Münâfikûn suresi · 1–8. ayetler

Münafıkların yeminleri ve sözleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Münâfikûn suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 1. ayet. إِذَا جَآءَكَ ٱلْمُنَٰفِقُونَ قَالُوا۟ نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُۥ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَكَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

    Mehmet Okuyan

    Münafıklar sana geldiklerinde "Şahitlik ederiz ki şüphesiz sen Allah'ın Elçisisin!" derler. Allah senin elbette kendi elçisi olduğunu bilmektedir. Allah münafıkların yalancı olduklarına elbette şahittir.

    Mustafa İslamoğlu

    İkiyüzlüler sana geldiklerinde, "Biz şahadet ederiz ki sen kesinlikle Allah'ın Rasulü'sün" derler. Allah da biliyor ki, gerçekten de sen O'nun Rasulü'sün; ve Allah şahadet eder ki, ikiyüzlüler kesinlikle yalancıdırlar.

    Muhammed Esed

    İkiyüzlüler sana geldiklerinde: "Senin gerçekten Allah'ın Elçisi olduğuna tanıklık ederiz!" derler. Ama Allah, senin kendi elçisi olduğunu bilir; ve Allah, ikiyüzlülerin (inandık demelerinde) asla samimi olmadıklarına tanıklık eder.

    Ahmed Hulusi

    İkiyüzlüler (münafıklar) sana geldiklerinde dediler ki: "Senin muhakkak Rasulullah olduğuna şehadet ederiz!" Allah biliyor ki kesinlikle sen, O'nun Rasulüsün! Allah şahittir ki muhakkak ki ikiyüzlüler yalancılardır.

    Ali Bulaç

    Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.

    Ali Özek ve heyeti

    Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah'ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir.

    Ali Rıza Safa

    İkiyüzlüler sana geldiklerinde, şöyle derler: "Aslında, senin, Allah'ın elçisi olduğuna kesinlikle tanıklık ederiz!" Kuşkusuz, Allah, senin Kendi elçisi olduğunu kesinlikle bilir. Aslında, Allah, ikiyüzlülerin yalan söylediğine de tanıklık eder. dipnot 514

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 514
      Muhammed peygamber "Senin, Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz!" diyen ikiyüzlü Müslümanlar konusunda, bu surenin ilk sekiz ayetinde Allah tarafından uyarılmaktadır. 4:142, 9:101 ve 58:8 gibi birçok ayette, Muhammed peygamberin çevresindeki ikiyüzlü Müslümanların cehennemlik olduğu bildirilmiştir. 24:11-17 ayetlerinde de kimi Müslümanlar tarafından peygamberin eşine atılan çirkin iftiraya ve diğer Müslümanların bu iftira karşısında tepkisiz kalmalarına Allah'ın öfkesi bildirilmiştir. Sonuç olarak, "Sahabilerim, gökteki yıldızlar gibidir; hangisine tutunursanız, kurtuluşa erişirsiniz." söyleminin Muhammed peygamber tarafından söylenmediği; çünkü her toplumda ve her dönemde olduğu gibi, peygamberin sahabileri arasında da yalancı, iftiracı ve ikiyüzlü kişilerin bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin kesinlikle Allah'ın peygamberi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Allah, senin, O'nun peygamberi olduğunu biliyor ve Allah münafıkların yalancı olduğuna tanıklık ediyor.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlüler sana geldiklerinde, "Senin ALLAH elçisi olduğuna şehadet ederiz" derler. ALLAH senin kendi elçisi olduğunu bilir ve ALLAH ikiyüzlülerin yalan söylediğine de şehadet eder. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Adem'den itibaren tüm elçilerin ve akıllarını kullananların dini yani hayat sistemi olan İslam'ın ilk şartı olarak bilinen "Kelime-i şehadet" veya "Kelime-i tevhit" 3:18'de bildirilmiştir. Sünniler bu tanıklığa "Muhammed Allah'ın elçisidir" şıkkını eklemişler. Şiiler ise daha ileri giderek, "Ali Allah'ın hüccetidir" biçiminde bir üçüncü şık daha eklemişlerdir. Bu eklemeci zihniyet 39:45 ayetiyle teşhir edilmiştir. * 63:1 ayeti, şehadete eklenen ikinci kısmı bulunduran biricik yerdir. Yüce Allah, nasıl ki "Hadis" ve "Sünnet" kelimelerini, geleceğin bilgisiyle kınamışsa (33:38; 35:43; 45:6), şehadete eklenen kısmı da ikiyüzlülere mal etmektedir. * Günümüz ikiyüzlüleri Muhammed peygamberi tanrılaştırdıkları için onun Allah'ın elçisi olduğuna inandıklarını ifade ederken aslında yalan söylemektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler sana geldiklerinde, 'Senin ALLAH elçisi olduğuna şehadet ederiz,' derler. ALLAH senin kendi elçisi olduğunu bilir ve ALLAH ikiyüzlülerin yalan söylediğine de şehadet eder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (1-2) Münafıklar sana geldiklerinde: "Şehadet ederiz, gerçekten sen Allah'ın Resulüsün!" dediler. Allah da biliyor ki, sen şüphesiz O'nun Resulüsün! Bununla beraber Allah şahitlik ediyor ki, doğrusu münafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler. Doğrusu onlar ne fena yapıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sana geldikleri vakıt o münafıklar dediler ki: şehadet ederiz hakikaten sen şübhesiz Allahın Resulüsün. Allah da biliyor ki: hakikaten sen şübhesiz onun Resulüsün, bununla beraber Allah şehadet ediyorki doğrusu münafıklar kat'iyyen yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş

    Münafıklar dipnot 1 sana geldiklerinde: "Biz, tanıklık ederiz ki, kuşkusuz sen, Allah'ın Resul'üsün." dediler. Elbette ki Allah, senin, Kendisinin Resul'ü olduğunu biliyor. Fakat Allah tanıktır ki, Münafıklar, kesinlikle yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık, içten "bitmiş, tükenmiş ve imanı kalmamış, omurgasız, onursuz ve iki -yüzlü kimse demektir. Münafık, iman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince Mü'min, işlerine gelince Kafir olan kimse.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Münafıklar dipnot 1 sana geldiklerinde: "Biz, tanıklık ederiz ki, kuşkusuz sen, Allah'ın Resul'üsün." dediler. Elbette ki Allah, senin, Kendisinin Resul'ü olduğunu biliyor. Fakat Allah tanıktır ki, münafıklar, kesinlikle yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık, içten "bitmiş, " " tükenmiş" ve imanı "kalmamış, " omurgasız, onursuz ve iki yüzlü kimse demektir. Münafık, İman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince mümin, işlerine gelince Kafir olan kimsedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Münafıklar sana geldiklerinde: "Biz, tanıklık ederiz ki, kuşkusuz sen, Allah'ın rasul'üsün." dediler. Elbette ki Allah, senin, Kendisinin Rasul'ü olduğunu biliyor. Fakat Allah tanıktır ki, münafıklar, kesinlikle yalancıdırlar.

    Gültekin Onan

    Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Tanrı'nın elçisisin" dediler. Tanrı da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Tanrı, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.

    Hasan Basri Çantay

    Münafıklar sana geldiği zaman "Şehadet ederiz ki sen muhakkak ve mutlak Allahın peygamberisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette ve elbette Onun peygamberisin. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şübhesiz yalancılar olduğunu da biliyor.

    İbni Kesir

    Münafıklar sana geldiklerinde: Şehadet ederiz ki muhakkak sen, Allah'ın peygamberisin, derler. Allah da bilir ki; sen, elbette kendisinin peygamberisin. Allah; münafıkların şüphesiz yalancılar olduklarına şehadet eder.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Münâfıklar sana geldiklerinde: "Şahitlik ederiz ki, sen muhakkak Allah'ın Rasûlü'sün" derler. Allah senin muhakkak kendi peygamberi olduğunu bilir. Bununla beraber Allah münâfıkların kesin yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Süleyman Ateş

    Münafıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde: "Biz şahidiz ki sen kesinlikle Allah'ın elçisisin." dediler. Evet, Allah biliyor ki sen kesinlikle onun elçisisin; ama Allah şahit ki münafıklar kesinlikle yalancıdırlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların yalancı kimseler oldukları birçok ayette vurgulanmış (Tevbe 9/77, 107, Mücadele 58/18, Haşr 59/11), bu yalancılıklarından dolayı acı bir azaba uğrayacakları ve hem Allah'ı hem de insanları kandırmaya çalıştıkları için cehennemin en alt tabakasına atılacakları haber verilmiştir (Bakara 2/8-10, 76, Nisa 4/142-145).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde derler ki "Biz şahidiz; gerçekten sen Allah'ın elçisisin." Allah, elbette senin kendisinin elçisi olduğunu biliyor ama Allah şahit, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.

    Şaban Britch

    Münafıklar sana geldiklerinde: "Senin kesinlikle Allah’ın Rasûlü olduğuna şahitlik ederiz" dediler. Allah, senin kendi Rasûlü olduğunu bilir. Allah, münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik eder.

    Şaban Piriş

    Münafıklar sana geldiklerinde: -Senin kesinlikle Allah'ın Resülü olduğuna şahitlik ederiz, dediler. Allah, senin kendi Resülü olduğunu bilir. Allah, münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Münafıklar sana geldikerinde: "Senin kesinlikle Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O'nun elçisi olduğunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.

  2. Münâfikûn suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 2. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

    Mehmet Okuyan

    Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. dipnot 1 Şüphesiz ki onların yaptıkları çok kötüdür!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mücâdele 58:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar yeminlerinin arkasına saklandılar; bu yolla Allah yolundan saptırdılar: Elbet yaptıkları şey pek fenadır.

    Muhammed Esed

    Onlar yeminlerini (yalan ve sahtekarlıklarına) kalkan yapmakta ve böylece başkalarını Allah yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları, gerçekten çok çirkindir;

    Ahmed Hulusi

    Yeminlerini bir kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. . . Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!

    Ali Bulaç

    Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür!

    Ali Rıza Safa

    Yeminlerini kalkan yaptılar; böylece, Allah'ın yolundan alıkoydular. Aslında, ne kötü bir şey yapıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel olurlar. Onların yaptıkları ne kötüdür!

    Edip Yüksel

    Onlar, yeminlerini kalkan yapıp ALLAH'ın yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları ne kötüdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, yeminlerini kalkan yapıp ALLAH'ın yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları ne kötüdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (1-2) Münafıklar sana geldiklerinde: "Şehadet ederiz, gerçekten sen Allah'ın Resulüsün!" dediler. Allah da biliyor ki, sen şüphesiz O'nun Resulüsün! Bununla beraber Allah şahitlik ediyor ki, doğrusu münafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler. Doğrusu onlar ne fena yapıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler, hakıkat bunlar ne fena yapıyorlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

    Gültekin Onan

    Onlar, yeminlerini bir siper edinip Tanrı'nın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler ve Allahın yolundan sapdılar. Hakıykat, onların yapdıkları şeyler ne kötüdür!

    İbni Kesir

    Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah'ın yolundan alıkoydular. Gerçekten yaptıkları işler ne kötüdür.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

    Süleyman Ateş

    Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onların yaptıkları ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu gibi sözleri dipnot 1 kalkan edinip Allah'ın yolundan çekilirler dipnot 2 . Yapıp durdukları şey ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslüman olduklarını göstermek için söyledikleri sözleridir. Burada "Biz şahidiz; sen gerçekten Allah'ın elçisisin" sözünü söylemişlerdir. Bunlara yemin denmiştir. Çünkü yemin, bir şeyi güçlendirmek için söylenir. Burada güçlendirdikleri, kendilerinin müslüman olduklarına inandırmak için söyledikleri sözlerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/8-9

    Şaban Britch

    Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

    Şaban Piriş

    Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeminlerini bir kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yapmakta oldukları ne kötüdür!

  3. Münâfikûn suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 3. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

    Mehmet Okuyan

    Bunun sebebi, onların önce iman et(tiğini söyley)ip sonra inkâr etmeleridir. (Bu yüzden) kalpleri mühürlenmiştir. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlayamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun nedeni, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir; sonunda kalplerine mühür vurulmuştur: artık onlar (imanın hakikatini) kavrayamazlar.

    Muhammed Esed

    böyledir, çünkü onlar imana erdi(klerini iddia eder)ler, halbuki (içlerinde) hakikati inkar ederler ve böylece, kalplerine bir mühür vurulmuştur, artık (neyin doğru, neyin yanlış olduğunu) anlayamazlar.

    Ahmed Hulusi

    Bunun sebebi şudur: İman ettiler, sonra küfür ettiler (iman ettik dedikleri gerçeği inkar ettiler). . . Bu yüzden kalpleri (anlayışları) kilitlendi! Bu yüzden, (inkarları kilitlenmeyi oluşturduğu için) onlar (Risalet işlevini) kavrayamazlar!

    Ali Bulaç

    Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü inandılar; sonra nankörlük ettiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu davranışlarının sebebi, şudur: "İnanırlar, sonra inkar ederler; bu yüzden kalplerinin üzeri mühürlenir, artık onlar anlamazlar."

    Edip Yüksel

    Çünkü onlar gerçeği onayladıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü onlar inandıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O şu yüzdendir; onlar önce imana gelmişler sonra küfre gitmişlerdir de o kalpleri mühürlenmiştir; artık anlamaz olmuşlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O şundan: Çünkü onlar iymana gelmişler, sonra küfre gitmişlerdir de o kalblerine tab'olunmuş da artık anlamaz olmuşlardır

    Erhan Aktaş

    Bu şundandır: onlar önce iman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu şundandır: onlar önce İman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman ettiklerini söyleseler de davranışlarıyla içlerindeki küfrü ortaya koyuyorlar. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

    Gültekin Onan

    Bu, onların inanmaları, sonra küfretmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar (la yefkahun).

    Hasan Basri Çantay

    Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zaahiren) iman etdiler. (Fakat) sonra (kalbleriyle) kafir oldular. Bu yüzden kalblerinin üstüne (küfür) mühr (ü) basıldı. Onun için onlar (imanın hakıykatını) anlamazlar.

    İbni Kesir

    Bu, önce iman edip sonra küfretmiş olmalarındandır. Bunun üzerine kalbleri mühürlenmiştir, artık hiç anlamazlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

    Süleyman Ateş

    (Bu davranışlarının) Sebebi şudur: İnandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun sebebi onların önce inanmaları, sonra kafirlik etmeleridir dipnot 1 . Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur dipnot 2 da artık onlar (gerçekleri) kavrayamazlar dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu durum, kişi tövbe edip kendini düzeltinceye kadar devam eder (Nisa 4/17-18, Furkan 25/68-71). Tövbe etmeyip kendini düzeltmezse cehenneme gider (Al-i İmran 3/86-90).
    3. metne dön, dipnot 3

    Şaban Britch

    Bu, onların iman edip, sonra da küfretmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

    Şaban Piriş

    Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmiş olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıştır. Onun için anlamazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu durumun sebebi şudur: Onlar iman ettiler, sonra küfre saptılar da kalpleri üzerine mühür basıldı. Artık onlar incelikleri anlamazlar.

  4. Münâfikûn suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 4. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا۟ تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ ٱلْعَدُوُّ فَٱحْذَرْهُمْ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

    Mehmet Okuyan

    Onları (münafıkları) gördüğün zaman görünüşleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, sanki giydirilmiş kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da münafıkların özellikleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:8-20; Al-i İmrân 3:152-154, 167-168; Nisâ 4:137-145; Tevbe 9:64-68, 74-87, 97-101; Nûr 24:47-53; Ahzâb 33:12-20; Muhammed 47:29-31; Munâfikûn 63:1-8.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; ve konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: giydirilmiş kalaslar gibidir onlar. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah onları kahretsin: Nasıl da savruluyorlar!

    Muhammed Esed

    Şimdi sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider; ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (sağlam şekilde) dikilmiş kütükler gibi (olduklarına emin görünseler de) her çığlığı kendilerine (yönelik) sanırlar. Onlar (bütün inançlara) düşmandırlar, öyleyse onlara karşı dikkatli ol. (Ve bedduayı hak ederler:) "Allah onları kahretsin!" Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor!

    Ahmed Hulusi

    Onları gördüğünde bedenleri (görünüşleri) hoşuna gider. . . Konuşurlarsa, sözlerini dinlersin. . . Onlar (birbirine) dayandırılmış keresteler (şuursuz bedenler) gibidirler! Her yüksek sesli seslenişi kendi aleyhlerine sanırlar! Onlar düşmandır, onlardan korun! Allah onları öldürsün (anlasınlar hakikat neymiş)! Nasıl da (hakikatlerinden) döndürülüyorlar!

    Ali Bulaç

    Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider. Üstelik konuştukları zaman, söylediklerini dinlersin. Dikilip dayanmış kütükler gibilerdir. Her bağırtının kendilerine karşı olduğunu sanıyorlar. Onlar düşmandır; artık onlardan sakının! Allah, onları yok etsin; nasıl da çevriliyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Onları gördüğünde, bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakının; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!

    Edip Yüksel

    Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen onları gördüğün zaman cisimleri (fiziki görüntüleri) tuhafına gider; konuşurlarsa dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar dayanmış keresteler gibidirler. Her bağırışı aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandırlar, onlardan sakın! Allah gebertsin onları, nereden çevriliyorlar!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen onları gördüğün vakıt cisimleri tuhafına gider ve söylerlerse dediklerine kulak verirsin, sanki "Huşubi müsennede" dayanmış keresteler gibidirler, her sayhayı sanırlar ki aleyhlerindedir, onlar düşmandırlar, onun için onlardan sakın, onları Allah gebertsin nereden çevriliyorlar

    Erhan Aktaş

    Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

    Gültekin Onan

    Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. Tanrı onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olub da (Hakdan) döndürülüyorlar?

    İbni Kesir

    Onlara baktığında; gövdeleri hoşuna gider, konuşurlarsa; sözlerini dinlersin. Onlar giydirilmiş odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. Düşman onlardır, sakın onlardan. Allah, canlarını alsın. Nasıl olup da döndürülüyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları gördüğün zaman cüsseleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

    Süleyman Ateş

    Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?

    Süleymaniye Vakfı

    Onları gördüğünde dış görünüşleri seni hayran bırakır. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki (duvara) dayalı kütükler gibidir. Her yüksek sesi aleyhlerine sanırlar dipnot 1 . Asıl düşman onlardır; öyleyse onlara karşı dikkatli ol! Allah canlarını alsın, bu hale nasıl ve nereden sürükleniyorlar dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir yere dayanmış kütükler, sabitlenmedikleri takdirde yüksek bir sesin titreşimi bile onları yere düşürür. Münafıklar onlara benzerler. Hem Müslümanlar hem de kafirlerle bağlantıları zayıf olduğu için her an gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasından korkarlar (Nisa 4/143, Tevbe 9/64)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları gördüğünde kılık kıyafetleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Oysa duvara dayalı kalas gibidirler dipnot 1 . Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın, nasıl da yalana sürükleniyorlar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir yere dayanmadan duramazlar. Bağlantıları zayıf olduğu için de her an düşebilirler.

    Şaban Britch

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

    Şaban Piriş

    Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları gördüğünde gövdeleri hoşuna gider. Bir şey konuşsalar sözlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmış keresteler/Hint kumaşı giydirilmiş kütük parçaları gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerinde zannederler. Düşmandır onlar; sakın onlardan! Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatıp döndürülüyorlar!

  5. Münâfikûn suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 5. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ لَوَّوْا۟ رُءُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ

    Diyanet İşleri

    O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gelin, Allah'ın Elçisi sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların kibirlenerek uzaklaştıklarını görürsün.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlara: "Gelin, Rasulullah size mağfiret dilesin!" denildiğinde, başlarını çevirirler; ve sen onların küstahça bir kibir içinde çekip gittiklerini görürsün.

    Muhammed Esed

    Çünkü onlara: "Gelin, Allah'ın Elçisi bağışlanmanız için (Allah'a) dua edecek!" dendiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların sahte bir kibirle nasıl çekip gittiklerini görürsün.

    Ahmed Hulusi

    Onlara: "Gelin, Rasulullah sizin için mağfiret dilesin" denildiği vakit, başlarını çevirdiler; sen onların kendini beğenmiş benlik sahipleri olarak yüz çevirdiklerini görürsün.

    Ali Bulaç

    Onlara: "Gelin Allah'ın Resulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin," denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara: Gelin, Allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik onlara, "Gelin; Allah'ın elçisi, sizin için bağışlanma dilesin!" denildiğinde başlarını çevirirler. Ve büyüklük taslayarak, yüz çevirdiklerini görürsün.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, "Geliniz, Allah'ın Peygamberi sizin affınızı dilesin" dendiğinde, sinirlenerek başlarını salladıklarını, yüz çevirip kibirlendiklerini görürsün.

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gelin de ALLAH'ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin" denildiğinde, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak saptıklarını görürsün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'Gelin de ALLAH'ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin,' denildiğinde, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak saptıklarını görürsün.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara: "Gelin Allah'ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin!" denildiği zaman da başlarını bükerler ve görürsün ki büyüklük taslayarak yan çizip giderler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara gelin Resulullah sizin için istiğfar ediversin denildiği zaman da başlarını bükerler ve görürsün ki kibir taslıyarak yan çizer giderler.

    Erhan Aktaş

    Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Resul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Resul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Rasul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.

    Gültekin Onan

    Onlara: "Gelin Tanrı'nın Resulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin" denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara "Gelin, Allahın peygamberi sizin için istiğfar ediversin" denildiği zaman başlarını çevirdiler. Gördün ki onlar (özür dilemeyi bile) kibirlerine yediremeyerek haala yüz döndürüyorlar.

    İbni Kesir

    Onlara; gelin, Allah'ın peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman; başlarını çevirdiler. Ve sen, onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara: "Gelin, Allah'ın Rasûlü sizin için mağfiret dilesin." denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.

    Süleyman Ateş

    Onlara: "Gelin, Allah'ın Elçisi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "Gelin, Allah'ın elçisi sizin için (Allah'tan) bağışlanma dilesin!" denildiğinde başlarını çevirirler. Onların kibirli bir halde uzaklaştıklarını görürsün dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Gelin, Allah'ın elçisi bağışlanmanız için dua etsin" dense başlarını çevirirler. Bakarsın ki kibirli bir halde geri çekiliyorlar.

    Şaban Britch

    Onlara: Gelin, Allah'ın Rasûlü sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Allah'ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin, denildiği zaman başlarını çevirip, büyüklenerek yüz çevirdiklerini görürsün.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, "Hadi gelin, Allah resulü sizin için af dilesin!" dendiğinde kafalarını öteye çevirirler. Ve sen onların böbürlenmiş bir halde dönüp gittiklerini görürsün.

  6. Münâfikûn suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 6. ayet. سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

    Mehmet Okuyan

    Onlara (onlar için) bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah onları elbette bağışlamayacaktır. Şüphesiz ki Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tevbe 9:80.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar için mağfiret dilesen de mağfiret dilemesen de, hiçbir şey değişmez: Allah onları asla bağışlamayacaktır; çünkü Allah yoldan çıkmış bir topluluğa rehberliğini bahşetmez.

    Muhammed Esed

    Onlar için bağışlanma dilemen ile dilememen aynıdır: Allah onları bağışlamayacaktır, çünkü Allah, böyle sapkın bir halka rehberliğini bahşetmez.

    Ahmed Hulusi

    Onlar için mağfiret dilemen yahut dilememen onlara birdir! Allah onları asla mağfiret etmez! Muhakkak ki Allah inancı bozuklar topluluğunu hakikate erdirmez!

    Ali Bulaç

    Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık bir kavme hidayet vermez.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de değişmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Kuşkusuz, Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez. dipnot 515

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 515
      Allah'a ortaklar koşulmasını ve her türlü suç işlemenin önünün açılmasını sağlamak için, ikiyüzlü din sömürgenleri tarafından sürekli söylenen ve bilisiz insanlar tarafından da inanılan, "Muhammed peygamber, Yargı Günü'nde kendi toplumunu kurtarmak için aracılık edecek ve toplumu bağışlanana dek, secdeden başını kaldırmayacak!" söylemlerinin yalan olduğu, bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır. Aynı konu, 9:113 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar için af dilesen de dilemesen de birdir. Çünkü Allah, onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah, böylesi yoldan çıkmış toplumu doğruya iletmez.

    Edip Yüksel

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; ALLAH onları bağışlamayacaktır. ALLAH yoldan çıkmış topluluğu doğruya ulaştırmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; ALLAH onları bağışlamıyacaktır. ALLAH yoldan çıkmış topluluğu doğruya ulaştırmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de haklarında aynıdır; Allah, onları asla bağışlamaz ve Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar için istiğfar etsen de etmesen de aleyhlerinde müsavidir, Allah onlara asla mağfiret etmez ve Allah fasıklar gürühunu doğru yola çıkarmaz

    Erhan Aktaş

    Zaten onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böyle fasık halkı asla doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zaten onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böyle fasık halkı asla doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zaten onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böyle fasıklar dipnot 1 topluluğunu asla doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rasul'ün çağrısına karşı büyüklük taslayarak, çekip giden, günah işlemeyi kanıksamış olan.

    Gültekin Onan

    Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Tanrı, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Tanrı fasıklar kavmine hidayet vermez.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar için ha istiğfar etmişsin, ha onlara istiğfar etmemişsin, haklarında birdir. Allah onları kat'iyyen yarlığamaz. Şübhe yok ki Allah faasıklar güruhuna hidayet etmez.

    İbni Kesir

    Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de birdir. Allah, onları katiyyen bağışlamayacaktır. Muhakkak ki Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet etmez.

    Süleyman Ateş

    Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İster bağışlanmalarını dile ister dileme, fark etmez; Allah onları bağışlayacak değildir. Allah, yoldan çıkmış durumda olanları yola getirmez.

    Şaban Britch

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Allah fasıklar topluluğuna yol göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen onlar için ha af dilemişsin ha dilememişsin. Aleyhlerindeki sonuç aynı kalacaktır. Allah onları asla affetmeyecektir. Çünkü Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele iletmez.

  7. Münâfikûn suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 7. ayet. هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا۟ عَلَىٰ مَنْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّوا۟ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Allah'ın Elçisi'nin yanında bulunanlara infak etmeyin (vermeyin) ki dağılıp gitsinler!" diyenlerdir. dipnot 1 Oysa göklerin ve yerin hazineleri yalnızca Allah'a aittir. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar dünyaya düşkün oldukları için müslümanların da öyle olduğunu sanarak böyle bir teklifte bulunmuşlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, "Rasulullah'ın yanındakilere yardımda bulunmayın ki (etrafından) dağılıp gitsinler" diyen kimselerdir. Bakın, göklerin ve yerin hazineleri Allah'a aittir; fakat münafıklar (bu gerçeği bile) kavramıyorlar.

    Muhammed Esed

    Onlar, (hemşehrilerine): "Allah'ın Elçisi ile birlikte olanlara hiçbir şey vermeyin ki belki o'nu terk et(mek zorunda kal)ırlar" derler. Göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır ama bu gerçeği ikiyüzlüler kavrayamaz.

    Ahmed Hulusi

    Onlar: "Rasulullah'ın yanında olanlara bağışta bulunmayın, böylece dağılıp gitsinler" diyen kimselerdir! Semaların ve arzın hazineleri Allah içindir! Fakat ikiyüzlüler anlayıp kavrayamazlar.

    Ali Bulaç

    Onlar ki: "Allah'ın Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: Allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hâzineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, "Allah'ın elçisi ile birlikte olanlara hiçbir şey vermeyin ki, dağılıp gitsinler!" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yeryüzünün kaynakları, Allah'ın malıdır; fakat ikiyüzlüler anlamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Allah'ın peygamberinin yanında bulunanlara yardım etmeyiniz ki etrafından dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Göklerin ve yerin bütün hazineleri yalnız Allah'ındır. Fakat münafıklar bu gerçeği anlamazlar.

    Edip Yüksel

    Onlar, "ALLAH''ın elçisinin yanında bulunanlara yardım etmeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri ALLAH'a aittir; ama ikiyüzlüler kavrayamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, 'ALLAH''ın elçisinin yanında bulunanlara yardım etmeyin ki dağılıp gitsinler,' diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri ALLAH'a aittir; ama ikiyüzlüler kavrayamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Allah'ın Resulünün yanındakilere nafaka vermeyin ki, dağılsınlar!" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardır ki "Resulullahın yanındakilere nafaka vermeyin taki dağılsınlar" diyorlar. Halbuki Göklerin ve Yerin hazineleri Allahındır ve lakin Münafıklar anlamazlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'ın Resul'ünün yanında bulunanlara, "Yardım etmeyin ki, dağılıp gitsinler." diyenlerdir. Oysa göklerin ve yeryüzünün bütün hazineleri Allah'ındır. Ancak, münafıklar, bu gerçeği kavrayamıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'ın Resul'ünün yanında bulunanlara, "Yardım etmeyin ki, dağılıp gitsinler." diyenlerdir. Oysa göklerin ve yeryüzünün bütün hazineleri Allah'ındır. Ancak, münafıklar, bu gerçeği kavrayamıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın Rasul'ünün yanında bulunanlara, "Yardım etmeyin ki, dağılıp gitsinler." diyenlerdir. Oysa göklerin ve yeryüzünün bütün hazineleri Allah'ındır. Ancak, münafıklar, bu gerçeği kavrayamıyorlar.

    Gültekin Onan

    Onlar ki: "Tanrı'nın Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler" derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Tanrı'nındır. Ancak münafıklar kavramazlar (la yefkahun).

    Hasan Basri Çantay

    Onlar öyle kimselerdir ki "Allahın peygamberi nezdinde bulunan kimseleri beslemeyin. Taki dağılıb gitsinler" diyorlardı. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allahındır. Fakat o münafıklar ince anlamazlar.

    İbni Kesir

    Onlar öyle kimselerdir ki; Allah'ın peygamberinin yanında bulunanlar için hiç bir şey infak etmeyin de dağılıp gitsinler, derler. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ama o münafıklar, bunu anlamazlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar; "Allah’ın Rasûlünün yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler." diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar anlayamazlar.

    Süleyman Ateş

    Onlar öyle kimselerdir ki: "Allah'ın Elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, şu sözü söyleyebilen kimselerdir: "Allah'ın elçisinin yanında yer alanlara bir şey vermeyin ki dağılsınlar!" Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama münafıklar bunu anlamazlar.

    Şaban Britch

    Onlar; "Allah’ın Rasûlünün yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır ama münafıklar anlayamazlar.

    Şaban Piriş

    Onlar; -Allah'ın Resulünün yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır; ama münafıklar anlayamazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar: "Allah resulünün yanındakilere infak edip bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler!" diyen kişilerdir. Oysaki göklerin ve yerin hazineleri, Allah'ın tekelindedir. Ama münafıklar bunu anlamazlar.

  8. Münâfikûn suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Münâfikûn suresi, 8. ayet. يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَآ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ ٱلْأَعَزُّ مِنْهَا ٱلْأَذَلَّ وَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَٰكِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Şüphesiz ki Medine'ye dönersek, üstün olan (taraf), zayıf olanı mutlaka oradan çıkaracaktır!" diyorlardı. (Oysa) itibar yalnızca Allah'a, Elçisine ve müminlere aittir fakat münafıklar (bunu) bilmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Şehre döndüğümüzde şerefli olan (biz)ler şerefsiz olanları oradan elbet sürüp çıkaracaktır" diyorlar. Ama şeref Allah'a, O'nun Rasulüne ve mü'minlere aittir: gel gör ki, ikiyüzlüler (bunu bile) bilmiyorlar.

    Muhammed Esed

    (Ve) onlar: "Kente döndüğümüzde şan şeref sahibi olan (biz)ler, zavallı biçareleri oradan sürüp atacaktır!" derler. Ama asıl şeref, Allah'a, O'nun Elçisi'ne ve inananlara aittir ama ikiyüzlüler bunun farkında değiller.

    Ahmed Hulusi

    (O ikiyüzlü) dedi ki: "Andolsun ki eğer Medine'ye geri dönersek, en Aziyz olan, en zelil olanı oradan mutlaka çıkaracaktır!" Oysa izzet Allah'ındır, Rasulünündür ve iman edenlerindir. Ne var ki ikiyüzlüler bilemezler!

    Ali Bulaç

    Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resulü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, "Kente döndüğümüzde, güçlü olanlar, güçsüz olanları oradan çıkaracak!" diyenlerdir. dipnot 516 Oysa onur ve güç, Allah'ın, O'nun elçisinin ve inananlarındır; fakat ikiyüzlüler bilmezler.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 516
      Kent anlamına gelen Medine sözcüğü, kimi çevirilerde Medine kenti olarak yazılmıştır. Kur'an'da, Medine kenti, yalnızca 33:13 ayetinde ve "Yesrib" ismiyle bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki, asıl üstünlük ancak Allah, Peygamber'i ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.

    Edip Yüksel

    "Kente dönersek, üstün olanlar alçakları çıkaracaktır" diyorlar. Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve iman edenlere aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bilmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kente dönersek, üstün olanlar alçakları çıkaracaktır,' diyorlar. Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve inananlara aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bilmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Diyorlar ki: "Eğer Medine'ye dönersek, herhalde en güçlü, en şerefli olan en zayıf olan alçağı oradan çıkaracaktır." Oysa güç, haysiyet Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir, fakat münafıklar bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diyorlar ki: eğer Medineye dönersek herhalde eazz olan oradan ezell olanı çıkaracaktır, halbuki izzet, Allahın ve Resulünün ve mü'minlerindir ve lakin Münafıklar bilmezler.

    Erhan Aktaş

    "Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa izzet; dipnot 1 Allah'ın, O'nun Resul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa izzet; Allah'ın, O'nun Resul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa güç, üstünlük ve onur; Allah'ın, O'nun Rasul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.

    Gültekin Onan

    Derler ki: "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır. Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Tanrı'nın, O'nun Resulü'nün ve inançlılarındır. Ancak münafıklar bilmiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Eğer Medineye dönersek, andolsun, en şerefli ve kuvvetli olan (ımız) oradan en hakıyr (ve zaif) olanı muhakkak çıkaracakdır" diyorlardı. Halbuki şeref, kuvvet ve gaalibiyyet Allahındır, peyğamberinindir, müminlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Onlar; şayet Medine'ye dönersen, andolsun ki; şerefli ve kuvvetli olanlar, zayıf olanları oradan muhakkak çıkaracaktır, diyorlardı. Oysa izzet Allah' ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar, bunu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Medine’ye dönersek güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır." diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun Rasûlünün ve Müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.

    Süleyman Ateş

    Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Beni Mustalik savaşında) Şunu bile demişlerdi: "Hele Medine'ye dönelim; biz üstünler, o alçakları elbette sürüp çıkaracağız." Oysa üstünlük Allah'tadır, elçisindedir ve inanıp güvenenlerdedir. Ama münafıklar bunu bilmezler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıp güveniyorsanız en üstün olan, sizlersiniz. "(Al-i İmran 3/139)

    Şaban Britch

    "Medine’ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır" diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun rasûlünün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.

    Şaban Piriş

    -Medine'ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır, diyorlar. Oysa güç Allah'a, Resulü'ne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bilmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle derler: "Eğer Medine'ye dönersek, yemin olsun ki, itibarlı ve baskın olan, ezik ve zayıf olanı oradan çıkaracaktır!" Güç ve itibar Allah'a, onun resulüne ve iman sahiplerine özgüdür. Ama münafıklar bunu bilmezler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.