Münâfikûn suresi

Münâfikûn suresi, 4. ayet

Münâfikûn suresi, 4. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا۟ تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ ٱلْعَدُوُّ فَٱحْذَرْهُمْ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

veiẕâ raeytehüm tü`cibüke ecsâmühüm. veiy yeḳûlû tesma` liḳavlihim. keennehüm ḫuşübüm müsennedeh. yaḥsebûne külle ṣayḥatin `aleyhim. hümü-l`adüvvu faḥẕerhüm. ḳâtelehümü-llâh. ennâ yü'fekûn.

Diyanet İşleri

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Münâfikûn 1–7 · surenin 4. ayeti / 11

Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3

  1. Münâfikûn 1

    (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

  2. Münâfikûn 2

    Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  3. Münâfikûn 3

    Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

  4. 4

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

  5. Münâfikûn 5

    O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

  6. Münâfikûn 6

    Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

  7. Münâfikûn 7

    Onlar, "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “Onları gördüğün zaman” görünüşlerinin güzelliği ve göz alıcılığı dolayısı ile “kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa” güzel konuştuklarından dolayı onları dinlemekten hoşlanır ve “sözlerini dinlersin.”

Dış görünüşleri de sözleri de beğenilecek durumdadır. Fakat bunun ötesinde üstün bir ahlâkları, doğru yol üzere yürümek namına hiçbir faziletleri yoktur. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır:

"Halbuki onlar duvara yaslanmış odun gibidirler” hiçbir faydası bulunmayan, katıksız zarardan başka bir şey ifade etmeyen kimselerdir.

"Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar.” Bu ise korkaklıklarından ve kalplerindeki zayıflık ve şüpheden dolayıdır. Çünkü içlerindeki gerçek niyetlerin fark edilmesinden korkarlar.

İşte “asıl düşmanlar onlardır.” Gerçek düşmanlar bunlardır. Çünkü açık ve meydanda olan düşmanın durumu, fark edilemeyen, gizlice hile ve tuzak kuran, apaçık düşman olduğu halde dost olduğunu iddia eden düşmandan daha kolaydır.

"O halde onlara karşı önlemini al. Allah kahretsin onları! Nasıl da döndürülüyorlar?” Açık delilleri ortaya konulduktan ve belirgin özellikleri netlik kazandıktan sonra nasıl olur da İslâm dininden, kendilerine hüsran ve bedbahtlıklarını artırmaktan başka fayda sağlamayan küfre nasıl dönüyorlar?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey münafıklara bakan kimse!- Onları gördüğün zaman şekillerinin güzelliğinden ve üzerinde bulundukları nimetlerden dolayı cüsseleri hoşuna gider. Eğer konuşurlarsa, sözlerinin içerdiği belagatten dolayı onları dinlersin. -Ey Resul!- Onlar senin meclisinde sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Korkaklıklarından dolayı her sesin kendilerini hedef aldığını sanırlar. Onlar, gerçekten düşmandırlar. -Ey Peygamber!- Onların sana tuzak kurmalarından sakın. Allah onlara lanet etsin. Delillerin açık ve anlaşılırlığına rağmen nasıl da imandan uzaklaşıyorlar!

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. رَأَيْتَهُمْ raeytehum onları gördüğün kök: راي
  3. تُعْجِبُكَ tua'cibuke hoşuna gider kök: عجب
  4. أَجْسَامُهُمْ ۖ ecsamuhum cisimleri kök: جسم
  5. وَإِن ve in ve eğer
  6. يَقُولُوا۟ yekulu konuşsalar kök: قول
  7. تَسْمَعْ tesmea' dinlersin kök: سمع
  8. لِقَوْلِهِمْ ۖ likavlihim sözlerini kök: قول
  9. كَأَنَّهُمْ keennehum onlar gibidirler
  10. خُشُبٌۭ huşubun odunlar kök: خشب
  11. مُّسَنَّدَةٌۭ ۖ musennedetun dayatılmış kök: سند
  12. يَحْسَبُونَ yehsebune sanırlar kök: حسب
  13. كُلَّ kulle her kök: كلل
  14. صَيْحَةٍ sayhatin bağırtıyı kök: صيح
  15. عَلَيْهِمْ ۚ aleyhim kendi aleyhlerinde
  16. هُمُ humu onlar
  17. ٱلْعَدُوُّ l-aduvvu düşmandır kök: عدو
  18. فَٱحْذَرْهُمْ ۚ fehzerhum onlardan sakın kök: حذر
  19. قَـٰتَلَهُمُ katelehumu onları kahretsin kök: قتل
  20. ٱللَّهُ ۖ llahu Allah kök: اله
  21. أَنَّىٰ enna nasıl da? kök: اني
  22. يُؤْفَكُونَ yu'fekune döndürülüyorlar kök: افك

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جسم (2 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan…

  • Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…

  • Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat…

  • Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O'ndan) nasıl…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onları (münafıkları) gördüğün zaman görünüşleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, sanki giydirilmiş kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'da münafıkların özellikleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:8-20; Al-i İmrân 3:152-154, 167-168; Nisâ 4:137-145; Tevbe 9:64-68, 74-87, 97-101; Nûr 24:47-53; Ahzâb 33:12-20; Muhammed 47:29-31; Munâfikûn 63:1-8.

Mustafa İslamoğlu

Sen onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; ve konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: giydirilmiş kalaslar gibidir onlar. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah onları kahretsin: Nasıl da savruluyorlar!

Muhammed Esed

Şimdi sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider; ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (sağlam şekilde) dikilmiş kütükler gibi (olduklarına emin görünseler de) her çığlığı kendilerine (yönelik) sanırlar. Onlar (bütün inançlara) düşmandırlar, öyleyse onlara karşı dikkatli ol. (Ve bedduayı hak ederler:) "Allah onları kahretsin!" Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor!

Ahmed Hulusi

Onları gördüğünde bedenleri (görünüşleri) hoşuna gider. . . Konuşurlarsa, sözlerini dinlersin. . . Onlar (birbirine) dayandırılmış keresteler (şuursuz bedenler) gibidirler! Her yüksek sesli seslenişi kendi aleyhlerine sanırlar! Onlar düşmandır, onlardan korun! Allah onları öldürsün (anlasınlar hakikat neymiş)! Nasıl da (hakikatlerinden) döndürülüyorlar!

Ali Bulaç

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?

Ali Rıza Safa

Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider. Üstelik konuştukları zaman, söylediklerini dinlersin. Dikilip dayanmış kütükler gibilerdir. Her bağırtının kendilerine karşı olduğunu sanıyorlar. Onlar düşmandır; artık onlardan sakının! Allah, onları yok etsin; nasıl da çevriliyorlar?

Bayraktar Bayraklı

Onları gördüğünde, bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakının; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!

Edip Yüksel

Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen onları gördüğün zaman cisimleri (fiziki görüntüleri) tuhafına gider; konuşurlarsa dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar dayanmış keresteler gibidirler. Her bağırışı aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandırlar, onlardan sakın! Allah gebertsin onları, nereden çevriliyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen onları gördüğün vakıt cisimleri tuhafına gider ve söylerlerse dediklerine kulak verirsin, sanki "Huşubi müsennede" dayanmış keresteler gibidirler, her sayhayı sanırlar ki aleyhlerindedir, onlar düşmandırlar, onun için onlardan sakın, onları Allah gebertsin nereden çevriliyorlar

Erhan Aktaş

Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!

Gültekin Onan

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. Tanrı onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

Hasan Basri Çantay

Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olub da (Hakdan) döndürülüyorlar?

İbni Kesir

Onlara baktığında; gövdeleri hoşuna gider, konuşurlarsa; sözlerini dinlersin. Onlar giydirilmiş odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. Düşman onlardır, sakın onlardan. Allah, canlarını alsın. Nasıl olup da döndürülüyorlar.

Mehmet Alagaş

(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları gördüğün zaman cüsseleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

Süleyman Ateş

Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?

Süleymaniye Vakfı

Onları gördüğünde dış görünüşleri seni hayran bırakır. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki (duvara) dayalı kütükler gibidir. Her yüksek sesi aleyhlerine sanırlar dipnot 1 . Asıl düşman onlardır; öyleyse onlara karşı dikkatli ol! Allah canlarını alsın, bu hale nasıl ve nereden sürükleniyorlar dipnot 2 !

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Herhangi bir yere dayanmış kütükler, sabitlenmedikleri takdirde yüksek bir sesin titreşimi bile onları yere düşürür. Münafıklar onlara benzerler. Hem Müslümanlar hem de kafirlerle bağlantıları zayıf olduğu için her an gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasından korkarlar (Nisa 4/143, Tevbe 9/64)
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları gördüğünde kılık kıyafetleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Oysa duvara dayalı kalas gibidirler dipnot 1 . Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın, nasıl da yalana sürükleniyorlar!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir yere dayanmadan duramazlar. Bağlantıları zayıf olduğu için de her an düşebilirler.

Şaban Britch

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

Şaban Piriş

Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları gördüğünde gövdeleri hoşuna gider. Bir şey konuşsalar sözlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmış keresteler/Hint kumaşı giydirilmiş kütük parçaları gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerinde zannederler. Düşmandır onlar; sakın onlardan! Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatıp döndürülüyorlar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If you see them you admire their physical or material frames, their looks speak affection and their discourse speaks their presence, and when they speak they speak all cream, skimmed, and they speak sense that you cannot help but open to them your heart's ears, while in effect their words are flattering and hollow, devoid of belief, just as hollow stems of trees are devoid of life. Prompted by sense of quiet and by anxiety for their safety, they are vulnerable and susceptible to a physical force, they are susceptible to a loud cry be it uttered in approbation or denunciation. They are the avowed enemy; beware of them; Allah condemns them in as much as they are worth. How could they deviate from the path of righteousness to the path of vanity!

Abdul Haleem

When you see them [Prophet], their outward appearance pleases you; when they speak, you listen to what they say. But they are like propped-up tim-bers––they think every cry they hear is against them––and they are the enemy. Beware of them. May God confound them! How devious they are!

Abdullah Yusuf Ali

When thou lookest at them, their exteriors please thee; and when they speak, thou listenest to their words. They are as (worthless as hollow) pieces of timber propped up, (unable to stand on their own). They think that every cry is against them. They are the enemies; so beware of them. The curse of Allah be on them! How are they deluded (away from the Truth)!

Abul A'la Maududi

When you look at them, their persons are pleasing, and when they speak, you pay heed to what they say. dipnot 1 But in truth they are (merely) beams of timber propped-up (against a wall). dipnot 2 They consider every shout they hear to be directed against them. dipnot 3 They are your utter enemies; dipnot 4 guard against them. dipnot 5 May Allah do away with them! dipnot 6 How are they being turned away (from the Truth)? dipnot 7

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Abdullah bin Abbas has stated that Abdullah bin Ubayy was a strongly built, healthy, handsome and smoothtongued person, and the same was the case with most of his companions. They were all the nobles of Al-Madinah. When they came to sit in the Prophet’s (peace be upon him) assembly, they would sit reclining on cushions against the walls and would talk agreeably and convincingly. From their outward appearance and manner of speech no one could imagine that those honorable people of the city would be so wretched and degraded in their character.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, those who sit reclining on cushions against the walls, are not but but pieces of timber. Comparing them to timber is meant to imply that they are devoid of the moral sense which is the essence of humanity. Then by comparing them to blocks of timber propped up against the wall, it has also been pointed out that they are absolutely worthless, for the timber would be useful only when it has been utilized in making of a ceiling, or a door frame, or a piece of furniture. A block of timber that has just been placed against a wall serves no useful purpose at all.
  3. metne dön, dipnot 3
    This brief sentence portrays the state of their guilty conscience. Since they fully knew what game of hypocrisy they were playing under the screen of their superficial faith, they always remained in a state of alarm, thinking as to when the secret of their treason might be exposed, or the believers might feel disgusted with their evil deeds and machinations and take them to task for them. If ever a cry was raised anywhere in the city, or a noise was heard; they immediately grew alarmed and thought it was directed against themselves.
  4. metne dön, dipnot 4
    In other words, these hidden enemies are more dangerous than the open enemies.
  5. metne dön, dipnot 5
    That is, do not be deceived by their outward appearances. Beware of them, for they can deceive you at any moment.
  6. metne dön, dipnot 6
    This is not a curse but a declaration of the verdict about them by Allah that they have become worthy of His punishment and He will certainly inflict His punishment on them. It is also possible that Allah may not have used these words in their literal sense but in the meaning of a curse and condemnation according to Arabic idiom.
  7. metne dön, dipnot 7
    It has not been pointed out as to who perverts them from belief to hypocrisy. This by itself makes it clear that there is not one but many factors responsible for their perversion. There is Satan, there are their evil friends, and there are their own selfish motives. Someone’s wife or children become his motive, and someone is driven to perversion by the evil ones in his society, or by jealousy, spite and pride.

Aisha Bewley

When you see them, their outward form appeals to you, and if they speak you listen to what they say. But they are like propped-up planks of wood. They imagine every cry to be against them. They are the enemy, so beware of them. Allah fight them! How they are perverted!

Al-Hilali & Khan

And when you look at them, their bodies please you; and when they speak, you listen to their words. They are as blocks of wood propped up. They think that every cry is against them. They are the enemies, so beware of them. May Allâh curse them! How are they denying (or deviating from) the Right Path?

Ali Quli Qarai

When you see them, their bodies impress you, and if they speak, you listen to their speech. Yet they are like dry logs set reclining [against a wall]. They suppose every cry is directed against them. They are the enemy, so beware of them. May Allah assail them, where do they stray?!

Amatul Rahman Omar

When you see them, their (handsome) figures please you, and if they speak (a masked and polished speech), you listen to their speech. (They look) as though they were wooden statues clad in garments. They think every loud cry is one (raised) against them. They themselves are (your) enemies (in reality), so beware of them. May Allâh ruin them! To what (perversities) are they being turned away (from the Truth)?

Arthur John Arberry

When thou seest them, their bodies please thee; but when they speak, thou listenest to their speech, and it is as they were propped-up timbers. They think every cry is against them. They are the enemy; so beware of them. God assail them! How they are perverted!

Bijan Moeinian

When you meet the hypocrites, their appearance pleases you. When you listen to them, however, you detect their true nature which is as worthless of a hollow timber dressed up. They are suspicious of any spoken word and take it personally. They are the enemies of Islam; beware of them as they carry the curse of their Lord.

E. Henry Palmer

And when thou seest them, their persons please thee; but if they speak, thou listenest to their speech: they are like timber propped up: they reckon every noise against them! They are the foe, so beware of them!- God fight against them, how they lie!

Edip-Layth

When you see them, you are impressed by their physical stature; and when they speak, you listen to their eloquence. They are like blocks of wood propped up. They think that every call is against them. These are the enemies, so beware of them. May God condemn them; they have deviated.

George Sale

When thou beholdest them, their persons please thee: And if they speak, thou hearest their discourse with delight. They resemble pieces of timber set up against a wall. They imagine every shout to be against them. They are enemies; wherefore beware of them. God curse them: How are they turned aside from the truth!

Hamid S. Aziz

And when you see them, their persons will please you, and if they speak, you will listen to their speech; they are like big pieces of wood clad with garments. They think every cry to be against them. They are the enemy, therefore beware of them; the curse of Allah be on them. How perverted they are!

Mahmoud Ghali

And when you see them, you admire their figures; and in case they speak, you hear their speech as if they were propped-up timbers. They reckon every shout is against them. They are the enemy, so beware of them. Allah assail them! However are they diverged (from the Truth)!

Marmaduke Pickthall

And when thou seest them their figures please thee; and if they speak thou givest ear unto their speech. (They are) as though they were blocks of wood in striped cloaks. They deem every shout to be against them. They are the enemy, so beware of them. Allah confound them! How they are perverted!

Mohamed Ahmed - Samira

Pleasing seem their persons when you look at them; and when they talk, you listen to their speech. Yet they are like the wooden panelling of a wall. They imagine every rebuke to be directed against them. They are the enemies, beware of them. May God damn them, how pervert are they!

Muhammad Asad

Now when thou seest them, their outward appearance may please thee; and when they speak, thou art inclined to lend ear to what they say. [But though they may seem as sure of themselves] as if they were timbers [firmly] propped up, they think that every shout is [directed] against them. They are the [real] enemies [of all faith], so beware of them. [They deserve the imprecation,] "May God destroy them!" How perverted are their minds!

Mustafa Khattab

When you see them, their appearance impresses you. And when they speak, you listen to their ˹impressive˺ speech. But they are ˹just˺ like ˹worthless˺ planks of wood leaned ˹against a wall˺. They think every cry is against them. They are the enemy, so beware of them. May Allah condemn them! How can they be deluded ˹from the truth˺?

Progressive Muslims

And when you see them, you are impressed by their physical stature; and when they speak, you listen to their eloquence. They are like blocks of wood propped-up. They think that every call is intended for them. These are the enemies, so beware of them. May God condemn them; they have deviated.

Rashad Khalifa

When you see them, you may be impressed by their looks. And when they speak, you may listen to their eloquence. They are like standing logs. They think that every call is intended against them. These are the real enemies; beware of them. GOD condemns them; they have deviated.

Sahih International

And when you see them, their forms please you, and if they speak, you listen to their speech. [They are] as if they were pieces of wood propped up - they think that every shout is against them. They are the enemy, so beware of them. May Allah destroy them; how are they deluded?

Sam Gerrans

And when thou seest them, their forms please thee; and if they speak, thou listenest to their speech as if they were propped up pieces of dry wood. They think every blast is against them. They are the enemy; so beware thou of them. May God curse them! How are they deluded!

Shabbir Ahmed

Now when you see them, their looks may impress you. And if they speak, you are inclined to listen to their speech. But they are like wooden logs propped up. (Empty of inner strength unable to stand on their own feet). They think that every call is directed against them. These are the real enemies, so beware of them. Allah condemns them. They are far deviated.

Syed Vickar Ahamed

And when you look at them, their bodies (that they show) please you; And when they speak, you listen to their words. They are like blocks of wood propped up, (unable to stand by themselves). They think that every cry is against them. They are the enemies, so (keep yourselves) beware of them. May the curse of Allah be on them! How are they deluded (away from the right truth).

Taqi Usmani

And if you see them, their physiques would attract you, and if they speak, you would (like to) listen to their speech (because of their eloquence). (Yet, being devoid of substance,) it is as if they were propped up beams of timber. They deem every shout (they hear) to be against them (out of cowardice). They are the enemy; so beware of them. May Allah destroy them. How perverted are they!

The Monotheist Group

And when you see them, you are impressed by their physical stature; and when they speak, you listen to their eloquence. They are like blocks of wood propped-up. They think that every call is intended for them. These are the enemies, so beware of them. May God condemn them; they have deviated.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩