Necm suresi

Necm suresi, 54. ayet

Necm suresi, 54. ayet. فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

fegaşşâhâ mâ gaşşâ.

Diyanet İşleri

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 51–57 · surenin 54. ayeti / 62

Konu Rabbin fiilleri ve helâk edilen kavimler Necm 42–55 3

  1. Necm 51

    (50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

  2. Necm 52

    Daha önce de Nuh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

  3. 53–54

    (53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

  4. Necm 55

    O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

  5. Necm 56

    Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

  6. Necm 57

    Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 53–54. ayetler için yazılmıştır.

53. “Altı üstüne gelmiş şehirler”den kasıt Lût kavmidir. Onları “O (göğe kaldırıp baş aşağı) yere atmıştı.” Yüce Allah, âlemlerden kimseye göndermediği bir azap ile onları helâk etti. Yurtlarının altlarını üstlerine geçirdi ve onlara pişirilmiş çamurdan taş yağdırdı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

54. Yani son derece can yakıcı ve vahim azaptan bir parça onları örttü. Bu, anlatılması mümkün olmayacak derecede pek büyük bir azaptı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Gökyüzüne kaldırıp yere geçirdikten sonra onlara taşlar isabet edip (azap) bürüdü.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَغَشَّىٰهَا fegaşşaha sardırttı onlara kök: غشو
  2. مَا ma
  3. غَشَّىٰ gaşşa sardırdığını kök: غشو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylece kuşatan şey (felaket) onları da kuşatmıştı.

Mustafa İslamoğlu

Derken, kuşatan o şey onları (tarihe) gömdü.

Muhammed Esed

ve sonra ebediyyen görünmez hale getirdiği (gibi).

Ahmed Hulusi

Böylece bürüdü onları, bürüdükleriyle (suçlarının karşılığı olarak)!

Ali Bulaç

Böylece ona (o toplumun başına) sardırdığını sardırdı.

Ali Özek ve heyeti

Onların başına getireceğini getirdi!

Ali Rıza Safa

Böylece, ona, sardırdığını sardırdı. dipnot 467

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 467
    "Sardırdığını sardırdı." söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Görünmez hale getirdi." veya "Örten örttü." veya "Gömdükçe gömdü." veya "Giydirdiğini giydirdi." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Onları neler kapladı neler!

Edip Yüksel

Onları örten örttü.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları örten örttü.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sardırttı da onlara o sardırdığını.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sardırttı da onlara o sardırdığını

Erhan Aktaş

Artık onu kaplayan şey kapladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onu kaplayan şey kapladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onu kaplayan şey kapladı.

Gültekin Onan

Böylece ona (o toplumun başına) sardırdığını sardırdı.

Hasan Basri Çantay

Onlara giydirdiğini giydirdi!

İbni Kesir

Onlara giydirdiğini giydirdi.

Mehmet Alagaş

(43-54) Kesinlikle güldüren de ağlatan da O’dur. Öldüren de dirilten de kesinlikle O'dur. Yine kesinlikle O, erkek ve dişi iki türdeş eşi, döküldüğünde nutfeden yarattı. Diğer türetme /yaratış ta mutlaka Ona aittir. Muhakkak O'dur, O'dur zenginleştiren ve de sınırlayan. (Eqnaa için suyu kanala almaktan sınırlamak anlamı var) Şiğra yıldızının (cahil arapların şans yıldızı) Rabbi de kesinlikle O'dur Evvelki Ad'ı helak eden de kesinlikle O'dur. Geriye bakiye bırakmadığı Semûd’u helak eden de O’dur. Daha önceki Nuh kavmini de helak eden O’dur. Ki onlar kesinlikle daha zalim ve azgın idiler. Mü'tefikatın ise altını üstüne getirdi (Lut kavmine ait şehirlerden sodon) Artık onları ne örttüyse o örttü /kuşattıysa o kuşattı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara bürüyen (şiddetli bir azap) bürüdü.

Süleyman Ateş

Onların üstüne neler çöktü, neler!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başlarına neler geldi neler!

Şaban Britch

Onlara bürüyen (şiddetli bir azap) bürüdü.

Şaban Piriş

Onlara şiddetli bir azap bürüdü.

Yaşar Nuri Öztürk

Sarıp doladı onlara, sarıp doladığını.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To a degree inconceivable in imagination as to how they were berried the way they were.

Abdul Haleem

and enveloped them in the punishment He ordained for them?

Abdullah Yusuf Ali

So that (ruins unknown) have covered them up.

Abul A'la Maududi

and caused them to be covered with that which He covered them with. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "The subverted settlements": the settlements of the people of Lot, and “covered them that which did cover” probably imply the waters of the Dead Sea, which spread over their settlements after they had sunk underground, and covered the region even till this day.

Aisha Bewley

so that what enveloped it enveloped it.

Al-Hilali & Khan

So there covered them that which did cover (i.e. torment with stones).

Ali Quli Qarai

covering it with what covered it.

Amatul Rahman Omar

So they were completely covered with that which overwhelms (when the punishment befalls).

Arthur John Arberry

so that there covered it that which covered.

Bijan Moeinian

Consequently, ruins covered them up as you know.

E. Henry Palmer

and there covered them what did cover them!

Edip-Layth

Consequently, they utterly vanished.

George Sale

and that which covered them, covered them.

Hamid S. Aziz

So that they were covered with that which covers.

Mahmoud Ghali

So that (there) He constantly enveloped it whatever He constantly enveloped.

Marmaduke Pickthall

So that there covered them that which did cover.

Mohamed Ahmed - Samira

So that they were covered over by what they were covered over.

Muhammad Asad

and then covered them from sight forever.

Mustafa Khattab

How overwhelming was what covered ˹them˺![1]

Progressive Muslims

Consequently, they utterly vanished.

Rashad Khalifa

Consequently, they utterly vanished.

Sahih International

And covered them by that which He covered.

Sam Gerrans

And covered them with what He covered.

Shabbir Ahmed

So that there covered each of them what covered them. (Sodom and Gomorrah buried under the Dead Sea. Also applies to other townships covered with Doom.)

Syed Vickar Ahamed

So that (soil and debris) have covered them up.

Taqi Usmani

so enveloped they were by that which enveloped.

The Monotheist Group

So it was covered by that which covers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩