Tegâbün suresi

Tegâbün suresi, 11. ayet

Tegâbün suresi, 11. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

mâ eṣâbe mim müṣîbetin illâ biiẕni-llâh. vemey yü'mim billâhi yehdi ḳalbeh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

Diyanet İşleri

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tegâbün 8–14 · surenin 11. ayeti / 18
  1. Tegâbün 8

    Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  2. Tegâbün 9

    Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.

  3. Tegâbün 10

    İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

  4. 11

    Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  5. Tegâbün 12

    Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

  6. Tegâbün 13

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  7. Tegâbün 14

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. “Allah’ın izni olmadıkça (kimsenin başına) hiçbir musibet gelmez.” Bu; can, mal, evlât, sevilen şeyler vb. gibi her bir konuda gelip çatan bütün musibetler hakkında umumidir. Kullara ne isabet ederse Allah’ın kaza ve kaderi iledir. Yüce Allah, bunların olacaklarını önceden bilmiştir, Kalemi bunları yazmıştır, bu konuda meşîeti gerçekleşmiştir ve hikmeti de bunu gerektirmiştir.

Fakat esas mesele şudur: Kul, böyle bir konumda üzerindeki görevi yerine getirecek midir getirmeyecek midir? Eğer görevini yerine getirecek olursa onun için dünyada da âhirette de pek büyük ecir ve oldukça güzel bir mükâfat vardır. Eğer bu musibetin Allah’tan geldiğine inanıp buna razı olur ve işini Allah’a havale ederse, Allah kalbine hidâyet verir ve bunun sonucunda kalbi huzur ve sükun bulur. Allah’ın kalbine hidâyet vermediği kimselerde görüldüğü şekli ile musibetler dolayısı ile dehşete düşüp feveran etmez. Aksine ona Yüce Allah, bu musibetlerin gelmesi esnasında sebat ihsan eder ve sabrın gereklerini yerine getirmesini sağlar. Böylelikle o, onun için Kıyamet gününe saklanacak pek büyük mükâfatların yanında dünyevî mükâfatları da elde eder. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sabredenlere mükafatları hiç şüphesiz hesapsız verilir.” (ez-Zümer, 39/10)

Buradan şu da anlaşılmaktadır: Musibetlerin geldiği esnada Allah’ın kaza ve kaderini göz önünde bulundurmayarak Allah’a iman etmeyen, aksine sadece sebeplere bağlı kalan kimselere Allah’ın yardımı erişmez ve Allah, o kimseleri kendi hallerine bırakır. Kul, kendi haline bırakılacak olursa onda tahammülsüzlükten ve sabırsızlıktan başka bir şey görülmez. Bu ise kulun âhiretteki cezasından önce daha dünyada iken cezalandırılması demektir. Bu cezaya sebep ise yerine getirmesi gereken sabırdaki kusurudur. Yüce Allah’ın: “Kim Allah’a iman ederse O, onun kalbine hidâyet verir” buyruğunun, musibetlerle ilgili özel konumuna dair hususi açıklaması böyledir.

Buyruğun umumi anlamı açısından söyleneceklere gelince Yüce Allah şunu haber vermektedir: Allah’a, meleklerine, Kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere inanıp emrolunduğu şekilde iman etmek ve imanın gerektirdiği vazifeleri yerine getirerek imanı doğrulamak… işte kulun yerine getireceği bu sebep, Allah’ın, kendisine sözlerinde, fiillerinde, bütün hallerinde, ilim ve amellerinde hidâyet nasip etmesini sağlayan en büyük sebeptir. Bu, Yüce Allah’ın iman ehline vermiş olduğu en üstün ve en değerli mükâfattır. Nitekim Yüce Allah, mü’minlere dünya hayatında da âhiret hayatında da sebat vereceğini bildirmiştir. Asıl sebat ise her türlü imtihan ve sıkıntı ile karşı karşıya kalınması esnasında kalbin sabır ve sebat göstermesi ve sağlam inancının hiçbir şekilde sarsıntıya uğramamasıdır. Yüce Allah, bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah iman edenlere dünya hayatında da âhirette de sarsılmaz sözle sebat verir.” (İbrahim, 14/27)

İnsanlar arasında kalpleri en doğru olan, insanı tedirgin ve huzursuz eden olaylar karşısında en sarsılmaz olanlar iman ehli kimselerdir. Bunun sebebi de sahip oldukları imandır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bir kimsenin canına yahut malına yahut çocuğuna Allah'ın bir hükmü ve kaderi olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim, Allah’a ve O'nun kaza ve kaderine iman ederse; Allah onun kalbini hükmüne karşı rıza ve hoşnutluk ile selamette kılar. Allah, her şeyi hakkıyla bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَآ ma
  2. أَصَابَ esabe isabet etmez kök: صوب
  3. مِن min hiçbir
  4. مُّصِيبَةٍ musibetin musibet kök: صوب
  5. إِلَّا illa dışında
  6. بِإِذْنِ biizni izni kök: اذن
  7. ٱللَّهِ ۗ llahi Allah'ın kök: اله
  8. وَمَن ve men ve kim
  9. يُؤْمِنۢ yu'min inanırsa kök: امن
  10. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  11. يَهْدِ yehdi doğruya iletir kök: هدي
  12. قَلْبَهُۥ ۚ kalbehu onun kalbini kök: قلب
  13. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  14. بِكُلِّ bikulli her kök: كلل
  15. شَىْءٍ şey'in şeyi kök: شيا
  16. عَلِيمٌۭ alimun bilendir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. dipnot 1 Kim Allah'a inanırsa (Allah) onun kalbini doğru yola ulaştırır. dipnot 2 Allah her şeyi bilendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette her şeyin Yüce Allah'ın belirlediği yasalara göre şekillendiği belirtilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hidayetle ilgili ayetler bu ayet ışığında anlaşılmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın izni olmadıkça, (insanın) başına hiçbir musibet gelmez; ve her kim Allah'a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder: zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Muhammed Esed

Allah'ın izni olmadıkça (insanın) başına hiçbir musibet gelmez. O halde, kim Allah'a inanırsa kendi kalbini (bu hakikate) açmış olur ve Allah her şeyi bilendir.

Ahmed Hulusi

Bi-iznillah (Allah'ın, hakikatin olan Esma'sı elvermedikçe) hiçbir musibet isabet etmez! Kim hakikatinin Allah Esma'sı olduğuna iman ederse, ona şuurunda hakikati yaşatır! Allah Bi-külli şey'in (Esma'sıyla her şeyde olarak) Aliym'dir.

Ali Bulaç

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir yıkım başa gelmez. Allah'a, kim inanırsa, onun yüreğini doğru yola eriştirir. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

Edip Yüksel

Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'ı onaylarsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'a inanırsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez, her kim de Allaha iyman ederse o onun kalbine hidayet verir ve Allah her şey'i bilir.

Erhan Aktaş

Allah'ın izni dipnot 1 dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği" anlamlarına gelmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın izni dipnot 1 dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın bilgisi dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

Gültekin Onan

Tanrı'nın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Tanrı'ya inanırsa, onun kalbini hidayete yöneltir. Tanrı her şeyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Allahın izni olmayınca hiçbir musiybet (gelib) çatmaz. Kim Allaha iman ederse (Allah) onun kalbini doğruya götürür. Allah herşey'i hakkıyle bilendir.

İbni Kesir

Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa; onun kalbini doğruya götürür. Ve Allah; her şeyi bilendir.

Mehmet Alagaş

(11) İsabet eden her şey / her musibet Allah’ın izni ile isabet eder / hedefini bulur, Kim Allah’a güvenirse / iman ederse O da onun kalbine rehberlik eder / kılavuzluk eder. Allah her şeyi bilendir. (Musibet; yararlı zararlı isabet eden her şeydir, hasenenin karşıtı seyyiedir, musibet değildir) (İzin; özneye yapacağı eylem için serbestlik verilmesidir, emrin aksine izinde tercih vardır, kul izin ister Allah izin verir iş başlar, Allah’tan alınan izinle başımıza gelenler iradi olabilir, iddiamızı ispat etmemiz olabilir, duamız olabilir)

Rowwad Tercüme Merkezi

Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.

Süleyman Ateş

Başa gelen her musibet Allah'ın izniyledir. Kim Allah'a inanırsa (Allah) onun kalbini doğru (düşünce)ye iletir. Allah, herşeyi bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın onayı olmadan hiç bir olay meydana gelmez. Kim Allah'a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah'tır.

Şaban Britch

Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.

Şaban Piriş

Hiçbir musibet, Allah'ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah'a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi biçimde bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No calamity befalls a soul but by the leave of Allah. He who believes in Allah with a heart impressed with the image of religious and spiritual virtues and receives the blow without antipathy, as an act of Allah, realizing that in patience possesses he his soul, will Allah, the Spirit of truth, guide him into all truth and imprint his breast with reverential awe. Allah is Alimun of all things.

Abdul Haleem

Misfortunes can only happen with God’s permission––He will guide the heart of anyone who believes in Him: God knows all things––

Abdullah Yusuf Ali

No kind of calamity can occur, except by the leave of Allah: and if any one believes in Allah, (Allah) guides his heart (aright): for Allah knows all things.

Abul A'la Maududi

No misfortune dipnot 1 ever befalls unless it be by Allah's leave. dipnot 2 And whosoever has faith in Allah, Allah directs his heart along the Right Path. dipnot 3 Allah has knowledge of everything. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The discourse now turns to the believers. While reading this passage one should keep in mind the fact that at the time when these verses were revealed. Muslims were passing through great hardships. After years of persecution at Makkah they had left their home and emigrated to Madinah, where the sincere Muslims who had given them refuge had been doubly burdened. On the one hand, they had to support and sustain hundreds of the emigrants who were coming to them from different parts of Arabia. On the other, they had become the target of the persecution and enmity of the enemies of Islam of entire Arabia.
  2. metne dön, dipnot 2
    This same theme has also occurred in ( Surah Al-Hadid, Ayats 22-23 ) above and we have explained it in( E.Ns 39 to 42 of the commentary of that Surah). The same circumstances under which this thing was said there and the same object for which it was said underlie the verses here as well. This means that afflictions and hardships do not descend of themselves, nor has anyone in the world the power to cause an affliction to descend on anyone he may like by his own authority. All calamities wholly depend on Allah’s leave. He may allow an affliction to descend upon someone or may disallow it. And Allah’s leave in any case is based on one or other wisdom, directed to some ultimate good, which man neither knows, nor can understand.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, it is only belief in Allah which keeps man on the right path even in the face of an onslaught of afflictions and does not let him waver under the most trying circumstances. The one whose heart is devoid of belief either looks upon afflictions as a result of mere chance, or thinks they are brought or prevented by worldly powers, or considers them to be the work of such imaginary powers which human superstition regards as potent in bringing good and causing evil, or believes that God is the real Doer of everything but does not believe so truly and sincerely in all these different cases man degenerates. He endures the affliction, but then yields and bows to every false god, accepts every humiliation, is ready to do any mean thing and commit any wrong act he does not hesitate to abuse God, even commits suicide. On the contrary, the heart of the person who knows and believes sincerely that everything is in the hands of Allah. He alone in the Master and the Ruler of the universe. That only by His permission can an affliction befall and only by His command can it be averted. Such a person is blessed by Allah with the grace of patience and submission and of acquiescing in divine will, and is granted the power to face every circumstance with determination and courage. Even under the most straitened circumstances the candle of the hope of Allah’s bounty lights up his way. No affliction, however severe and trying, can dishearten him as to cause him to swerve from the right path or bow to falsehood, or invoke others than Allah for the redress of his grievances. Thus, every affliction opens up for him a new door to well-being and happiness and no affliction remains an affliction for him. In fact, it becomes, in the final, a blessing in disguise. For whether he falls a victim to it or passes through if safely, in each case he emerges successful from the trial set for him by his Lord. This same thing has been stated by the Prophet (peace be upon him) in a Hadith which has been reported unanimously by all the reporters, saying: Strange is the affair of the believer! Whatever Allah decrees for him is good for him. When an affliction befalls him, he endures it patiently, and this proves good for him. When he is blessed with prosperity, he thanks his Lord, and this too proves good for him. Such a good fortune only falls to the lot of a believer.
  4. metne dön, dipnot 4
    In this context this has two meanings: First, that Allah knows who really believes and what is the measure of his belief. So, on the basis of His knowledge, He grants guidance only to that heart, which has belief in it, and grants it guidance precisely in accordance with the measure of belief. Another meaning can also be: That Allah is not unaware of the condition of His believing servants. He has not left them alone after having invited them to faith and subjected them at the same time to severe trials and temptations of the world. He knows exactly what hardships a believer is passing through in the world, and under what circumstances he is fulfilling the demands of his faith. Therefore, O believers, you should rest assured that whatever affliction descends upon you by Allah’s leave, in Allah’s knowledge it must be directed to some ultimate good, which must be for your own well-being. For Allah is well-wisher of His believing servants. He does not will to subject them to afflictions and hardships without good reason.

Aisha Bewley

No misfortune occurs except by Allah’s permission. Whoever has iman in Allah – He will guide his heart. Allah has knowledge of all things.

Al-Hilali & Khan

No calamity befalls, but by the Leave [i.e. Decision and Qadar (Divine Preordainments)] of Allâh, and whosoever believes in Allâh, He guides his heart [to the true Faith with certainty, i.e. what has befallen him was already written for him by Allâh from the Qadar (Divine Preordainments)]. And Allâh is the All-Knower of everything.[1]

Ali Quli Qarai

No affliction visits [anyone] except by Allah’s leave. Whoever has faith in Allah, He guides his heart, and Allah has knowledge of all things.

Amatul Rahman Omar

No calamity befalls, but by the leave of Allâh. (When it happens) Allâh guides the mind of the person who believes in Him (into the ways of its purification and enlightenment). And Allâh knows all things very well.

Arthur John Arberry

No affliction befalls, except it be by the leave of God. Whosoever believes in God, He will guide his heart. And God has knowledge of everything.

Bijan Moeinian

Know that any hardship that you go through, is permitted by God [directed to some ultimate goal not understood at the moment of affliction]. The One who trust in God, will be directed to the right path. Have confidence that your Lord knows everything that you are going through.

E. Henry Palmer

No calamity befalls but by the permission of God: and whoso believes in God, He will guide his heart; for God all things doth know!

Edip-Layth

No misfortune strikes except with God's leave. Whosoever acknowledges God, He will guide his heart. God is fully aware of all things.

George Sale

No misfortune happeneth but by the permission of God; and whoso believeth in God, he will direct his heart: And God knoweth all things.

Hamid S. Aziz

No affliction comes about but by Allah's permission; and whoever believes in Allah, He guides aright his heart; and Allah is Aware of all things.

Mahmoud Ghali

In no way is there any affliction that afflicts, except it be by the permission of Allah. And whoever believes in Allah, He will guide his heart; and Allah is Ever-Knowing of everything.

Marmaduke Pickthall

No calamity befalleth save by Allah's leave. And whosoever believeth in Allah, He guideth his heart. And Allah is Knower of all things.

Mohamed Ahmed - Samira

No calamity befalls unless God dispenses. He guides the heart of whosoever believes in God; and God has knowledge of everything.

Muhammad Asad

NO CALAMITY can ever befall [man] unless it be by God's leave: hence, whoever believes in God guides his [own] heart [towards this truth]; and God has full knowledge of everything.

Mustafa Khattab

No calamity befalls ˹anyone˺ except by Allah’s Will. And whoever has faith in Allah, He will ˹rightly˺ guide their hearts ˹through adversity˺. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of all things.

Progressive Muslims

No misfortune strikes except with God's leave. And whosoever believes in God, He will guide his heart. And God is fully aware of all things.

Rashad Khalifa

Nothing happens to you except in accordance with GOD's will. Anyone who believes in GOD, He will guide his heart. GOD is fully aware of all things.

Sahih International

No disaster strikes except by permission of Allah. And whoever believes in Allah - He will guide his heart. And Allah is Knowing of all things.

Sam Gerrans

No calamity befalls save by the leave of God. And whoso believes in God, He will guide his heart; and God knows all things.

Shabbir Ahmed

No calamity befalls but by Allah's Laws. And whoever believes in Allah, he guides his own heart. (Such a person understands that the Divine Laws in the entire Universe are changeless. That forms the basis of all science, and such nations keep improving their preventive and restorative capacities). And Allah is the Knower of all things and events.

Syed Vickar Ahamed

No type of misfortune can occur, except by the permission of Allah: And if anyone believes in Allah, (Allah) guides his heart (towards right): And Allah is All Knowing (Aleem) of all things.

Taqi Usmani

No calamity befalls (one), but with the leave of Allah. And whoever believes in Allah, He guides his heart. Allah is All-Knowing about every thing.

The Monotheist Group

No misfortune strikes except with the permission of God. And whoever believes in God, He will guide his heart. And God is fully aware of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩