Diyanet İşleri
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 32. ayet. وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dünyada gülenler, ahirette gülünenler Mutaffifîn 29–36 3
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mü'minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
İşte bugün de mü'minler kafirlere gülerler.
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.
29-31. Yüce Allah günahkârların cezasını, iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten ve ikisi arasındaki farkı dile getirdikten sonra günahkârların dünyada iken mü’minler ile alay ettiklerini, onları küçümsediklerini, onlara güldüklerini, yanlarından geçtikleri vakit onları hakir gördüklerini, birbirlerine kaş göz işaretleri yaparak onları alaya aldıklarını haber vermektedir. Bununla birlikte onlar pek rahattılar. Korkuyu akıllarından bile geçirmiyorlardı. Aksine sabah veya akşam “Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif” sevinç ve neşe “içinde dönerlerdi.”
Bu ise aldanışın en ileri şeklidir. Çünkü onlar, en büyük kötülükleri işlemekle birlikte dünyada kendilerini güven içinde görüyorlardı. Sanki bahtiyar ve mutlu kimselerden olduklarına dair kendilerine Allah’tan yazılı bir belge ve bir eman gelmiş gibi davranıyorlardı.
32. Üstelik onlar, kendilerinin hidâyet üzere olduklarına, mü’minlerin ise sapık olduklarına hükmetmişlerdi. Bu hükmü de Allah’a iftira ederek, herhangi bir bilgiye dayalı olmaksızın ve O’nun hakkında olmadık iddialarda bulunma cesaretini göstererek veriyorlardı.
33. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.” Onlar, mü’minler üzerinde amellerini tespit etmekle yükümlü birer bekçi olarak gönderilmemişlerdi ki , ne diye onları sapık olup olmadıklarıyla bu kadar ilgileniyorlar?!
Aslında onların bu tutumları, sadece işi yokuşa sürmek, inat etmek ve oynayıp eğlenceye dalmaktan ibaretti. Bu yapıp söylediklerinin herhangi bir delili, dayanağı yoktu. Bundan dolayı bunların âhiretteki cezaları da dünyada yaptıkları amelleri türünden olacaktır. Şöyle ki;
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müslümanları gördükleri zaman şöyle derler: “Muhakkak bunlar doğru yoldan sapmışlardır. Çünkü babalarının dinini terk ettiler.''
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onları (müminleri) gördüklerinde ise "Şüphesiz ki bunlar sapkınlardır!" derlerdi.
ve iman edenleri her gördüklerinde "Bunlar iyiden sapıtmış" derlerdi.
ve ne zaman (inananları) görseler, onlara: "Yazık, bu (insa)nlar doğru yoldan sapmış!" derler.
Onları (iman edenleri) gördüklerinde: "Muhakkak ki bunlar, elbette sapkınlardır" derlerdi.
Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın sapıklardır" derlerdi.
Müminleri gördüklerinde: «Şüphesiz bunlar sapıtmış» derlerdi.
Ve onları gördüklerinde; "Bunlar, doğru yoldan iyice çıkmış!" diyorlardı.
Müminleri gördüklerinde, "Şüphesiz bunlar sapıtmışlardır" derlerdi.
Onları gördüklerinde, "Bunlar sapıklardır!" derlerdi.
Onları gördüklerinde, 'Bunlar sapıklardır!' derlerdi.
İnananları gördüklerinde: "İşte bunlar sapıklar!" diyorlardı.
Ve onları gördükleri vakıt ha, işte bunlar sapıklar diyorlardı
İman Edenleri gördükleri zaman, "İşte bunlar, kesinlikle sapkın olanlardır." diyorlardı.
İnananları gördükleri zaman, "İşte bunlar, kesinlikle sapkın olanlardır." diyorlardı.
İnananları gördükleri zaman, "İşte bunlar, kesinlikle sapkın olanlardır." diyorlardı.
Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın sapıklardır" derlerdi.
Onları gördükleri zaman "Bunlar muhakkak sapıklardır" terlerdi.
Onları gördükleri vakit; muhakkak bunlar sapıklardır, derlerdi.
(29-36) Suç işleyenler / cürüm işleyenler, İman edenlere gülüyorlardı , yanlarından geçerlerken kaş göz ederlerdi , yakın çevrelerine döndükleri zamanda keyifli hale dönüşürlerdi, onları / iman edenleri gördüklerinde ise işte sapıklar şunlar derlerdi. İman edenler onlara bekçi / muhafız olarak gönderilmemişlerdi , bugün de iman edenler koltuklarından izleyerek kafirlere gülüyorlar, kafirler, yaptıklarından dolayı ödüllenmişler mi?
Onları gördüklerinde: "Bunlar hiç şüphesiz sapıklardır" derlerdi.
İnananları gördüklerinde: "Şunlar sapık insanlar" derlerdi.
Müminleri gördükleri zaman ise: "Bunlar, kesinlikle sapıtmış!" derlerdi. dipnot 1
Onları gördüklerinde "Bunlar tam sapık" derlerdi.
Onları gördükleri zaman: "İşte bunlar, doğru yoldan sapmış" derlerdi.
Onları gördükleri zaman: -İşte bunlar, doğru yoldan sapmış derlerdi.
İnananları gördüklerinde: "Şunlar var ya! Şaşkın, sapık bunlar!" derlerdi.
When they saw the believers or met with them they said: "These are indeed the erring faction",
and say, when they saw them, ‘These people are misguided,’
And whenever they saw them, they would say, "Behold! These are the people truly astray!"
and when they saw the believers, they said: "Lo! These are the erring ones"; dipnot 1
When they saw them, they would say, ‘Those people are misguided. ’
And when they saw them, they said: "Verily these have indeed gone astray!"
and when they saw them they would say, ‘Indeed those are the astray!’
And when they saw these (Muslims) they said, `These are surely the straying ones!'
and when they saw them they said, 'Lo, these men are astray!'
Saying what invisible guards…
and when they see them they say, Verily, these do go astray!-
If they see them they say, "These are indeed misguided!"
And when they see them, they say, verily these are mistaken men.
And when they saw them, they said, "Most surely these are truly astray".
And when they saw them, they said, "Surely these (people) are indeed erring. "
And when they saw them they said: Lo! these have gone astray.
And when they saw them, they said: "They have indeed gone astray. "
and whenever they see those [who believe, ] they say, "Behold, these [people] have indeed gone astray!"
And when they saw the faithful, they would say, "These ˹people˺ are truly astray,"
And if they see them they Say: "These are indeed misguided!"
Whenever they saw them, they said, "These people are far astray!
And when they saw them, they would say, "Indeed, those are truly lost. "
And when they saw them, they said: “These have gone astray.”
And whenever they saw the believers they said, "Behold, these people have indeed gone astray (wandering in unmarked valleys of life). "
And whenever they saw them (those who believed), they would say, "Look! These are the people truly astray!"
and when they saw them, they said, "Surely these are the ones who have gone astray"
Andif they see them they say: "These are indeed misguided!"