Diyanet İşleri
Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Rûm suresi
Rûm suresi, 38. ayet. فَـَٔاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجْهَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
feâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîl. ẕâlike ḫayrul lilleẕîne yürîdûne veche-llâh. veülâike hümü-lmüfliḥûn.
Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın nankörlüğü; akrabaya hak, faiz ve zekât Rûm 33–40 3
Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah'a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor?
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
Allah'ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır.
Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah'a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
38. Yani sana yakın olan kimseye yakınlığına ve ihtiyacına göre Şâri’nin farz kıldığı yahut da teşvik etmiş olduğu nafaka, sadaka, hediye, iyilik, selâm, ikram, hatasını affetmek, kusurlarını müsamaha ile karşılamak gibi haklarını ver! Aynı şekilde fakirlik ve ihtiyacı dolayısı ile adeta kımıldayamaz hale gelmiş yoksula (miskine) ihtiyacını ortadan kaldıracak, yemek, su, giysi vb. gibi zaruri ihtiyaçlarını giderecek kadarını ver.
Kendi vatanında bulunmayan, beraberinde herhangi bir mal ve yolculuğunda ihtiyacını karşılayabileceği bir kazancı bulunmayan yolda kalmış yolcuya da hakkını ver! Zira genelde bu kimse çok muhtaç düşmüş olur. Kendi memleketinde bulunan kimse ise böyle değildir. Zira bir kimse kendi beldesinde ise malı bulunmasa dahi çoğu hallerde ihtiyacını karşılayabilecek bir imkâna sahip olur ve bir yol bulur. Bundan dolayı Yüce Allah, hem yoksula (miskîne) hem de yolda kalmışa zekâttan pay ayırmıştır.
“Bu” yani akrabaya, yoksula ve yolcuya bir şeyler vermek, “Allah’ın rızasını” bu gibi amellerle kazanmak “isteyenler için daha hayırlıdır.” Bu hayır, pek büyüktür, sevabı da pek çoktur. Çünkü bunlar, salih amellerin en faziletlilerindendir. Ayrıca faydası kişiyi aşıp onunla sınırlı kalmayan ve yerini bulan ihlâsla yapılmış salih amellerdir. Ancak bunlarla Allah’ın rızasını gözetilmezse her ne kadar bu, kendisine bir şeyler verilenler için yararlı olsa da verenler açısından hiçbir hayır ve fayda içermez. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı, yahut insanlar arasını düzeltmeyi emredeninkinden başka, onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur.” (en-Nisâ, 4/114)
Bundan anlaşılan şu ki bu tür işler, faydaları yapan kişiyi aşıp başkalarına ulaştığından ötürü hayırdır. Ancak bunları yalnızca Allah’ın rızası için yapanlar, bu verdiklerinin karşılığında büyük ecir alırlar.
“İşte” bu amelleri ve başkalarını yalnızca Allah için yapanlar “felaha erenler” Allah’ın mükâfatını elde edip cezasından kurtulanlar “onlardır.”
Yüce Allah yalnızca kendi rızası gözetilerek yapılan infak türü amelleri söz konusu ettikten sonra dünyevî bir maksatla yapılan amelleri de söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Müslüman!- İyilik ve akrabalık bağı hakkı için akrabalarına hak ettiklerini, muhtaç olanlara ihtiyaçlarını giderecek kadarını, kendi memleketine gitmek için yol bulamayan yolda kalmış kimseye (yardımcı olmak için) ver. Yüce Allah'ın yüzünü isteyenler için, bu belirtilen konularda yardımcı olmaları kendileri için çok hayırlıdır. Bu yardım ve hakları yerine getirenler, Cennet'te istediklerine nail olup, korktuğu azaptan selamette olarak kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir.
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
"Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."
Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise,…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da,…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen yakınlara, yoksula ve yolda kalmışa hakkını dipnot 1 ver! Allah'ın rızasını isteyenler için bu, hayırlı olandır. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.
Şu halde yakınlara, yoksullara ve yolda kalmışlara haklarını verin; bu Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır; zira onlar, mutluluğa erecek olanların ta kendileridir.
Öyleyse yakınlarınıza, muhtaçlara ve yolculara haklarını verin; bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için en doğrusudur: çünkü, mutluluğa erecekler onlardır!
Yakınlarınıza hakkını verin; yoksullara ve yolcuya da. . . Bu, Vechullahı isteyenler için daha hayırlıdır! İşte onlar şartları zorlayarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.
O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Artık, yakınlara haklarını ver; yoksula ve yolda kalana da. İşte bu, Allah'ın hoşnutluğunu dileyenler için daha iyidir. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.
Yakın akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da! Bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için daha iyidir. Onlar kurtuluşa ereceklerdir.
Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da... ALLAH'ın rızasını dileyenler için bu daha iyidir; onlar başarıya ulaşanlardır.
Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da... ALLAH'ın rızasını dileyenler için bu daha iyidir; onlar başarıya ulaşanlardır.
O halde yakınlığı olana da hakkını ver, yoksula da yolcuya da... Allah'ın yüzünü isteyenler için o daha hayırlıdır; kurtuluşa erenler de işte onlardır.
O halde yakınlığı olana da hakkını ver, miskine de yolcuya da, Allah yüzünü murad edenler için o daha hayırlıdır, felah bulanlar da işte onlardır
Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve yol oğluna dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve yol oğluna dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Öyleyse; yakınlara, miskine dipnot 1 ve "sebilin oğluna" dipnot 2 hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dipnot 3 dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Tanrı'nın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.
Haydi akrıbaya, yoksula, yol oğluna (yolcuya) hakkını ver. Bu, Allahın cemalini (rızaasını) dilemekde olanlar için (her şeyden) hayırlıdır ye onlar korkduklarından emin, umduklarına nail olanların ta kendileridir.
Akrabaya, yoksula ve yoloğluna hakkını ver. Bu; Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır ve işte onlar; kurtuluşa erenlerdir.
(33-40) İnsana bir zarar dokunsa Rabbine dua eder ve ona içtenlikle yönelir, sonra onlara Allahtan bir rahmet tattırırsa onlardan bir fırka / onlar dan bir bölüm, onlara verdiklerimize yok sayarak Rablerine ortak koşarlar , geçinin / metalanın ileride bileceksiniz. Onlara bir delil / bir ispat göndermişiz de şirk koşmalarını onlara o delil mi söylüyor? Onlara bir rahmet tattırırsak onunla mutlu olur lar, o nlara ellerinin yapıp sundukları nedeniyle bir kötülük isabet ederse ümitlerini yitirirler.
Akrabaya, yoksula ve yolculara haklarını ver. Bu Allah’ın rızasını isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Akrabaya, yoksula, yolcuya (zekat ve sadakadan) hakkını ver. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu, daha hayırlıdır ve onlar başarıya erenlerdir.
Sen akrabaya hakkını ver; çaresizlere ve yolculara da dipnot 1 . Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için iyi olan budur dipnot 2 . İşte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.
Yakınlara, çaresizlere ve yolda kalanlara hakkını ver. Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için iyi olan budur. Umduklarına kavuşacak olanlar bunlardır.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah’ın yüzünü dileyenler için çok daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.
O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da. Allah'ın yüzünü isteyenler için bu daha hayırlıdır. İşte böyleleridir, kurtuluşa erenler.
Therefore, give your kindred what is benevolently due and be glad to do your benevolence to the needy and to the wayfarer specially the one who journeys on foot -due to lack or want of means-. This is better and advantageous indeed for those who wish to fulfill their obligation to Allah and to satisfy their conscience and their hearts.
So give their due to the near relative, the needy, and the wayfarer- that is best for those whose goal is God’s approval: these are the ones who will prosper.
So give what is due to kindred, the needy, and the wayfarer. That is best for those who seek the Countenance, of Allah, and it is they who will prosper.
So give his due to the near of kin, and to the needy, and to the wayfarer. dipnot 1 That is better for those who desire to please Allah. It is they who will prosper. dipnot 2
Give relatives their due, and the poor and travellers. That is best for those who seek the pleasure of Allah. They are the ones who are successful.
So give to the kindred his due, and to Al-Miskîn (the poor) and to the wayfarer. That is best for those who seek Allâh’s Countenance; and it is they who will be successful.
Give the relative his right, and the needy and the traveller [as well]. That is better for those who seek Allah’s pleasure, and it is they who are the felicitous.
So present to the near of kin his due, and to the needy and the wayfarer. This is best for those who seek the pleasure of Allâh, it is they alone who will attain their goal.
And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; that is better for those who desire God's Face; those they are the prosperers.
Therefore, if you are blessed with the Lord’s favor, give the right of your relatives, needy people and the stranded travelers [and not treat them like the "transients"]. This [voluntary] contribution is the best mean to have the Lord’s attention. Such charitable people are the true successful ones.
Then give to the kinsman his due, and to the poor and to the wayfarer; that is better for those who desire the face of God, and these it is who are prosperous.
So give the relative his due, and the poor, and the wayfarer. That is best for those who seek God's presence, and they are the successful ones.
Give unto Him who is of kin to thee his reasonable due; and also to the poor, and the stranger: This is better for those who seek the face of God; and they shall prosper.
Do they not see that Allah makes ample provision for whom He pleases, or restricts it? Herein, indeed, are signs for a people who believe.
So bring to a near kinsman his true (right), and to the indigent, and the wayfarer; that is most charitable (i. e., best) for the ones who are willing to (seek) the Face of Allah, and those are they (who are) the prosperers.
So give to the kinsman his due, and to the needy, and to the wayfarer. That is best for those who seek Allah's Countenance. And such are they who are successful.
So, give their share to the relatives, the needy, and the wayfarers. This is best for those who seek the way that leads to God, and they will be successful.
Hence, give his due to the near of kin, as well as to the needy and the wayfarer; this is best for all who seek God’s countenance: for it is they, they that shall attain to a happy state!
So give your close relatives their due, as well as the poor and the ˹needy˺ traveller. That is best for those who seek the pleasure of Allah,[1] and it is they who will be successful.
So give the relative his due, and the poor, and the wayfarer. That is best for those who seek God's presence, and they are the successful ones.
Therefore, you shall give the relatives their rightful share (of charity), as well as the poor, and the traveling alien. This is better for those who sincerely seek GOD's pleasure; they are the winners.
So give the relative his right, as well as the needy and the traveler. That is best for those who desire the countenance of Allah, and it is they who will be the successful.
So give thou the relative his due, and the needy, and the wayfarer. That is best for those who desire the face of God; and it is they who are the successful.
Hence, give to the relative his God-given Right, and to the needy, and whose business has stalled, and who has lost his job, and whose hard-earned income is insufficient to meet the basic needs, and the homeless son of the street, the needy traveler and the one who has traveled to you for help. This is best for those who seek Allah's Approval, for, it is they who are truly successful. (The Divinely ordained Economic Order will ensure equity and prosperity for all).
So give what is due to the relatives and the needy, and the wayfarer (away from home) that is best for those who search for Allah’s Holy Face (Allah’s Divine Countenance), and such are those (who give) that will prosper.
So give to the kinsman his right, and to the needy and the wayfarer. That is better for those who seek Allah’s pleasure, and it is they who will be successful.
So give the relative his due, and the poor, and the wayfarer. That is best for those who seek the face of God, and they are the successful ones.