Yûnus suresi

Yûnus suresi, 13. ayet

Yûnus suresi, 13. ayet. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

veleḳad ehlekne-lḳurûne min ḳabliküm lemmâ żalemû vecâethüm rusülühüm bilbeyyinâti vemâ kânû liyü'minû. keẕâlike neczi-lḳavme-lmücrimîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 10–16 · surenin 13. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 10

    Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

  2. Yûnus 11

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

  3. Yûnus 12

    İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

  4. 13

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

  5. Yûnus 14

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

  6. Yûnus 15

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

  7. Yûnus 16

    De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. Yüce Allah, geçmiş ümmetleri küfür ve zulümleri sebebi ile helâk ettiğini haber vermektedir. Halbuki onlara peygamberler aracılığı ile apaçık deliller gelmiş ve hak onlara açıklanmıştı. Ancak bu açıklamalara rağmen delillere boyun eğmediler ve iman etmediler. Bundan dolayı da Yüce Allah, haramları cüretkârca işleyen her günahkârdan geri çevrilmesi söz konusu olmayan cezasını üzerlerine indirdi. İşte O’nun bütün ümmetlerdeki sünneti/kanunu budur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey müşrikler!- Allah'ın resullerini yalanlamaları ve işledikleri günahlar sebebiyle sizden önceki ümmetleri helak ettik. Kendilerine göndermiş olduğumuz elçilerimizin ve onların Rableri katından getirdiklerinin doğruluğuna dair açık delillerimiz geldiği halde iman etmeye hazır olmadıkları için onlar iman üzere olamadılar. Bundan dolayı yüce Allah onları rezil rüsva etti. Onları iman etmeye muvaffak kılmadı. Zalim ümmetleri cezalandırdığımız gibi her zaman ve mekânda onlar gibi olan ümmetleri de cezalandırırız.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. أَهْلَكْنَا ehlekna helak ettik kök: هلك
  3. ٱلْقُرُونَ l-kurune nice nesilleri kök: قرن
  4. مِن min
  5. قَبْلِكُمْ kablikum sizden önce kök: قبل
  6. لَمَّا lemma
  7. ظَلَمُوا۟ ۙ zelemu haksızlık ettiklerinden kök: ظلم
  8. وَجَآءَتْهُمْ ve ca'ethum kendilerine geldiği halde kök: جيا
  9. رُسُلُهُم rusuluhum resulleri kök: رسل
  10. بِٱلْبَيِّنَـٰتِ bil-beyyinati apaçık delillerle kök: بين
  11. وَمَا vema
  12. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  13. لِيُؤْمِنُوا۟ ۚ liyu'minu ve iman etmeyecekleri için kök: امن
  14. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  15. نَجْزِى neczi cezalandırırız kök: جزي
  16. ٱلْقَوْمَ l-kavme topluluğunu kök: قوم
  17. ٱلْمُجْرِمِينَ l-mucrimine suçlular kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş)

    Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    "O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hale geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki haksızlık ettikleri için sizden önce nice nesilleri helak etmiştik. Elçileri kendilerine apaçık deliller getirmiş, (ancak) onlar iman etmemişlerdi. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu sizden önceki bir çok nesli de, kötülük odağı olmaya başlayınca yok oluşa mahkum etmiştik. Oysa ki onlara (da) peygamberleri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi; fakat onlar inanmamakta direndiler: günaha gömülüp giden toplumu işte böyle cezalandırırız.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, sizden önce, kendilerine gönderilen peygamberler onlara hakkın apaçık delillerini getirdikleri halde (inat ve ısrarla) zulüm (ve kötülük) yapmaya devam ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik; çünkü onlar (bu delillere ya da peygamberlere) inanmayı reddettiler. Biz işte böyle cezalandırırız, günaha gömülüp giden toplumları.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, sizden önceki nesilleri, kendilerine Rasulleri açık deliller olarak geldikleri halde, zulümleri ve iman etmemeleri nedeniyle helak ettik. . . Suçlu toplumları işte böyle cezalandırırız!

Ali Bulaç

Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mucizeler getirdiği halde (yalanlayıp) zulmettiklerinden dolayı nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek değillerdi. İşte biz suçlu kavimleri böyle cezalandırırız.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sizden önceki kuşakları, haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattık. Üstelik elçiler onlara açık kanıtlarla gelmelerine karşın inanmadılar. Suçlu toplumları, işte böyle cezalandırırız.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, sizden önce, peygamberleri kendilerine açık belgeler getirmişken inanmayarak haksızlık ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik. İşte, suçlu topluluğu böyle cezalandırırız.

Edip Yüksel

Sizden önceki nice nesilleri, zulmettikleri zaman yok etmişizdir. Elçileri kendilerine açık delillerle gitmişlerdi, ancak onlar onaylamayı reddetmişlerdi. Suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizden önceki nice nesilleri, zulmettikleri zaman yok etmişizdir. Elçileri kendilerine açık delillerle gitmişlerdi, ancak onlar inanmayı reddetmişlerdi. Suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz sizden önceki yüzyılların nesillerini, kendilerine peygamberleri açık deliller ile geldikleri halde, zulmettikleri ve iman etme ihtimalleri kalmadığı vakit helak ettik. İşte suçlu kavimleri böyle cezalandırırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için biz sizden evvelki kurunu, kendilerine Peygamberleri beyyinat ile geldikleri halde zulmettikleri ve iymana gelmeleri ıhtimali kalmadığı vakıt helak eyledik, işte mücrim kavmleri biz böyle cezalandırırız

Erhan Aktaş

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, Resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, rasulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu toplumları böyle cezalandırırız.

Gültekin Onan

Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve inanır olmadıkları / inanmadıkları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki (ey Mekkeliler) sizden evvelki devirler (de geçmiş ümmetler) i — peygamberleri kendilerine apaçık deliller (ve mu'cizeler) getirdikleri halde (onları yalana çıkarmak, hakka karşı daima kuvvet istimal etmek suretiyle) zulm etdikleri, imana gelmeyecekleri (sabit olduğu) için — helak etmişizdir. İşte günahkarlar güruhunu biz böyle cezalandırırız.

İbni Kesir

Andolsun ki; sizden önce nice nesilleri zulmettikleri zaman helak ettik. Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldikleri halde, onlar inanmamışlardı. İşte Biz, suçlu kavmi böyle cezalandırırız.

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten iman edecek değillerdi. İşte biz günahkârlar topluluğunu böyle cezalandırırız.

Süleyman Ateş

Sizden önce, zulmettikleri ve peygamberleri kendilerine açık kanıtlar getirdikleri halde inanmadıkları için nice nesilleri helak etmişizdir. İşte suç işleyen kavmi böyle cezalandırırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizden önce nice kuşakları yanlış yola girdiklerinde etkisiz hale getirdik. Onlara gelen elçiler, apaçık belgelerle(mucizelerle) gelmişlerdi ama inanmamaya kararlıydılar. Biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.

Şaban Britch

And olsun ki , sizden önce gelen nesilleri, rasûlleri onlara açık deliller getirdikleri halde zulmedip, iman etmedikleri için helak ettik. Suçlu bir toplumu işte böyle cezalandırırız.

Şaban Piriş

And olsun ki, sizden önce nesilleri, resulleri onlara belgeler getirdikleri halde zulmedip, iman etmedikleri için yıkıma uğrattık. Suçlu bir toplumu işte böyle cezalandırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki biz sizden önceki kuşakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine açık kanıtlar getirdiği halde inanmadıkları için, helak ettik. Günaha batanlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Destruction and death of generations that preceded in order of time were events you people must have heard of. They were wrongful of actions. They received Messengers as spectacles and warnings but they refused to give credence to their messages and to the divine enlightenment, thus do We requite the wicked.

Abdul Haleem

Before you people, We destroyed whole generations when they did evil- their messengers brought them clear signs but they refused to believe. This is how We repay the guilty.

Abdullah Yusuf Ali

Generations before you We destroyed when they did wrong: their messengers came to them with clear-signs, but they would not believe! thus do We requite those who sin!

Abul A'la Maududi

Surely We destroyed the nations (which had risen to heights of glory in their times) before you dipnot 1 when they indulged in wrong-doing dipnot 2 and refused to believe even when their Messengers brought clear signs to them. Thus do We recompense the people who are guilty.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Arabic word qarn is commonly used for the people living during the same period. But from the way the Quran has used this word on different occasions, it is evident that by qarn is, meant the community which had been invested with power and authority and appointed wholly or partially to the position of leadership of the world. One way in which such a community is destroyed is that it is totally exterminated but there are other forms of its destruction also.
  2. metne dön, dipnot 2
    Here the word zulm has not been used in its commonly known limited sense, but it covers all sorts of sins that are committed, when people transgress the boundaries of Allah’s slavery. Refer to (E.N. 49 of Surah Al-Baqarah).

Aisha Bewley

We destroyed generations before you when they did wrong. Their Messengers brought them the Clear Signs, but they were never going to have iman. That is how We repay evildoers.

Al-Hilali & Khan

And indeed, We destroyed generations before you when they did wrong, while their Messengers came to them with clear proofs, but they were not such as to believe! Thus do We requite the people who are Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals).

Ali Quli Qarai

Certainly We destroyed [several] generations before you when they perpetrated wrongs: their apostles brought them manifest proofs, but they would not have faith. Thus do We requite the guilty lot.

Amatul Rahman Omar

And We certainly destroyed several generations before you when they went wrong inspite of the fact that there had come to them their Messengers (of God) with clear proofs but they would not believe. Just (as We repaid them) so We repay all such guilty people (with punishment).

Arthur John Arberry

We destroyed the generations before you when they did evil, and their Messengers came to them with the clear signs, but they would not believe; so We recompense the people of the sinners.

Bijan Moeinian

Do not forget that, before you, I destroyed [many] nations who had chosen the injustice [not the right path] as their way of life. They chose to disbelieve in their Messengers (whom I had sent with undeniable miracles.) I deal with the criminal people in such a manner [example: Sodom & Gomorrah.]

E. Henry Palmer

We have already destroyed generations before you when they did wrong, and there came to them their apostles with manifest signs, but they would not believe. Thus do we reward the sinful people.

Edip-Layth

We have destroyed the generations before you when they transgressed, and their messengers came to them with clear proofs, but they were not to acknowledge. It is such that We will recompense the criminal people.

George Sale

We have formerly destroyed the generations who were before you, O men of Mecca, when they had acted unjustly, and our apostles had come unto them with evident miracles and they would not believe. Thus do We reward the wicked people.

Hamid S. Aziz

When misfortune touches man, he calls Us, whether reclining, sitting or standing; but when We have removed from him his distress, he passes on as though he had not called on Us because of the misfortune that touched him. Thus unto the extravagant is made seemly that which they have done.

Mahmoud Ghali

And We have already caused the generations even before you to perish as soon as they did injustice and their Messengers came to them with the Supreme evidences; and in no way were they to believe; thus We recompense the criminal people.

Marmaduke Pickthall

We destroyed the generations before you when they did wrong; and their messengers (from Allah) came unto them with clear proofs (of His Sovereignty) but they would not believe. Thus do We reward the guilty folk.

Mohamed Ahmed - Samira

How many generations did We lay low before you when they became wilfully unjust. Their apostles had brought clear proofs to them, yet they never believed. So We punished the sinful people.

Muhammad Asad

And, indeed, We destroyed before your time [whole] generations when they [persistently] did evil although the apostles sent unto them brought them all evidence of the truth; for they refused to believe [them]. Thus do We requite people who are lost in sin.

Mustafa Khattab

We surely destroyed ˹other˺ peoples before you when they did wrong, and their messengers came to them with clear proofs but they would not believe! This is how We reward the wicked people.

Progressive Muslims

We have destroyed the generations before you when they transgressed, and their messengers came to them with clear proofs, but they were not to believe. It is such that We will recompense the criminal people.

Rashad Khalifa

Many a generation we have annihilated before you when they transgressed. Their messengers went to them with clear proofs, but they refused to believe. We thus requite the guilty people.

Sahih International

And We had already destroyed generations before you when they wronged, and their messengers had come to them with clear proofs, but they were not to believe. Thus do We recompense the criminal people

Sam Gerrans

And We destroyed the generations before you when they did wrong, and their messengers came to them with clear signs, but they were not to believe — thus reward We the lawbreaking people.

Shabbir Ahmed

We annihilated many nations before you for their violation of human rights. Their Messengers had come to them with clear evidence of the Truth, but they refused to believe them. Thus do We reward those who steal the fruit of others' labor.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, generations before you We have destroyed when they did wrong: Their messengers came to them with Clear Signs, but they would not believe! Like this We repay the sinners (and criminals)!

Taqi Usmani

Indeed We have destroyed generations before you when they transgressed, and their Messengers had come to them with clear signs, but they were not the ones who would believe. This is how We punish the guilty people.

The Monotheist Group

And We have destroyed the generations before you when they transgressed; and their messengers had come to them with clear proofs, but they would not believe. It is such that We recompense the criminal people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩