Diyanet İşleri
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 121. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hârûn Sâffât 114–122 3
Onları doğru yola ilettik.
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler.
Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi.
Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 114–122. ayetler için yazılmıştır.
114-116. Yüce Allah, iki kulu ve rasûlü olan İmran’ın oğulları Mûsâ ve Hârûn’a nübüvvet, risalet ve Yüce Allah’ın yoluna davet lütfunu bağışlamış olduğunu, onları da kavimlerini de düşmanları Firavun’dan kurtardığını, Firavun’a karşı kendilerine yardım ettiğini ve sonunda onu, onların gözleri önünde suda boğduğunu zikretmektedir.
117. Yüce Allah onlara ayrıca açık ve yol gösterici olan Kitabı indirmiştir ki bu da içinde pek çok hükümlerin, öğütlerin ve her şeye dair tafsilatın bulunduğu Tevrat’tır.
118. Yüce Allah ikisini de dosdoğru yola iletmişti. Çünkü onlara Yüce Allah’a ulaştıran dosdoğru şeriat ve hükümler ihtiva eden bir din vermişti. Bu dini izlemelerine yardımcı olma lütfunda da bulunmuştu.
119-122. “Sonra gelenler arasında o ikisine” güzel bir övgü “bıraktık. Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun.” Yani sonrakiler arasında onların güzel bir şekilde anılmalarını, selâm ile yad edilmelerini sağladık. Durumun öncekiler arasında böyle olması ise öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz, Musa ve Harun'u bu güzel mükâfatla mükâfatlandırdığımız gibi Rablerine güzel itaat edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı,…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: İhsan
Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Ortak kavram: İhsan
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Ortak kavram: İhsan
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İyileri Biz işte böyle ödüllendiririz.
İyileri işte böyle ödüllendiririz,
Doğrusu biz, muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız!
Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.
Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinine
Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.
Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.
Biz, muhsinleri dipnot 1 böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.
Muhakkak ki Biz, ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .
Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte iyileri böyle ödüllendiririz.
İşte iyileri böyle ödüllendiririz.
Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz!
For thus do We requite those who perfect their illustrious toils and turn their thoughts on moral excellence and benevolence and imprint their deeds with wisdom and piety.
This is how We reward those who do good:
Thus indeed do We reward those who do right.
Thus do We reward the good-doers.
That is how We recompense good-doers.
Verily, thus do We reward the Muhsinûn (good-doers - See V.2:112).
Thus indeed do We reward the virtuous.
That is how do We reward the performers of excellent deeds.
Even so We recompense the good-doers;
This is the way that God rewards the righteous.
verily, thus do we reward those who do well;
We thus reward the righteous.
Thus do We reward the righteous;
Even thus do We reward the doers of good.
Surely thus We recompense the fair-doers.
Lo! thus do We reward the good.
That is how We reward those who do good.
Thus do We reward the doers of good –
Indeed, this is how We reward the good-doers.
We thus reward the righteous.
We thus reward the righteous.
Indeed, We thus reward the doers of good.
Thus reward We the doers of good;
Verily! This is how We reward the benefactors of humanity.
Verily, thus do We reward those who do good.
This is how We reward those who are good in their deeds.
We thus reward the righteous.