64. sure

Tegâbün Suresi التغابن

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler 1–6 karşılaştır — Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler
  2. Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün 7–10 karşılaştır — Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün
  3. Musibet Allah'ın izniyledir; itaat 11–13 karşılaştır — Musibet Allah'ın izniyledir; itaat
  4. Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç 14–18 karşılaştır — Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yaratılış, Allah'ın bilgisi ve geçmiş kavimler 1–6

  1. Tegâbün suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 1. ayet. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yüsebbiḥu lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. lehü-lmülkü velehü-lḥamd. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 1. ayet

  2. Tegâbün suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳaküm feminküm kâfiruv veminküm mü'min. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 2. ayet

  3. Tegâbün suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳi veṣavveraküm feaḥsene ṣuveraküm. veileyhi-lmeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 3. ayet

  4. Tegâbün suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 4. ayet. يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vel'arḍi veya`lemü mâ tüsirrûne vemâ tü`linûn. vellâhü `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mehmet Alagaş

    (1-4) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, egemenlik / mülkiyet O’nundur, övgü O’nundur, O, her şeyi güç yetirip ayarlayandır, sizi yaratandır, sizden birileri kafirdir, birileri de mümin, Allah yaptıklarınızı görendir , semaları ve yeri gerçek olarak yarattı, en güzel şekliyle sizleri şekillendirdi, dönüş O’nadır , semalarda ve yerde ne varsa bilir, sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de bilir, Allah göğüslerde olanı da bilir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 4. ayet

  5. Tegâbün suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 5. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    elem ye'tiküm nebeü-lleẕîne keferû min ḳabl. feẕâḳû vebâle emrihim velehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 5. ayet

  6. Tegâbün suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    ẕâlike biennehû kânet te'tîhim rusülühüm bilbeyyinâti feḳâlû ebeşeruy yehdûnenâ. fekeferû vetevellev vestagne-llâh. vellâhü ganiyyün ḥamîd.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 6. ayet

Diriltilme ve aldanışın ortaya çıkacağı gün 7–10

  1. Tegâbün suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 7. ayet. زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن لَّن يُبْعَثُوا۟ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    za`ame-lleẕîne keferû el ley yüb`aŝû. ḳul belâ verabbî letüb`aŝünne ŝümme letünebbeünne bimâ `amiltüm. veẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 7. ayet

  2. Tegâbün suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 8. ayet. فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلْنَا وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    feâminû billâhi verasûlihî vennûri-lleẕî enzelnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 8. ayet

  3. Tegâbün suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 9. ayet. يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ ٱلْجَمْعِ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلتَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme yecme`uküm liyevmi-lcem`i ẕâlike yevmü-ttegâbün. vemey yü'mim billâhi veya`mel ṣâliḥay yükeffir `anhü seyyiâtihî veyüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (5-9) Önceki kafirlerin haberi sana gelmedi mi? İşerinin / emirlerinin dünyadaki karşılığını / vebalini tattılar, onlar için acıtıcı bir azap ta vardır. Şöyle ki Resullerimiz onlara açıklamalarla geldiklerinde onlar dediler ki bir beşer mi bize rehberlik edecek? Yok saydılar / görmezden geldiler ve yüz çevirdiler, Allah ta onlara ihtiyacı olmadığını gösterdi, Allah zengindir, övülendir. Kafirler, asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar, deki bilakis Rabbim tarafından diriltileceksiniz ve size yaptıklarınız da haber verilecektir , bu Allah’a kolaydır. Allah’a, Resulüne ve size indirilen Nur’a iman ediniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. O gün sizi toplanma günü için toplayacaktır , işte bugün aldatmaların / aldanışların / teğâbün gündür. Her kim Allah’a iman ederse ve düzeltici faaliyet yaparsa, onun kötülüklerini örter / örtbas eder, onu, altlarından nehirler akan cennetlerine sokar, orada ebedi kalıcıdır , işte bu, kocaman / çok büyük bir başarıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 9. ayet

  4. Tegâbün suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 10. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-nnâri ḫâlidîne fîhâ. vebi'se-lmeṣîr.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 10. ayet

Musibet Allah'ın izniyledir; itaat 11–13

  1. Tegâbün suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 11. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin illâ biiẕni-llâh. vemey yü'mim billâhi yehdi ḳalbeh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Alagaş

    (11) İsabet eden her şey / her musibet Allah’ın izni ile isabet eder / hedefini bulur, Kim Allah’a güvenirse / iman ederse O da onun kalbine rehberlik eder / kılavuzluk eder. Allah her şeyi bilendir. (Musibet; yararlı zararlı isabet eden her şeydir, hasenenin karşıtı seyyiedir, musibet değildir) (İzin; özneye yapacağı eylem için serbestlik verilmesidir, emrin aksine izinde tercih vardır, kul izin ister Allah izin verir iş başlar, Allah’tan alınan izinle başımıza gelenler iradi olabilir, iddiamızı ispat etmemiz olabilir, duamız olabilir)

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 11. ayet

  2. Tegâbün suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 12. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    veeṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûl. fein tevelleytüm feinnemâ `alâ rasûline-lbelâgu-lmübîn.

    Mehmet Alagaş

    (12-13) Allah’a uyun Resule uyun, eğer ki yüz çevirirseniz, muhakkak ki Resulümüze düşen apaçık şekilde bilgilendirmektir / tebliğdir. Allah ki ondan başka ilah yoktur, müminler Allah’a vekalet versinler / tevekkül etsinler.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 12. ayet

  3. Tegâbün suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 13. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (12-13) Allah’a uyun Resule uyun, eğer ki yüz çevirirseniz, muhakkak ki Resulümüze düşen apaçık şekilde bilgilendirmektir / tebliğdir. Allah ki ondan başka ilah yoktur, müminler Allah’a vekalet versinler / tevekkül etsinler.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 13. ayet

Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç 14–18

  1. Tegâbün suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inne min ezvâciküm veevlâdiküm `adüvvel leküm faḥẕerûhüm. vein ta`fû vetaṣfeḥû vetagfirû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 14. ayet

  2. Tegâbün suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 15. ayet. إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    innemâ emvâlüküm veevlâdüküm fitnetün. vellâhü `indehû ecrun `ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Ey iman edenler, muhakkak ki eşleriniz çocuklarınız / evlatlarınız sizin için düşmandır, onlara karşı hazırlıklı olun / temkinli olun / dikkatli olun, eğer affederseniz hoşgörülü olursanız bağışlarsanız Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. (Afv: azarlasa da cezadan vazgeçmektir, Safh; azardan da cezadan da vazgeçmektir, Mağfiret; günahı tamamen silip affettiğini bile hissettirmektir, çaktırmadan affetmektir) Mallarınız ve evlatlarınız sınamadır / denemedir / fitnedir (fetn: Madenin cevherini cüruftan ayırma işlemidir) Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ücret vardır.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 15. ayet

  3. Tegâbün suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 16. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    fetteḳu-llâhe me-steṭa`tüm vesme`û veeṭî`û veenfiḳû ḫayral lienfüsiküm. vemey yûḳa şüḥḥa nefsihî feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 16. ayet

  4. Tegâbün suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 17. ayet. إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

    in tuḳriḍü-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`ifhü leküm veyagfir leküm. vellâhü şekûrun ḥalîm.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 17. ayet

  5. Tegâbün suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Tegâbün suresi, 18. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    `âlimü-lgaybi veşşehâdeti-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

    Ayet detayı — Tegâbün suresi, 18. ayet