Tegâbün suresi · 14–18. ayetler

Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tegâbün suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. dipnot 1 Onlardan sakının! Affeder, hoşgörür ve (suçlarını) bağışlarsanız, dipnot 2 (bilin ki) Allah da çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah aileiçi fertler bağlamında karşılıklı olarak eşler arasında ve bazı çocukların ana-babaları için düşmanlık yapabileceği tehlikesine dikkat çekmekte ve dikkatli olunmasını emretmektedir. İfadede yer alan [min] edatı "bir kısmı, bazısı" anlamını vermektedir ve bütün eşlerin ve çocukların değil, bir kısmının böyle olabileceği belirtilmektedir. Ayette özel olarak muhatapların "erkekler" olduğu ve [ezvâc] denen eşlerin de onların "hanımları" olduğu yaklaşımı hiçbir şekilde doğru olamaz. Çünkü bu kelime kadın ve erkek bütün eşleri içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Afv], "azarlasa da cezalandırmaktan vazgeçmek", [safh] "azarlamaktan da cezadan da vazgeçmek", [mağfiret] ise "günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmemek"tir (İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an], s. 1136'da 6. not). Mahşerde Yüce Allah tarafından bağışlanmak isteyenler önce kendileri bu dünyada bağışlama emrini yerine getirmelidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:109; Nûr 24:22.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar var. Her ne kadar affedici, hoşgörülü ve bağışlayıcı olsanız da, yine de onlara karşı dikkatli olun! Fakat bilin ki Allah da tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Bakın, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazısı size düşmandır. Öyleyse onlara karşı dikkatli olun! Ama (hatalarını) hoş görür, tahammül eder ve affederseniz, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Muhakkak ki eşlerinizden ve evlatlarınızdan (onların içinden) sizin için düşman vardır! Bundan ötürü onlardan korunun! Eğer affeder, vazgeçer ve bağışlarsanız, muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Aslında, eşleriniz ve çocuklarınız arasında size düşman olanlar vardır; onlardan sakının. Ama hoşgörülü davranır, dirençli olur ve bağışlarsanız; kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlara karşı dikkatli olunuz! Eğer affeder, tedbirinizi alır ve bağışlarsanız, biliniz ki Allah da çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. Öyleyse onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette ALLAH da Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. Öyleyse onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette ALLAH da Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olan vardır, o halde onlardan sakının! Ne var ki, affeder, kusurlarına bakmaz, örterseniz, şüphe yok ki, Allah, çok bağışlayandır, merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Haberiniz olsun ki çiftleriniz ve evladlarınızdan size düşman vardır, onun için onların mahzurlarından sakının, bununla beraber afveder, kusurlarına bakmaz, örterseniz şübhe yok ki Allah gafurdur rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar! Gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, eşlerinizin, evladlarınızın içinde hakıykaten size düşman (olanlar) da vardır. O halde onlardan sakının. (Bununla beraber) afveder, kusurlarını başlarına kakmaz, örterseniz şübhesiz Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey iman etmiş olanlar; eşlerinizin ve çocuklarınızın içinde size düşmanlık edenler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz ve örterseniz; şüphesiz ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörür, bağışlarsanız muhakkak ki Allah da bağışlayandır, esirgeyendir (O da sizi bağışlar).

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman dipnot 1 olanlar vardır dipnot 2 . Onlara karşı dikkatli olun! Eğer kusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve onları bağışlarsanız (bilin ki) Allah da çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Düşmanlık" anlamını verdiğimiz kelimenin kökü olan adv (عدو) haddini aşma ve uyuşmazlık etme anlamındadır (Müfredat). Bu ayete göre karı-koca birbirine, çocuklar da ana-babasına karşı hadlerini aşabilirler. (Bakara 2/36, A'raf 7/24, Taha 20/123).
    2. metne dön, dipnot 2
      Birbirlerinde huzur ve sükunet bulmaları için (Rum 30/21) yaratılmış olan eşlerin fıtratında birbirlerine muhalefet de vardır (Hud 11/118-119, Fussilet 41/34). Bu muhalefet, düşmanlık seviyesine çıkabilir. Eşlerden kim Allah'ın emir ve yasaklarına uyarsa mutsuz olmaz (Taha 20/123).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur; onlara karşı dikkatli olun. Ancakkusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve durumu düzeltirseniz dipnot 1 bilin ki Allah da durumunuzu düzeltir ve ikramda bulunur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      mağfiret

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarını bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer, affeder, kusurlarını bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Şu bir gerçek ki, eşlerinizin ve evlatlarınızın içinden size bir düşman vardır; onlara karşı dikkatli olun! Eğer affeder, ellerini tutar, hatalarını görmezden gelirseniz, kuşkusuz, Allah da affedici, merhamet edici olur.

  2. Tegâbün suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 15. ayet. إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

    Mehmet Okuyan

    Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Büyük ödül ise yalnızca Allah'ın katındadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Enfâl 8:28.

    Mustafa İslamoğlu

    Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan aracından ibarettir; Allah'a gelince: O, katında muhteşem bir ödül bulunandır.

    Muhammed Esed

    Sizin malınız mülkünüz ve çocuklarınız, sadece bir sınama ve bir ayartma aracıdır, halbuki Allah katında muhteşem bir ödül vardır.

    Ahmed Hulusi

    Mallarınız ve evlatlarınız sizin için yalnızca sınav objesidir! Allah(a gelince), O'nun indindedir büyük ecir.

    Ali Bulaç

    Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir sınamadır. Oysa en büyük ödül, Allah'ın katındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Asıl büyük ödül Allah katındadır.

    Edip Yüksel

    Paralarınız ve çocuklarınız bir sınavdır. Büyük ödül ALLAH'ın yanındadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Paralarınız ve çocuklarınız bir sınavdır. Büyük ödül ALLAH'ın yanındadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir fitne (imtihan)dır. Büyük mükafat ise Allah katındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde mallarınız ve evladlarınız bir fitnedir, Allah ise büyük ecir, onun yanındadır

    Erhan Aktaş

    Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir dipnot 1 . Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne, baskı ve zulüm; samimiyet sınavı; aldatma ve aldatılma demektir. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Bu işleme benzetilerek "fitne," kişinin samimiyetinin gerçek olup olmadığının ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır. Bir nevi samimiyetle, samimiyetsizliğin ortaya çıkmasını sağlayan yüksek ateştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir. dipnot 1 Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir. dipnot 1 Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne; altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi" işlemidir.' Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin, iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Gültekin Onan

    Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Tanrı ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Mallarınız da, evladlarınız da sizin için ancak bir imtihan (mevzuu) dur. Allah ise, büyük mükafat Onun nezdindedir.

    İbni Kesir

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mallarınız da, evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihandır. Allah katında ise büyük ecir vardır.

    Süleyman Ateş

    Mallarınız ve evladlarınız bir fitne (sınav)dır, (Allah, onlarla sizi imtihan etmektedir). Allah ise, işte büyük ödül O'nun yanındadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarınız ve çocuklarınız (ödül değil) sadece imtihan dipnot 1 sebebidir. Büyük ödül Allah katındadır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını cürufundan /atıklardan ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarınız ve çocuklarınız sadece sizi imtihan etmek içindir. Büyük ödül Allah katındadır.

    Şaban Britch

    Mallarınız ve evladınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.

    Şaban Piriş

    Mallarınız ve evladınız sizin için bir imtihandır. Katında büyük ödül olan Allah'tır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da bir gerçek ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihan aracıdır. Allah'a gelince, onun katında büyük bir ödül vardır.

  3. Tegâbün suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 16. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için infak edin (verin)! Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Haşr 59:9.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah'a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O'nu) dinleyin, hem (O'na) itaat edin! Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin! Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedi kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.

    Muhammed Esed

    O halde, elinizden geldiği kadar Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, (O'nu) dinleyin ve itaat edin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız harcamada bulunun, böylece açgözlülüklerinden kurtulmuş olanlar; işte onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Öyleyse, olabildiğince Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden/ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, tüm gücünüzle, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Dinleyin ve boyun eğin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Bencil tutkularından kim kendisini korursa; kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygı duyunuz; dinleyinizve itaat ediniz. Kendi iyiliğiniz için infak ediniz. Nefsinin aşırı cimriliğinden korunanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

    Edip Yüksel

    Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin ve harcayın, kendiniz için hayır yapın. Her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için gücünüz yettiği kadar Allaha korunun, dinleyin, itaat edin, infak edin, kendileriniz için hayır yapın, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar felah bulanlardır

    Erhan Aktaş

    Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 1 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacı olanlara ve yararlı işlere karşılıksız yardımda bulunun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 2 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Karşılıksız yardımda bulunun

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar; onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Tanrı'dan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    O halde gücünüzün yetdiği kadar Allahdan korkun, (öğütlerini) dinleyin. itaat edin. (Mallarınızdan Allah yolunda), kendinizin hayrı olarak, harcayın. Kim nefsinin (koyu) cimriliğinden korunursa işte onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Öyleyse, gücünüz yettiğince Allah'tan korkun. Dinleyin, itaat edin ve kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim de nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde, gücünüzün yettiği kadar Allah'tan sakının, dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Süleyman Ateş

    Öyle ise gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, (O'nun öğütlerini) dinleyin, (O'na) ita'at edin ve kendi iyiliğinize olarak (mallarınızı Allah uğrunda) harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, başarıya erenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, var gücünüzle Allah'tan çekinerek korunun. O'nu dinleyin ve O'na boyun eğin. Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın. İçlerindeki doyumsuzluktan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.

    Şaban Britch

    Gücünüzün yettiğince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Şaban Piriş

    Gücünüzün yettiğince Allah'tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz için bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  4. Tegâbün suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 17. ayet. إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

    Mehmet Okuyan

    Allah'a güzel bir borç dipnot 1 verirseniz, (Allah) onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükre çok karşılık verendir, hoşgörülüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kard-ı hasen] kavramı "güzel borç" anlamında Yüce Allah'a verilen yani karşılığı sadece O'ndan beklenen yardım demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:11, 18; Müzzemmil 73:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, (Allah) kat kat artırarak size döndürecek ve sizi bağışlayacaktır: Zira Allah tüm şükürleri hakeden tek otoritedir, (şükürsüzlüğü) cezalandırmada acele etmeyendir;

    Muhammed Esed

    Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri ödeyecek ve günahlarınızı bağışlayacaktır, çünkü Allah, şükrün karşılığını her zaman verendir, halimdir;

    Ahmed Hulusi

    Eğer Allah'a (Esma'sıyla var olmuş ihtiyaç sahiplerine) güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır ve sizi mağfiret eder. . . Allah Şekur'dur, Haliym'dir.

    Ali Bulaç

    Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekur'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezayı vermekte acele etmeyendir).

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer Allah'a (rızası uğruna) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a güzel bir borç verirseniz, katlanarak size geri verilir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, Ödül Verendir; Hoşgörülüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri ödeyecek ve günahlarınızı affedecektir. Çünkü Allah, iyiliklerin karşılığını verir; çok yumuşak davranır/cezada acele etmez.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a güzel bir ödünç sunarsanız, O da onu sizin için katlar ve sizi bağışlar. ALLAH Değer verir, Şefkatlidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a güzel bir ödünç sunarsanız, O da onu sizin için katlar ve sizi bağışlar. ALLAH Değer verir, Şefkatlidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer Allah'a bir güzel borç sunarsanız onu sizin için katlayıverir ve sizi bağışlar. Allah, çok mükafat verendir, cezalandırmada acele etmeyendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer Allaha bir karz-ı hasen arz ederseniz onu sizin için katlayıverir ve sizi de mağfiret buyurur. Allah şekurdur halimdir.

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, dipnot 1 onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoşgörülü'dür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malınızı Allah yolunda harcarsanız, ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım ederseniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fazlasıyla karşılık verendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz dipnot 1 , onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoşgörülü'dür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malınızı Allah yolunda harcarsanız, ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım ederseniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fazlasıyla karşılık verendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz dipnot 1 , onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoş Görülü'dür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malınızı Allah yolunda harcarsanız, ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım ederseniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fazlasıyla karşılık verendir.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı'ya güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Tanrı Şekur'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halimdir (cezayı vermekte acele etmeyendir).

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Allaha gönül hoşluğuyle ödüne verirseniz onu sizin için kat kat artırır. Hem sizi yarlığar da. Allah az (hayır) a çok mükafat verendir. Ceza hususunda acele etmeyendir O.

    İbni Kesir

    Eğer Allah'a güzel bir ödünçle ödünç verirseniz; onu sizin için katkat arttırır ve sizi bağışlar. Allah; Şekur'dur, Halim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Allah’a güzel bir şekilde ödünç verirseniz, onu size kat kat arttırır ve günahlarınızı bağışlar. Allah; Şekûr'dur (bol bol verir), Halîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Eğer Allah'a güzel borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah karşılık verendir, halimdir (hoşgörülüdür).

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a güzel bir ödünç verirseniz o size, kat kat fazlasını verir ve sizi bağışlar dipnot 1 . Allah, üzerine düşeni tam yapan ve fırsat tanıyandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Karz (قرض)" Arapçada "kesmek" anlamındadır. Ayette geçen "güzel bir ödünç", kendi malından kesip vermek, infak etmek anlamındadır. Kimseden bir karşılık beklemeden Allah rızası için infak edenlere Allah kat-kat fazlasını verecektir (Bakara 2/245, Hadid 57/11, 18, Müzzemmil 73/20). Allah'a ödünç verme ifadesi Tevrat'ta da geçer: "Yoksula cömert davranan Rab'be ödünç vermiştir; karşılığını da Rab ona ödeyecektir." (Tevrat-Özdeyişler 19:17)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a güzel bir ödünç verirseniz O size, kat kat fazlasını verir ve durumunuzu düzeltir. Üzerine düşeni eksiksiz yapan ve yumuşak davranan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah, Şekûr'dur (bol bol verir), Halim'dir.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah'a güzel bir ödünçte bulunursanız, onu size kat kat geri öder ve sizi bağışlar. Allah, şükre karşılık verir ve ceza vermekte acele etmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer Allah'a gönül hoşluğuyla bir şey borç verirseniz O, onu sizin için katlayarak artırır ve sizin hatalarınızı bağışlar. Allah Şekur'dur, şükredenlere karşılık verir; Halim'dir, yumuşak ve merhametli davranır.

  5. Tegâbün suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tegâbün suresi, 18. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mustafa İslamoğlu

    O, idraki aşan hakikatlerin de, idrak alanına giren gerçeklerin de sırrına vakıf olandır; Her işinde mükemmel, her hükmünde tam isabet edendir.

    Muhammed Esed

    yaratılmışların kavrayış alanının ötesindeki şeyleri de, insanların duyguları ve akılları ile görüp gözleyebildiklerini de bilir; Kudretlidir, Hikmet Sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Gayb ve şehadetin Alim'idir, Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.

    Ali Özek ve heyeti

    Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O'nun gücü her şeye yeter ve her işinde hikmet vardır.

    Edip Yüksel

    Gizliyi ve açığı Bilendir; Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gizliyi ve açığı Bilendir; Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görünmeyeni de görüneni de bilir, güçlüdür, hikmet sahibidir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gaybe de şehadete de alim, aziz, hakimdir

    Erhan Aktaş

    Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.

    Hasan Basri Çantay

    Gizliyi de, aşikarı da bilendir. Gaalib-i mutlakdır. Tam hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Görüleni ve görülmeyeni bilendir. Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gizliyi de, açığı da bilendir, Azîzdir, Hakîmdir.

    Süleyman Ateş

    Görünmeyeni ve görüneni bilendir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz, O,) Azizdir, hakimdir (üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görünmeyeni ve görüneni bilen O'dur. Üstün olan ve doğru kararlar veren de O'dur.

    Şaban Britch

    Gaybı ve görüleni bilir, çok güçlüdür, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Görülmeyeni ve görüleni bilir, güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görünmeyen ve görünen alemleri bilendir O; Aziz'dir, Hakim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.