Diyanet İşleri
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 178. ayet. وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
vetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
Peygamberlere selam olsun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 171–179. ayetler için yazılmıştır.
171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır.
Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır.
Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir.
176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır.
178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır.
Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Allah'ın onlar hakkında azap hükmünü vereceği zamana kadar onlardan uzak dur.
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!
Yine de sen onlardan bir süreliğine uzak dur;
Bu sebeple onlardan bir süre uzak dur,
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Sen bir zamana kadar onlara aldırma.
Bu arada, bir süre onlardan uzaklaş.
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Yine sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir;
Yine sen yüz çevir de onlardan bir zamana kadar
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Sen (Habibim) bir zamana kadar onlardan yüz çevir.
Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.
Bir süre onlardan yüz çevir! dipnot 1
Evet, sen bir süreye kadar onlarla dostluğu kes.
Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.
Bir süreye kadar onlardan uzaklaş.
Yüz çevir onlardan belli bir vakte kadar!
Stay away from them O Muhammad or a while
[Prophet], turn away from the disbelievers for a while.
So turn thou away from them for a little while,
Leave them alone for a while,
Therefore turn from them for a time.
So turn (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) away from them for a while,
So leave them alone for a while,
So turn away from them until a time (- that of your supremacy);
So turn thou from them for a while,
So leave them alone for a while.
But turn thy back upon them for a time;
Turn away from them for awhile.
Turn aside from them therefore for a season;
And turn away from them for a time
And turn away from them for a while
Withdraw from them awhile
So turn away from them for a time
Hence, turn thou aside for a while from them,
And turn away from them for a while.
And turn away from them for awhile.
Disregard them for awhile.
And leave them for a time.
And turn thou from them for a time.
Hence, turn aside from them for a while.
So you turn away from them for a little while,
So, withdraw your attention from them for some time,
And turn away from them for awhile.