Diyanet İşleri
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Münâfikûn suresi
Münâfikûn suresi, 5. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ لَوَّوْا۟ رُءُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ
veiẕâ ḳîle lehüm te`âlev yestagfir leküm rasûlü-llâhi levvev ruûsehüm veraeytehüm yeṣuddûne vehüm müstekbirûn.
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3
Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Onlar, "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
5. “Onlara” bu münâfıklara: “Gelin de Allah Rasûlü sizin için” yaptıklarınızdan ötürü hallerinizin düzelmesi ve amellerinizin kabul edilmesi için “mağfiret dilesin, denildiğinde” bunu şiddetle ve alabildiğine reddedip Rasûlün dua etmesini istemeyi kabul etmeyerek “başlarını çevirirler ve sen onların” azgınlık ve inatları sebebi ile hakka uymak istemeyip “büyüklenerek” nefret içinde haktan “yüz çevirdiklerini görürsün.”
İşte Allah Rasûlünden kendilerine dua etmesini istemeye çağrıldıkları vakit onların hali budur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O münafıklara; "Yaptıklarınızdan özür dileyerek Allah'ın resulüne gelin de sizin günahlarınız için Allah'tan mağfiret dilesin." denildiği zaman onlar alay ederek başlarını çevirirler. Sen onların emrolundukları hakkı kabul edip, ona boyun eğmekten büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Aynı kök: لوي (5 geçiş)
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…
Aynı kök: لوي (5 geçiş)
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…
Aynı kök: لوي (5 geçiş)
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…
Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)
Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
Aynı kök: راس (18 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
"Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim…
Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz"…
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara "Gelin, Allah'ın Elçisi sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların kibirlenerek uzaklaştıklarını görürsün.
Ve onlara: "Gelin, Rasulullah size mağfiret dilesin!" denildiğinde, başlarını çevirirler; ve sen onların küstahça bir kibir içinde çekip gittiklerini görürsün.
Çünkü onlara: "Gelin, Allah'ın Elçisi bağışlanmanız için (Allah'a) dua edecek!" dendiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların sahte bir kibirle nasıl çekip gittiklerini görürsün.
Onlara: "Gelin, Rasulullah sizin için mağfiret dilesin" denildiği vakit, başlarını çevirdiler; sen onların kendini beğenmiş benlik sahipleri olarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara: "Gelin Allah'ın Resulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin," denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.
Onlara: Gelin, Allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Üstelik onlara, "Gelin; Allah'ın elçisi, sizin için bağışlanma dilesin!" denildiğinde başlarını çevirirler. Ve büyüklük taslayarak, yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara, "Geliniz, Allah'ın Peygamberi sizin affınızı dilesin" dendiğinde, sinirlenerek başlarını salladıklarını, yüz çevirip kibirlendiklerini görürsün.
Onlara, "Gelin de ALLAH'ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin" denildiğinde, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak saptıklarını görürsün.
Onlara, 'Gelin de ALLAH'ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin,' denildiğinde, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak saptıklarını görürsün.
Onlara: "Gelin Allah'ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin!" denildiği zaman da başlarını bükerler ve görürsün ki büyüklük taslayarak yan çizip giderler.
Onlara gelin Resulullah sizin için istiğfar ediversin denildiği zaman da başlarını bükerler ve görürsün ki kibir taslıyarak yan çizer giderler.
Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Resul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.
Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Resul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.
Ve onlara, "Gelin, Allah'ın Rasul'ü sizin için bağışlanma dilesin." dendiği zaman; tersleyerek, büyüklük taslayıp, çekip gittiklerini görürsün.
Onlara: "Gelin Tanrı'nın Resulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin" denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.
Onlara "Gelin, Allahın peygamberi sizin için istiğfar ediversin" denildiği zaman başlarını çevirdiler. Gördün ki onlar (özür dilemeyi bile) kibirlerine yediremeyerek haala yüz döndürüyorlar.
Onlara; gelin, Allah'ın peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman; başlarını çevirdiler. Ve sen, onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.
Onlara: "Gelin, Allah'ın Rasûlü sizin için mağfiret dilesin." denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara: "Gelin, Allah'ın Elçisi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara: "Gelin, Allah'ın elçisi sizin için (Allah'tan) bağışlanma dilesin!" denildiğinde başlarını çevirirler. Onların kibirli bir halde uzaklaştıklarını görürsün dipnot 1 .
"Gelin, Allah'ın elçisi bağışlanmanız için dua etsin" dense başlarını çevirirler. Bakarsın ki kibirli bir halde geri çekiliyorlar.
Onlara: Gelin, Allah'ın Rasûlü sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara: -Allah'ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin, denildiği zaman başlarını çevirip, büyüklenerek yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlara, "Hadi gelin, Allah resulü sizin için af dilesin!" dendiğinde kafalarını öteye çevirirler. Ve sen onların böbürlenmiş bir halde dönüp gittiklerini görürsün.
When they -the hypocrites- are told to come back to the Messenger to invoke, on their behalf Allah's mercy and forgiveness, they turn their heads in contempt and you see them objecting with inordinate self- esteem.
They turn their heads away in disdain when they are told, ‘Come, so that the Messenger of God may ask forgiveness for you,’ and you see them walking away arrogantly.
And when it is said to them, "Come, the Messenger of Allah will pray for your forgiveness", they turn aside their heads, and thou wouldst see them turning away their faces in arrogance.
When it is said to them: "Come, Allah's Messenger will seek forgiveness for you," they (contemptuously) shake their heads and you see them holding back in pride. dipnot 1
When they are told, ‘Come, and the Messenger of Allah will ask forgiveness for you,’ they turn their heads and you see them turn away in haughty arrogance.
And when it is said to them: "Come, so that the Messenger of Allâh may ask forgiveness from Allâh for you," they twist their heads, and you would see them turning away their faces in pride.[1]
When they are told, ‘Come, that Allah’s Apostle may plead for forgiveness for you,’ they twist their heads, and you see them turn away while they are disdainful.
And when it is said to them, `Come so that the Messenger of Allâh may ask forgiveness for you,' they turn their heads aside (by way of refusal and out of scorn and pride). And you see them keeping others (also) back, while they swell big with pride.
And when it is said to them, 'Come now, and God's Messenger will ask forgiveness for you,' they twist their heads, and thou seest them turning their faces away, waxing proud.
When people advise them to ask the messenger of God to beg God’s forgiveness for them, they make cutting remarks which indicate their false pride.
And when it is said to them, 'Come, and the Apostle of God will ask forgiveness for you!' they turn away their heads, and thou mayest see them turning away since they are so big with pride!
If they are told: "Come and let the messenger of God ask for your forgiveness," they turn aside their heads, and you see them walking away in pride.
And when it is said unto them, come, that the apostle of God may ask pardon for you; they turn away their heads, and thou seest them retire big with disdain.
And when it is said to them, "Come, the Messenger of Allah will ask forgiveness for you", they turn back their heads and you may see them turning away while they are inflated with pride.
And when it is said to them, "Come. The Messenger of Allah will ask forgiveness for you, " they twist their heads, and you see them barring (themselves), and they are waxing proud.
And when it is said unto them: Come! The messenger of Allah will ask forgiveness for you! they avert their faces and thou seest them turning away, disdainful.
When you tell them: "Come, let the Apostle of God ask forgiveness for you," they turn their heads, and you see them turning away with arrogance.
for, when they are told, "Come, the Apostle of God will pray [unto God] that you be forgiven", they turn their heads away, and thou canst see how they draw back in their false pride.
When it is said to them, "Come! The Messenger of Allah will pray for you to be forgiven," they turn their heads ˹in disgust˺, and you see them ˹O Prophet˺ turn away in arrogance.
And if they are told: "Come and let the messenger of God ask for your forgiveness, " they turn aside their heads, and you see them walking away in pride.
When they are told, "Come let the messenger of GOD pray for your forgiveness," they mockingly turn their heads, and you see them repel others and act arrogantly.
And when it is said to them, "Come, the Messenger of Allah will ask forgiveness for you," they turn their heads aside and you see them evading while they are arrogant.
And when it is said to them: “Come, the messenger of God will ask forgiveness for you,” they turn aside their heads; and thou seest them turning away, waxing proud.
And when it is said to them, "Come! Allah's Messenger will ask for your forgiveness", they shake their heads, and you see them pause, and then draw back in false pride.
And when it is said to them, "Come, that the Messenger of Allah may pray for your forgiveness (from Allah) for you," they turn aside their heads, and you could see them turning away their faces in arrogance.
And when it is said to them, "Come on, so that Allah’s Messenger may pray for your forgiveness", they twist their heads (in aversion), and you see them turning away in arrogance.
And if they are told: "Come and let the messenger of God ask for your forgiveness," they turn aside their heads, and you see them walking away in pride.