Diyanet İşleri
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 78. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh Sâffât 75–82 3
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 75–82. ayetler için yazılmıştır.
75-82. Yüce Allah, kulu ve rasûlü, rasûllerin ilki Nuh aleyhisselam’ın haberini vermektedir. O, kavmini uzunca bir süre Allah’ın yoluna davet ettiği halde bu daveti, kendisinden kaçıp uzaklaşmalarından başka bir şeylerini artırmadı. O da Rabbine dua ederek şöyle yalvardı: “Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden dönüp dolaşan tek bir kimse bırakma!” (Nuh, 71/26)
Yüce Allah da onun duasını kabul etti ve bu kabulden ötürü de zatını överek şöyle buyurdu: “Biz (duaya) ne güzel karşılık veririz!” Dua edenlerin duasını, onların yalvarıp yakarmalarını ne güzel işitiriz ve kabul ederiz!
Yüce Allah, duasını tıpkı istediği şekilde kabul etti. Kendisini ve aile halkını o büyük felaketten kurtardı, bütün kâfirleri de suda boğdu. Geride sadece onun soyundan gelenler kaldı. O nedenle bütün insanlar Nuh aleyhisselam’ın soyundandır.
Yüce Allah, ayrıca Kıyamete kadar devam edecek şekilde onun güzel bir surette övülmesini sağladı. Çünkü Nuh aleyhisselam Yüce Allah’a ihsan üzere ibadet etmiş, insanlara da ihsanda bulunmuş bir kimse idi. Yüce Allah’ın da ihsan sahiplerine uygulayageldiği kanunu şu şekildedir: İhsanlarına uygun olarak onların övgüsünü yaymak.
Yüce Allah’ın: “Gerçekten o, Bizim mü’min kullarımızdandır” buyruğu şunu göstermektedir: İman, kulların ulaşabildiği en yüksek mertebedir ve o, dinin bütün şer’î hükümlerini, itikadî esaslarını ve fer’î meselelerini tamamı ile kapsamaktadır. Çünkü Yüce Allah, yarattıklarının en üstün olanlarını iman ile övmüştür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonradan gelen ümmetlerin arasında onun için güzel övgülerle övecekleri iyi bir nam bıraktık.
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık. dipnot 1
geriden gelenlerin zihninde ona dair (örnek) bir hatıra bıraktık:
ve böylece onun sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmasını sağladık.
Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık
Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.
Ve biz onu daha sonrakiler için bıraktık.
Ve biz onu daha sonrakiler için bıraktık.
Hem de sonradan gelenler içinde namını bıraktık.
Hem de namına bıraktık sonrakiler içinde
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında da ona (iyi bir nam) bırakdık.
Sonrakiler arasında ona da bıraktık.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:
Namını da sonradan gelenler içinde sürdürdük.
Arkadan gelenlerce bu halleriyle anıldılar.
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Sonradan gelenler arasında namını yaşattık.
Sonrakiler içinde, ona işaret eden bir şey bıraktık.
And We praised his name to fame that he be honoured by those to come of future and later generations.
We let him be praised by later generations:
And We left (this blessing) for him among generations to come in later times:
and We established for him a good name among posterity.
and We left the later people to say of him:
And left for him (a goodly remembrance) among the later generations:
and left for him a good name among posterity:
And We left behind him (a blessed salutation) for the later generations (to remember him by).
and left for him among the later folk
And left for him praise among generations to come.
and we left for him amongst posterity
We kept his history for those who came later.
And We left the following salutation to be bestowed on him by the latest posterity,
And We perpetuated to him praise among the later generations,
And We have left for him (honor) among the later (generations):
And left for him among the later folk (the salutation):
And left (his name) for posterity.
and We left him thus to be remembered among later generations:
And We blessed him ˹with honourable mention˺ among later generations:
And We kept his history for those who came later.
And we preserved his history for subsequent generations.
And left for him [favorable mention] among later generations:
And We left for him among those who came later:
And We left his remembrance for later generations.
And We left for him (this noble blessing) in the generations to follow in later times:
And We left for him (a word of praise) among the later people, (that is):
And We kept his history for those who came later.