiz- bunlar işte eshabı Cennettirler ve hep onda muhalleddirler

Erhan Aktaş

İman edip salihatı yapanlar - ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar- ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar- ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Cennet halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

Gültekin Onan

İnanıp salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabıdır. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.

Hasan Basri Çantay

İman edip de güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) — ki biz hiç bir kimseye gücü yeteceğinden başkasını yüklemeyiz— onlar cennetin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

İbni Kesir

İman edip te salih ameller işleyenlere gelince; Biz, hiç kimseye gücünün yeteceğinden baikasını yüklemeyiz. İşte onlar, cennetliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.

Mehmet Alagaş

(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman ederek salih amel işleyenlere gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz- onlar cennetliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.

Süleyman Ateş

İnanıp iyi işler yapanlar, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- İşte onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz- böyleleri cennet ahalisidir; onlar orada ölümsüzdürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz; böyleleri cennet ahalisidir; onlar da orada ölümsüzdürler.

Şaban Britch

İman eden ve salih amel işleyenlere gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz- işte bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler.

Şaban Piriş

İman eden ve doğruları yapanlar ise -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz.- bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar -ki biz, her benliğe ancak yaratılış kapasitesi ölçüsünde görev yükleriz- ise cennetin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety, realize that We do not charge a soul with more than it can bear. It is they who have the rightful claim to Paradise wherein they shall have passed through nature to Eternity.

Abdul Haleem

But those who believe and do good deeds- and We do not burden any soul with more than it can bear- are the people of the Garden and there they will remain.

Abdullah Yusuf Ali

But those who believe and work righteousness,- no burden do We place on any soul, but that which it can bear,- they will be Companions of the Garden, therein to dwell (for ever).

Abul A'la Maududi

And those who believe and do good - We do not impose upon any of them a burden beyond his capacity. They are the people of Paradise. And there they shall abide.

Aisha Bewley

As for those who have iman and do right actions – We impose on no self any more than it can bear – they are the Companions of the Garden, remaining in it timelessly, for ever.

Al-Hilali & Khan

But those who believed (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism), and worked righteousness - We tax not any person beyond his scope - such are the dwellers of Paradise. They will abide therein.

Ali Quli Qarai

As for those who have faith and do righteous deeds —We task no soul except according to its capacity— they shall be the inhabitants of paradise, and they shall remain in it [forever].

Amatul Rahman Omar

(As for) those who believe and do deeds of righteousness - We charge no soul except according to its capacity. It is these who are the rightful owners of Paradise where they shall abide for ever.

Arthur John Arberry

And those who believe, and do deeds of righteousness -- We charge not any soul, save according to its capacity; those are the inhabitants of Paradise, therein dwelling forever;

Bijan Moeinian

As to those who chose to believe and did good deeds, they are worthy of Paradise. After all, I do not ask more than one can take [to be eligible for ending up in Paradise and] to live there forever.

E. Henry Palmer

But those who believe and do what is right - we will not oblige a soul more than its capacity - they are the fellows of Paradise, they shall dwell therein for aye.

Edip-Layth

As for those who acknowledge and do good; We do not burden a person beyond its capacity; those are the dwellers of paradise, in it they will abide.

George Sale

But they who believe, and do that which is right, -- we will not load any soul but according to its ability, -- they shall be the companions of paradise; they shall remain therein for ever.

Hamid S. Aziz

But those who believe and do what is right - We will not oblige a soul with more than it's capacity - they are the companions of the Garden; they shall dwell therein.

Mahmoud Ghali

And (the ones) who have believed, and have done deeds of righteousness-We do not charge a self except according to its capacity-those are the Companions of the Garden; they are therein eternally (abiding).

Marmaduke Pickthall

But (as for) those who believe and do good works - We tax not any soul beyond its scope - Such are rightful owners of the Garden. They abide therein.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who believe and do good, We never burden a soul beyond capacity. They are men of Paradise where they will abide for ever.

Muhammad Asad

But those who attain to faith and do righteous deeds - [and] We do not burden any human being with more than he is well able to bear - they are destined for paradise, therein to abide,

Mustafa Khattab

As for those who believe and do good—We never require of any soul more than what it can afford—it is they who will be the residents of Paradise. They will be there forever.

Progressive Muslims

As for those who believe and do good; We do not burden a soul beyond its means; those are the dwellers of Paradise, in it they will abide.

Rashad Khalifa

As for those who believe and lead a righteous life - we never burden any soul beyond its means - these will be the dwellers of Paradise. They abide in it forever.

Sahih International

But those who believed and did righteous deeds - We charge no soul except [within] its capacity. Those are the companions of Paradise; they will abide therein eternally.

Sam Gerrans

And those who heed warning and do righteous deeds: — We burden not any soul save to its capacity — those are the companions of the Garden; therein they abide eternally.

Shabbir Ahmed

On the other hand, those who attain conviction in Divine Laws and work to augment the individual and collective potential of humanity, will succeed in attaining paradise of their own making (3:136). (The paradise of people's own making will never be lost; it will be their heritage in the life to come (2:25), (3:133), (55:45-47)). We never assign goals to people that are beyond their capacity.

Syed Vickar Ahamed

But for those who believe and do righteousness— We place no burden on any soul, except that which it can bear- They will be Companions of the Garden, to live in there (for ever).

Taqi Usmani

Those who believe and do good deeds,-We do not obligate anyone beyond his capacity-they are the people of Paradise; they shall remain there for ever.

The Monotheist Group

As for those who believe and do good; We do not burden a soul except with what it can bear; those are the dwellers of the Paradise, in it they will abide.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩