Yûnus suresi

Yûnus suresi, 15. ayet

Yûnus suresi, 15. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne lâ yercûne liḳâene-'ti biḳur'ânin gayri hâẕâ ev beddilh. ḳul mâ yekûnü lî en übeddilehû min tilḳâi nefsî. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyy. innî eḫâfü in `aṣaytü rabbî `aẕâbe yevmin `ażîm.

Diyanet İşleri

Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 12–18 · surenin 15. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 12

    İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

  2. Yûnus 13

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

  3. Yûnus 14

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

  4. 15

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

  5. Yûnus 16

    De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

  6. Yûnus 17

    Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.

  7. Yûnus 18

    Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

15. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed’i sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanların işi yokuşa sürmek istediklerini, Kur’ân-ı Kerim’deki kendilerine hakkı açıklayan Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onlardan yüz çevirdiklerini, çeşitli şekillerde inatlaşıp haksızlık ederek ve küstahlaşarak: “Ya bundan başka bir Kur’ân getir yahut da onu değiştir” dediklerini dile getirmektedir. Allah onları kahretsin, Allah’a karşı bu ne cüretkârlık! Bundan daha ileri bir zulüm, Allah’ın âyetlerinin bundan daha ileri derecede reddi söz konusu olamaz!

O büyük Peygamber’e Allah, şöyle demesini emretmektedir: “De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir.” Bana böyle bir şey yakışmaz, böyle bir şey de yapamam. Çünkü ben sadece bir Rasûlüm ve bu konuda benim elimde olan bir şey yoktur. “Ben ancak bana vahyolunana uyarım.” Başka bir şey yapma hakkım yoktur, ben emre itaat etmekle yükümlü bir kulum.

“Eğer Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.” İnsanların en hayırlısının söylediği söz ve Rabbinin emir ve vahyine karşı takındığı edebi işte budur. Peki, bu bilgisizliği, sapıklığı, zulmü, inadı, işi yokuşa sürmeyi, alemlerin Rabbini güya âciz düşürme gayretini bir arada işleyen bu sapkın akılsızlara ne oluyor? Bunlar o büyük günün azabından korkmuyorlar mı? Eğer bu sözleri ile gösterilmesini istedikleri âyet ve mucizelerle hakkın kendileri için açık seçik ortaya konması maksadını güttüklerini ileri sürecek olurlarsa şüphesiz bu konuda yalan söylemiş olurlar. Çünkü Yüce Allah, zaten âyetleri insanların iman etmelerini gerektirecek şekilde iyice açıklamıştır. Zira bu âyetleri Rabbânî hikmeti ve kullarına rahmetine bağlı olarak dilediği şekilde türlü türlü, geniş geniş açıklayan O’dur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerine Allah'ın tevhidine (birliğine) delalet eden apaçık Kur'an ayetleri okununca yeniden dirilmeyi ve sevabı ummayan ve cezayı da inkâr edenler: "-Ey Muhammed!- Putlara ibadeti ve diğerlerini lanetlemeyi ihtiva eden bu Kur'an'ı değiştir yahut Kur'an'ın bir kısmını ya da tamamını bizim arzularımıza uyan şeyler ile değiştir." dediler. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Benim Kur'an'ı değiştirmem doğru olmaz ve benim size, O'ndan gayrısını da getirmeye gücüm yok. Oysa tek olan ve hiçbir ortağı olmayan yüce Allah dilerse o Kur'an'dan dilediği şeyi değiştirir. Ben, Allah'ın bana vahyettiği şeyden başkasına asla tabi olmam. Sizin benden istediğiniz şeye uyarak Allah'a isyan etmekten ve o büyük günün azabından korkarım ki o gün, kıyamet günüdür."

Kelimeler

39 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ne zaman ki
  2. تُتْلَىٰ tutla okunduğunda kök: تلو
  3. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  4. ءَايَاتُنَا ayatuna ayetlerimiz kök: ايي
  5. بَيِّنَـٰتٍۢ ۙ beyyinatin apaçık bir şekilde kök: بين
  6. قَالَ kale derler kök: قول
  7. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  8. لَا la
  9. يَرْجُونَ yercune ummayanlar kök: رجو
  10. لِقَآءَنَا lika'ena bize kavuşmayı kök: لقي
  11. ٱئْتِ 'ti getir kök: اتي
  12. بِقُرْءَانٍ bikur'anin bir Kur'an kök: قرا
  13. غَيْرِ gayri başka kök: غير
  14. هَـٰذَآ haza bundan
  15. أَوْ ev veya
  16. بَدِّلْهُ ۚ beddilhu bunu değiştir kök: بدل
  17. قُلْ kul de ki kök: قول
  18. مَا ma
  19. يَكُونُ yekunu (sözkonusu) olamaz kök: كون
  20. لِىٓ li benim
  21. أَنْ en
  22. أُبَدِّلَهُۥ ubeddilehu onu değiştirmem kök: بدل
  23. مِن min
  24. تِلْقَآئِ tilka'i tarafımdan kök: لقي
  25. نَفْسِىٓ ۖ nefsi kendi kök: نفس
  26. إِنْ in
  27. أَتَّبِعُ ettebiu ben uyuyorum kök: تبع
  28. إِلَّا illa ancak
  29. مَا ma
  30. يُوحَىٰٓ yuha vahyedilene kök: وحي
  31. إِلَىَّ ۖ ileyye bana
  32. إِنِّىٓ inni şüphesiz ben
  33. أَخَافُ ehafu korkarım kök: خوف
  34. إِنْ in
  35. عَصَيْتُ asaytu karşı gelirsem kök: عصي
  36. رَبِّى rabbi Rabbime kök: ربب
  37. عَذَابَ azabe azabından kök: عذب
  38. يَوْمٍ yevmin bir günün kök: يوم
  39. عَظِيمٍۢ azimin büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilahtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş)

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O halde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an ile öğüt ver.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara ayetlerimiz açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, (öldükten sonra) bizimle karşılaşmayı ummayanlar (ahirete inanmayanlar), "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. dipnot 1 Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım." dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: En'âm 6:15; Zümer 39:13.

Mustafa İslamoğlu

Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan ayetlerimiz onlara okunsa, huzurumuza çıkacak yüzü olmayan o kimseler derler ki: "Git, bize bundan başka bir hitab getir, ya da onda değişiklik yap!" (Ey Peygamber)! De ki: "Onu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün'ün azabından korkarım."

Muhammed Esed

Ve (hal böyleyken:) ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine okunup ulaştırılsa, o Bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler, "Bize bundan başka bir söylem/bir öğreti getir; ya da bunu değiştir" diyecek olurlar. (Ey Peygamber) de ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değil; ben ancak bana vahyedilene uyarım. Bakın, (bu konuda) Rabbime baş kaldıracak olursam, dehşet veren o (Büyük) Gün (gelip çattığında) azabın (beni bulmasın)dan korkarım!"

Ahmed Hulusi

İşaretlerimiz onlara apaçık deliller olarak okunduğunda, rücu ederek hakikatleri olan Esma'nın farkındalığına ermeyeceklerini sananlar: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut Onu değiştir" dediler. . . De ki: "Onu nefsim tarafımdan değiştirmem benim için olacak şey değildir. . . Ben ancak bana vahyolunana tabi olurum. . . Eğer Rabbime isyan edersem muhakkak ki ben o çok şiddetli sürecin azabından korkarım. "

Ali Bulaç

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım."

Ali Özek ve heyeti

Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.

Ali Rıza Safa

Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya Onu değiştir!" De ki: "Onu, benim değiştirmem olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana bildirilene bağlı kalırım. Kuşkusuz, Efendime karşı gelirsem, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Doğrusu, Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

Edip Yüksel

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir!" derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben yalnız bana vahiy edilene uyarım. Efendime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, 'Bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir!,' derler. De ki: 'Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Rabbime karşı gelirsem, büyük gününazabından korkarım.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böyle iken ayetlerimiz birer açık delil olarak karşılarında okunduğu zaman Bize kavuşmayı arzu etmeyenler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle iken ayetlerimiz birer beyyine olarak karşılarında okunduğu zaman likamızı arzu etmiyenler "bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir" dediler, de ki, onu kendiliğimden değiştirmekliğim benim için olacak şey değildir, ben ancak bana vahyolunana ittiba' ederim; ben, rabbıma isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım

Erhan Aktaş

Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman, onlar: " Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir. " dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

Gültekin Onan

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: "Bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım."

Hasan Basri Çantay

Ayetlerimiz onlara, apaçık deliller (i muhtevi) olarak, okunduğu zaman (öldükden sonra) bize kavuşmayı ummayan onlar (o müşrikler): "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir, yahud onu değişdirl" dedi (ler). Deki: "Onu kendiliğimden değişdirmem benim için olmayacak şeydir. Ben, vahy olunagelenden başkasına tabi olmam. Eğer Rabbime isyan edersem şübhesiz büyük günün azabından korkarım".

İbni Kesir

Ayetlerimiz onlara açık açık okununca; Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir, dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbıma karşı gelirsem; büyük bir günün azabından korkarım.

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir" dediler. De ki: "O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şayet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım."

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimiz onlara, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla dipnot 1 birlikte okununca, bizim huzurumuza varmayı beklemeyenler: "Bize ya başka bir kur'an (ayetler kümesi) dipnot 2 getir ya da bunu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmeye yetkim yoktur dipnot 3 . Ben sadece bana vahyedilene uyarım dipnot 4 . Eğer Rabbime karşı gelirsem azametli bir günün azabından korkarım dipnot 5 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو ) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Kur'an" kelimesi "küme" anlamına gelir. Bir konuyu anlatan muhkem bir ayet ile onu açıklayan müteşabih (muhkem ayetle benzeşen) ayetler, o konuya ait ayetler kümesini yani kur'an'ı oluşturur. Kur'an kelimesine bu manayı vermemizin delillerinden biri İsra 17/78'de geçen (وَقُرْآنَ الْفَجْرِ) kur'an el fecr ifadesidir. Sabah kızıllığının kümeleşmesi anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'in bu metodunu ayrıntılı olarak öğrenmek için Hud 11/1-2, Al-i İmran 3/7, Fussilet 41/3 ve ilgili dipnotlara bakınız.
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4
  5. metne dön, dipnot 5

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Âyetlerimiz, biri diğerini açıklayacak şekilde (küme halinde) yan yana getirilip okununca, bizimle karşılaşmayı umursamayanlar derler ki "Bize başka bir kur'an (küme) dipnot 1 getir ya da bunun içeriğini değiştir." De ki "Onu kendiliğimden değiştirmeye yetkim yoktur. Ben sadece bana bildirilen vahye uyarım. Eğer Rabbime karşı gelirsem büyük bir günün azabından korkarım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an kelimesi küme anlamına gelir. Bir konuyu anlatan muhkem bir ayet ile onu açıklayan müteşabih ayetler kümesi o konuya ait ayetler kümesi (Kur'an) dir. Kur'an kelimesine bu manayı vermemizin delillerinden biri (İsra 17/78)'de bildirilen وَقُرْآنَ الْفَجْرِ (kur'ane el fecri) ‘dır. Sabah kızıllığının kümeleşmesi anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'in bu metodunu (ayetlerin birbirini açıklaması) daha detaylı şeklinde öğrenmek için (Hud 11/1-2), (Al-i İmran 3/7), (Fussilet 41/3) ve ilgili dipnotlara bakınız.

Şaban Britch

Ayetlerimiz açık açık onlara okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir, dediler. De ki: O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.

Şaban Piriş

Ayetlerimiz açık açık onlara okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: -Bundan başka bir Kur'an getir ya da bunu değiştir, dediler. De ki: -O'nu kendi arzuma göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimiz onlara açık seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut bunu değiştir." De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When Our revelations are recited to them -to the idolaters- emitting thoughts of piety and divine enlightenment, they react with revulsion of feeling and they insolently say: "Bring a Quran different from this or substitute the words We do not like for others to our taste" Say to them O Muhammad "it is not within my power to make changes of my own accord; I only follow all that is inspired to me, nor do I dare to disobey Allah, my Creator, for the penalty shall be the torment that is suffered on a Momentous Day".

Abdul Haleem

When Our clear revelations are recited to them, those who do not expect to meet with Us say, ‘Bring [us] a different Quran, or change it.’ [Prophet], say, ‘It is not for me to change it of my own accord; I only follow what is revealed to me, for I fear the torment of an awesome Day, if I were to disobey my Lord.’

Abdullah Yusuf Ali

But when Our Clear Signs are rehearsed unto them, those who rest not their hope on their meeting with Us, Say: "Bring us a reading other than this, or change this," Say: "It is not for me, of my own accord, to change it: I follow naught but what is revealed unto me: if I were to disobey my Lord, I should myself fear the penalty of a Great Day (to come)."

Abul A'la Maududi

And whenever Our clear revelations are recited to them, those who do not expect to meet Us say: 'Bring us a Qur'an other than this one, or at least make changes in it. dipnot 1 Tell them (O Muhammad): 'It is not for me to change it of my accord. I only follow what is revealed to me. Were I to disobey my Lord, I fear the chastisement of an Awesome Day. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    They implied two things when they said these words. First, they meant that what Muhammad (peace be upon him) was presenting as divine revelation was really the product of his own mind but he was ascribing it to Allah merely to make his claim weighty. Secondly, they implied this: If you want to be the leader of your people, present something that may make them prosperous in the world and give up the doctrines of Tauhid and the Hereafter and the moral restrictions you are prescribing in your teaching. And if it is not possible, make some amendments in the Quran so that a compromise may be made between you and us on the principle of give and take so that there should be some scope for our shirk in your Tauhid and for our self worship and for our salvation in the Hereafter, irrespective of what we do in this world. You should also note it well that we cannot accept your absolute morality: therefore you should make an allowance for our prejudices, our rites and customs, our personal and national interests and our desires. We propose that with mutual agreement we should make a list of those religious demands which should be obligatory on us for the fulfillment of Allah’s rights, and beyond that we should be free to conduct our worldly affairs in any way we like. This compromise is necessary because we cannot accept your demand that human life in all its aspects should entirely be led in accordance with the implications of the doctrines of Tauhid and the Hereafter and the regulations of the Islamic code of life.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the answer to the two above mentioned demands: I have no authority of making any alterations in this Book for I am not its author but Allah is the One Who is sending it down to me. Therefore there is no question of any compromise about it. If you want to accept its way, you will have to accept it as it is; otherwise you are free to reject it.

Aisha Bewley

When Our Clear Signs are recited to them, those who do not expect to meet Us say, ‘Bring a Qur’an other than this one or change it. ’ Say: ‘It is not for me to change it of my own accord. I follow nothing except what is revealed to me. I fear, were I to disobey my Lord, the punishment of a Dreadful Day.’

Al-Hilali & Khan

And when Our clear Verses are recited unto them, those who hope not for their meeting with Us, say: "Bring us a Qur’ân other than this, or change it." Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "It is not for me to change it on my own accord; I only follow that which is revealed unto me. Verily, I fear the torment of the Great Day (i.e. the Day of Resurrection) if I were to disobey my Lord."

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, those who do not expect to encounter Us say, ‘Bring a Qur’ān other than this, or alter it. ’ Say, ‘I may not alter it of my own accord. I follow only what is revealed to me. Indeed should I disobey my Lord, I fear the punishment of a tremendous day.’

Amatul Rahman Omar

When Our clear verses are recited to them, those who fear not the meeting with Us, nor do they cherish any hope (for the same,) say, `Bring a Qur'ân other than this one or (at least) make some changes in it. ' Say (to them), `It is not for me to introduce changes in it of my own accord. I follow nothing but what is revealed to me. Truly if I disobey my Lord I fear the punishment of a great (dreadful) Day.'

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to them, clear signs, those who look not to encounter Us say, 'Bring a Koran other than this, or alter it. ' Say: 'It is not for me to alter it of my own accord. I follow nothing, except what is revealed to me. Truly I fear, if I should rebel against my Lord, the chastisement of a dreadful day.'

Bijan Moeinian

When My straight forward commandments are communicated to them, those (who do not believe that they will meet Me one day) say: "Why do you not fabricate another Qur’an and put in it such and such things to please us?" Answer: “I have not fabricated this Qur’an so that I may re-write it. I do not follow nothing but what is revealed to me. Indeed I am afraid of disobeying my Lord’s commandments and be sentenced to a punishment on the most awesome Day.”

E. Henry Palmer

But when our evident signs are recited to them, those who hope not for our meeting say, 'Bring a Qur'an other than this; or change it. ' Say, 'It is not for me to change it of my own accord; I do not follow aught but what I am inspired with; verily, I fear, if I rebel against my Lord, the torment of a mighty day!'

Edip-Layth

When Our clear signs are recited to them, those who do not wish to meet Us said, "Bring a Quran other than this, or change it!" Say, "It is not for me to change it from my own accord, I merely follow what is inspired to me. I fear if I disobey my Lord the retribution of a great day!"

George Sale

When our evident signs are recited unto them, they who hope not to meet us at the resurrection, say, bring a different Koran from this; or make some change therein. Answer, it is not fit for me, that I should change it at my pleasure: I follow that only which is revealed unto me. Verily I fear, if I should be disobedient unto my Lord, the punishment of the great day.

Hamid S. Aziz

Then We made you Vicegerents (or their successors) in the earth after them, that We may see how you will act.

Mahmoud Ghali

And when Our Supremely evident ayat (Signs, verses) are recited to them, the ones who do not hope for meeting with Us say, "Come up with a Qur'an other than this or exchange it. " Say, "In no way (can) I exchange it of my own accord. Decidedly I closely follow (nothing) except what is revealed to me. Surely I fear, in case I disobey my Lord, the torment of a tremendous Day.".

Marmaduke Pickthall

And when Our clear revelations are recited unto them, they who look not for the meeting with Us say: Bring a Lecture other than this, or change it. Say (O Muhammad): It is not for me to change it of my accord. I only follow that which is inspired in me. Lo! if I disobey my Lord I fear the retribution of an awful Day.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our clear messages are recited to them, those who do not hope to meet Us, say: "Bring a different Qur'an, or make amendments to this one. " Say: "It is not for me to change it of my will. I follow (only) what is revealed to me. If I disobey my Lord, I fear the punishment of an awful Day."

Muhammad Asad

AND [thus it is:] whenever Our messages are conveyed unto them in all their clarity, those who do not believe that they are destined to meet Us [are wont to] say, "Bring us a discourse other than this, or alter this one. " Say [O Prophet]: "It is not conceivable that I should alter it of my own volition; I only follow what is revealed to me. Behold, I would dread, were I [thus] to rebel against my Sustainer, the suffering [which would befall me] on that awesome Day [of Judgment]!"

Mustafa Khattab

When Our clear revelations are recited to them, those who do not expect to meet Us say ˹to the Prophet˺, "Bring us a different Quran or make some changes in it." Say ˹to them˺, “It is not for me to change it on my own. I only follow what is revealed to me. I fear, if I were to disobey my Lord, the punishment of a tremendous Day.”

Progressive Muslims

And when Our clear revelations are recited to them, those who do not wish to meet Us said: "Bring a Quran other than this, or change it!" Say: "It is not for me to change it from my own accord, I merely follow what is inspired to me. I fear if I disobey my Lord the retribution of a great day!"

Rashad Khalifa

When our revelations are recited to them, those who do not expect to meet us say, "Bring a Quran other than this, or change it!" Say, "I cannot possibly change it on my own. I simply follow what is revealed to me. I fear, if I disobey my Lord, the retribution of an awesome day.",

Sahih International

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who do not expect the meeting with Us say, "Bring us a Qur'an other than this or change it. " Say, [O Muúammad], "It is not for me to change it on my own accord. I only follow what is revealed to me. Indeed I fear, if I should disobey my Lord, the punishment of a tremendous Day."

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, those who look not for the meeting with Us say: “Bring thou a Qur’an other than this; or change thou it.” Say thou: “It is not for me to change it of my own accord. I follow only what is revealed to me. I fear, if I should disobey my Lord, the punishment of a tremendous day.”

Shabbir Ahmed

When Our Messages are conveyed to them in all clarity, those who hope not that they are destined to meet with Us, (want to strike a deal with the Messenger). They say, "Bring us a Qur'an other than this or make some changes in it." Say (O Prophet), "It is not conceivable that I would alter it myself. I only follow what is revealed to me. I cannot disobey my Lord, for I fear the retribution of a Mighty Day."

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs (verses) are rehearsed on them, those who do not keep their hope on their meeting with Us, say: "Bring to us a Quran other than this, or change this," say: "It is not for me, to change it by myself: I follow nothing except what is made known to me: If I was to disobey my Lord, I should fear the penalty of a Great Day. "

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them in all their clarity, say those who do not believe in meeting Us, "Bring a Qur’ān other than this, or make changes in it (to suit our fancies)". Say, “It is not possible for me to make changes in it on my own. I follow nothing but what is revealed to me. If I disobey my Lord, I fear the punishment of a terrible day.”

The Monotheist Group

And when Our clear revelations were recited to them, those who do not wish to meet Us said: "Bring a Qur'an other than this, or change it!" Say: "It is not for me to change it of my own accord, I merely follow what is inspired to me. I fear, if I disobeyed my Lord, the retribution of a great Day!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 15. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 15. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 15. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩