Sâffât suresi

Sâffât suresi, 179. ayet

Sâffât suresi, 179. ayet. وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

veebṣir fesevfe yübṣirûn.

Diyanet İşleri

(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 176–182 · surenin 179. ayeti / 182

Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3

  1. Sâffât 176

    Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?

  2. Sâffât 177

    Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

  3. Sâffât 178

    Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

  4. 179

    (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.

  5. Sâffât 180

    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

  6. Sâffât 181

    Peygamberlere selam olsun.

  7. Sâffât 182

    Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 171–179. ayetler için yazılmıştır.

171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır.

Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır.

Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir.

176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır.

178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır.

Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Başlarına geleceğini gözetle. Onlar da çok yakında başlarına gelecek olan Allah'ın azabını ve cezasını göreceklerdir.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَبْصِرْ ve ebsir ve (bekle de) gör kök: بصر
  2. فَسَوْفَ fesevfe yakında
  3. يُبْصِرُونَ yubsirune onlar da göreceklerdir kök: بصر

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

Mustafa İslamoğlu

ve sen gözetle; onlar da yakında (günlerini) görecekler.

Muhammed Esed

ve (onların ne olduklarını) gör; zamanla onlar (da şimdi görmediklerini) göreceklerdir.

Ahmed Hulusi

Onları seyret. . . Yakında görecekler.

Ali Bulaç

Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.

Ali Rıza Safa

Ve seyret. Madem öyle, yakında görecekler.

Bayraktar Bayraklı

Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

Edip Yüksel

Onları gözle; onlar da görecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları gözle; onlar da görecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

gör (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında göreceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gör, yakında görecekler

Erhan Aktaş

Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

Gültekin Onan

Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Gözetle (onları). Onlar da göreceklerdir.

İbni Kesir

Gözetleyiver, ilerde göreceklerdir.

Mehmet Alagaş

(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

Rowwad Tercüme Merkezi

Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.

Süleyman Ateş

Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kes de neler yaptıklarını gör; yakında onlar da göreceklerdir.

Şaban Britch

Ve onlara (gelecek azabı) gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.

Şaban Piriş

Ve gözle, onlar da gözleyecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And keep a vigilant eye upon them for they will be firm and vigilant, anxious to see what falls to your lot and what can happen to them in this life.

Abdul Haleem

Watch them: they will soon see.

Abdullah Yusuf Ali

And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)!

Abul A'la Maududi

and see; and they too shall soon see.

Aisha Bewley

And watch, for they will soon see!

Al-Hilali & Khan

And watch and they shall see (the torment)!

Ali Quli Qarai

and watch; soon they will see.

Amatul Rahman Omar

And watch (what happens to) them and they (too) will soon see (their end).

Arthur John Arberry

and see; soon they shall see!

Bijan Moeinian

And look forward to as they are looking forward to also.

E. Henry Palmer

and look, for soon they too shall look.

Edip-Layth

Observe; for they will see.

George Sale

and see: Hereafter shall they see thy success and their punishment.

Hamid S. Aziz

And watch, for they will soon come to see.

Mahmoud Ghali

And behold; then they will eventually behold.

Marmaduke Pickthall

And watch, for they will (soon) see.

Mohamed Ahmed - Samira

And watch; they will come to know soon.

Muhammad Asad

and see [them for what they are]; and n time they [too] will come to see [what they do not see now].

Mustafa Khattab

You will see, and they too will see!

Progressive Muslims

And observe; for they will see.

Rashad Khalifa

Watch them; they too will watch.

Sahih International

And see, for they are going to see.

Sam Gerrans

And see thou; for they will come to see!

Shabbir Ahmed

And see them for what they do, and soon they will see what they now don't.

Syed Vickar Ahamed

And watch them (how they will do), and they shall soon see (how you do)!

Taqi Usmani

and watch. They shall soon see (the reality).

The Monotheist Group

And observe; for they will see.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 179. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 179. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 179. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩