Diyanet İşleri
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Tegâbün suresi
Tegâbün suresi, 8. ayet. فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلْنَا وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
feâminû billâhi verasûlihî vennûri-lleẕî enzelnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün Tegâbün 7–10 3
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.
İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Hiç de öyle değil, Rabbime and olsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlerin inkârlarını söz konusu ettikten ve bu tutumlarının Allah’a ve O’nun âyetlerini inkâra götürdüğünü belirttikten sonra, helâk olmaktan ve bedbahtlıktan kurtarıcak hususu emretmektedir.
Bu da Allah’a, Rasûlüne ve O’nun Kitabına iman etmektir. Allah, Kitabını Nur diye adlandırmaktadır. Çünkü nur, karanlığın zıddıdır. Allah’ın, Kitabında indirmiş olduğu hükümler, şer’î buyruklar ve bütün haberler, cahilliğin kopkoyu karanlıklarında kurtarıp hidâyet yolunu gösteren birer nurdur. Bunların aydınlığı ile kapkaranlık gecelerin karanlığında yürünülür.
Hidâyet konusunda Allah’ın Kitabı dışındaki bilgilerin ise faydaları zararlarından, hayırları şerlerinden fazladır. Hatta peygamberlerin getirdikleri ile uyum arzedenler dışındakilerde hayır ve faydanın varlığından dahi söz edilemez.
Allah’a, Rasûlüne ve Kitabına iman etmek, bunlara kesin olarak ve samimiyetle inanmayı, onları tasdik etmeyi, bu tasdikin gereği olan emirleri yerine getirip yasaklardan da kaçınmak sureti ile de amel etmeyi gerektirir.
"Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” İyi amellerinizin mükâfatını ve kötü amellerinizin cezasını size verecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Allah'a iman edin. O'nun Peygamberine iman edin. Resulümüze indirdiğimiz Kur'an'a iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, buna göre size karşılığınızı verecektir.
Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum).…
Aynı kök: خبر (52 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O yüzden Allah'a, Elçisine ve indirdiğimiz o nûra (Kur'an'a) inanıp güvenin! dipnot 1 Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Şu halde (ey insanlar!) Allah'a, Elçi'sine ve indirdiğimiz nura inanın: Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Öyleyse, (ey insanlar!) Allah'a ve Elçisine ve (size) bahşettiğimiz (vahiy) aydınlığına inanın! Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a, Rasulüne ve inzal ettiğimiz Nur'a (ilme) iman edin! Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Habiyr'dir.
"Şu halde Allah'a, O'nun Resulü'ne ve indirdiğimiz nur (Kur'an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Onun için Allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz o nura (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Allah'a, O'nun elçisine ve indirdiğimiz aydınlığa artık inanın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.
Onun için, Allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz o nura inanınız! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
ALLAH'ı, elçisini ve indirdiğimiz bu ışığı onaylayınız. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.
ALLAH'a, elçisine ve indirdiğimiz bu ışığa inanınız. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.
Onun için siz, Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin! Allah, ne yaparsanız haberdardır.
Onun için siz Allaha ve Resulüne indirdiğimiz nura iyman ediniz ve Allah her ne yaparsanız haberdardır
O halde, Allah'a, Resul'üne ve indirdiğimiz nura dipnot 1 inanın. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
O halde, Allah'a, Resul'üne ve indirdiğimiz nura dipnot 1 inanın. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
O halde, Allah'a, Rasul'üne ve indirdiğimiz nura dipnot 1 inanın. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
"Şu halde Tanrı'ya, O'nun Resulü'ne ve indirdiğimiz nur (Kuran)a inanın. Tanrı yaptıklarınızdan haberdardır."
O halde Allaha, Onun peygamberlerine ve indirdiğimiz O nuura iman edin. Allah, ne yaparsanız, hakkıyle haberdardır.
Şu halde Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
(5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.
Allah’a, Rasûlüne ve indirdiğimiz nura iman edin. Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Artık Allah'a, Elçisine ve indirdiğimiz ışığa inanın. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır.
Öyleyse Allah'a, Elçisine ve indirdiğimiz nura /kitaba inanıp güvenin[1]. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır.
Öyleyse Allah'a ve Elçisine yani onunla birlikte indirilen dipnot 1 Nur'a dipnot 2 inanıp güvenin. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.
Allah’a, Rasûlüne ve indirdiğimiz nura iman edin. Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz aydınlatıcıya iman edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Artık Allah'a, onun resulüne ve size indirdiğimiz nura inanın. Allah, yapmakta olduklarınızı iyiden iyiye haber almaktadır.
You people had better believe in Allah, in His Messenger and in the Quran which We have revealed; the Quran which illuminates your minds and your souls and imparts knowledge, wisdom and spiritual light and actuates you with a feeling of reverence and awe, and Allah is Alimun of all that you do.
So believe in God, in His Messenger, and in the light We have sent down: God is fully aware of what you do.
Believe, therefore, in Allah and His Messenger, and in the Light which we have sent down. And Allah is well acquainted with all that ye do.
So believe in Allah and in His Messenger and in the Light that We have sent down. dipnot 1 Allah is fully aware of what you do.
So have iman in Allah and His Messenger and in the Light We have sent down. Allah is aware of what you do.
Therefore, believe in Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and in the Light (this Qur’ân) which We have sent down. And Allâh is All-Aware of what you do.
So have faith in Allah and His Apostle and the light which We have sent down, and Allah is well aware of what you do.
Therefore believe in Allâh and His Messenger and the Light (- the Qur'ân) which We have revealed. And Allâh is Well-Aware of all that you do.
Therefore believe in God and His Messenger, and in the Light which We have sent down. And God is aware of the things you do.
Therefore, believe in God, His messenger and the light (Qur’an) that I (God) have sent down for your guidance. Have no doubt that God is aware of what you are doing.
So believe in God and His Apostle and the light which we have sent down; for God of what ye do is well aware!
Therefore, you shall acknowledge God and His messenger, and the light that We have sent down. God is Ever-aware of all that you do.
Wherefore believe in God and his apostle, and the light which We have sent down: For God is well acquainted with that which ye do.
Therefore, believe in Allah and His Messenger and the Light which We have revealed; and Allah is Aware of what you do.
So believe in Allah and His Messenger and the Light which We have sent down; and Allah is Ever-Cognizant of whatever you do.
So believe in Allah and His messenger and the light which We have revealed. And Allah is Informed of what ye do.
So believe in God, His Apostle and the Light We have sent down. God is well aware of what you do.
Believe then, [O men,] in God and His Apostle, and in the light [of revelation] which We have bestowed [on you] from on high! And God is fully aware of all that you do.
So believe in Allah and His Messenger and in the Light[1] We have revealed. And Allah is All-Aware of what you do.
Therefore, you shall believe in God and His messenger, and the light that We have sent down. And God is Expert over all that you do.
Therefore, you shall believe in GOD and His messenger, and the light that we have revealed herein. GOD is fully Cognizant of everything you do.
So believe in Allah and His Messenger and the Qur'an which We have sent down. And Allah is Acquainted with what you do.
So believe in God and His messenger, and in the light which We have sent down; and God is aware of what you do.
Therefore, put your Faith in Allah, His Messenger and the Light which We have revealed. For, Allah is fully Aware of your actions (how intricately they harm or benefit you).
Therefore, believe in Allah and His Messenger, and in the Light that We have sent down. And Allah is All Aware (Khabir) of all that you do.
So, believe in Allah and His Messenger, and in the light We have sent down. And Allah is fully aware of what you do.
Therefore, you shall believe in God and His messenger, and the light that We have sent down. And God is Expert over all that you do.