İsrâ suresi

İsrâ suresi, 55. ayet

İsrâ suresi, 55. ayet. وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِمَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ عَلَىٰ بَعْضٍ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

verabbüke a`lemü bimen fi-ssemâvâti vel'arḍ. veleḳad feḍḍalnâ ba`ḍa-nnebiyyîne `alâ ba`ḍiv veâteynâ dâvûde zebûrâ.

Diyanet İşleri

Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 52–58 · surenin 55. ayeti / 111

Konu "En güzel sözü söyleyin"; mucize göndermemenin sebebi İsrâ 53–60 3

  1. İsrâ 52

    Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!

  2. İsrâ 53

    Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.

  3. İsrâ 54

    Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.

  4. 55

    Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

  5. İsrâ 56

    De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."

  6. İsrâ 57

    Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.

  7. İsrâ 58

    Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış bulunuyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

55. “Rabbin göklerde ve yerde kim varsa hepsini” bütün mahlukat türlerini “en iyi bilendir.” Onlardan her birisine hak ettiğini, hikmetinin gerektirdiği şekilde verir. Maddi ve manevi bütün hususlarda kimini kimine üstün kılar. Nitekim vahyine mazhar olmak gibi ortak bir özelliğe sahip olan peygamberlerin kimini kiminden çeşitli faziletlerle ve Yüce Allah’ın kendilerine ihsan etmiş olduğu övülmeye değer vasıflarla, üstün ahlâkla, salih amelle, tâbilerinin çokluğuyla, şer’î ve itikadi hükümleri kapsayan kitaplar vermek suretiyle başkalarından üstün kılmıştır. Nitekim Davud aleyhisselam’a da bilinen bir kitap olan Zebûr’u indirmiştir. Allah, bu peygamberlerin kimini kimine üstün kılıp bir kısmına Kitap verdiğine göre Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanlar, Yüce Allah’ın ona indirdiklerinini, ona üstünlük olmak üzere peygamberlik verip Kitap indirmesini ne diye inkâr etmektedirler?!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri, durumlarını ve neyi hak ettiklerini de en iyi bilendir. Biz kendilerine tabi olan ümmetlerinin çokluğuyla ve onlara indirdiğimiz kitaplarla bazı peygamberleri diğerlerine üstün kıldık. Biz Dâvûd'a bir kitap verdik ve o da Zebûr'dur.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَرَبُّكَ ve rabbuke ve Rabbin kök: ربب
  2. أَعْلَمُ ea'lemu daha iyi bilir kök: علم
  3. بِمَن bimen olanları
  4. فِى fi
  5. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  6. وَٱلْأَرْضِ ۗ vel'erdi ve yerde kök: ارض
  7. وَلَقَدْ velekad ve andolsun ki
  8. فَضَّلْنَا feddelna biz üstün kıldık kök: فضل
  9. بَعْضَ bea'de kimini kök: بعض
  10. ٱلنَّبِيِّـۧنَ n-nebiyyine nebilerin kök: نبا
  11. عَلَىٰ ala üzerine
  12. بَعْضٍۢ ۖ bea'din kimi kök: بعض
  13. وَءَاتَيْنَا ve ateyna ve verdik kök: اتي
  14. دَاوُۥدَ davude Davud'a da
  15. زَبُورًۭا zeburan Zebur'u kök: زبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…

  • Aynı kök: زبر (11 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde)…

  • Aynı kök: زبر (11 geçiş)

    Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

  • Aynı kök: زبر (11 geçiş)

    (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilendir. Yemin olsun ki biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kıldık; dipnot 1 Davud'a da Zebur'u verdik. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Bakara 2:136, 285, Al-i İmrân 3:84, Nisâ 4:152 ve Ra‘d 13:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetteki "üstünlük", aslında farklılık demektir. Çünkü peygamberler belirli noktalarda birbirlerinden farklıdır ve farklı oldukları bu noktalarda birbirlerinden üstündür. Ancak prensip olarak peygamberler arasında ayrım yapılmamalıdır. Çünkü peygamberlik [kesbî] (çalışıp kazanmaya bağlı) olarak değil, [vehbî] (ilahî bir ikram) olarak verilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet "nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği" şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Meryem 19:30.

Mustafa İslamoğlu

Zira, göklerde ve yerde bulunan her varlığı Rabbin çok iyi bilmektedir; dahası Rabbin peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler vermiştir: Nitekim, Davud'a (hükümdarlıkla birlikte) hikmet yüklü sayfalar verdiğimizi (hatırlayın).

Muhammed Esed

çünkü, göklerde ve yerde bulunan her varlığı her bakımdan bilen senin Rabbindir. Fakat şu da bir gerçektir ki, Biz bazı nebilere diğerlerine göre daha büyük bir yücelik tevdi etmişizdir; tıpkı Davud'a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) ilahi hikmetle dolu bir kitap verdiğimiz gibi.

Ahmed Hulusi

Rabbiniz, semalarda ve arzda bulunan varlıklarda olarak, daha iyi bilir. . . Andolsun ki, biz Nebilerin bazısını bazısına üstün kıldık (özellikleri yönünden)! Davud'a da Zebur (hikmetler ihtiva eden BİLGİ) verdik.

Ali Bulaç

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.

Ali Özek ve heyeti

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur’u verdik.

Ali Rıza Safa

Efendin, göklerde ve yeryüzünde kim varsa bilir. Gerçek şu ki, peygamberlerin bir bölümünü, diğerlerine üstün yaptık; Davut'a da Zebur'u verdik.

Bayraktar Bayraklı

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Edip Yüksel

Efendin göklerdekileri ve yerdekileri en iyi bilendir. Peygamberlerden bir kısmını diğerlerine üstün kıldık. Örneğin; Davud'a Zebur'u verdik. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Peygamberleri yaratan ve görevlendiren Tanrı her birisine farklı özellikler ve üstünlükler vermiştir. Onları üstünlük yarışına sokmak bize düşmez. * Bak 2:285.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbin göklerdekileri ve yerdekileri en iyi bilendir. Peygamberlerden bir kısmını diğerlerine üstün kıldık. Örneğin, Davud'a Zebur'u verdik

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun ki, peygamberlerin bir kısmını bir kısmından üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın Göklerde ve Yerde kim varsa hepsine a'lemdir, celalim hakkı için Peygamberlerin de ba'zısını ba'zısına tafdıl ettik ve Davuda bir Zebur verdik

Erhan Aktaş

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz Nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Gültekin Onan

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.

Hasan Basri Çantay

Rabbin göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Andolsun ki biz peygamberlerin kimini kiminden üstün kılmışızdır. Davuda da Zebur verdik.

İbni Kesir

Rabbın göklerde ve yerde olanları daha iyi bilendir. Andolsun ki; Biz, peygamberlerden bir kısmını bir kısmına üstün kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik.

Mehmet Alagaş

(45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de diğerlerinden üstün kılmışızdır. Davud’a Zebûr'u verdik.

Süleyman Ateş

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O, peygamber olmağa kimi layık görürse onu seçer). Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik.

Süleymaniye Vakfı

Göklerde ve yerde kimlerin dipnot 1 olduğunu da en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerden kimini kimine üstün kıldık; dipnot 2 Davud'a da bir zebur /kitap dipnot 3 verdik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Göklerde ve yerde insanların göremediği akıllı varlıklar olarak cinler ve onların içinden Allah'ın görevlendirdiği melekler vardır (Nahl 16/49, Meryem 19/93, Saffat 37/6-10, Cin 72/8).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Hem bu ayette hem de Nisa 4/163. Ayette kitap yerine zebur kelimesi geçer. Zebur (زَبُور), hikmet dolu kitap anlamındadır. (ez-Zeccac, Meani'l-Kur'an ve İ'rabuhu) Al-i İmran 3/81'de bütün nebilere kitap ve hikmet verildiği açıklandığı için bu ayette elif lamsız olarak geçmesi, bunun Davut aleyhisselama özel bir kitap olmadığını, diğer nebilere de verilen kitaplardan bir kitap olduğunu gösterir (Al-i İmran 3/184, Nahl 16/43-44, Şuara 26/196, Fatır 35/25, Kamer 54/43). Kelime, ez-Zebur şeklinde elif lamlı olarak sadece Enbiya 21/105'te geçer ve Davut aleyhisselam da dahil bütün nebilere verilen kitapları ifade eder.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerde ve yerdeki kimseleri en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerin kimini kiminden üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Şaban Britch

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de diğerlerinden üstün kılmışızdır. Davud’a Zebur verdik.

Şaban Piriş

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de diğerlerinden üstün kılmışızdır. Davud'a Zebur verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davud'a da Zebur'u verdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah, your Creator, knows best all creatures, the animate and the inanimate in the heavens and on earth and We invested some prophets with more privileges than we invested others and We gave David the Psalms.

Abdul Haleem

Your Lord knows best about everyone in the heavens and the earth. We gave some prophets more than others: We gave David a book [of Psalms].

Abdullah Yusuf Ali

And it is your Lord that knoweth best all beings that are in the heavens and on earth: We did bestow on some prophets more (and other) gifts than on others: and We gave to David (the gift of) the Psalms.

Abul A'la Maududi

Your Lord knows all who dwell in the heavens and the earth. We have exalted some Prophets over others, dipnot 1 and We gave the Psalms to David. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Though this has apparently been addressed to the Prophet (peace be upon him), in fact the real addressees are the disbelievers of Makkah. This is to rebuke them for the low opinion they held in regard to the Prophet (peace be upon him). As it commonly happens, contemporaries in general and opponents in particular do not see anything great and noble in a person of their own time. The same was the case with the contemporaries of the Prophet (peace be upon him) who could not see anything extraordinary or great in him. He appeared to be merely a common man of their habitation. On the other hand, they were full of praise in regard to the famous personalities who had lived in the past few centuries and imagined them to be the perfection of greatness. That is why, they raised frivolous objections against his claim to Prophethood, as if to say: Look at this man who considers himself to be a Prophet whereas he cannot stand in comparison with the former great Prophets who are held in high esteem by all. Allah has answered their objection, as if to say: We are fully aware of all Our creatures in the heavens and the earth, and We know their ranks but you do not know. We know whom to favor with Prophethood, as We have been favoring the former Prophets and exalting some Prophets above others in rank.
  2. metne dön, dipnot 2
    It appears that Prophet David (peace be upon him) has been particularly mentioned to show that Prophethood does not mean that one should have nothing to do with the life of this world. This was the answer to the objection they were raising against the claim to Prophethood by Muhammad (peace be upon him), that he was a man of the world. It means to say: Though David was a king who had to engage himself in worldly affairs more than a common man, he was favored by Allah with Prophethood, and given the Book, the Psalms. Likewise Muhammad (peace be upon him) could be favored with Prophethood in spite of the fact that he had wives and children and passed his life like other common people and was engaged in buying and selling in the market. In short, in performing all those duties that a man of the world has to perform to meet his necessities of life. This was necessitated because according to the disbelievers of Makkah, such a man of the world could not be considered to be even a pious man, much less a Prophet. For pious people should have nothing to do with the worldly affairs but should sit in seclusion and remember God whereas the Prophet (peace be upon him) had to work to fulfill the necessities of life.

Aisha Bewley

My Lord knows best everyone in the heavens and earth. We favoured some of the Prophets over others. And We gave Dawud the Zabur.

Al-Hilali & Khan

And your Lord knows best all who are in the heavens and the earth. And indeed, We have preferred some of the Prophets above others, and to Dâwûd (David) We gave the Zabûr (Psalms).

Ali Quli Qarai

Your Lord knows best whoever is in the heavens and the earth. Certainly We gave some prophets an advantage over others, and We gave David the Psalms.

Amatul Rahman Omar

And your Lord knows best those that are in the heavens and on the earth. And most surely We have exalted some of the Prophets above others, and it is We Who gave David the Zabûr (- the Psalms).

Arthur John Arberry

And thy Lord knows very well all who are in the heavens and the earth; and We have preferred some Prophets over others; and We gave to David Psalms.

Bijan Moeinian

Know that your Lord knows about anything in the heavens and on the earth. I have showered My Prophets differently. To David (for example, ) I granted Psalms.

E. Henry Palmer

And thy Lord best knows who is in the heavens and the earth; we did prefer some of the prophets over the others, and to David did we give the Psalms.

Edip-Layth

Your Lord is fully aware of who is in the heavens and the earth. We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

George Sale

Thy Lord well knoweth all persons in heaven and on earth. We have bestowed peculiar favours on some of the prophets, preferably to others; and We gave unto David the psalms.

Hamid S. Aziz

And your Lord is best aware of all who are in the heavens and the earth. We preferred (or bestowed on) some of the prophets more (and different gifts) than on others, and to David did We give the Psalms.

Mahmoud Ghali

And your Lord knows best whomever are in the heavens and the earth; and indeed We have readily graced some Prophets over others; (Literally: over some "others") and We brought Dawûd (David) a Scripture (Zabûr, the psalms).

Marmaduke Pickthall

And thy Lord is Best Aware of all who are in the heavens and the earth. And we preferred some of the prophets above others, and unto David We gave the Psalms.

Mohamed Ahmed - Samira

Your Lord knows whoever is in the heavens and the earth. We exalted some of the prophets over the others; and to David We gave the Book of Psalms.

Muhammad Asad

seeing that thy Sustainer is fully aware of [what is in the minds of] all beings that are in the heavens and on earth. But, indeed, We did endow some of the prophets more highly than others -just as We bestowed upon David a book of divine wisdom [in token of Our grace]

Mustafa Khattab

Your Lord knows best all those in the heavens and the earth. And We have surely favoured some prophets above others, and to David We gave the Psalms.[1]

Progressive Muslims

And your Lord is fully aware of who is in the heavens and the Earth. And We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

Rashad Khalifa

Your Lord is the best knower of everyone in the heavens and the earth. In accordance with this knowledge, we preferred some prophets over others. For example, we gave David the Psalms.

Sahih International

And your Lord is most knowing of whoever is in the heavens and the earth. And We have made some of the prophets exceed others [in various ways], and to David We gave the book [of Psalms].

Sam Gerrans

And thy Lord best knows who is in the heavens and the earth. And We have preferred some prophets over others; and We gave to David Psalms.

Shabbir Ahmed

And your Lord is best Aware of all beings who are in the Highs and the Lows. (In this, Our Infinite Knowledge, did We send Our Messengers). But, indeed, We caused some Prophets to excel the others, however, you should understand that they were all one in Purpose, so make no distinction among them on that account (2:62), (2:136), (2:253). (You O Prophet, are given the Perfected Eternal Message). To David We gave a Book of Wisdom, (the Psalms, as well as a kingdom that was matchless in its times (21:79), (34:10), (38:19-20)).

Syed Vickar Ahamed

And it is your Lord Who knows best all beings that are in the heavens and on earth: And indeed, We have preferred some prophets over others: And to Dawood (David), We gave the Psalms (Zabur),

Taqi Usmani

Your Lord knows best about all those in the heavens and the earth, and We have certainly granted excellence to some prophets over some others, and We gave Dawūd the Zabūr (the Psalms).

The Monotheist Group

And your Lord is fully aware of who is in the heavens and the earth. And We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩