64. sure

Tegâbün Suresi التغابن

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler 1–6 karşılaştır — Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler
  2. Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün 7–10 karşılaştır — Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün
  3. Musibet Allah'ın izniyledir; itaat 11–13 karşılaştır — Musibet Allah'ın izniyledir; itaat
  4. Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç 14–18 karşılaştır — Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler 1–6

  1. Tegâbün suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yüsebbiḥu lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. lehü-lmülkü velehü-lḥamd. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde olan şeyler de, yerde olan şeyler de Allah adına hareket ederler: mutlak otorite O'na aittir, övgülerin tamamı da O'na aittir; zira O her şeye kadirdir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 1. ayet

  2. Tegâbün suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳaküm feminküm kâfiruv veminküm mü'min. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Sizi yaratan O'dur; ama içinizden hakikati inkar eden de, hakikate iman eden de var: ve Allah yaptığınız her şeyi görendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 2. ayet

  3. Tegâbün suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳi veṣavveraküm feaḥsene ṣuveraküm. veileyhi-lmeṣîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökleri ve yeri gerçek bir amaç uğruna O yarattı; ve size O şekil verdi, üstelik şeklinizi en güzel biçimde takdir etti; ama (o suret de fanidir), her halükarda dönüş O'nadır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 3. ayet

  4. Tegâbün suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 4. ayet. يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vel'arḍi veya`lemü mâ tüsirrûne vemâ tü`linûn. vellâhü `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mustafa İslamoğlu

    O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir: zira Allah göğüslerdeki (en mahrem) sırları bilendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 4. ayet

  5. Tegâbün suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 5. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    elem ye'tiküm nebeü-lleẕîne keferû min ḳabl. feẕâḳû vebâle emrihim velehüm `aẕâbün elîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha önceden inkara gömülüp gidenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar da yaptıklarının kötü sonuçlarını (daha burada) tattılar; bir de (ötede) onları can yakıcı bir mahrumiyet beklemektedir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 5. ayet

  6. Tegâbün suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    ẕâlike biennehû kânet te'tîhim rusülühüm bilbeyyinâti feḳâlû ebeşeruy yehdûnenâ. fekeferû vetevellev vestagne-llâh. vellâhü ganiyyün ḥamîd.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyledir, çünkü elçileri kendilerine hakikatin apaçık belgeleriyle gelmiş, fakat onlar "Bize ölümlü biri mi yol gösterecek?" demişlerdi. İşte böylece küfre saptılar ve (haktan) yüzçevirdiler. Ama Allah (kimseye) muhtaç değildi: zira Allah kendi kendine yetendir, tüm övgülere layık olandır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 6. ayet

Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün 7–10

  1. Tegâbün suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 7. ayet. زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن لَّن يُبْعَثُوا۟ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    za`ame-lleẕîne keferû el ley yüb`aŝû. ḳul belâ verabbî letüb`aŝünne ŝümme letünebbeünne bimâ `amiltüm. veẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Hakikati inkara şartlanmış olanlar yeniden diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Hayır! Rabbime andolsun ki kesinlikle diriltileceksiniz; sonra yaptıklarınız bir bir gösterilecek: zira bu Allah'a çok kolaydır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 7. ayet

  2. Tegâbün suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 8. ayet. فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلْنَا وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    feâminû billâhi verasûlihî vennûri-lleẕî enzelnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde (ey insanlar!) Allah'a, Elçi'sine ve indirdiğimiz nura inanın: Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 8. ayet

  3. Tegâbün suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 9. ayet. يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ ٱلْجَمْعِ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلتَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme yecme`uküm liyevmi-lcem`i ẕâlike yevmü-ttegâbün. vemey yü'mim billâhi veya`mel ṣâliḥay yükeffir `anhü seyyiâtihî veyüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Toplanma günü geldiğinde O sizi bir araya toplayacaktır. O gün karşılıklı aldanış günüdür. Ama kim Allah'a iman eder ve Allah rızası için iyi davranışta bulunursa, onun kötülüklerini örteriz; onu zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere -orada ebedi kalmak üzere- sokarız: işte büyük başarı budur.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 9. ayet

  4. Tegâbün suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 10. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-nnâri ḫâlidîne fîhâ. vebi'se-lmeṣîr.

    Mustafa İslamoğlu

    Hakikati inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince: işte onlar içerisinde kalıcı oldukları ateşin yoldaşıdırlar: ve bu, ne berbat bir finaldir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 10. ayet

Musibet Allah'ın izniyledir; itaat 11–13

  1. Tegâbün suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 11. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin illâ biiẕni-llâh. vemey yü'mim billâhi yehdi ḳalbeh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın izni olmadıkça, (insanın) başına hiçbir musibet gelmez; ve her kim Allah'a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder: zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 11. ayet

  2. Tegâbün suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 12. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    veeṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûl. fein tevelleytüm feinnemâ `alâ rasûline-lbelâgu-lmübîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a itaat edin ve Elçi'ye de itaat edin! Ama eğer yüz çevirirseniz, o takdirde Elçi'mize düşen (vahyi) açık ve net olarak tebliğ etmektir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 12. ayet

  3. Tegâbün suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 13. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, O'ndan başka ilah olmayandır: O halde mü'minler yalnızca Allah'a güvenip dayansınlar!

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 13. ayet

Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç 14–18

  1. Tegâbün suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inne min ezvâciküm veevlâdiküm `adüvvel leküm faḥẕerûhüm. vein ta`fû vetaṣfeḥû vetagfirû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar var. Her ne kadar affedici, hoşgörülü ve bağışlayıcı olsanız da, yine de onlara karşı dikkatli olun! Fakat bilin ki Allah da tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 14. ayet

  2. Tegâbün suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 15. ayet. إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    innemâ emvâlüküm veevlâdüküm fitnetün. vellâhü `indehû ecrun `ażîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan aracından ibarettir; Allah'a gelince: O, katında muhteşem bir ödül bulunandır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 15. ayet

  3. Tegâbün suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 16. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    fetteḳu-llâhe me-steṭa`tüm vesme`û veeṭî`û veenfiḳû ḫayral lienfüsiküm. vemey yûḳa şüḥḥa nefsihî feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah'a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O'nu) dinleyin, hem (O'na) itaat edin! Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin! Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedi kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 16. ayet

  4. Tegâbün suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 17. ayet. إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

    in tuḳriḍü-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`ifhü leküm veyagfir leküm. vellâhü şekûrun ḥalîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, (Allah) kat kat artırarak size döndürecek ve sizi bağışlayacaktır: Zira Allah tüm şükürleri hakeden tek otoritedir, (şükürsüzlüğü) cezalandırmada acele etmeyendir;

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 17. ayet

  5. Tegâbün suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 18. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    `âlimü-lgaybi veşşehâdeti-l`azîzü-lḥakîm.

    Mustafa İslamoğlu

    O, idraki aşan hakikatlerin de, idrak alanına giren gerçeklerin de sırrına vakıf olandır; Her işinde mükemmel, her hükmünde tam isabet edendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 18. ayet