Yûnus suresi

Yûnus suresi, 12. ayet

Yûnus suresi, 12. ayet. وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَآ إِلَىٰ ضُرٍّ مَّسَّهُۥ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

veiẕâ messe-l'insâne-ḍḍurru de`ânâ licembihî ev ḳâ`iden ev ḳâimen. felemmâ keşefnâ `anhü ḍurrahû merra keel lem yed`unâ ilâ ḍurrim messeh. keẕâlike züyyine lilmüsrifîne mâ kânû ya`melûn.

Diyanet İşleri

İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 9–15 · surenin 12. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 9

    (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

  2. Yûnus 10

    Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

  3. Yûnus 11

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

  4. 12

    İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

  5. Yûnus 13

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

  6. Yûnus 14

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

  7. Yûnus 15

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. Yüce Allah, bu buyruğu ile bize insan tabiatına dair bir haber vermektedir. Şöyle ki insana hastalık yahut musibet gibi herhangi bir sıkıntı gelip çatacak olursa, bütün gayreti ile duaya yönelir. Ayakta iken, otururken, yanı üzere yatarken bütün hallerinde Allah’tan istekte bulunur. Allah’ın bu sıkıntısını gidermesi için ısrarla dua eder durur. “Fakat sıkıntısını giderdiğimiz zaman sanki başına gelen sıkıntı için bize dua etmemiş gibi geçip gider.” Sanki kendisine bir zarar gelmemiş ve Allah da onun o sıkıntısını gidermemişçesine Rabbinden yüz çevirerek gafletini sürdürür. Peki, bu zulümden daha büyük zulüm ne olabilir? Yüce Allah’tan maksadını gerçekleştirmesini ister, O da bunu ona ihsan ettiği vakit Rabbinin üzerindeki hakkına hiç aldırış etmez. Sanki Allah’ın, üzerinde bir hakkı yokmuş gibi davranır. İşte bu, şeytanın bir süslemesidir. Şeytan ona akıl ve fıtrat gözünde oldukça çirkin ve kötü olan şeyleri süslü göstermiştir: “İşte haddi aşanlara işledikleri böylece süslü gösterilmiştir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Haddi aşarak kendi nefislerine zulmeden insana bir hastalık yahut kötü bir hal isabet ettiğinde yan yatarak, oturarak yahut da ayakta olduğu halde bu durumun kendisinden kaldırılması için yalvarıp yakarır. Duasını kabul edip ondaki kötü durumu ortadan kaldırdığımızda ise sanki içinde bulunduğu o darlığın kendisinden kaldırılması için daha önce bize hiç dua edip yalvarmamış gibi eski haline geri döner. İşte, sapıklığında devam eden (haktan) yüz çeviren bu kimseye yaptığı şey süslü kılındığı gibi küfür ve isyan üzerine yaptıkları amelleri ile haddi aşan, inkâr eden ve günah işleyen ve bunları terk etmeyen kimselere de yaptıkları şey süslü kılındı.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve ne zaman ki
  2. مَسَّ messe dokunduğunda kök: مسس
  3. ٱلْإِنسَـٰنَ l-insane insana kök: انس
  4. ٱلضُّرُّ d-durru bir darlık kök: ضرر
  5. دَعَانَا deaana bize dua eder kök: دعو
  6. لِجَنۢبِهِۦٓ licenbihi yan yatarken kök: جنب
  7. أَوْ ev veya
  8. قَاعِدًا kaiden otururken kök: قعد
  9. أَوْ ev yahut
  10. قَآئِمًۭا kaimen ayakta kök: قوم
  11. فَلَمَّا felemma ancak
  12. كَشَفْنَا keşefna giderdiğimizde kök: كشف
  13. عَنْهُ anhu ondan
  14. ضُرَّهُۥ durrahu darlığını kök: ضرر
  15. مَرَّ merra hareket eder kök: مرر
  16. كَأَن keen gibi
  17. لَّمْ lem
  18. يَدْعُنَآ yed'una bize dua etmemiş kök: دعو
  19. إِلَىٰ ila
  20. ضُرٍّۢ durrin darlıktan dolayı kök: ضرر
  21. مَّسَّهُۥ ۚ messehu kendisine dokunmuş olan kök: مسس
  22. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  23. زُيِّنَ zuyyine süslü gösterilmiştir kök: زين
  24. لِلْمُسْرِفِينَ lilmusrifine aşırıya gidenlere kök: سرف
  25. مَا ma şeyler
  26. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  27. يَعْمَلُونَ yea'melune yapıyor(lar) kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جنب (33 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır,…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O,…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu…

  • Aynı kök: جنب (33 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İnkârcı) insana bir sıkıntı dokunduğu zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder. Fakat ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı yüzünden bize yalvarmamış gibi geçip gider. dipnot 1 İşte böylece yapmakta oldukları şeyler haddi aşanlara güzel gösterilmiştir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'da pek çok ayette ele alındığı üzere nankör insana yönelik bir tahlile yer verilmekte, daha çok menfaatperestlik boyutuna vurgu yapılmaktadır. Benzer mesajlar: Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.

Mustafa İslamoğlu

Hem ne zaman insanoğlunun başına bir ziyan gelse, gerek yatarken, gerek otururken ya da ayaktayken (başlar) Biz'e yalvarıp yakarmaya. Biz onu başına gelen ziyandan kurtardığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan ziyandan kurtarmamız için Biz'e hiç yalvarmamış gibi (nankörleşir). Değere dönüşebilecek tüm imkanlarını boşa harcayanlara yaptıkları, (işte) böylesine cazip görünür.

Muhammed Esed

Zaten, insanın başına bir sıkıntı gelince yan yatarken de, oturup kalkarken de Bize yalvarıp yakarır; ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, başına gelen sıkıntıdan kendisini kurtaralım diye sanki Bize hiç yalvarıp yakarmamış gibi (nankörce) davranmaya devam eder! Kendi güçlerini boşa harcayan (budala)lara, yapıp ettikleri işte böyle güzel görünür.

Ahmed Hulusi

İnsan, sıkıntı veren bir olay yaşadığında; uzanmış, otururken ya da ayaktayken bize yönelip yardım ister! Fakat o olaydan feraha çıkardığımızda, sanki kendisini sıkan o olay için bize dua etmemiş gibi yürür gider! İşte haddi aşanlara, yapmakta oldukları böylece süslendirilmiştir.

Ali Bulaç

İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.

Ali Özek ve heyeti

İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder, fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi.

Ali Rıza Safa

İnsana bir zorluk dokunduğunda, yan yatarken veya otururken veya ayaktayken, Bize yakarışlarda bulunur. Fakat sıkıntısını giderdiğinde, kendisine dokunan zorluk sırasında hiç yakarışlarda bulunmamış gibi davranır. Ölçüyü aşanlara, yaptıkları, işte böyle çekici gösterilir.

Bayraktar Bayraklı

İnsana bir zarar dokunduğunda yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir zarardan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte, böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler süslü gösterildi.

Edip Yüksel

İnsana bir zarar dokundu mu, yanı üzerine yatarken veya ayaktayken veya oturmuşken bizi çağırır. Ona zarar veren şeyi kendisinden giderdik mi, sanki kendisine dokunan o zarardan dolayı bizi hiç çağırmamış gibi davranır. Sınırı aşanlara, yaptıkları işler işte böyle süslü gösterilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnsana bir zarar dokundu mu, yanı üzerine yatarken veya ayaktayken veya oturmuşken bizi çağırır. Ona zarar veren şeyi kendisinden giderdik mi, sanki kendisine dokunan o zarardan dolayı bizi hiç çağırmamış gibi davranır. Sınırı aşanlara, yaptıkları işler işte böyle süslü gösterilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakit, gerek yan yatarken gerek otururken, gerek dikilirken, Bize dua eder durur; kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için Bize yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o müsriflere yaptıkları işler, böylece güzel gösterilmektedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İnsana bir sıkıntı da dokundumu gerek yan yatarken gerek otururken gerek dikilirken bize dua eder durur derken kendisinden sıkıntısını açıverdikmi sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçer gider, işte o müsriflere yaptıkları ameller böyle tezyin edilmektedir

Erhan Aktaş

İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere, dipnot 1 yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Haddi aşanlara.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere dipnot 1 , yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Haddi aşanlara.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsrüflere dipnot 1 , yaptıkları şey böyle süslü gösterilmiştir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Haddi aşanlara.

Gültekin Onan

İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.

Hasan Basri Çantay

İnsana sıkıntı dokunduğu zaman yanı üstü, yahud otururken veya ayakda iken (her haalinde, o sıkıntının giderilmesi için) bize düa eder. Fakat biz onun sıkıntısını açıp giderdik mi, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıya bizi çağırmamış gibi (yine eski yoluna döner) gider. İşte haddi aşanların yapar oldukları ameller böyle süslenmiş (kendilerine hoş gösterilmiş) dir.

İbni Kesir

İnsan bir sıkıntıya düşünce; yan gelip yattığı veya ayakta bulunduğu anlarda Bize yalvarıp yakarır. Biz, sıkıntısını giderince de; karşılaştığı sıkıntıdan ötürü Bize hiç yalvarmamışa döner. Böylece aşırı gidenlere işledikleri hoş görünür.

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böyle müsriflere (haddi aşanlara) yapmakta oldukları süslü gösterilir.

Süleyman Ateş

İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlığını aç(ıp kaldır)ınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere, yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.

Süleymaniye Vakfı

İnsana bir zarar dokunduğunda yanı üstündeyken, otururken veya ayaktayken bize yalvarıp yakarır. Ne zaman ki sıkıntısını gideririz, sanki kendisine dokunan sıkıntıdan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi davranır. Aşırı gidenlerin yaptıkları kendilerine bu şekilde hoş gösterilir dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanın başı sıkıştı mı, yanları üzerine basarken, otururken veya ayaktayken bize yalvarır durur. Ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, sanki başı sıkışıp da bize hiç yalvarmamış gibi davranır. Dengesizlerin yaptıkları şey işte böyle kendilerine güzel görünür.

Şaban Britch

İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip, yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle müsriflere yapmakta oldukları şey güzel görünür.

Şaban Piriş

İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte, böyle müsriflere yapmakta oldukları şey güzel görünür.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlara zorluk dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını çözdüğümüzde, kendisine dokunan bir zorluk yüzünden bize hiç yalvarmamış gibi çekip gider. Haksızlığa/aşırılığa sapanlara, yapmakta oldukları, işte böyle süslü gösterilmiştir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When man is touched or befallen with a misfortune or wedded to a calamity, he invokes us for relief, reclining on his side or sitting or standing, and when We deliver him from what was burdensome and exhaustive to the mind, he passes heedless of Allah as if he never invoked Him to relieve him from a misfortune that had befallen him. Thus are the extravagant in their accounts of themselves allured by false hopes springing eternal in their bosoms.

Abdul Haleem

When trouble befalls man he cries out to Us, whether lying on his side, sitting, or standing, but as soon as We relieve him of his trouble he goes on his way as if he had never cried out to Us to remove his trouble. In this way the deeds of such heedless people are made attractive to them.

Abdullah Yusuf Ali

When trouble toucheth a man, He crieth unto Us (in all postures)- lying down on his side, or sitting, or standing. But when We have solved his trouble, he passeth on his way as if he had never cried to Us for a trouble that touched him! thus do the deeds of transgressors seem fair in their eyes!

Abul A'la Maududi

And (such is man that) when an affliction befalls him, he cries out to Us, reclining and sitting and standing. But no sooner than We have removed his affliction, he passes on as though he had never cried out to Us to remove his affliction. Thus it is that the misdeeds of the transgressors are made fair-seeming to them.

Aisha Bewley

When harm touches man, he calls on Us, lying on his side or sitting down or standing up. Then when We remove the harm from him he carries on as if he had never called on Us when the harm first touched him. In that way We make what they have done appear good to the profligate.

Al-Hilali & Khan

And when harm touches man, he invokes Us, lying on his side, or sitting or standing. But when We have removed his harm from him, he passes on as if he had never invoked Us for a harm that touched him! Thus it is made fair-seeming to the Musrifûn[1] that which they used to do.

Ali Quli Qarai

When distress befalls man, he supplicates Us, [lying] on his side, sitting, or standing; but when We remove his distress, he passes on as if he had never supplicated Us concerning the distress that had befallen him. To the profligate is thus presented as decorous what they have been doing.

Amatul Rahman Omar

When a person is in a certain affliction he calls on Us (lying) on his sides, or sitting or standing; but when We remove his affliction he passes on (with his face turned away) as if he had never called on Us for (the removal of) the affliction that befell him. Thus it is that their (base) doings are made fair seeming to these extravagant.

Arthur John Arberry

When affliction visits a man, he calls Us on his side, or sitting, or standing; but when We have removed his affliction from him, he passes on, as if he never called Us to an affliction that visited him. So decked out fair to the prodigal is that they have been doing.

Bijan Moeinian

When man find himself in an unpleasant situation, he begs Me (no matter in what position: standing, sitting or lying down. ) As soon as I [answer his prayer and] relieve him from the hardship, he forgets My favor and goes back to his routine! The sinners’ behavior seems fair to them and is justified by them.

E. Henry Palmer

When distress touches man, he calls us to his side, whether sitting or standing; but when we have removed from him his distress, he passes on as though he had not called on us in a distress that touched him. Thus unto the extravagant is made seemly that which they have done.

Edip-Layth

If any adversity inflicts people, then he calls upon Us on his side or sitting or standing. But when We remove his adversity from him, he goes on as if he never implored Us because of an adversity afflicted him! Thus the works of the transgressors are adorned for them.

George Sale

When evil befalleth a man; he prayeth unto Us lying on his side, or sitting, or standing: But when We deliver him from his affliction, he continueth his former course of life, as though he had not called upon Us to defend him against the evil which had befallen him. Thus was that which the transgressors committed prepared for them.

Hamid S. Aziz

And if Allah should hasten for men the evil they earn, as they would fain hasten on the good, their respite would surely have expired. But We suffer those who look not for (or expect not) the meeting with Us to wander blindly on in their rebellion.

Mahmoud Ghali

And when adversity touches man, he invokes Us to his side, or sitting, or upright, then as soon as We have lifted off him his adversity, he passes on, as if he had not invoked Us to an adversity that touched him. Thus, whatever they were doing was adorned (i.e., made attractive) for the extravagant.

Marmaduke Pickthall

And if misfortune touch a man he crieth unto Us, (while reclining) on his side, or sitting or standing, but when We have relieved him of the misfortune he goeth his way as though he had not cried unto Us because of a misfortune that afflicted him. Thus is what they do made (seeming) fair unto the prodigal.

Mohamed Ahmed - Samira

When man is afflicted with adversity he calls to Us, whether lying on his side, or sitting or standing. But when We take away his troubles, he moves away, as though he had never called to Us in affliction. In the same way, attractive have been made their deeds to the prodigals.

Muhammad Asad

For [thus it is:] when affliction befalls man, he cries out unto Us, whether he be lying on his side or sitting or standing; but as soon as We have freed him of his affliction, he goes on as though he had never invoked Us to save him from the affliction that befell him! Thus do their own doings seem goodly unto those who waste their own selves.

Mustafa Khattab

Whenever someone is touched by hardship, they cry out to Us, whether lying on their side, sitting, or standing. But when We relieve their hardship, they return to their old ways as if they had never cried to Us to remove any hardship! This is how the misdeeds of the transgressors have been made appealing to them.

Progressive Muslims

And if any adversity inflicts mankind, then he calls upon Us on his side or sitting or standing. But when We remove his adversity from him, he goes on as if he never called upon Us to an adversity which touched him! It is thus that what the carefree have done was made to appear good to them.

Rashad Khalifa

When adversity touches the human being, he implores us while lying down, or sitting, or standing up. But as soon as we relieve his adversity, he goes on as if he never implored us to relieve any hardship! The works of the transgressors are thus adorned in their eyes.

Sahih International

And when affliction touches man, he calls upon Us, whether lying on his side or sitting or standing; but when We remove from him his affliction, he continues [in disobedience] as if he had never called upon Us to [remove] an affliction that touched him. Thus is made pleasing to the transgressors that which they have been doing

Sam Gerrans

And when affliction touches man, he calls to Us on his side, or sitting, or standing; but when We remove from him his affliction, he passes by as though he had not called to Us about an affliction which touched him; thus is made fair to the committers of excess what they do.

Shabbir Ahmed

When affliction befalls man, he cries unto Us, whether he be lying, or sitting or standing. But when We have relieved him of the affliction, he goes his way as if he had never cried unto Us for what afflicted him. Those who trespass the Divine Laws, lose discernment and even their ill deeds then seem fair to them.

Syed Vickar Ahamed

And when trouble touches a man, he cries to Us (in many ways)— Lying down on his side, or sitting, or standing. But when We have solved his trouble, he goes on his way as if he never cried to Us for the trouble that had touched him! Thus the actions of who exceed their limits look all right in their (own) eyes!

Taqi Usmani

When man is afflicted by a hardship, he prays to Us (at all times), when reclining or sitting or standing. But when We remove his hardship, he just takes his way as though he had never prayed to Us in any hardship that afflicted him. This is how their deeds appear beautified to the transgressors.

The Monotheist Group

And when hardship touches man, he calls upon Us on his side or sitting or standing. But when We remove his hardship from him, he carries on as if he never called upon Us for a hardship which touched him! Thus it was made to appear good to the transgressors what they had done.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩