Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tegâbün suresi · 14–18. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tegâbün suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. dipnot 1 Onlardan sakının! Affeder, hoşgörür ve (suçlarını) bağışlarsanız, dipnot 2 (bilin ki) Allah da çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 3
Siz ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar var. Her ne kadar affedici, hoşgörülü ve bağışlayıcı olsanız da, yine de onlara karşı dikkatli olun! Fakat bilin ki Allah da tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Siz ey imana ermiş olanlar! Bakın, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazısı size düşmandır. Öyleyse onlara karşı dikkatli olun! Ama (hatalarını) hoş görür, tahammül eder ve affederseniz, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.
Ey iman edenler! Muhakkak ki eşlerinizden ve evlatlarınızdan (onların içinden) sizin için düşman vardır! Bundan ötürü onlardan korunun! Eğer affeder, vazgeçer ve bağışlarsanız, muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ey inanca çağırılanlar! Aslında, eşleriniz ve çocuklarınız arasında size düşman olanlar vardır; onlardan sakının. Ama hoşgörülü davranır, dirençli olur ve bağışlarsanız; kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlara karşı dikkatli olunuz! Eğer affeder, tedbirinizi alır ve bağışlarsanız, biliniz ki Allah da çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Ey iman edenler, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. Öyleyse onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette ALLAH da Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey inananlar, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. Öyleyse onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette ALLAH da Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olan vardır, o halde onlardan sakının! Ne var ki, affeder, kusurlarına bakmaz, örterseniz, şüphe yok ki, Allah, çok bağışlayandır, merhamet edendir.
Ey o bütün iyman edenler! Haberiniz olsun ki çiftleriniz ve evladlarınızdan size düşman vardır, onun için onların mahzurlarından sakının, bununla beraber afveder, kusurlarına bakmaz, örterseniz şübhe yok ki Allah gafurdur rahimdir
Ey İman Edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey iman edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey iman edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey inananlar! Gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey iman edenler, eşlerinizin, evladlarınızın içinde hakıykaten size düşman (olanlar) da vardır. O halde onlardan sakının. (Bununla beraber) afveder, kusurlarını başlarına kakmaz, örterseniz şübhesiz Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Ey iman etmiş olanlar; eşlerinizin ve çocuklarınızın içinde size düşmanlık edenler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz ve örterseniz; şüphesiz ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
(14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.
Ey inananlar, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörür, bağışlarsanız muhakkak ki Allah da bağışlayandır, esirgeyendir (O da sizi bağışlar).
Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman dipnot 1 olanlar vardır dipnot 2 . Onlara karşı dikkatli olun! Eğer kusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve onları bağışlarsanız (bilin ki) Allah da çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur; onlara karşı dikkatli olun. Ancakkusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve durumu düzeltirseniz dipnot 1 bilin ki Allah da durumunuzu düzeltir ve ikramda bulunur.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarını bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.
-Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer, affeder, kusurlarını bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.
Ey iman edenler! Şu bir gerçek ki, eşlerinizin ve evlatlarınızın içinden size bir düşman vardır; onlara karşı dikkatli olun! Eğer affeder, ellerini tutar, hatalarını görmezden gelirseniz, kuşkusuz, Allah da affedici, merhamet edici olur.
Tegâbün suresi, 15. ayet. إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.
Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Büyük ödül ise yalnızca Allah'ın katındadır. dipnot 1
Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan aracından ibarettir; Allah'a gelince: O, katında muhteşem bir ödül bulunandır.
Sizin malınız mülkünüz ve çocuklarınız, sadece bir sınama ve bir ayartma aracıdır, halbuki Allah katında muhteşem bir ödül vardır.
Mallarınız ve evlatlarınız sizin için yalnızca sınav objesidir! Allah(a gelince), O'nun indindedir büyük ecir.
Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.
Aslında, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir sınamadır. Oysa en büyük ödül, Allah'ın katındadır.
Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Asıl büyük ödül Allah katındadır.
Paralarınız ve çocuklarınız bir sınavdır. Büyük ödül ALLAH'ın yanındadır.
Paralarınız ve çocuklarınız bir sınavdır. Büyük ödül ALLAH'ın yanındadır.
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir fitne (imtihan)dır. Büyük mükafat ise Allah katındadır.
Her halde mallarınız ve evladlarınız bir fitnedir, Allah ise büyük ecir, onun yanındadır
Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir dipnot 1 . Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.
Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir. dipnot 1 Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.
Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir. dipnot 1 Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.
Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Tanrı ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.
Mallarınız da, evladlarınız da sizin için ancak bir imtihan (mevzuu) dur. Allah ise, büyük mükafat Onun nezdindedir.
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.
(14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.
Mallarınız da, evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihandır. Allah katında ise büyük ecir vardır.
Mallarınız ve evladlarınız bir fitne (sınav)dır, (Allah, onlarla sizi imtihan etmektedir). Allah ise, işte büyük ödül O'nun yanındadır.
Mallarınız ve çocuklarınız (ödül değil) sadece imtihan dipnot 1 sebebidir. Büyük ödül Allah katındadır dipnot 2 .
Mallarınız ve çocuklarınız sadece sizi imtihan etmek içindir. Büyük ödül Allah katındadır.
Mallarınız ve evladınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.
Mallarınız ve evladınız sizin için bir imtihandır. Katında büyük ödül olan Allah'tır.
Şu da bir gerçek ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihan aracıdır. Allah'a gelince, onun katında büyük bir ödül vardır.
Tegâbün suresi, 16. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için infak edin (verin)! Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir. dipnot 1
Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah'a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O'nu) dinleyin, hem (O'na) itaat edin! Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin! Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedi kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.
O halde, elinizden geldiği kadar Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, (O'nu) dinleyin ve itaat edin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız harcamada bulunun, böylece açgözlülüklerinden kurtulmuş olanlar; işte onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!
Öyleyse, olabildiğince Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden/ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulanlardır.
O halde gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Artık, tüm gücünüzle, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Dinleyin ve boyun eğin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Bencil tutkularından kim kendisini korursa; kurtuluşa erişenler, işte onlardır.
O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygı duyunuz; dinleyinizve itaat ediniz. Kendi iyiliğiniz için infak ediniz. Nefsinin aşırı cimriliğinden korunanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.
Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.
Onun için gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin ve harcayın, kendiniz için hayır yapın. Her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Onun için gücünüz yettiği kadar Allaha korunun, dinleyin, itaat edin, infak edin, kendileriniz için hayır yapın, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar felah bulanlardır
Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 1 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 2 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar; onlar kurtuluşa erenlerdir.
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Tanrı'dan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
O halde gücünüzün yetdiği kadar Allahdan korkun, (öğütlerini) dinleyin. itaat edin. (Mallarınızdan Allah yolunda), kendinizin hayrı olarak, harcayın. Kim nefsinin (koyu) cimriliğinden korunursa işte onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.
Öyleyse, gücünüz yettiğince Allah'tan korkun. Dinleyin, itaat edin ve kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim de nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.
(16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.
O halde, gücünüzün yettiği kadar Allah'tan sakının, dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Öyle ise gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, (O'nun öğütlerini) dinleyin, (O'na) ita'at edin ve kendi iyiliğinize olarak (mallarınızı Allah uğrunda) harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, başarıya erenlerdir.
Gücünüz yettiğince Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının dipnot 1 . Onu dinleyin ve ona gönülden boyun eğin! Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın dipnot 2 ! Kim nefsinin doyumsuzluğundan korunursa işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır dipnot 3 .
Siz, var gücünüzle Allah'tan çekinerek korunun. O'nu dinleyin ve O'na boyun eğin. Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın. İçlerindeki doyumsuzluktan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.
Gücünüzün yettiğince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Gücünüzün yettiğince Allah'tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.
O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz için bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Tegâbün suresi, 17. ayet. إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ
Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
Allah'a güzel bir borç dipnot 1 verirseniz, (Allah) onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükre çok karşılık verendir, hoşgörülüdür.
Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, (Allah) kat kat artırarak size döndürecek ve sizi bağışlayacaktır: Zira Allah tüm şükürleri hakeden tek otoritedir, (şükürsüzlüğü) cezalandırmada acele etmeyendir;
Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri ödeyecek ve günahlarınızı bağışlayacaktır, çünkü Allah, şükrün karşılığını her zaman verendir, halimdir;
Eğer Allah'a (Esma'sıyla var olmuş ihtiyaç sahiplerine) güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır ve sizi mağfiret eder. . . Allah Şekur'dur, Haliym'dir.
Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekur'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezayı vermekte acele etmeyendir).
Eğer Allah'a (rızası uğruna) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.
Allah'a güzel bir borç verirseniz, katlanarak size geri verilir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, Ödül Verendir; Hoşgörülüdür.
Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri ödeyecek ve günahlarınızı affedecektir. Çünkü Allah, iyiliklerin karşılığını verir; çok yumuşak davranır/cezada acele etmez.
ALLAH'a güzel bir ödünç sunarsanız, O da onu sizin için katlar ve sizi bağışlar. ALLAH Değer verir, Şefkatlidir.
ALLAH'a güzel bir ödünç sunarsanız, O da onu sizin için katlar ve sizi bağışlar. ALLAH Değer verir, Şefkatlidir.
Eğer Allah'a bir güzel borç sunarsanız onu sizin için katlayıverir ve sizi bağışlar. Allah, çok mükafat verendir, cezalandırmada acele etmeyendir.
Eğer Allaha bir karz-ı hasen arz ederseniz onu sizin için katlayıverir ve sizi de mağfiret buyurur. Allah şekurdur halimdir.
Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, dipnot 1 onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoşgörülü'dür.
Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz dipnot 1 , onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoşgörülü'dür.
Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz dipnot 1 , onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir dipnot 2 , Çok Hoş Görülü'dür.
Eğer Tanrı'ya güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Tanrı Şekur'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halimdir (cezayı vermekte acele etmeyendir).
Eğer Allaha gönül hoşluğuyle ödüne verirseniz onu sizin için kat kat artırır. Hem sizi yarlığar da. Allah az (hayır) a çok mükafat verendir. Ceza hususunda acele etmeyendir O.
Eğer Allah'a güzel bir ödünçle ödünç verirseniz; onu sizin için katkat arttırır ve sizi bağışlar. Allah; Şekur'dur, Halim'dir.
(16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.
Eğer Allah’a güzel bir şekilde ödünç verirseniz, onu size kat kat arttırır ve günahlarınızı bağışlar. Allah; Şekûr'dur (bol bol verir), Halîm'dir.
Eğer Allah'a güzel borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah karşılık verendir, halimdir (hoşgörülüdür).
Allah'a güzel bir ödünç verirseniz o size, kat kat fazlasını verir ve sizi bağışlar dipnot 1 . Allah, üzerine düşeni tam yapan ve fırsat tanıyandır.
Allah'a güzel bir ödünç verirseniz O size, kat kat fazlasını verir ve durumunuzu düzeltir. Üzerine düşeni eksiksiz yapan ve yumuşak davranan Allah'tır.
Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah, Şekûr'dur (bol bol verir), Halim'dir.
Eğer Allah'a güzel bir ödünçte bulunursanız, onu size kat kat geri öder ve sizi bağışlar. Allah, şükre karşılık verir ve ceza vermekte acele etmez.
Eğer Allah'a gönül hoşluğuyla bir şey borç verirseniz O, onu sizin için katlayarak artırır ve sizin hatalarınızı bağışlar. Allah Şekur'dur, şükredenlere karşılık verir; Halim'dir, yumuşak ve merhametli davranır.
Tegâbün suresi, 18. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Görünmeyeni de görüneni de bilendir; dipnot 1 güçlüdür, doğru hüküm verendir.
O, idraki aşan hakikatlerin de, idrak alanına giren gerçeklerin de sırrına vakıf olandır; Her işinde mükemmel, her hükmünde tam isabet edendir.
yaratılmışların kavrayış alanının ötesindeki şeyleri de, insanların duyguları ve akılları ile görüp gözleyebildiklerini de bilir; Kudretlidir, Hikmet Sahibidir!
Gayb ve şehadetin Alim'idir, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.
Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O'nun gücü her şeye yeter ve her işinde hikmet vardır.
Gizliyi ve açığı Bilendir; Üstündür, Bilgedir.
Gizliyi ve açığı Bilendir; Üstündür, Bilgedir.
Görünmeyeni de görüneni de bilir, güçlüdür, hikmet sahibidir!
Gaybe de şehadete de alim, aziz, hakimdir
Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.
Gizliyi de, aşikarı da bilendir. Gaalib-i mutlakdır. Tam hukum ve hikmet saahibidir.
Görüleni ve görülmeyeni bilendir. Aziz'dir, Hakim'dir.
(16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.
Gizliyi de, açığı da bilendir, Azîzdir, Hakîmdir.
Görünmeyeni ve görüneni bilendir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz, O,) Azizdir, hakimdir (üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir).
O, gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilen, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır dipnot 1 .
Görünmeyeni ve görüneni bilen O'dur. Üstün olan ve doğru kararlar veren de O'dur.
Gaybı ve görüleni bilir, çok güçlüdür, Hakim'dir.
Görülmeyeni ve görüleni bilir, güçlüdür, hakimdir.
Görünmeyen ve görünen alemleri bilendir O; Aziz'dir, Hakim'dir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.