Sebe' suresi

Sebe' suresi, 10. ayet

Sebe' suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلًا يَٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ

veleḳad âteynâ dâvûde minnâ faḍlâ. yâ cibâlü evvibî me`ahû veṭṭayr. veelennâ lehü-lḥadîd.

Diyanet İşleri

(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 7–13 · surenin 10. ayeti / 54
  1. Sebe' 7

    Yine inkar edenler şöyle dediler: "Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi?

  2. Sebe' 8

    "Allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" Hayır, öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

  3. Sebe' 9

    Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.

  4. 10–11

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

  5. Sebe' 12

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.

  6. Sebe' 13

    Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–11. ayetler için yazılmıştır.

10-11. Yani bizler, kulumuz ve rasûlümüz Davud aleyhisselam’a lütuf ve ihsanda bulunmuş, ona faydalı ilimden, salih amelden, dinî ve dünyevî nimetlerden pek üstün şeyler vermiştik. Yüce Allah’ın onun üzerindeki nimetlerinden özel olarak ihsan ettiği bazıları, dağlar gibi cansızlara, kuşlar gibi birtakım hayvanlara emir vererek, onunla birlikte tesbihte bulunmaları, ona icabet ederek Rabbine hamd ve tesbihi tekrarlamalarıdır. Bu, ona verilen bir nimetti. Çünkü bu, ne kendisinden önce ne de kendisinden sonra kimseye nasip olmamış ve olmayacak olan özelliklerindendir. Ayrıca canlı ve cansız varlıkların Rablerinin tesbih edilmesine, şanının yüceltilmesine, tekbir ve hamd edilmesine cevap vermeleri hem onun için hem de başkası için bir teşviktir. Bu, Yüce Allah’ı anmak için kişiyi harekete geçiren bir husustur.

Ona verilen nimetlerden bir diğeri de güzel sestir. Zira pek çok ilim adamının belirttiği gibi bu durum, Davud aleyhisselam’ın sesi dolayısı ile neşveye gelmeleri şeklinde oluyordu. Çünkü Yüce Allah, ona başkasına üstünlük sağlayacak şekilde güzel bir ses vermişti. O, bu oldukça güzel ve neşelendirici sesi ile yüksek bir şekilde tesbih, tehlil ve temcîd (Allah’ın şanını yüceltmek) yaptı mı insanlardan olsun, cinlerden olsun onu işiten herkes -hatta kuşlar ve dağlar bile- neşveye gelir ve Rabbini hamd ile tesbih ederdi.

Yine bu ilâhî nimetlerden birisi şudur: Onların tesbih etmelerinin ecri de muhtemelen ona yazılıyordu. Çünkü o, buna vesile oluyor ve bu varlıklar da ona tâbi olarak tesbih ediyordu.

Allah’ın ona olan lütuf ve ihsanlarından birisi de demiri ona yumuşatmış olması idi. Böylelikle vücudu boydan boya örten zırhlar yapabiliyordu. Ayrıca Yüce Allah, kendisine bu zırhları yapma sanatını da öğretmişti. Dokumada işi nasıl ölçülü tutacağını da bildirmişti. Yani o, bu zırhları halkalar halinde yapıyor, sonra da bunları birbirinin içine sokuyor ve böylece işliyordu. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Ve Biz ona, sizin faydanıza ve savaşlarınızda sizi korusun diye elbise/zırh yapma sanatını öğrettik. Acaba şükredecek misiniz?” (el-Enbiya, 21/80)

Allah Davud aleyhisselam’a ve onun aile halkına ihsan ettiği lütufları söz konusu edince onlara kendisine şükretmelerini, salih amel işlemelerini, bu amellerini ıslah ederek ve amelleri bozucu şeylerden koruyarak Yüce Allah’ı gözetmelerini emretti. Çünkü O, amellerini görendir, amellerinden haberdardır. Amellerinden hiçbir şey O’na gizli ve saklı kalmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz, Dâvud -aleyhisselam-'a katımızdan nübüvvet (peygamberlik) ve mülk (hükümranlık) verdik. Dağlara: "Ey Dağlar! Dâvud ile birlikte sizler de tesbîh edin!" dedik. Kuşlara da aynısını dedik. Demiri onun için yumuşak kıldık ki, böylece demirden istediği gereçleri üretebilsin.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun ki
  2. ءَاتَيْنَا ateyna verdik kök: اتي
  3. دَاوُۥدَ davude Davud'a
  4. مِنَّا minna tarafımızdan
  5. فَضْلًۭا ۖ fedlen bir üstünlük kök: فضل
  6. يَـٰجِبَالُ ya cibalu dağlar kök: جبل
  7. أَوِّبِى evvibi tesbih edin kök: اوب
  8. مَعَهُۥ meahu onunla beraber
  9. وَٱلطَّيْرَ ۖ ve ttayra ve (ey) kuşlar kök: طير
  10. وَأَلَنَّا ve elenna ve yumuşattık kök: لين
  11. لَهُ lehu ona
  12. ٱلْحَدِيدَ l-hadide demiri kök: حدد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Aynı kök: لين (5 geçiş)

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: لين (5 geçiş)

    "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."

  • Aynı kök: لين (5 geçiş)

    Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki Davud'a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) "Ey dağlar! (Beni tesbih ederek) onunla (Davud'la) birlikte yankıyla ses verin!" (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik). dipnot 1 Ona (onun için) demiri yumuşatmıştık.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:79; Neml 27:15-17; Sâd 38:18-19.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Davud'u katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik: "Ey dağlar! Onun sesine ses katın! Siz (öyle yapın ey) kuşlar!" Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık (ve dedik ki):

Muhammed Esed

Ve (böylece) Biz Davud'u lütfumuzla onurlandırdık: "Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah'ın yüceliğini terennüm edin! Ve (siz de) ey kuşlar!" Biz o'ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Davud'a bizden bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar (benlik sahipleri), Onunla beraber beni tespih edin ve de kuşlar (ilimle seyredenler)!" Onun için, keskin (demir leblebi olan gerçeği) olanı (hakikate imanı) yumuşattık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. «Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin» dedik. Ona demiri yumuşattık.

Ali Rıza Safa

Ve gerçek şu ki, Davut'a, Kendi katımızdan, bir üstünlük verdik. "Ey dağlar; Onunla birlikte, Bana yönelin!" "Kuşlar; siz de öyle!" Ve demiri Ona yumuşattık. dipnot 359

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 359
    "Demir" anlamına gelen "Hadid" sözcüğü, 50:22 ayetinde olduğu gibi "Keskin" veya "Katı" anlamlarına da geldiği için, kimi çevirilerde, "Ondaki tüm katılığı yumuşattık." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Davud'a katımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!" dedik. Demiri onun için yumuşattık.

Edip Yüksel

Katımızdan Davud'a lütufta bulunmuştuk: "Ey dağlar, ilahisine katılın; ey kuşlar sizler de." Ona demiri yumuşatmıştık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Katımızdan Davud'a lütufta bulunmuştuk: 'Ey dağlar, ilahisine katılın; ey kuşlar sizler de.' Ona demiri yumuşatmıştık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, çınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuşlar!" dedik ve ona demiri yumuşattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için Davuda bizden bir fadıl verdik: ey dağlar çınlayın onunla beraber ve ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet dipnot 1 verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Üstünlük, ayrıcalık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet dipnot 1 verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Üstünlük, ayrıcalık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet dipnot 1 verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Üstünlük, ayrıcalık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte [benim tesbihimi] dönderin / tekrarlayın (evvibiy)" (dedik) ve kuşlara da [aynısını emrettik]. Ve ona demiri yumuşattık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Davuuda bizden bir imtiyaz verdik. "Ey dağlar, onunla birlikde tesbih edin" (dedik), kuşlara da (bunu emretdik). Ona demiri de (mum gibi) yumuşatdık.

İbni Kesir

Andolsun ki; Davud'a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey dağlar; onunla birlikte siz de tesbih edin ve kuşlar da. Ona demiri yumuşak kıldık.

Mehmet Alagaş

(10-14) Davud’a maddi ve manevi hazinemizden / fazlımızdan verdik, ey dağlar ve de kuşlar onunla beraber bana ses verin, O’na demiri yumuşattık , geniş zırhlar yap , dokumasını ayarla / takdir et, s alih amel işle , muhakkak ki yaptıklarınızı görürüm. Süleyman’a da rüzgâr , sabah gidişi bir ay, akşam dönmesi de bir ay , Kıtır / eriyik katran gözesini onun için akıttık, Rabbinin izniyle elinin altında cinler çalışır, onlardan kim bizim emrimizin dışına çıkarsa / başka işe kayarsa, ateş azabını ona tattırırız. Onun istediği mihrapları , temsilleri/resimleri, havuz şeklinde çanakları , yere sabit tencereler / kazanlar yaparlardı , Davud’un ailesine te şekkür için çalışın , kullarımdan teşekkür eden azdır. Onun ölümü gerçekleştiğinde, bir yer canlısı sopasını yiyinceye kadar, onun öldüğünü belli eden / belirten olmadı, ne zaman ki düştü, cinler anladılar, eğer ki cinler gaybı biliyor olsalardı, onur kırıcı / mühin azabı giymezlerdi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dâvud’a katımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Dâvud’la tespih edin." Onun için demiri de yumuşattık.

Süleyman Ateş

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut'a katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar onunla birlikte Allah'a yönelin. Ey kuşlar, siz de yönelin." dedik. Demiri Davut için yumuşattık.

Şaban Britch

Davud’a katımızdan bir lütuf vermiştik. Ey dağlar ve kuşlar Davud’la tesbih edin. Ona demiri de yumuşatmıştık.

Şaban Piriş

Davud'a katımızdan bir lütuf vermiştik. -Ey dağlar ve kuşlar Davud'la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz, Davud'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We bestowed on Dawud of Our bounty all grace which was made to abound in him. "O you mountains", We said, "play the echo to his praises, and so will you O birds" and We softened for him the iron for making defensive armour.

Abdul Haleem

We graced David with Our favour. We said, ‘You mountains, echo God’s praises together with him, and you birds, too.’ We softened iron for him,

Abdullah Yusuf Ali

We bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of Allah with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him;-

Abul A'la Maududi

We bestowed Our favour upon David. dipnot 1 (We commanded): "O mountains, sing Allah's praises with him"; (and so did We command) the birds. dipnot 2 We softened the iron for him, (saying):

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is an allusion to the countless favors with which Allah had blessed the Prophet David (peace be upon him). He was an ordinary young man of the tribe of Judah, living at Bethlehem. In a campaign against the Philistines he slew the giant Goliath, the great enemy of Israel, and suddenly grew in esteem of the Israelites. With this event began his rise to prominence; so much so that after the death of Saul he was first elected king of Judah in Hebron, and then a few years later he was made king over all the tribes of Israel. He took Jerusalem and made it the capital of the kingdom of Israel. It was under his leadership that for the first time in history a God-worshipping kingdom was established, whose boundaries extended from the Gulf of Aqabah to the western banks of the River Euphrates. In addition to these favors, he was further graced with Divine bounties in the form of knowledge and wisdom, and the qualities of justice and mercy and devotion to the truth. (For details, see (E.N. 273 of Surah Al-Baqarah )and (E.N. 7 of Surah Bani Israil).
  2. metne dön, dipnot 2
    For this refer to (Surah Al-Anbiya, Ayat 79 and E.N. 71) thereof.

Aisha Bewley

We gave Dawud great favour from Us: ‘O mountains and birds! echo with him in his praise!’ And We made iron malleable for him:

Al-Hilali & Khan

And indeed We bestowed grace on Dâwûd (David) from Us (saying): "O you mountains. Glorify (Allâh) with him! And you birds (also)! And We made the iron soft for him."

Ali Quli Qarai

Certainly We gave David a grace from Us: ‘O mountains and birds, chime in with him!’ And We made iron soft for him,

Amatul Rahman Omar

And certainly We bestowed Our (gracious) favours on David. (We said, ) `O (you dwellers of the) mountains, obey him.' And (We assigned) the birds and the swift footed horses (their duty); and We made the iron soft and pliant for him.

Arthur John Arberry

And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!' And We softened for him iron:

Bijan Moeinian

[As to the Jews who are not behaving to the Lord’s satisfaction, remind them that] I (God) showered David [who conquered Jerusalem for the Jews and established the first God worshipping kingdom] with my blessing….

E. Henry Palmer

And we did give David grace from us, 'O ye mountains! echo (God's praises) with him, and ye birds!' and we softened for him iron:

Edip-Layth

We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds." We softened the iron for him.

George Sale

We heretofore bestowed on David excellence from Us: And We said, O mountains, sing alternate praises with him; and We obliged the birds also to join therein. And We softened the iron for him,

Hamid S. Aziz

Do they not then consider what is before them and what is behind them of the heaven and the earth? If We will We can make them disappear in the land or bring down upon them a portion from the heaven; most surely in this is a sign for every servant who turns to Allah repentant.

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Dawûd (David) Grace from Us: "O you mountains, reiterate Allah's praises) with him, and you birds!" And We softened for him iron.

Marmaduke Pickthall

And assuredly We gave David grace from Us, (saying): O ye hills and birds, echo his psalms of praise! And We made the iron supple unto him,

Mohamed Ahmed - Samira

We favoured David with excellence, (and commanded): "O Jibal and Tair, glorify the greatness of God with him. " And We made iron pliable for him.

Muhammad Asad

AND [thus], indeed, did We grace David with Our favour: "O you mountains! Sing with him the praise of God! And [likewise] you birds!" And We softened all sharpness in him,

Mustafa Khattab

Indeed, We granted David a ˹great˺ privilege from Us, ˹commanding:˺ "O mountains! Echo his hymns! And the birds as well." We made iron mouldable for him,

Progressive Muslims

And We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds. " And We softened the iron for him.

Rashad Khalifa

We endowed David with blessings from us: "O mountains, submit with him, and you too, O birds." We softened the iron for him.

Sahih International

And We certainly gave David from Us bounty. [We said], "O mountains, repeat [Our] praises with him, and the birds [as well]." And We made pliable for him iron,

Sam Gerrans

And We gave David from Us bounty: “O you mountains: echo with it, and you birds.” And We softened iron for him:

Shabbir Ahmed

We bestowed upon David bounties from Us, and commanded thus, "O Tribes of the Mountains! Join him in establishing My Glory on earth. " And so were commanded the fierce riders of the Taer Tribe. And We made the iron soft for him. (David mastered iron technology (21:79), (27:15-16)).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have bestowed grace on Dawood (David) from Us, by saying: (And by ordering the mountains and birds) "O you Mountains! Glorify the Name of Allah with him! And you birds (also sing back with him)!" And We made the iron soft for him—

Taqi Usmani

Surely We bestowed grace on Dawūd from Us: "O mountains, pronounce with him Allah’s purity repeatedly - and you too O birds!" And We made the iron soft for him

The Monotheist Group

And We granted David blessings from Us: "O mountains, echo with him, and the birds." And We softened the iron for him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩