Meâric suresi

Meâric suresi, 44. ayet

Meâric suresi, 44. ayet. خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

ḫâşi`aten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. ẕâlike-lyevmü-lleẕî kânû yû`adûn.

Diyanet İşleri

(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meâric 41–44 · surenin 44. ayeti / 44

Konu İnkâr edenlerin beklentisi ve çıkış günü Meâric 36–44 3

  1. Meâric 41

    (40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

  2. Meâric 42

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

  3. 43–44

    (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 43–44. ayetler için yazılmıştır.

43. Daha sonra Yüce Allah, yaratılmışların kendilerine haber verilen günle karşılaşacakları vakit hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “O gün onlar sanki dikili bir hedefe hızla gidiyorlarmış gibi” davet edenin çağrısına uyarak “kabirlerinden süratle çıkarlar.” Onlar, bu koşuşlarıyla sanki belli bir işarete, alamete doğru gidiyorlar gibidirler. Bu halde davetçinin çağrısına karşı gelme veya başka bir tarafa sapma imkânını bulamayacaklardır. Aksine âlemlerin Rabbinin huzuruna zelil ve emre boyun eğmiş olarak geleceklerdir.

44. “Gözleri öne düşmüş, kendilerini de bir zillet kaplamış olacak.” Çünkü bu zillet ve endişe kalplerini büsbütün sarmış ve istila etmiş olacaktır. Bundan dolayı gözleri aşağı doğru bakacak, hareketsiz kalacaklar ve sesleri kesilmiş olacaktır.

"İşte bu” hal ve âkıbet “onların (dünyadayken) tehdit edildikleri gündür.” Allah’ın vaadini de tehdidini de eksiksiz yerine getirmesi ise kaçınılmaz bir şeydir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bakışları utanç içinde, onları zillet kaplamış bir haldedirler. İşte, dünyada kendilerine vadedilen ve umursamadıkları gün, bu gündür.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. خَـٰشِعَةً haşiaten korkulu kök: خشع
  2. أَبْصَـٰرُهُمْ ebsaruhum gözleri kök: بصر
  3. تَرْهَقُهُمْ terhekuhum onları bürümüş kök: رهق
  4. ذِلَّةٌۭ ۚ zilletun alçaklık kök: ذلل
  5. ذَٰلِكَ zalike işte budur
  6. ٱلْيَوْمُ l-yevmu gün kök: يوم
  7. ٱلَّذِى llezi
  8. كَانُوا۟ kanu olan kök: كون
  9. يُوعَدُونَ yuadune onlara va'dedilmiş kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    (42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar,…

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş)

    Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(43, 44) O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde dipnot 1 mezarlarından hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Kalem 68:43.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Rûm 30:56; Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Duhân 44:50; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Mülk 67:27; Mutaffifîn 83:17.

Mustafa İslamoğlu

gözleri yıkılmış, zillete bürünmüş bir halde: işte bu, onların daha önce defalarca tehdit edildikleri gündür.

Muhammed Esed

gözleri düşmüş, zillete duçar bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen Gün...

Ahmed Hulusi

Gözleri dehşetten önlerine eğik, kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları halde. . . İşte bu, vadolundukları o süreçtir!

Ali Bulaç

Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

Ali Özek ve heyeti

Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!

Ali Rıza Safa

Bakışları düşmüş; onları bir aşağılanma kaplamıştır. İşte bu, onlara sözü verilen gündür.

Bayraktar Bayraklı

- O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.

Edip Yüksel

Gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gözleri düşkün, kendilerini bir zillet saracak da saracak. Odur işte onların vadolunup durdukları gün!

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün

Erhan Aktaş

Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

Gültekin Onan

Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

Hasan Basri Çantay

gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet (ve hakaaret) kaplamış olarak. İşte bu, onların tehdid edilegeldikleri gündür.

İbni Kesir

Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu; onlara vaad olunan gündür.

Mehmet Alagaş

(39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüştür. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

Süleyman Ateş

Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

saygıyla önlerine bakarlar, alçaklık her yanlarını sarar. İşte tehdit edildikleri gün o gündür.

Şaban Britch

Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş İşte bu, onlara söz verilen gündür!

Şaban Piriş

Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

Yaşar Nuri Öztürk

Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Drooping their heads in disgrace, gazing in humility and covered with ignominy in requital of their past behaviour and their ignominious role. This is the Day which they have been promised.

Abdul Haleem

eyes downcast and covered in shame: that is the Day of which they were warned.

Abdullah Yusuf Ali

Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised!

Abul A'la Maududi

Their eyes will be downcast and disgrace will overwhelm them. Such is the Day that they were promised.

Aisha Bewley

eyes downcast, darkened by debasement, that will be the Day which they were promised.

Al-Hilali & Khan

With their eyes lowered in fear and humility, ignominy covering them (all over)! That is the Day which they were promised!

Ali Quli Qarai

with a humbled look [in their eyes], overcast by abasement. That is the day they had been promised.

Amatul Rahman Omar

Their eyes will be downcast and shameful; humiliation will be overwhelming them. Such shall be the punishment of the day with which they are being threatened.

Arthur John Arberry

humbled their eyes, overspreading them abasement. That is the day which they were promised.

Bijan Moeinian

But instead of their gods they will meet their Lord and their eyes will be downcast of shame when they realize that the Day of Judgment is a reality as they were promised.

E. Henry Palmer

with their looks abashed; meanness shall cover them! That is the day which they were promised!

Edip-Layth

Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the day which they were promised.

George Sale

Their looks shall be downcast; ignominy shall attend them. This is the day with which they have been threatened.

Hamid S. Aziz

Their eyes cast down; disgrace shall overtake them; that is the Day which they were promised.

Mahmoud Ghali

Submissive will be their be holdings (i. e., gazes).They will be oppressed by humbleness. That is the Day which they were promised.

Marmaduke Pickthall

With eyes aghast, abasement stupefying them: Such is the Day which they are promised.

Mohamed Ahmed - Samira

Eyes lowered, shame attending. That is the day they have been promised!

Muhammad Asad

with downcast eyes, with ignominy overwhelming them: that Day which they were promised again and…

Mustafa Khattab

with eyes downcast, utterly covered with disgrace. That is the Day they have ˹always˺ been warned of.

Progressive Muslims

Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the Day which they were promised.

Rashad Khalifa

With their eyes subdued, shame will cover them. That is the day that is awaiting them.

Sahih International

Their eyes humbled, humiliation will cover them. That is the Day which they had been promised.

Sam Gerrans

Their eyes humbled, humiliation covering them. That is the day which they are promised.

Shabbir Ahmed

With their eyes subdued in shame, humiliation overwhelming them. Such is the Day which they were promised again and again.

Syed Vickar Ahamed

With their eyes lowered in sadness— Fear and shame covering them (all over)! That is the Day that they were promised!

Taqi Usmani

with their eyes downcast, enveloped by ignominy. That is the Day, which they were being promised.

The Monotheist Group

Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the Day which they were promised.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩