Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 29. ayet

Ahkâf suresi, 29. ayet. وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ

veiẕ ṣarafnâ ileyke neferam mine-lcinni yestemi`ûne-lḳur'ân. felemmâ ḥaḍarûhü ḳâlû enṣitû. felemmâ ḳuḍiye vellev ilâ ḳavmihim münẕirîn.

Diyanet İşleri

Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 26–32 · surenin 29. ayeti / 35

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret Ahkâf 29–35 3

  1. Ahkâf 26

    Andolsun, size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

  2. Ahkâf 27

    Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye ayetleri tekrar tekrar açıkladık.

  3. Ahkâf 28

    Allah'ı bırakıp O'na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.

  4. 29

    Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

  5. Ahkâf 30

    Dediler ki: "Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik."

  6. Ahkâf 31

    "Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın."

  7. Ahkâf 32

    Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. Yüce Allah, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i insanlarıyla, cinleriyle bütün mükelleflere peygamber olarak göndermişti. Nübüvvet ve risâlet davasının, bunların hepsine tebliğ edilmesi gerekiyordu.

Peygamber’in insanlara davette bulunması, onları korkutup uyarması mümkün bir şeydi.

Cinlere gelince Yüce Allah, kudretiyle onları kendisine doğru yönlendirmiş ve cinlerden bir kesimin ona gitmesini sağlamıştı: “Hani cinlerden bir grubu Kur’ân’ı dinlesinler diye sana yöneltmiş idik. Onu (dinlemek için yanına) geldiklerinde: “Susup dinleyin” dediler.” Birbirlerine bunu tavsiye ettiler.

(Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından Kur’ân’ın) “(okunması) bitince de” onlar, Kur’ân’ı bellemiş ve ondan etkilenmişler bir halde “birer uyarıcı olarak” onlara samimiyetle öğüt veren, onlara karşı delil ortaya koyan kimseler olarak “kavimlerinin yanına döndüler.”

Allah, onları Rasûlünün davetinin cinler arasında yayılması için adeta yardımcı kılmıştı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Hani cinlerden bir grubu, sana indirilen Kur’an'ı dinlemeleri için yöneltmiştik. Onlar; Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca birbirlerine şöyle dediler: "Susun ki, onu güzelce dinleyelim." Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an okumayı bitirince, bu Kur'an'a iman etmezlerse, Allah'ın kendilerini uğratacağı azabı ile uyarmak üzere kavimlerine dönmüşlerdi.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz bir zaman
  2. صَرَفْنَآ sarafna yöneltmiştik kök: صرف
  3. إِلَيْكَ ileyke sana
  4. نَفَرًۭا neferan bir topluluğu kök: نفر
  5. مِّنَ mine -den
  6. ٱلْجِنِّ l-cinni cinler- kök: جنن
  7. يَسْتَمِعُونَ yestemiune dinlemek üzere kök: سمع
  8. ٱلْقُرْءَانَ l-kurane Kur'an kök: قرا
  9. فَلَمَّا fe lemma zaman
  10. حَضَرُوهُ haderuhu ona geldikleri kök: حضر
  11. قَالُوٓا۟ kalu dediler kök: قول
  12. أَنصِتُوا۟ ۖ ensitu susun (dinleyin) kök: نصت
  13. فَلَمَّا fe lemma zaman da
  14. قُضِىَ kudiye bitirildiği kök: قضي
  15. وَلَّوْا۟ vellev döndüler kök: ولي
  16. إِلَىٰ ila
  17. قَوْمِهِم kavmihim kavimlerine kök: قوم
  18. مُّنذِرِينَ munzirine uyarıcılar olarak kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نصت (2 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş)

    Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.

  • Aynı olay: Tâif yolculuğu

    Dediler ki: "Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap…

  • Aynı olay: Tâif yolculuğu

    "Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın."

  • Aynı olay: Tâif yolculuğu

    Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    (1-2) (Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani cinlerden bir grubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. dipnot 1 (Kur'an'ı dinlemeye) hazır olduklarında (birbirlerine) "Susun!" demişler, dipnot 2 (dinlemeleri) bitince uyarıcılar olarak toplumlarına dönmüşlerdi. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kehf 18:34 ve Cinn 72:1'de de geçen [nefer] kelimesi "üçten ona", "ondan kırka" kadar veya "on kişiden az bir topluluk" anlamına gelmektedir. Anlaşılan o ki cinlerden az bir grup vahiy dinlemek üzere Hz. Muhammed'e yönlendirilmişti. Benzer mesaj: Cinn 72:1-2.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ifade cinlerin vahiy dinlerken seslerin kesilmesini istemeleri ve okuma bitinceye kadar beklemeleri mesajını içermektedir. Bu noktadaki tutumları Kur'an'ın emrine tamamen uygundur. Çünkü Yüce Allah A‘râf 7:204'te bildirdiği gibi "Kur'an kıraat edilirken ona kulak verilmesini ve seslerin kesilmesini" emretmektedir. Fussilet 41:26'da belirtildiği üzere, Kur'an okunurken gürültü yapmak Mekke müşriklerinin vahyin sesini bastırmak amacıyla başvurdukları bir yöntemdi. Demek ki cinler bu noktada Mekke müşriklerinden daha duyarlı davranıyordu.
  3. metne dön, dipnot 3
    Buradan anlaşılıyor ki dinlenilen ve öğrenilen gerçekler başkalarına da aktarılmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bir zamanlar, cinlerden bir gurubu Kur'an'ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Nihayet o (vahye) kavuşur kavuşmaz "Sükunetle dinleyin!" demişler, (okuma) biter bitmez de kendi toplumlarının yanına uyarıcılar olarak dönmüşlerdi.

Muhammed Esed

Hani (ey Muhammed!) Biz bir grup tanınmayan/bilinmeyen varlığı, Kuran'ı dinleyebilsinler diye sana doğru yöneltmiştik ve o(nun mesajları)nı fark eder etmez de (birbirlerine) "Sessizce dinleyin!" demişler ve (okuma) bittiğinde kendi toplumlarına uyarıcı olarak dönmüşlerdi.

Ahmed Hulusi

Hani cinden (insan gözünün görme alanı dışında kalan bir türden) bir grubu, Kuran'ı işitip dinlesinler diye sana yöneltmiştik. . . Ona hazır olduklarında dediler ki: "Susun!". . . Hüküm yerine gelince de uyarıcılar olarak toplumlarına döndüler!

Ali Bulaç

Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Ali Özek ve heyeti

Hani cinlerden bir grubu, Kur’an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) «Susun» demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Ali Rıza Safa

Kur'an'ı dinlemeleri için, cinlerden bir kümeyi sana yönlendirmiştik. Ona hazır olduklarında, şöyle dediler: "Sessizce dinleyin!" Sonra bitirildiğinde, kendi toplumlarına uyarıcılar olarak döndüler.

Bayraktar Bayraklı

Hani, cinlerden Kur'an'ı dinlemek isteyen bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar Kur'an'ı dinlemeye geldiklerinde, "Susup dinleyin!" dediler. Kur'an'ın okunması tamamlanınca, uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

Edip Yüksel

Cinlerden bir grubu, Kuran'ı dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde, "Susun" dediler. (Okuma) bitirilince topluluklarına birer uyarıcı olarak döndüler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Cinlerden bir grubu, Kuran'ı dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde, 'Susun' dediler. (Okuma) bitirilince topluluklarına birer uyarıcı olarak döndüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de şu vakti anlat, hani cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana göndermiştik. Onu dinlemeye geldiklerinde: "Susun, dinleyin!" dediler. (Dinleme) bitirilince de dönüp uyarmak üzere kavimlerine gittiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de şu vaktı anlat ki: Cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana sevketmiştik, bu suretle vakta ki ona hazır oldular, susun dinleyin dediler, sonra bitirildiği vakıt da döndüler, inzar etmek üzere kavımlarına gittiler

Erhan Aktaş

Bir grup cinni dipnot 1 Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tanımadığın, yabancı bir topluluktan kimseleri; yabancı bir heyet. Cinn, ontolojik bir varlık olmanın yanı sıra yabancı, tanımadık, bilinmeyen kimseler demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir grup cinni dipnot 1 Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tanımadığın, yabancı bir topluluktan kimseleri; yabancı bir heyet. Bkz. 41:25. Ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir grup cinni dipnot 1 Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "Sesiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi toplumlarını uyarmak için geri döndüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tanımadığın, yabancı bir topluluktan kimseleri; yabancı bir heyet.

Gültekin Onan

Hani cinlerden birkaçını, Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Hasan Basri Çantay

Yadet o zamanı ki cinlerden bir taaifeyi Kur'an dinlemeleri için sana (doğru) çevirmişdik. İşte bunlar onun huzuuruna gelince (birbirine) "Susun (dinleyin)" demişler, (okunması) bitirilince de (kendilerini azab ile) korkutmıya me'mur olarak kavmlerine dönmüşlerdi.

İbni Kesir

Hani Kur'an dinlesinler diye sana cinlerden bir taife yöneltmiştik. Hazır olunca demişlerdi ki: Susun. Kur'an tamam olunca da her biri birer uyarıcı olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Mehmet Alagaş

(29-35) Kuranı işiten cinlerden bir ekibi / neferi sana iletmiştik, Onun huzuruna vardıklarında susun dediler , dinleme gerçekleşince de uyarmak amacıyla kavimlerine geri döndüler , dediler ki ey kavmimiz biz Musa’dan sonra indirilmiş daha önceki kitapları da tastik eden bir kitap işittik , hakikate yönlendiriyor doğru istikametli yola yönlendiriyor. Ey kavmimiz Allah’a çağırana cevap veriniz / icabet ediniz ona iman ediniz, sizi günahlarınızdan bağışlasın, sizi acıtıcı azap tan korusun / caar etsin, Kim Allah’ın dave tine uymazsa bizi arzda aciz bırakacak değildir, O’ ndan başka dostları da yoktur, işte onlar apaçık bir sapma içindedirler , Görmedin mi muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı ve onları yaratmaktan da yorulmadı, ölüleri diriltmeye de muktedirdir, evet kesinlikle O, her şeye muktedirdir. Kafirler ateşe arz edildiklerinde bu hak değil miymiş denilir? Derler ki evet, Rabbimiz de hakmış, göz ardı ettiğiniz / yok saydığınız azabı tadın denir. Sabret, Resullerimizden azmin / kararlılığın uluları gibi sabret, onlar hakkında acele etme. Vaad edildikleri şeyi gördükleri günde, onlar sanki gündüzün bir saati gibi durmamış kadar olacaklar, bu bir bilgilendirmedir / tebliğdir, Yoldan çıkmış kavimden başkası helak edilir mi ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani cinlerden bir grubu, Kur’an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine); "Susup, dinleyin!" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Süleyman Ateş

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler. (Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:

Süleymaniye Vakfı

Bir gün, Kur'an'ı dinlemeye hazır bir grup cini sana yönlendirmiştik dipnot 1 . Yanına vardıklarında birbirlerine "Susun!" dediler. Dinlemeleri tamamlanınca birer uyarıcı olarak toplumlarına döndüler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, cinleri de insanlar gibi imtihan için yaratmış ve aynı görevlerle yükümlü tutmuştur (Nisa 4/172-173 Zariyat 51/56). Tevrat ve İncil'e inanan insanlar yeni bir nebi beklentisi içinde idiler. (Bakara 2/121, Maide 5/83-84, Hud 11/17, Kasas 28/52-54, Ankebut 29/47). Yukarıdaki ayetler, cinlerin bir kısmının da Tevrat'a inandıklarını ve aynı beklenti içinde olduklarını gösterir. Nitekim Tevrat'tan haberi olmayan cinler de vardı. Onların içinden de Nebimizi dinlemek için gelenler olmuştu (Cin 72/1-15).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün, cinlerden bir kaçını Kur'an'ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Onu dinlerken birbirlerine: "Susun" dediler. Okuma bitince uyarmak için topluluklarına geri döndüler.

Şaban Britch

Hani, cinlerden bir grubu Kur’an’ı dinlesinler diye sana yöneltmiştik. Onun yanına gelince “Susun!” demişler, (Okuma) tamamlanınca kavimlerine uyarıcı olarak dönmüşlerdi.

Şaban Piriş

Hani, cinlerden bir grubu Kur'an'ı dinlesinler diye sana yöneltmiştik. Onun yanına gelince "susun!" demişler. (Okuma) tamamlanınca kavimlerine uyarıcı olarak dönmüşler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinde: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We resolved to direct some of the Jinn toward the place where you Muhammad were leading your followers in the act of worship, reciting the Quran. When they were within hearing; a command to be quiet was uttcred by some and they listened to the end of the recital. They hastened back to their people advising them to alter their course of actions when warned of its danger.

Abdul Haleem

We sent a group of jinn to you [Prophet] to listen to the Quran. When they heard it, they said to one another, ‘Be quiet!’ Then when it was finished they turned to their community and gave them warning.

Abdullah Yusuf Ali

Behold, We turned towards thee a company of Jinns (quietly) listening to the Qur'an: when they stood in the presence thereof, they said, "Listen in silence!" When the (reading) was finished, they returned to their people, to warn (them of their sins).

Abul A'la Maududi

And call to mind when We sent to you a party of the jinn that they may listen to the Qur'an. dipnot 1 When they reached the place (where you were reciting the Qur'an), they said to one another: "Be silent (and listen)." And when the recitation ended, they went back to their people as warners.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The traditions that have been related from Abdullah bin Masud, Zubair, Abdullah bin Abbas, Hasan Basri, Saeed bin Jubair, Zarr bin Hubaish, Mujahid, Ikrimah and others in connection with the commentary of this verse concur that this incident of the first visit of the jinns, which has been mentioned in this verse, had occurred in the valley of Nakhlah. And according to Ibn Ishaq, Abu Nuaim Isfahaini and Waqidi, this incident occurred during the Prophet’s (peace be upon him) return journey from Taif to Makkah. On the way, when he halted at Nakhlah, and was reciting the Quran in the Isha or the Fajr or the Tahajjud Prayer, a group of the jinns happened to pass by and stopped to listen to him. In this connection, all the traditions agree that on this occasion the jinns did not appear before the Prophet (peace be upon him), nor did he feel their presence, but Allah informed him afterwards by revelation that they had come and listened to the Quranic recitation.

Aisha Bewley

And We diverted a group of jinn towards you to listen to the Qur’an. When they were in earshot of it they said, ‘Be quiet and listen.’ When it was over they went back to their people, warning them.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We sent towards you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) a group (three to ten persons) of the jinn, (quietly) listening to the Qur’ân. When they stood in the presence thereof, they said: "Listen in silence!" And when it was finished, they returned to their people, as warners.

Ali Quli Qarai

When We dispatched toward you a team of jinn listening to the Qur’ān, when they were in its presence, they said, ‘Be silent!’ When it was finished, they went back to their people as warners.

Amatul Rahman Omar

And (Prophet! recall the time) when We brought some people from among the jinns to you. They wished to listen to the Qur'ân. When they attended it (- its recitation) they said (one to another), `Be silent (and listen).' When this (recitation) was over they went back to their people as warners.

Arthur John Arberry

And when We turned to thee a company of jinn giving ear to the Koran; and when they were in its presence they said, 'Be silent!' Then, when it was finished, they turned back to their people, warning.

Bijan Moeinian

I (God) led a group of extra-terrestrials (Jinns) to one of your Qur’an recitation sessions. When they arrived, they listened carefully. Then they returned to their people as Warner.

E. Henry Palmer

And when we turned towards thee some of the ginn listening to the Qur'an, and when they were present at (the reading of) it, they said, 'Be silent!' and when it was over they turned back to their people, warning them.

Edip-Layth

We sent to you a small number of Jinn, in order to let them listen to the Quran. So when they arrived there, they said, "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

George Sale

Remember when We caused certain of the genii to turn aside unto thee, that they might hear the Koran: And when they were present at the reading of the same, they said to one another, give ear: And when it was ended, they returned back unto their people, preaching what they had heard.

Hamid S. Aziz

And when We turned towards you (O Muhammad) a party of the jinn listened to the Quran; so when they came in its presence (or influence), they said, "Be silent"; then when it was finished, they turned back to their people warning (them).

Mahmoud Ghali

And (remember) as We turned about to you a batch of the jinn listening to the Qur'an; so, as soon as they were in its presence they said, "Hearken!" Then, as soon as it was accomplished, they turned back to their people, constantly warning.

Marmaduke Pickthall

And when We inclined toward thee (Muhammad) certain of the jinn, who wished to hear the Qur'an and, when they were in its presence, said: Give ear! and, when it was finished, turned back to their people, warning.

Mohamed Ahmed - Samira

And (remember), when We turned a company of jinns towards you to listen to the Qur'an, they arrived when it was being recited, and they said: "Keep silent. " When it was over they came back to their people, warning them:

Muhammad Asad

AND LO! We caused a group of unseen beings to incline towards thee, [O Muhammad,] so that they might give ear to the Qur’an; and so, as soon as they became aware of it, they said [unto one another], "Listen in silence!" And when [the recitation] was ended, they returned to their people as warners.

Mustafa Khattab

˹Remember, O  Prophet,˺ when We sent a group of jinn your way to listen to the Quran. Then, upon hearing it, they said ˹to one another˺, "Listen quietly!" Then when it was over, they returned to their fellow jinn as warners.

Progressive Muslims

And We sent to you a small number of Jinn, in order to let them listen to the Quran. So when they arrived there, they said: "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

Rashad Khalifa

Recall that we directed a number of jinns to you, in order to let them hear the Quran. When they got there, they said, "Listen." As soon as it was over, they rushed to their people, warning.

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when We directed to you a few of the jinn, listening to the Qur'an. And when they attended it, they said, "Listen quietly." And when it was concluded, they went back to their people as warners.

Sam Gerrans

And when We turned towards thee a band of the domini, listening in to the Qur’an, and when they were in its presence they said: “Listen attentively”; then, when it was concluded, they turned back to their people, warning.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Behold, We turned toward you a company of the nomads so that they might listen to the Qur'an. And as soon as they were in its presence, they said, "Listen in silence!" And when it was over, they hurried to their people as Warners! (72:1).

Syed Vickar Ahamed

And remember when We turned towards you a company of jinns' (to be quietly) listening to the Quran: When they stood in the presence thereof they said: "Listen in silence!" When the (reading) was finished, they returned to their people, to warn (them of their sins).

Taqi Usmani

And (recall) when We directed a group of Jinns towards you, listening to the Qur’ān. So, when they attended it, they said (to each other), "Keep quiet." Then once it was over, they went back to their people as warners.

The Monotheist Group

And We directed to you a company of Jinn, in order to let them listen to the Qur'an. So when they arrived there, they said: "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩